KÜNYE
T.C. Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2023
- Esas no
- 2021/973 Esas
- Karar no
- 2023/1177
- Dava
- Menfi Tespit (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 23/11/2021
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 22/12/2023
Karar Metni
2.645 kelime·13 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde. Büyükçekmece ....İcra Müdürlüğü ...
E. dosyasından davalının, müvekkili aleyhine ilamsız icra takibi başlattığını ödeme emrinin müvekkilinin ikamet etmediği ancak MERNİS’e kayıtlı bulunan adresine tebliğ edildiğini ve 7 günlük itiraz süresinin bu nedenle kaçırıldığını, müvekkilinin, davalıya herhangi bir borcu bulunmadığından menfi tespit davası açma zorunluluğu doğduğunu, huzurdaki dava menfi tespit davası olup Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 2020/85 E. - 2020/454 K. 13.02.2020 tarihli kararında "ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığına ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığına" hükmedildiğini,
bu nedenle işbu dava için arabuluculuğun dava şartı olmadığının beyan edildiğini, davalı şirketin tek pay sahibi ve aynı zamanda yetkilisi ... ile müvekkilin babası ... amca çocukları olup akrabalık ilişkisinin de getirdiği güven ile müvekkilin babası ...’nun davalı şirketin yetkilisi kuzeni ... ile ticari iş ilişkisine de girdiğini, bu süreçte gerek akrabalık bağı gerekse yapılan ticaretteki güven neticesinde davalı şirketin bir takım işlerinin müvekkil tarafından vekil sıfatıyla ifa edildiğini,
davalı şirketin Iğdır Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne bağlı olarak kurulduğu ve 27.10.2020 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi kayıtlarına göre merkezini İstanbul’a taşıdığını, merkez nakli kararı 16.10.2020 tarihli şirket genel kurulunda alınmış olup taşınma öncesi ve sonrasındaki işlemlerinde de müvekkilinin İstanbul’da bulunması nedeniyle davalı şirketin müvekkilinden yardım aldığını ve neticeten Büyükçekmece ....Noterliğinin 20.10.2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile davalı şirket tarafından müvekkiline vekaletname verildiğini, bu vekaletnamede başlıca hesap açma, hesaptan para çekme, yatırma,
başka şirketlerden mal alma, mal verme, sözleşme imzalama başta olmak üzere birçok yetki bulunduğunu, müvekkilinin de gerek akrabalık ilişkisi gerekse var olan vekalet ilişkisine dayanarak davalı şirket adına bir takım işlemler yaptığı ve bu işlemler için gerek banka kanalı ile gerek elden üçüncü şahıslara ödemeler yaptığı gibi bazı durumlarda kendi hesabından şirket hesabına para aktararak şirket adına bazı ödemeleri yaptığını, örneğin, müvekkilinin, davalı şirket için işyeri kiralandığını, buranın depozitosunu ve bir yıllık kira bedelini ödediğini, bazı şirketlerden mal aldığını, bunlara ödemeler yaptığını, müvekkilinin,
vekil sıfatıyla davalı adına yaptığı harcamaları talep ettiği, davalının yetkilisinin şifahi onayı ile bu paraları davalı şirketin banka hesabından çektiğini, ancak daha sonra müvekkilinin babası ile davalı şirket yetkilisinin aralarının bozulması ve hatta hukuki mercilerin önüne kadar giden uyuşmazlıkların çıkması ile davalı şirketin müvekkil aleyhine de haksız şekilde icra takibi başlattığını, görüleceği üzere takibe dayanak yapılan banka para çekme dekontlarının tamamen müvekkilinin vekil sıfatıyla yaptığı harcamaları alamaması ve davalı şirketin yetkilisinin verdiği şifahi onaya binaen çekilen paraları gösterdiğini,
bu durumda borcun gerçekte var olmadığının yapılacak yargılama sonucunda da anlaşılacağını, sınırlı olmamak kaydıyla, örnek verilecek olursa aşağıda tablo halinde verilen ödemeler müvekkilinin yaptığı ancak geri alamadığını, ödemelerin bir kısmını göstermekte olduğunu, ekte bu ödemelere ilişkin banka dekontlarının sunulduğunu görüleceği üzere müvekkilinin herhangi bir borcu olmamasına karşın takibe itiraz süresini kaçırdığından takibin kesinleştiği ve davalının haciz işlemlerine başladığını, davalının talebi üzerine bankalara İİK 89.maddesi uyarınca birinci haciz ihbarnamesi gönderildiği ve bazı banka hesaplarına blokeler konulduğunu, ...
Bankası, ... Bankası ve ... ın müvekkilin hesaplarına haciz şerhi işlediğini, ekte bu bankaların cevabi yazılarının sunulduğunu hatta ...
Bankasına para isteme yazısı yazılması talebinin dahi kabul edildiğini, müvekkilinin borçlu olmadığı ortada olup, tedbir kararı verilmesi için gerekli olan yaklaşık ispat şartının sağlandığını, bu durumda ivedilikle ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve işbu yargılama kesinleşinceye kadar takibin durdurulmasının talep edildiğini, ihtiyati tedbir taleplerinin kabul görmemesi halinde ise borç ödemesi için icra dairesine ödenecek tüm paraların alacaklıya aktarılmaması yönünde karar verilmesinin talep edildiğini, Büyükçekmece ....İcra Müdürlüğü ...
E. dosyasında müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, dava kesinleşinceye kadar takibin durdurulmasına, eğer bu talepleri kabul görmezse icra müdürlüğü veznesindeki paranın davalıya aktarılmaması yönünde tedbir kararı verilmesine, 3. Vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin karşı ... üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davacı/borçlu taraf arasında vekalet ilişkisi kurulmuş olup, müvekkili şirketin davacı/borçlunun şirket adına hesap açma, hesaptan para çekme, yatırma gibi bir takım işlemleri yapabilmesi amacıyla Büyükçekmece .... Noterliği'nin ...
Yevmiye numaralı ve 20.10.2020 tarihli vekaletnamesi ile davacı/borçlu tarafı vekil tayin ettiğini, davacı/borçlu tarafın, müvekkil şirket ile aralarında kurulan vekalet ilişkisine istinaden kendisine verilen vekaletnameyi kötüye kullanarak müvekkil şirketin bilgisi ve talimatları dışında müvekkil şirketin banka hesabından farklı tarihlerde şirket adına paralar çektiği ve çektiği bu paraları kendi uhdesine geçirdiğini, iş bu durumun müvekkil şirket tarafından fark edilmesi üzerine, davalı/borçlu tarafın Büyükçekmece ....
Noterliği'nin 11.08.2021 tarihli ... yevmiye numaralı azilnamesi ile şirket adına iş ve işlemleri yapmaktan azledildiğini, davacı/borçlunun müvekkil şirketin bilgisi ve talimatı dışında çektiği ve kendi uhdesine geçirdiği paraların tahsili amacıyla müvekkil şirket tarafından davacı/borçlu aleyhine Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı ve 41.030,79 EURO'nun fiili ödeme tarihindeki TCMB EUR efektif satış kuru üzerinden müvekkil şirkete ödenmesinin talep edildiğini, ödeme emrinin usulüne uygun olarak 22.10.2021 tarihinde davacı/borçluya tebliğ edildiğini, davacı/borçlu tarafın 7 günlük yasal süre içerisinde takibe itiraz etmemesi üzerine takibin kesinleştiğini, bunun üzerine davacı/borçlu taraf müvekkil şirkete borçlu olmadığı iddiası ile huzurdaki menfi tespit davasını açtığını, ancak, davacı tarafın dava dilekçesinde yer alan Sayın Mahkemeyi yanıltma amaçlı, soyut,
mesnetsiz ve kötü niyetli iddiaların kabulü mümkün olmayıp huzurdaki davanın reddi gerektiğini, öncelikle ve önemle belirtmek gerekir ki; müvekkili şirketin Almanya'da kurulu grup şirketlerinden biri olan ... tarafından davacı/borçlunun ...'ta bulunan ...
IBAN numaralı Euro hesabına müvekkili şirket nam ve hesabına bir takım ödemeleri yapması için aşağıdaki tabloda detayları belirtilen paraların avans olarak gönderildiğini, davacı/borçlu tarafın dava dilekçesinin ekinde bir takım banka ödeme dekontu sunduğunu, taraflarınca dekontlarda yer alan bu ödemelerin tamamının müvekkil şirket adına yapılıp yapılmadığının tespit edilemediği.
Buna ilişkin yasal yollara başvuru haklarının saklı tutulduğu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için davacı/borçlunun dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu 01.10.2020 - 24.11.2020 tarihli (bu tarihlerde dahil) banka dekontlarındaki harcamaların tamamının müvekkil şirket adına yapıldığını kabul edilse dahi işbu dekontların tamamının toplamının 256.745,00TL olduğunu, ancak yukarıda arz edildiği üzere,
müvekkil şirketin Almanya'da kurulu grup şirketlerinden biri olan ... tarafından davacı borçlunun şahsi hesabına 02.10.202-08.10.2020 tarihleri arasında müvekkil şirket nam ve hesabına yapacağı harcamalarda kullanması amacıyla avans olarak gönderilen 49.000,00 Euro''un gönderilme tarihindeki TCMB Euro Efektif Alış Kuruna göre TL karşılığının 445.439,65TL olduğunu,
yani basit bir matematik hesaplaması ile davacı/borçlu tarafın sunmuş olduğu banka ödeme dekontlarındaki ödemelerin tamamı vekil sıfatıyla müvekkil şirket adına yapılmış olsa bile müvekkil şirketin davacı/borçlu tarafa göndermiş olduğu avans paranın 188.694,65 TL'sinin artmış olması gerektiğini, dolayısıyla kabul anlamına gelmemekle davacı tarafın soyut ve mesnetsiz iddiaları kabul edilse dahi kalan 188.694,65TL paranın nerede ve ne amaçlı kullanıldığının somut bilgi ve belgelerle davacı tarafça ispatlanması gerektiğini,
ayrıca davacı/borçlu tarafın vekil sıfatıyla müvekkil şirket adına yaptığını iddia ederek sunduğu banka ödeme dekontlarındaki ödemelerin hepsinin 2020 yılında TL bazlı yapıldığını, ancak davacı/borçlu tarafından 2020 yılında TL bazlı yapılan ödemelere karşılık çekildiği iddia edilen paraların 2021 yılında kur farkı gözetilmeksizin müvekkil şirkete ait Euro hesabından çekildiği.
Bir başka ifadeyle davacı/borçlunun iddiaları kabul edilse dahi müvekkil şirket davacı/borçludan 2020 yılından TL bazlı olarak 188.694,65TL alacaklı olup, bu paranın 24.11.2020 tarihindeki Euro karşılığının 20.500 Euro olduğunu, diğer yandan davacı/borçlu tarafça durdurulması istenen icra takibine konu edilen ve davacı/borçlu tarafından müvekkil şirkete ait Euro hesabından çektiği paralar ve bu paraların çekilme tarihlerinin aşağıdaki tabloda gösterildiği.
Yukarıda detayları gösterilen davalı/borçlu tarafından müvekkil şirkete ait banka EURO hesabından çekilen ve hiçbir haklı nedene dayanmaksızın davacı/borçlu tarafın kendi uhdesine geçirdiği paralara ilişkin banka dekontlarının işbu dilekçeleri ekinde Sayın Mahkemeye sunulduğunu, dava dilekçesi ekinde sunulu ödeme dekontları karşısında davacı/borçlunun müvekkil şirkete takip konusu alacaktan daha fazla borçlu olduğunun ortada olduğunu, her ne kadar menfi tespit davalarında ispat yükü takip alacaklısına/davalıya ait olsa da, davacı/borçluya alacaklının varlığını iddia ettiği hukuksal ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip,
başka nedenlerle sona erdiğini veya takip ve dava edilemeyeceğini ileri sürüyorsa bunu kendisinin ispat etmesi gerektiğini, somut olay kapsamında, davacı tarafın müvekkil şirkete ait banka hesabından para çektiğini kabul etmekte ancak çektiği paraları müvekkil ile aralarındaki vekalet ilişkisine istinaden vekil sıfatıyla yaptığı ödemelere karşılık çektiğini iddia ettiğini, hal böyle iken gerek Kanuna gerekse Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğunu, ancak davacı tarafın, müvekkil şirket hesabından çektiği paraları müvekkil şirket yetkililerinin izni ve bilgisi dahilinde çektiğini,
çekilen paranın hangi tarihte yapılan işe ve/veya harcamaya ilişkin olduğunu somut belge ve bilgilerle ispatlayamadığını, sayın mahkemenizce de gerekli inceleme yapıldığında görüleceği üzere; müvekkil şirketin takip konusu alacak miktarından daha fazla miktarda alacağı mevcut olup, davacı/borçlunun dava dilekçesinin ekinde bir takım banka dekontları sunarak sayın mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını,
zira davacı/borçlu tarafından dava dilekçesinin ekinde sunulan dekontların aynı zamanda Sayın Mahkemenin ... sayılı dosyası ile görülmekte olan tarafları aynı ancak konusu müvekkil şirketin TL hesabından çekilen paraların tahsili amacıyla başlatılan icra dosyasına binaen açılan menfi tespit davasında da sunulduğu.
Davacı/borçlunun bu şekilde her iki dosyaya da aynı dekontları sunarak mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, sayın mahkeme tarafından ise yaklaşık ispat kuralı yerine getirilmiş kabul edilerek yetkisiz şekilde ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiğini, ancak usul ve yasaya açıkça aykırı olan işbu tedbir kararının öncelikle ve ivedilikle kaldırılması sonrasında ise mesnetsiz ve kötü niyetle açılan işbu menfi tespit davasının reddine karar verilmesinin gerektiği; hususlarını beyanla;
öncelikle yetki itirazlarının kabulü ile mahkemeniz tarafından verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının kaldırılarak dosyanın yetkili İstanbul (Çağlayan) Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesini haksız davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabı, Büyükçekmece ....İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl ve birleşen davalar, davaya konu icra takiplerinden dolayı borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. (İ.İ.K 72 vd.)
Asıl davaya konu Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra dosyası; Davalı şirket tarafından davacı aleyhine 05.10.2021 tarihinde 40.591,00 EURO asıl alacak ve 439,79 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 41.030,79 Euro fiili ödeme günündeki yabancı para uygulanacak faiz üzerinden tahsil talebinde bulunduğu ve takibin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Birleşen davaya konu Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası; Davalı şirket tarafından davacı aleyhine 05.10.2021 tarihinde 101.000,00 TL asıl alacak ve 6.793,04 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 107.793,04 TL fiili ödeme günündeki avans faiz üzerinden tahsil talebinde bulunduğu ve takibin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davalı tarafın yetki itirazına ilişkin yapılan değerlendirmede; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ("İİK") madde 72/8'e göre; ''Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir...' İİK'nın açık hükmü uyarınca takipten sonra açılacak menfi tespit davalarında yetkili mahkeme ''davalının ikametgahının bulunduğu yer'' veya ''takibin yapıldığı yer'' mahkemesidir. Somut uyuşmazlıkta icra takipleri Büyükçekmece İcra Müdürlüğünde yapıldığı ve Büyükçekmece ilçesinin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi yetki alanında olması nedeniyle davalı tarafın yetki itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Somut uyuşmazlıkta davacı/borçlu taraf, gerek akrabalık ilişkisi gerekse var olan vekalet ilişkisine dayanarak davalı şirket adına bir takım işlemler yaptığını ve bu işlemler için gerek banka kanalı ile gerek elden üçüncü şahıslara ödemeler yaptığı gibi bazı durumlarda kendi hesabından şirket hesabına para aktararak şirket adına bazı ödemeleri yaptığını, asıl ve birleşen davaya konu miktarların da bu amaçla kullanıldığından bahisle dava konusu takiplerden dolayı borçlu olmadığının tespiti talebinde bulunmuştur. Davalı/alacaklı şirket ise, şirket vekili olan davacının vekalet görevini kullanarak bilgisi ve talimatı dışında çektiği paraları kendi uhdesine geçirdiğinden bahisle paraların tahsili amacıyla söz konusu takiplerin yapıldığı savunmasında bulunmuştur.
Dosyada mübrez Büyükçekmece .... Noterliği’nin 11.08.2021 tarih, ... yevmiye numaralı ... ile davacı ...’nun 11.08.2021 tarihinden itibaren davalı şirketteki vekillikten azledildiği anlaşılmaktadır.
Dosyada mübrez davalı şirkete ait ... Bankası/Akçaburgaz hesabından, davacı ... tarafından 101.000,00 TL çekildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından bu tutara ilişkin olarak davalı şirket adına ödemeler yaptığına ilişkin dekont, makbuz vs belge sunulmamıştır.
Dosyaya sunulan banka hesap ekstreleri ve dekontlarının tetkikinde; davalı şirketin merkezi yurtdışında bulunan ... firması tarafından davacı ... hesabına 2020 yılı içerisinde 49.000,00 Euro gönderildiği, karşılığında davacı tarafından talep konusu 40.591,00 Euro tutarın davalı şirket nam ve hesabına 3. Kişilere ödendiğine ilişkin dayanak belge davacı tarafından sunulmadığı gibi şirket kayıtlarında da rastlanılmamıştır.
İş bu deliller ve mali müşavir bilirkişi eliyle yapılan inceleme neticesinde; davacının davalı şirket vekili olduğu dönemde şirkete ait banka hesabından çektiği paraları davalı şirket ile aralarındaki vekalet ilişkisine istinaden yaptığı ödemelere karşılık çektiğini iddia etmiş ise de; çekilen paraları hangi tarihte yapılan işe ve/veya harcamaya ilişkin olduğunu somut belge ve bilgilerle ispatlayamamıştır. Islah dilekçesi ile sunmuş olduğu bilgi ve belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde bu belgelerin de iddialarını ortaya koyamadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla davacının asıl ve birleşen davalara konu icra takiplerinde talep edilen asıl alacak tutarları uyarınca davalı şirkete borçlu olduğu kabul edilmiştir.
İşlemiş faiz yönünden yapılan hesaplama neticesinde; davacının azil edildiği 11.08.2021 tarihinden itibaren temerrüte düştüğü kabul edilmiştir. Buna göre asıl davaya konu 40.591,00 Euro asıl alacağına vekaletnamenin azil tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faiz tutarı 241,82 Euro olarak hesaplanmış ve icra dosyasına konu 439,79 Euro işlemiş faizin 197,97 EURO 'sinden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir.
Birleşen davaya konu 101.000,00 TL asıl alacağına vekaletnamenin azil tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faiz tutarı ise 4.820,33 TL olarak hesaplanmış ve icra dosyasına konu 6.793,04 TL işlemiş faizin 1.972,71 TL'sinden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebine ilişkin olarak; asıl ve birleşen davalara konu icra takiplerinden dolayı mahkememizce talep üzerine icra kasasındaki paraların ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmiş olması nedeniyle İ.İ.K 72/4 maddesi uyarınca reddedilen miktarlar yönünden davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Başkan ... · ¸e-imzalıdır · Üye ... · ¸e-imzalıdır · Üye ... · ¸e-imzalıdır · Katip ... · ¸e-imzalıdır
Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/973, K. 2023/1177, 21 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama