KÜNYE
T.C. Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2023
- Esas no
- 2023/602
- Karar no
- 2023/1033
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 16/06/2023
- Karar yazma tarihi
- 27/11/2023
Karar Metni
842 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle;05/11/2022 tarihinde davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi nin maliki olduğu ... plakalı araç ile davacıya ait ... plakalı araç ile aralırnda maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, söz konusu kazada davalıya ait ... plakalı aracın meydana gelen kazada kusurlu olduğunu belirterek davanın kabulü ile, belirsiz alacak davası olarak ikame edilen işbu davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10 (ON) TL’ nin taraflarına ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafından dava dilekçesinde iddia edilen müvekkil aleyhine iddia ve beyanları kabul etmediklerini belirterek davacının fazlaya dair haklarını saklı tutma talebi ve haksız olarak müvekkil şirkete yöneltilen davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle, davanın öncelikle yetki, görev ve husumet yönünden reddine, eğer esasa girilecek ise haksız davanın esastan reddine, masraf ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemenin görevine dair kurallar kamu düzenine ilişkin olup 6100 HMK'nın m. 1 hükmü uyarınca mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir; m. 114(1)-c hükmüne göre de mahkemenin görevli olması bir dava şartıdır. Aynı Kanun'un m. 115 hükmüne göre ise, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki nitelemenin yapılması ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmesi gerekir.
6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir:
(i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır.
(ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür.
(iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir.
Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.
Somut olayda, davanın konusunun mutlak ticari dava olmadığı, haksız fiil niteliğinde olan tarfik kazasından kaynaklanan tazminat davası olduğu, kazanın davacıya ait ... plaka sayılı araca davalı ...'nin maliki olduğu, ... 'in sürücüsü olduğu ... plaka sayılı aracın geri geri gelerek çarpması neticesinde gerçekleştiği, ... plaka sayılı araç her ne kadar davacı şirket eait ise de hususi nitelikte olduğu,... plaka sayılı aracın da davalı ... tarafından kiralandığı ve çöp kamyonu olduğu,
çöp toplama faaliyeti ticari bir faaliyet olmayıp kamusal bir faaliyet olduğundan ve davacıya ait araç hususi olduğundan nispi bir ticari davadan bahsedilemeyeceği dolayısıyla davaya bakma görevinin mahkememize değil asliye hukuk mahkemesine ait olduğu anlaşıldığından görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
20/11/2023 Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/602, K. 2023/1033, 20 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama