KÜNYE
T.C. Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 18 Nisan 2023
- Esas no
- 2021/621 Esas
- Karar no
- 2023/392
- Dava
- İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 29/07/2021
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 18/05/2023
Karar Metni
1.089 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava, istirdat talebine ilişkindir.
Davacı, dava dilekçesi ile özetle; filo kiralama ve satış işi ile uğraştığını, davalıdan araç satın aldığını ve araç satın alımını elindeki projeler kapsamında yaptığını, davalı ile yaptığı sözleşme itibariyle araç satışından itibaren en az 4 ay geçmeden ve araç 7.500- Km yapmadan aracın satılmayacağı hususunda taahhütte bulunduğunu, taahhüt neticesinde kendisine satış sırasında indirim yapıldığını, bu taahhütün ihlal edildiği iddiası ile hakkında icra takibi başlatıldığını, taahhütün geçerli olmadığını, genel ifadeler içerdiğini ve açıkça indirim miktarının belirlenmediğini bu halde bir genel işlem koşulunun mevcut olduğunu,
davalı firmanın güçlü bir firma olarak kendi lehine maktu belge hazırlayarak, mülkiyet hakkını kısıtlayıcı ve rekabet hükümlerine aykırı taahhüt aldığını, icra takibine konu edilen borcun kesin ve belirli olmadığını, mücbir sebebin mevcut olduğunu, satın alınan araçlar için kira sözleşmesi imzaladıklarını fakat pandemi nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini ve hakkedişlerinin süresiz ertelendiğini, bu dönemde araçları kiralayabilecekleri kimseyi bulamadıklarını, taahhüt sözleşmesinin katlanılamayacak derecede ağırlaştığını, talep edilen indirim bedelinin fahiş olduğunu, ticari hayatlarının sona ermesine sebebiyet verebileceğini savunarak,
icra dosyasına ödenen bedelin istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, cevap dilekçesi ile özetle; davacının kendilerinden indirimli araç satın alıp, taahhüde aykırı şekilde araçları satarak haksız gelir elde ettiklerini, davacının tacir olduğunu ve indirim oranının bilgisi dahilinde olduğunu, taahhüdün geçersiz olduğunu iddia etmişse de, taahhüdün 01.2020 ve 12.2020 tarihleri arasında alınan araçları kapsadığını ve yaklaşık 310.000-TL indirim ile araçların satın alındığını, indirim miktarının açıkça belirtildiğini, davacının üçüncü kişilerle yaptığı sözleşmelerin feshedilmesi nedeniyle zararın kendilerinden talep edilmesinin hukuka uygun olmadığını, davacının zarara uğramadığını,
indirimli aldığı araçları satarak gelir elde ettiğini, pandeminin 11.03.2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgütünce ilan edildiğini, davacının araçları pandemi ilanından sonra 2020 yılı Haziran ve Temmuz aylarında satın alındğını ve pandemi devam ederken araçları satın aldığını, savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık, davacının davalı lehine imzaladığı taahhüdün geçerli olup olmadığı, taahhüdün genel işlem koşulu niteliğinde olup olmadığı, mücbir sebep nedeniyle davacının taahhüdünün geçerliliğini yitirip yitirmediği, aşırı ifa güçlüğünün söz konusu olup olmadığı, talep edilen miktarın iade edilmemesinin davacının ticari hayatının ciddi şekilde etkilenmesine ve sona ermesine sebep olacak mahiyette olup olmadığı ile davacının haciz tehdidi altında ödediği miktarın istirdatının gerekip gerekmediği hususlarına ilişkindir.
Somut olayda; davacı, 01.01.2020-31.12.2020 tarihleri arasında davalıdan satın alacağı araçları tescilinden asgari 4 ay ve araç asgari 7.500-Km yol katetmeden satmayacağı, aksi halde araç satışında yapılan indirimleri 10 gün içerisinde faizi ile birlikte geri ödeyeceği yönünde taahhüt imzalamıştır.
Davacı, 17.06.2020,29.06.2020 tarihlerinde dava konusu bir kısım aracı satın almış, dava dışı taraf ile imzaladığı ve 25 aracın uzun dönem araç kiralama sözleşmesi 01.07.2020 tarihinde imzalanmış, fakat karşılıklı anlaşma ile 20.07.2020 tarihinde feshedilmiştir. Davacı, 15.09.2020 tarihinde davalıya gönderdiği e-posta ile söz konusu sözleşmenin feshi çerçevesinde araçları kiralayacak müşteri bulamamaları nedeniyle 4 adet aracı satmak zorunda kaldıklarını, 21 adet aracın kiralama sözleşmeleri ile kullanıldığını fakat kira dönüşü satışa sunduğunu bildirmiştir.
Davacı öncelikle taahhüt sözleşmesinin genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu, hangi satışların taahhüt kapsamında olacağının kesin bir şekilde belirtilmediğini bu halde taahhüdün geçersiz olacağını öne sürmüştür. Taahhütnamenin bir sayfalık bir metin olması, taraf yükümlülüğünün açık ve kesin bir biçimde belirtilmiş olması, söz konusu taahhüdün açıkça hangi tarihler arasındaki satışları kapsadığının gösterilmiş olması çerçevesinde, taahhüdün geçerli olduğu değerlendirilmiştir.
Bilirkişi incelemesi neticesinde, davacının yapılan indirim kapsamında araç başı fiyatın %9'u oranında indirim uygulandığı, davacının araç satışları nedeniyle, indirim kapsamında 65.000-TL gelir elde etmesinin söz konusu olduğu, şirket maliyesinin pozitif seyri nedeniyle ödenen bedelin iade edilmemesinin şirketin mahvına sebebiyet verecek nitelikte olmadığı, davacının söz konusu araçları satmaması halinde, araçların banka kredisi ile satın alınması nedeniyle kredi geri ödemesinde finansman sıkıntısı çekebileceği, sözleşme feshi nedeniyle 137.500,00-TL gelir kaybı yaşadığı, davacı şirketin uhdesinde farklı araçların yer aldığı ve bu araçların kiralandığı ve 2020 yılında kiralamalardan gelir elde edildiği tespit edilmiştir.
Davacı söz konusu satışların sözleşme feshi ve pandemi mücbir sebebi çerçevesinde taahhütlerine uyamadıklarını, taahhüt hükümlerinin katlanılamayacak derecede ağırlaştığını, taahhüde uymalarının ticari mahvına sebebiyet olacağını savunmuştur. Dünya Sağlık Örgütü 30 Ocak 2020 tarihinde küresel pandemi acil durumu ilan etmiş, ülkemizde ise Mart 2020 ayından itibaren toplu bir kısım etkinlikler yasaklanmış, Nisan ayından itibaren sokağa çıkma yasakları başlamıştır.
Sonuç olarak; taahhüdün genel işlem koşulu olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı ve belirli nitelikte olduğu değerlendirilmekle, davacının pandemi süreci içerisinde 2020 yılı Haziran ve Temmuz aylarında araçları satın alarak taahhüdü imzaladığı, davacının dava dışı şirket ile imzaladığı sözleşmenin de pandemi süreci içerisinde 01.07.2020 de imzalandığı ve yalnız 20 gün sonra karşılıklı ortak irade ile feshedildiği anlaşılmıştır.
Davacı bir tacir olmakla, tüm iş ve işlemlerinde basiretli bir tacir gibi hareket etmek, güncel durumu ve piyasa risklerini değerlendirmek durumundadır. Tacirin işlemlerinde salt kazanç sağlamayacağı, yaptığı iş ve işlemlerde her zaman zarar etme olasılığının da bulunduğu açıktır.
Davacının, dava dışı üçüncü kişi ile imzaladığı sözleşmenin feshinin, sözleşmelerin nispiliği ilkesi çerçevesinde davalı ile aralarındaki taahhüde etki etmesi mümkün olmamakla, davacının hem davalıdan yaptığı satış işlemi hem de dava dışı kişiyle yaptığı sözleşmeyi pandemi koşulları mevcut halde iken imzaladığı, taahhüdü ihlali halinde doğabilecek riskleri tahmin edebilecek durumda olduğu,
ayrıca pandemi koşullarında dava dışı taraf ile imzaladığı sözleşmenin gereklerinin yerinde getirilebilir olup olmayacağı hususundaki riskin de farkında olması gerektiği, sözleşmeyi ise dava dışı şirket ile ortak bir karar ile feshettiği, tek taraflı feshin söz konusu olmadığı dikkate alınarak pandemi ve sözleşme feshinin bir mücbir sebep olarak ileri sürülmesinin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
Bununla birlikte, davacının satın alınan araçlar dışında araçlarının bulunduğu, pandemi döneminde bunların kiralandığı ve gelir elde edildiği hususu ile bilirkişice davacının söz konusu araçları satmaması halinde kredi ödemelerini yapmakta güçlüğe düşebileceği tespitinin salt bir ihtimal olarak mevcut olması hususları çerçevesinde satış işleminin yapılmamasının ticari mahvına sebebiyet verecek nitelikte olduğu iddiasının da kabulü mümkün değildir. Bu kapsamda, davacının davanın reddine karar verilmiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/621, K. 2023/392, 18 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama