KÜNYE
T.C. Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 4 Mart 2026
- Esas no
- 2025/1202 Esas
- Karar no
- 2026/212
Karar Metni
932 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Bakırköy .... İcra Dairesi : ... Esas
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/12/2025
KARAR TARİHİ : 04/03/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 04/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 25/06/2025 tarihinde gerçekleşen alışveriş sebebiyle müvekkilinin davalı yandan 180 gr ağırlığında 2.5 tona yakın kumaş aldığını, yapılan alışverişe ilişkin fatura düzenlendiğini ancak müvekkili ticareti sebebiyle almış olduğu kumaşı kesmek amacıyla kesimhaneye gönderdiğinde kumaşın 240 gr ağırlığında olduğunu öğrendiğini ve söz konusu kumaşı iade etmek istediğini, davalı taraf hatasını kabul ederek kumaşı alabileceğini ancak pos cihazlarının blokeli olduğunu, işlerin kötü olduğunu ve bu parayı hemen ödeyemeyeceğini söylemesi üzerine müvekkili ile aralarında uyuşmazlık doğduğunu,
daha sonra müvekkiline çek yazacağını söyleyerek bir süre bu şekilde beklettiğini, müvekkilinin bu süreçte ticari anlamda çok zarara uğradığını, söz verdiği üretime geçemediğini ve müşterisini kaybettiğini, müvekkilinin sürekli olarak davalıyı arayarak parasının iadesini istediğini ancak her seferinde davalının "abi bugün-yarın halledeceğim, bulmaya toparlamaya çalışıyorum" şeklinde sözleri ile karşı karşıya kaldığını,
son olarak kumaşı geri göndermesini talep ettiğini ve kumaşı başka üçüncü bir şahsa satacağını bildirmesi üzerine müvekkili iptal faturasını keserek kumaşı iade ettiğini ancak davalı taraf sürekli olarak haftalık 20-30 bin TL civarı ödemeler yaparak müvekkilini oldukça mağdur ettiğini, son olarak ise kalan ödemeyi yapamayacağını söylediğinden ödenmeyen alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, takibe haksız olarak davalı tarafından itiraz edildiğini, takibin durduğunu beyanla öncelikle müvekkilinin ekonomik olarak zor durumda olduğundan ve gelir sahibi olmadığından adli yardım talebinin kabulünü, itirazın iptalini, takibin devamını, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı itirazın iptali davasında alacağının varlığını ve miktarını ispatla yükümlü olduğunu, davacı tarafın alacak iddiası takip açıklamasında “ayıplı mal iade bedeli 384.076,00 TL” şeklinde ifade edilmiş olmasına rağmen, takipte talep edilen miktarın “ödenmeyen bedel 112.000,00 TL” olarak ileri sürülmesi nedeniyle sebep ve miktar bakımından çelişkili ve belirsiz olduğunu, davacı taraf müvekkilinin işletmesine gelerek kumaş talebinde bulunduğunu, müvekkilinin talep üzerine 4-5 metrelik numune kumaşı davacıya teslim ettiğini, davacı da birkaç gün sonra numunenin uygun olduğu yönünde dönüş yaptığını,
bunun üzerine fatura kapsamındaki mal teslim edildiğini ve satış bedeli tahsil edildiğini, davacının satıştan yaklaşık bir buçuk ay sonra malın ayıplı olduğuna ilişkin bir iddia ileri sürmeksizin kendi müşterisinin siparişi iptal etmesi sebebiyle kumaşı kullanamayacağını belirterek iade etmek istediğini söylediğini, bu husus “ayıp” değil, davacının kendi ticari risk ve planlamasına ilişkin olduğunu, müvekkilinin mal ayıplı olmadığından iade kabul etmeyeceğini açıkça bildirdiğini, davacının “ayıplı mal iade bedeli” iddiası TBK m. 223 kapsamında usulüne uygun bildirim/ihbar bulunmadığından dinlenemeyeceğini,
davacının 422.483,60 TL (KDV dahil) bedelli iade faturası düzenlediğini belirtse de iade/iptal faturaları müvekkiline ibraz edilmediğini, tek taraflı düzenlenen fatura, iade kabulü veya borç ikrarı anlamına gelmeyeceğini, müvekkili iade kabul etmemesine rağmen davacıya yardımcı olmak amacıyla davacı namına üçüncü kişilere satışa aracılık ettiğini, 272.000 TL’yi davacının hesabına parça parça aktardığını, bu ödeme “ayıplı mal iadesinin kabulü” veya “bedel iadesi borcunun ikrarı” mahiyetinde olmadığını, tamamen davacı namına yapılan satışlardan elde edilen bedellerin davacıya aktarımı olduğunu,
kalan 34.000,00 TL’lik kısım yönünden müvekkilinin ödeme iradesini koruduğunu, davacı ise takibe başladıktan sonra bu ödemeyi kabul etmeyerek 112.000,00 TL ve icra masrafları şartını dayattığını beyanla davanın reddini, davacı aleyhine İİK m. 67/2 uyarınca kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, davacının fatura alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine giriştiği Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde 112.000,00 TL asıl alacağın tahsili için ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği, bu kararın alacaklıya tebliğ edilmediği, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemelerin görevine ilişkin kurallar kamu düzeninden olması nedeniyle dava şartları arasında sayılmıştır. Uyuşmazlığın esasına geçmeden önce davaya bakmaya görevli mahkemenin belirlenmesi yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir. (HMK 114/1-c)
Asliye Ticaret Mahkemesinin görevini düzenleyen 6102 sayılı TTK.'nun 4. ve 5. maddeleri uyarınca özel yasalarda Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğuna ilişkin belirlemeler dışında bir ihtilafın Asliye Ticaret Mahkemesinin görevinde olabilmesi için o ihtilafın ya Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bir husustan kaynaklanması ya da her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili olması gerekir.
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabında davacı ... ve davalı ...'un gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığını, Zeytinburnu Vergi Dairesi Müdürlüğü ve Davutpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevaplarında da tarafların işletme hesabına göre defter tuttuğu görülmekle davanın nispi ticari dava olmadığı anlaşılmıştır.
Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde somut olayda; davacı ... ve davalı ...'un tacir sıfatına sahip olmadığı, uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde bulunmadığı anlaşılmakla eldeki davada yargılamanın genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesince görülmesi gerektiğinden mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/1202, K. 2026/212, 4 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama