KÜNYE
T.C. Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 7 Mart 2023
- Esas no
- 2022/227 Esas
- Karar no
- 2023/201
- Dava
- Ticari Nitelikteki Banka Garanti Sözleşmesinden Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 13/07/2021
- Gerekçeli kararın yazılma tarihi
- 22/03/2023
Karar Metni
1.297 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Nitelikteki Banka Garanti Sözleşmesinden Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava, genel kredi sözleşmesi kaynaklı borcun tahsiline ilişkin başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davacı, dava dilekçesi ile özetle; dava dışı … Şirketine kredi tesis edildiğini, kredi sözleşmesinin davalı tarafça müteselsil kefil olarak imzalandığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği ve kat hesabına rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça haksız şekilde icra takibine itiraz edildiğini iddia ederek, itirazın iptaline ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalı, cevap dilekçesi ile özetle; işlemin tüketici işlemi olduğunu, tüketici mahkemelerinin görevli olduğunu, takip talebinde alacağın dayanağının belirtilmediğini, davalının eşinin rızası olmadan müteselsil kefil olmasının mümkün olmadığını bu nedenle kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasının tetkikinde; alacaklı/davacı ... Bankası A.Ş tarafından borçlu/davalı ... ’a yönelik; 1.601,63-TL asıl alacak, 747,47-TL işlemiş faiz, 37,35-TL BSMV, olmak üzere toplam 2.386,05-TL alacak için icra takibi başlatıldığı, borçlunun süresi içinde borca itiraz ettiği, takibin durduğu, davanın İİK.nın 67.Maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı tespit edilmiştir.
Uyuşmazlık, davalının genel kredi sözleşmeleri kapsamında kefil sıfatıyla davacıya borçlu olup olmadığı, borç miktarının ne olduğu ile icra takibine yapılan itirazın yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkindir.
Dosyadaki delillerin incelenmesinde;
Davalının, 27.01.2015 tarihli, asıl borçlusu ... İnş.Gıd.ve Teks.Ltd.Şti. olan “Genel Kredi Sözleşmesi”ni 200.000-TL için müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, bu sözleşmelere konu hesaplara istinaden, bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere, en son 13.03.2019 tarihinde kat hesabının yapıldığı, kat hesabında borç tutarının 1.816,07-TL olarak belirtildiği, borç dayanağının ise “Çek sorumluluk tutarı” olarak belirtildiği görülmüştür.
Uyuşmazlık kapsamında ticari kredi sözleşmesi ve banka kayıtları üzerinde bankacı bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılmasına karar verilmiş, hazırlanan rapor kapsamında; dava dışı şirket ile imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında kredi kartı, ticari kredi ve kredili mevduat ile çek sorumluluk bedeli kredisi hesaplarının açıldığı, kredi borçlusu şirkete ait 5.700-TL tutarlı 30.03.2018 keşide tarihli ve ... seri numaralı çekin bankaya ibraz edildiği, çekin karşılıksız çıkması nezdinde bankaca 1.600-TL banka çek sorumluluk tutarının çek hamiline ödendiği, bu krediye işlenecek faiz oranının %39 olarak belirlendiği, ihtarname ücreti ile birlikte alacağın 1.830,33-TL olacağı tespit edilmiştir.
Genel Kredi Sözleşmesinin 3.maddesi ile bankanın sözleşme uyarınca müşteri lehine açtığı belirtilen kredi limitinin vadeli veya vadesiz Döviz, TL, endeksli nakdi veya gayrinakdi kredi olarak kullandırılabileceği belirlenmekle, dava dışı şirkete bu çerçevede gayrinakdi kredi sağlandığı, şirketçe keşide edilen çekin davacı bankaya ibraz edilmiş olmasından anlaşılmıştır.
Somut olayda; davacı işbu itirazın iptali davası ile yalnız 1.601,63-TL üzerinden açmış olmakla, faiz olarak yıllık %5 faiz işletilmesini talep etmiştir. Davalının davacı ile genel kredi sözleşmesi imzaladığı, bu sözleşmeye istinaden banka çek sorumluluk tutarı kredisinin açıldığı, ibraz edilen çekin karşılıksız çıkması neticesinde çek hamiline 1.600-TL çek sorumluluk bedelinin ödendiği, davacı tarafça söz konusu bedelin tahsili için icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır.
Davalı icra takibinde ödeme emrine dayanak belgenin eklenmediğini ve kendilerine tebliğ edilmediğini bu nedenle takibin iptalinin gerektiğini iddia etmekle, bu husus takip hukukuna ilişkin olup, takibin bu sebeple iptali talebinin şikayet yolu ile icra hukuk mahkemelerine yönlendirilmesi gerekmektedir.
Davacı, alacağını asıl alacak olarak belirttiği, alacak dayanağını bildirmediği fakat ödeme emrinin iptal edilmediği, yürürlükte bir icra takibi işleminin bulunduğu görülmekle, davacının dava dilekçesi çerçevesinde asıl alacağını kredi sözleşmesine dayandırdığı anlaşıldığından bu yönde sunulan delillerin incelenmesi yapılmıştır.
Davalıca her ne kadar davalı kefilin imza tarihinde evli olduğu ve sözleşme kapsamında eşin rızasının alınmaması sebebiyle kefaletin geçersiz olduğu iddia edilmişse de, sözleşmenin imza tarihinin ... tarihi olduğu, bu tarihte davalının borçlu şirketin ortağı olduğu Gaziantep Vergi Dairesi Başkanlığınca verilen müzekkere cevabı ve şirkete ait ticaret sicil gazetesi ilanlarından anlaşılmakla, davalının bu itirazı 11.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren TBK 584/3.
Maddesinin “Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve ... sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi,
tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz.” düzenlemesi çerçevesinde yerinde görülmemiştir.
Davacı söz konusu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatı ile imzalamış olmakla; TBK.nın 586. maddesi kapsamında alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekmektedir. Dava dışı asıl borçluya kat hesabı düzenlenerek ihtar edilmiş olup; söz konusu ihtar sonrasında borcun ödenmediği anlaşılmakla, ihtarın sonuçsuz kaldığı açıktır.
Davalı, dava dışı borçlunun 200.000-TL ödemeyi davacı bankaya yaptığını, bu sebeple davalının sorumluluk tutarının ödendiğini, bu halde davacının kendilerinden talepte bulunamayacağını iddia etmiştir. Kanun gereği müteselsil kefil asıl borcun tamamından, kefalet limitini aşmayacak şekilde sorumludur. Genel kredi sözleşmelerinde borcun bir kez ödenmiş ve kapatılmış olması kefaletin sona erdiği anlamına gelmemektedir.
Bunun sebebi, genel kredi sözleşmesi kapsamında birden fazla ve farklı nitelikte kredinin borçluya kullandırılması ve bu süreçte, somut olayda olduğu gibi asıl borçlunun çekinin ibraz edilip karşılıksız çıkması nedeniyle gayri nakdi kredinin nakdi kredi alacağına dönüşmesi veya şimdiye kadar ödenmiş olan kredi borcu taksitlerinin kalanının ödenmemesi ile yeni bir borcun doğması mümkündür.
Kefilin, asıl borçlunun borcuna istinaden davacı bankaya 200.000-TL ödeme yapmış olması halinde, kefalet limiti üzerinde kalan kısmın davalıdan tahsilinin talep edilmesi mümkün olmayacaktır, fakat asıl borçlunun 200.000-TL ödeme yapmış olması, davalının kefili olduğu 200.000-TL kefalet limitinin ödendiği anlamına gelmemektedir, zira somut olayda olduğu gibi asıl borçlunun borcu devam etmektedir ve kefil bu borç sona erene dek 200.000TL ödeme yapmayı taahhüt etmiştir. Bu halde davalının söz konusu itirazı da yerinde görülmemiştir.
Bilirkişi raporu ile çek bedeline ilişkin, kefil sorumluluğunu ortaya koyar bağlayıcı bir sözleşme hükmünün mevcut olmadığı belirtilmekle, davamız konusu gayrinakdi bir alacak olan çek depo bedeli değil, nakde dönen yani bankaca ödenen, çek bedelinin tahsili olmakla, bu hususta müteselsil kefilin sorumluluğuna ilişkin açık bir düzenleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır zira çek ibraz edilmiş, çek sorumluluk tutarı ödenmiş ve alacak gayri nakdiden, nakdi kredi alacağına yani genel kredi sözleşmesi kapsamında değerlendirilebilecek bir alacağa dönüşmüştür.
Bu kapsamda davanın bilirkişi raporunda belirtilen hesaplamalar çerçevesinde kabulüne, işleyecek faiz oranı sözleşme ile %39 olarak belirlenmiş ise de, icra takibinde talep edildiği üzere taleple bağlı kalınarak işbu alacağa yıllık %5 faiz işletilmesine, borçlunun itirazında haksız çıkması ve söz konusu alacağın genel kredi sözleşmesine dayalı olmasıyla likit olması nedeniyle davalının icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/227, K. 2023/201, 7 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama