KÜNYE
T.C. Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2023
- Esas no
- 2021/241 Esas
- Karar no
- 2023/1276
- Dava
- Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 12/07/2019
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 29/12/2023
Karar Metni
2.266 kelime·11 dk okuma·5 bölüm
Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
davacı vekili özetle; davacı şirketin, İstanbul, Silivri, .... Mahallesi, ... Mevkii, .... Ada, .... Parsel sayılı adreste kaim akaryakıt satış yeri nitelikli taşınmazın maliki olduğunu, taraflar arasında bu yere ilişkin olarak 01/02/1993 tarihinde "İntifa Hakkı Sözleşmesi" akdedildiğini, müteakiben 09/09/1998 tarih ..... yevmiye nosu ile tapuda .... Ofisi A.Ş.
Lehine 17 yıllık intifa hakkı tesis edildiğini, 01/02/1993 tarihli intifa hakkı sözleşmesinin 7. Maddesi ile "İstasyon ve tesislerin intifa hakkından dolayı ofis tarafından bizzat veya üçüncü şahıslar marifetiyle işletilmesi halinde ofisin cari usullerine göre takdir edilecek aylık işletme hakkı karşılıkları, evvelemirde bayinin ofise olan borçlarına mahsup edilecek, herhangi bir borcunun bulunmaması durumunda bayiye ödenecektir." hükmü getirildiğini, üzerinde intifa hakkı bulunan akaryakıt satış yerinin işletmeciliği davalı tarafından 01/02/2002 gülü akaryakıt işletmeciliği sözleşmesi ile ......
Akaryakıt Nakliyat Otomotiv İnşaat Ticaret Limited Şirketine tevdi edildiğini ve bizzat ofis tarafından kullanıldığını, sözleşmenin yürürlükte bulunduğu süreçte davalı ......'nin kimi zaman 3. Şahıslar marifetiyle akaryakıt satış yerini işlettiğini, fakat işletme hakkının karşılığı bedelinin, intifa hakkı sözleşmesinin 7. Maddesine aykırı olarak davacı bayinin, davalı ofise borcu olmamasına rağmen ödemediğini, bu durumun tarafların birbirine uygun düşen karşılıklı iradelerinin birleşmesi ile kurulan intifa hakkı sözleşmesinin 7. Maddesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini,
bununla ilgili olarak 01/02/2002 ile 13/09/2004 tarihleri arasındaki 32 aylık işletme hakkı karşılığının ödenmesi talebini içeren davanın Silivri ..... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde .... esas, ... k.
Numarası ile görüldüğünü, davanın reddine karar verildiğini, ancak yerel mahkemenin hükmünün bozulduğunu, bozma üzerine yerel mahkemesinin davanın kabulüne karar verdiğini ve kararın 2013 yılı itibariyle kesinleştiğini, 01/02/2002 ile 13/09/2004 tarihleri arasındaki 32 aylık işletme hakkı karşılığı tazminat miktarının emsal rayiç kira bedelleri ve kurum kayıtları nazara alınarak hesaplandığını, bu sebeple HMK 107 uyarınca alacağın miktarını kesin olarak belirleme imkanının şu an için bulunmadığını,
her ne kadar aylık işletme hakkı karşılığı bedel dava yoluyla tahsil edilmiş olsa da 13/09/2004 tarihi le yeni bir kira sözleşmesinin imzalanması tarihi olan 01/01/2012 tarihleri arasındaki 88 aylık işletme hakkı karşılığı bedelinin ödenmemiş olduğunu, davacı şirketin tek ortaklı bir anonim şirketi olduğunu, davalı şirketin ise 1941 yılında kurulan 38.5 milyar TL'lik cirosuyla Türkiye'nin en büyük üçüncü şirketi olduğunu, sektörde güçlü konumda yer alan davalının aynı zamanda bu gücünü ve nüfuzunu kullanarak tehdit ve zorlamalarla davacının şimdiye kadar hukuki yollara başvurmasını engellediğini,
işletme hakkı karşılığı bedeli ödemediğini beyanla yargılama süresince ofisin cari usullerine göre takdir edilecek miktara göre ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik aylık 5.000,00 TL üzerinden 13/09/2004-01/01/2012 tarihleri arasında İntifa Hakkı Sözleşmesi'nin 7. Maddesi uyarınca 88 aylık işletme hakkı karşılığı bedelin, arabulucuya başvuru tarihinden itibaren işletilecek ticari işlerdeki temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının iddialarının dayanağı olan İntifa Sözleşmesi’nin hukuken geçersiz bir sözleşme olduğunu, herhangi bir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte; bir an için, bu sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilse dahi; davacının 12.07.2019 tarihinde 1993 tarihli bir sözleşmeye dayanarak.
2004-2012 yılları için alacak iddia etmesi hukuken mümkün olmadıığını, bu sözleşme kapsamındaki tüm hak ve taleplerin zamanaşımına uğradığını, nitekim; davacının işbu dava ile 01.02.1993 tarih bir sözleşmeye dayanarak 13.09.2004 - 01.01.2012 dönemleri arasındaki intifa sözleşmesinden kaynaklı alacağını talep ettiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup somut davaya konusu sözleşme ve alacak talepleri bu kanun yürürlüğe girmeden önceki döneme ilişkin olduğu için 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiğini,
818 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Beş Senelik Müruru Zaman Başlıklı” 126.maddesinin. “Aşağıdaki alacak veya dâvalar hakkında beş senelik müruru zaman cari olur.
1. Alelûmum kiralar ile resülmal faizleri ve muayyen zamanlarda tediyesi meşrut aidat hakkındaki dâvalar” şeklinde olduğunu, bu hüküm uyarınca davacının taleplerini hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının dava konusu 01.02.1993 tarihli sözleşmeye dayalı alacaklarının her halükarda 2017 yılında zamanaşımına uğradığını, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 107. maddesine göre belirsiz alacak davasının şartlarının oluşmadığının açık olduğunu, davacının basiretli bir tacir olarak,
88 aylık işletme hakkı karşılıklarını bilmeli ve talebini buna göre yapması gerektiğini, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, 7155 Kanun ve 6102 sayılı kanun gereğince son tutanakta anlaşılmayan hususların kalem kalem detaylı bir şekilde belirtilmesi gerektiğini, anlaşmama tutanağının, davacının dava dilekçesinde talep ettiği tüm kalemleri kapsaması gerektiğini aksi halde dava şartı olan zorunlu arabuluculuk şartı sağlanmadığından davanın usulden reddi gerektiğini,
dava dilekçesinin ekine sunulmuş olan son tutanakta dayanak gösterilen sözleşme ile dava dilekçesindeki taleplerinin dayanağını teşkil eden sözleşme birbirinden farklı olduğunu, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, iddiaya dayanak intifa hakkı sözleşmesinin hukuken geçersiz bir sözleşme olduğunu, davacının iddialarını dayandırdığı 01.02.1993 tarihli İntifa Hakkı Sözleşmesi içeriğinde, davacının maliki olduğu taşınmaz üzerinde müvekkil .....
Ofisi A.Ş. lehine 20 yıl süreli bir intifa hakkı tesis edileceğinin belirtildiğini, bu kapsamda, sözleşmenin bir intifa hakkı tesisi vadi sözleşmesi olduğunun açık olduğunu, sözleşme geçerlilik şartlarına aykırı olarak tapuda düzenlenmediğini, yanı sıra, sözleşme taraflarca hiçbir zaman yürürlüğe konmamış ve sözleşme şartlarına itibar edilmediğini, taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak intifa tesis edilmediğini, tapuda da görüleceği üzere, 03.09.1998 tarihinde 17 yıl süreli davalı lehine tesis edilen intifa hakkının, hem süre, hem de tesis tarihi itibari ile davacının iddiasına dayanak sözleşmede belirtilen intifa hakkı olmadığını,
1993 tarihli İntifa Hakkı Sözleşmesi’den bağımsız olarak taraflar arasında resmi şekil şartlarına uygun ve geçerli bir şekilde yeni bir sözleşme akdedildiğinin açık olduğunu, yine tapu resmi senetlerinden görüleceği üzere 1998 tarihinde tesis edilen intifa hakkının 2010 yılında davalı şirket tarafından terkin edildiğini, 1998 yılında tapuda tesis edilmiş intifa hakkına ilişkin tüm hak ve taleplere ilişkin zaman aşımı süresinin de, 2010 yılında söz konusu intifanın terkin tarihinden itibaren 5. Yılın sonunda, yani 2015 yılında sona erdiğini,
her ne kadar davacı iddiaları için geçersiz bir sözleşmeyi dayanak aldığı için işbu davanın reddi gerekmekte ise de, geçerli olan 1998 tarihli sözleşmeye dayalı hak ve taleplerin de her halükarda 2015 yılında zamanaşımına uğradığını, iddiaya dayanak mahkeme kararının hem usul hem de esas yönünden açıkça hukuka aykırı olduğunu, davacının, iddialarını Silivri .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ..... E. ve ....
K. Sayılı mahkeme ilamına dayandırdığını, kararın Yargıtay’ın tarafından onanarak kesinleştiğini, onanmış dahi olsa, kararın hem usul hem esas yönünden yasa ve hukuka aykırı olduğunu, mahkememizce bu hükmün dikkate alınmaması ve dosyanın yeniden hukuka, hakkaniyete uygun ve bu karardan bağımsız olarak incelenmesi gerektiğini, kira sözleşmesi ile davacının, davacıdan alacağının olmadığını beyan ettiğini, davacı ile davalı ....... arasında dava konusu akaryakıt istasyonunu 01.01.2012 tarihinden itibaren 4 yıl süre ile kiralanması konusunda kira sözleşmesi akdedildiğini ve 22.04.2013 tarihinde noter tarafından tasdiklendiğini,
davacının kira sözleşmesi dışında kalan ve dava dönemini de kapsayan herhangi bir hak ve alacağı olmadığının açık bir şekilde kabul ettiğini, buna göre; davacının davalı ......’den alacağı bulunduğu yönündeki talep ve beyanlarını kabul etmemekle birlikte;
bir an için alacaklı olduğunu farz etsek dahi bu alacağından kendi iradesi ile feragat ettiği ve şirketimizi her türlü hak ve talepten ibra ettiğinin açık olduğunu, bu nedenle işbu davanın reddi gerektiğini, davacı akdedilmiş olan işbu kira sözleşmesinin 11.maddesi olan ibra maddesine istinaden kötüniyetli olarak davrandığını, usul ve esas bakımından hukuka aykırı bir mahkeme kararını baz alarak davalıdan alacaklı olduğunu iddia ettiğini,
davacı ile akdedilmiş olan 01.01.2012 tarihli Kira Sözleşmesi’nin ibra maddesi dikkate alınarak ve 01.01.2012 tarihinden önceye dair davacının davalının söz konusu taşınmazı kullanma ve yararlanmasından dolayı herhangi bir alacağı bulunmadığı nedeniyle davacının, davalıdan herhangi bir işleticilik bedeli alacağı bulunmadığını, davacının talebinin farklı şekilde olduğunu ancak davacı ile davalı arasında 26.10.1998 başlangıç tarihli ve 09.09.2015 tarihine kadar bayilik sözleşmesi akdedildiğini, ancak davacı ile bayilik ilişkisi sona erdirilmiş ve 15.05.2001 tarihinde davacının da rıza ve muvafakatiyle istasyonun .....
Nakliyat Ve Otomotiv Ürün. San. Ve Tic. Ltd. Şti.( ....
Nakliyat)’a devredildiğini, söz konusu bayiliğin ilişkisinin davacılar ile 15.05.2001 tarihinde sona erdirildiğini, 3.şahıslarla faaliyete devam edildiğini, söz konusu 3.şahıslardan kira ya da işleticilik bedeli altında herhangi bir bedel tahsil edilmediğini, davalının davacıya işletme hakkı borcu da bulunmadığını, davalı, davacıya işletme hakkı bedeli ödemesi gerektirecek herhangi bir gelir elde etmediğini, dava dışı 3.şahıs bayilerinin kullanımından kaynaklı olarak davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını,
bir an için böyle bir borcu olduğunu farz etsek bile davacı ile akdedilmiş olan 01.01.2012 tarihli Kira Sözleşmesi’nde davacının davalıyı açık bir şekilde ibra ettiğini, intifa sözleşmesinin 7.maddesi için geçerli şartların oluşmadığını, davacı ile davalı arasında akdedilmiş olan bayilik sözleşmesi davacı tarafından feshedildiğini ve ardından ise söz konusu istasyonu davacı 01.05.2001 tarihli kira sözleşmesi ile dava dışı ......
Nakliyat’a kiraladığını, davacı tarafından hem bayilik sözleşmesi feshedilmiş hem de söz konusu taşınmaz davacı tarafından dava dışı ......
Nakliyat’a kiralandığını, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, Müvekkilimiz tarafından taşınmazdan faydalanan dava dışı 3.şahıslardan herhangi gelir elde etmemesine, davacı tarafından dava dışı 3.şahıslarla kira sözleşmesi yapılmasına ve kira bedelini tahsil etmesine rağmen davalıdan işbu maddeye dayanarak işleticilik bedeli talep etmesi haksız ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı akaryakıt istasyonunu işletmediği süre için işletme bedeli talep ettiğini, davacı ile davalı şirket arasındaki işleticilik sözleşmesi 2001 yılında davacı tarafından feshedildiğini, davacının maliki olduğu taşınmazın,
yine davacı tarafından davalı ile bağı olmayan dava dışı 3. bir kişiye kiralanarak kira geliri elde edildiğini, zira söz konusu intifa sözleşmesinin davacı tarafından özelleştirme döneminden önce yapıldığı hususunun da dikkate alınması gerektiğini, devlet kurumlarınca ödeneceği taahhüt edilen işletme devir bedeli ödemelerinin, işletmenin devredilen kişi/firma tarafından işletildiği süre boyunca, ticari ilişki kapsamında yapılan ödemeler olduğunu, bu işletme hakkı ile mutabık kalınan hususun, bir müessesenin, iktisadi devlet teşekkülünün vs. belirli bir süre için özel bir kişiye işletmesinin devredilmesi olduğunu,
fakat somut durumda davacının söz konusu işletme hakkını bayilik sözleşmesinin feshederek sona erdiğini, davacı tarafından işletilmeyen ve kira bedelinin de dava dışı 3.kişilerden bizzat davacı tarafından tahsil edildiği durumda davalıdan işletme hakkı bedeli altında herhangi bir alacak talep etmesinin haksız ve hukuk düzeni tarafından koruma görmeyen bir talep olduğunu,
davacının söz konusu intifa sözleşmesinden kaynaklı olarak herhangi bir alacağı bulunmadığı gibi böyle bir alacağı varsayılsa dahi davacı 01.01.2012 tarihinden önceki döneme ilişkin olarak davalının kullanma ve yararlanmadan kaynaklı olarak herhangi bir alacağı bulunmadığını kabul ederek davalıyı ibra ettiğinden işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Silivri .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ..... esas sayılı dava dosyası
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Silivri ..... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... esas, .... karar, 17/12/2020 tarihli görevsizlik kararı ile dosyanın mahkememize tevzi edilerek .... esasına kaydı yapıldığı görülmüştür.
Dava taraflar arasında 01/02/1993 tarihli akdedilen İntifa Hakkı Sözleşmesinin 7. maddesi gereği 13/09/2004-01/01/2012 tarihleri arasındaki 88 aylık işletme hakkı bedelininin isteminden ibarettir.
Davada tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmıştır.
Davalının zamanaşımı def'inin değerlendirilmesinde;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe girdiği, davaya konu İntifa Hakkı sözleşmesi'nin 01/02/1993 tarihli olduğu,13/09/2004-01/01/2012 tarihlerine ilişkin işletme hakkı bedelinin talep edildiği, somut davaya konu sözleşme ve alacak taleplerinin 6098 sayılı TBK yürürlüğe girmeden önceki döneme ilişkin olduğu için 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmıştır.
818 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 126.Maddesi ;
"Aşağıda alacak veya davalar hakkında beş senelik müruru zaman cari olur.
Alelumum kiralar ile resülmal faizleri ve muayyen zamanlarda tediyesi meşrut aidat hakkındaki davalar..." hükmünü içermektedir.
Somut olayda;
Taraflar arasında imza edilen 01/02/1993 tarihli intifa hakkı sözleşmesinde ...... Ofisi A.Ş. Lehine 20 yıl süreli bir intifa hakkı tesis edildiği belirtilmiş olup tapuda düzenlenmemiştir. Taraflar arasında 03/09/1998 tarihinde ...... Ofisi A.Ş. Lehine 17 yıl süreli intifa hakkı tesis edilmiş olup, tapuya da şerh verilmiş olduğu ve 1998 tarihinde tesis edilen intifa hakkının 2010 yılında terkin edilmiş olduğu anlaşılmıştır.
1998 yılında tapuya şerh verilmiş intifa hakkına dair tüm hak ve taleplere ilişkin zamanaşımı süresi de terkin tarihinden itibaren 5 yılın sonunda 5 yılın sonunda, yani 2015 yılında sona ermiştir.
Kaldı ki 22.04.2013 tarih ..... yevmiye numarası ile tescil edilen kira sözleşmesine göre taraflar arasında kira sözleşmesinin düzenlendiği, iş bu sözleşmenin kapsadığı tüm kayıt ve şartlarla birlikte TBK 312.
Maddesine göre tapu sicilden şerh edilmesine ilişkin ve kiraya veren, iş bu şerh tarihi itibariyle tapu sicilinde üçüncü şahıslar lehine hiçbir hak ve şerh ve sair takyidat bulunmayacağını taahhüt ettiği, ve kira sözleşmesinin 11. Maddesinin "kiralayan iş bu kira sözleşmesinde belirtilen süreler haricinde kiracı tarafından kullanılan ve yararlanılan dönem için kiracı'dan herhangi bir hak ve alacak talebinin olmadığını, gayrikabili rücu beyan ve kabul eder" şeklinde düzenlendiği,
bu durumda TBK 135/2 ve TBK 156/2 maddesinin uygulanma imkanının ortadan kalktığı ve ayrıca 6098 sayılı TBK'nın 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe girmesinden dolayı, davaya konu sözleşme ve alacak talep tarihleri bakımından 818 sayılı TBK. 126.
Maddesinin uygulanması neticesinde, 01/02/1993 tarihli olayın zamanaşımının 2017 yılında dolduğu ve 03/09/1998 tarihli tesis edilen intifa hakkından terkin tarihinin 2010 yılı olması neticesinde zamanaşımının ise 2015 yılında dolduğu, Medeni Kanun'un 802.
Maddesine göre de; geri verme anında malik ve intifa hakkı sahibi tarafından ileri sürülebilecek bütün istem haklarının terkin tarihinden başlayarak bir yıl geçmekle zamanaşımına uğradığı anlaşılmakla, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
30/11/2023 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/241, K. 2023/1276, 30 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama