KÜNYE
T.C. Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 31 Mart 2026
- Esas no
- 2026/208 Esas
- Karar no
- 2026/278
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 10/03/2026
- Kararın yazıldığı tarih
- 06/04/2026
Karar Metni
1.010 kelime·5 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dilekçesinde özetle.
Müvekkiline ait ... plakalı araç ile maliki ...'in sürücüsü olduğu ... plakalı aracın 10.01.2025 tarihinde Esenyurt / İstanbul ilinde çarpışması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kazada, davalıya ait aracın sürücüsünun trafik polisinin tutmuş olduğu KTT'de %100 kusurlu olduğunun sabit olduğunu, yapılan ekspertiz incelemesi sonucunda düzenlenen hasar tespit raporuna göre müvekkiline ait araçta meydana gelen toplam hasar bedelinin 363.530,83 TL olarak belirlendiğini, bunun yanında araçta meydana gelen hasar nedeniyle aracın ikinci el piyasa değerinde düşüş meydana geldiğini,
düzenlenen değer kaybı raporuna göre araçta yaklaşık 100.000 TL değer kaybı oluştuğunun tespit edildiğini, yapılan araştırmalar neticesinde kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın kaza tarihi itibarıyla geçerli bir zorunlu mali sorumluluk sigortası (trafik sigortası) bulunmadığının anlaşıldığını, bu nedenle zarardan araç işleteni ve sürücüsünün doğrudan doğruya sorumlu olduğunu, dava konusu kaza da araç değer kaybı nedeniyle, kaza tarihinde davalı tarafın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi teminat limitini aşmış olduğu için bu durumda sigortalı kişinin, sigortayı aşan kısım için doğrudan sorumlu olduğunu,
şimdilik araç değer kaybı için 5.000 TL ve hasar bedeli için 5.000 TL olmak üzere toplamda 10.000 TL, bilirkişi raporu ile tespit edildikten sonra arttırılmak üzere kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Olay günü müvekkilinin, ana yol niteliğindeki ... Caddesi üzerinde ... plakalı aracı ile kendi şeridinde seyir halindeyken davacı tarafın ... plakalı aracı ile ....
Sokak’tan (tali yol) kontrolsüz ve süratli bir şekilde çıkarak müvekkilinin aracına sol şoför kapısı hizasından çarptığını, KTK m. 53 ve ilgili yönetmelik uyarınca, tali yoldan ana yola çıkan sürücünün, ana yoldaki araçlara yol vermek zorunda olduğunu, bu kuralı ihlal eden davacının, kazanın oluşunda asli ve tam kusurlu olduğunu, davacı tarafından dava dilekçesinde, polis tarafından tutulan kaza tespit tutanağında davalının %100 kusurlu olduğunun sabit olduğunun belirtildiğini, ancak dosyaya sunulan evrakın bir kaza tespit tutanağı olmayıp kaza değerlendirme tutanağı olduğunu,
ve tutanak da incelendiğinde polis tarafından herhangi bir değerlendirme de bulunulmadığının sadece davacı tarafın beyanlarının tutanağa geçirildiğinin net bir şekilde anlaşılmakta olduğunu, davacı tarafın, zorunlu arabuluculuk sürecini işletmeksizin doğrudan huzurdaki davayı ikame ettiğini, davacı vekilinin hasar bedelini 363.530,83 TL ve araç değer kaybını yaklaşık 100.000 TL olarak net bir şekilde belirlediğini, buna dayanak olarak da ekspertiz raporlarını sunduğunu, alacağın miktarının davacı tarafça bu denli kesin rakamlarla telaffuz edilebildiği bir durumda,
HMK m.107 uyarınca belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, miktarı belirli olan bir alacak için belirsiz alacak davası açılamayacağından davanın öncelikle usulden reddine mahkeme aksi kanaatte ise kusur ve hasar yönünden haksız davanın esastan reddini istemiştir,
DELİLLER
Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğü, Bursa Defterdarlığı, araçların malik bilgileri, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, Trafik kazası nedeniyle davacının zarara uğradığını iddiası ile şimdilik araç değer kaybı için 5.000 TL ve hasar bedeli için 5.000 TL olmak üzere, toplam da ise 10.000 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’nda ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatını haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2018/2531 K. 2018/11280 T. 19.06.2018)
Yukarıda değinilen hususlar çerçevesinde somut olaya bakıldığında; Bursa Defterdarlığı cevabi yazısında davacının potansiyel mükellef olduğunun bildirildiği, Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğünün cevabi yasızında davalının gerçek kişi ticaret işletme ve /veya ortaklık kaydına rastlanılmadığının bildirildiği, dava konusu hasar gören davacıya ait aracın kullanım amacının hususi olduğu, davanın mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği, TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemelerin görevi kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılmakla, Mahkememizin görevsizliğine, dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2026/208, K. 2026/278, 31 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama