KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 4 Nisan 2018
- Esas no
- 2009/349 Esas
- Karar no
- 2018/443
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- —
- Davacılar
- 1- ... - TC Kimlik No: ... ...,
Karar Metni
1.683 kelime·8 dk okuma·7 bölüm
2- ... - TC Kimlik No: ..., ...
VEKİLİ
Av. ... - ...
DAVALI
... BANKASI AŞ - ...
VEKİLİ
Av. ... - Kıbrıs Şehitleri Cad. Tezcan Sok. Aslantaş İş Merkezi No:2 K:1 D:6 Bursa Osmangazi/ BURSA DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 17/06/2009
KARAR TARİHİ : 04/04/2018
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
DAVACININ TALEBİ
Davacılar vekili dava dilekçesinde, davacıların uzun süredir davalı bankanın Setbaşı Maviköşe Şubesinde birçok hesapları bulunduğunu, davacıların banka hesaplarında usulsüzlük yapıldığını düşünmeleri nedeniyle banka şubesine başvurmaları neticesinde bankanın genel müdürlüğünden gelen müfettişlerce rapor düzenlendiğini ve teftiş raporunda banka çalışanı ...'in davacıların hesaplarında sahte imzayla muhtelif tarihlerde bir çok defa para çekildiğinin tespit edildiğini,
bu teftiş raporu doğrultusunda Bursa C.Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu ve şube yetkilisi ... hakkında Bursa 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/62 esasında kayıtlı dosya numarası ile kamu davası açıldığını, yargılamanın halen devam ettiğini, sahtecilik olayının bu şekilde ortaya çıkması üzerine davacıların zarar ziyanlarının tespiti amacıyla bankadan istedikleri dekontlardaki imzaların kendilerine ait olmadığı ve hakkında dava açılan banka çalışanı ...'in söz konusu dekontları düzenlediğinin anlaşıldığını,
davacıların hesaplarından rızaları dışında para çekilmesi üzerine davalı banka şubesine noter kanaliyle zararın ödenmesini talep ettiklerini, bankanın da noter kanalıyla verdiği cevabi yazıda bu aşamada zarar ziyanı ödeyemeyeceklerini bildirdiklerini, şube çalışanı ...'in olayda tam ve ağır kusurlu olması yanında davalı banka şubesinin de müşterinin hesaplarının tutulmasında gerekli kontrol ve özeni göstermemesi,
ayrıca işveren sıfatı ile gerekli kontrol ve tedbirleri almaması nedeniyle davalı şubenin de zararın doğmasında ağır ve tam kusurunun bulunduğunu, davacıların 1999, 2000 ve 2001 yıllarına ait hesap dökümleri ve tahsil fişleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda gerçek zararın miktarı tayin ve tesbiti mümkün olacağından, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 20.000-TL tazminatın en yüksek oranda yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmektedir.
DAVALININ CEVABI
Davalı taraf ise, davanın reddini savunmakta, davacıların banka şubesine gelerek hesap hareketlerini incelediklerini ve hesapları ile mutabık olduklarını ve geçmiş işlemler için bankayı ibra ettiklerini bildirdiklerini, kendi iradeleri ve yazılı beyanı ile yapılan ibranın geçerli olduğunu ve davanın bu nedenle reddinin gerektiğini, olayın öğrenilmesi üzerine banka müfettişlerinin yaptığı inceleme sonunda banka şubesi personeli ...'in bir kısım hesaplar ve davacılara ait hesapları, bankadaki konum ve yetkisinin dışında davacılarla yaptığı anlaşılan anlaşmaya istinaden kendisinin değerlendirdiğini,
yaptığı finansal işlemlerle davacıların muhtemelen borsa hisse senetlerinin düşmesi veya başka nedenlerle para kaybetmeleri üzerine kendi iradelerinde olan bu hususa itiraz ettiklerini, olayın tamamen davacıların kusurundan kaynaklandığını, bu nedenle bankaya kusur yüklenemeyeceğini, davacıların dekontları tek tek incelediklerini ve kendi talimatları ile para çekildiğinin anlaşıldığı dekontlar üzerine mutabık olduklarına ilişkin imzaları ile de onayladıklarını, ibraname ve onay imzalarından sonra bankadan talepte bulunamayacaklarını,
davacıların banka çalışanı ...'e karşı bir müracaatta bulunmadığı açık olduğundan tazminat davasının şartları da oluşmadığını, davacıların hesap bakiyesinden haberdar olduklarını, banka hesaplarının kendilerine tebliğ edildiğini, bu nedenle dava 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, davacıların reeskont faizi talebinde de bulanamayacağını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
DELİLLER ve GEREKÇE: Derdest dava bankacılık sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır. Davacıların davalı banka nezdinde açılmış birden fazla hesabı bulunduğu tartışmasızdır. Keza davalı bankanın çalışanı olan ... isimli kişinin bir kısım müşterilerin hesaplarında sahte imza kullanarak usulsüz işlemler yaptığı anlaşılmaktadır. Bu hususta davalı ... hakkında Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/62 esas sayılı dosyasıyla dava açılmıştır.
Yine davalı bankanın cevaplarından usulsüz işlemlerin banka tarafından da kabul edildiği, davacıların zararlarına karşı ...'in eşine ait olduğu anlaşılan bir taşınmazın davacılara devredilerek zararlarının giderilmeye çalışıldığı hususu da banka tarafından bilinmektedir. Bu durumda çözülmesi gereken uyuşmazlık davacıların usulsüz işlemler sebebiyle halen giderilmemiş olan zararlarının miktarının belirlenmesinden ibarettir.
Dava dışı ...'in bir kısım usulsüz işlemler yaptığı ve durumun süreç içinde davacılar tarafından hesap hareketlerinin kontrolüyle tespit edildiği, zararın giderilmesi için ...'e başvuruda bulunulduğu belirlenmiştir. ... davacıların şikayet yoluna başvurmaması için eşi ...'e ait Bursa Yıldırım Mollaarap Mahallesi 583 Ada 8 Parselde kayıtlı D Blok 7 numaralı daireyi satış göstermek suretiyle davacılara devretmiştir. ... daha sonra Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesine tapu iptali ve tescil davası açmış, taşınmazı tehditler sebebiyle ikrah altında yaptığını,
bu sebeple işlemin geçersiz olduğunu ileri sürerek tapunun iptaliyle kendi adına tescilini talep etmiştir. Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03/02/2011 gün ve 2009/523 E. 2011/35 K. Sayılı ilamıyla davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın gerekçesinde taşınmaz devrinin davacıların hesaplarından çekilen paralar karşılığında zararı karşılamak ve şikayetçi olmayı engellemek maksadıyla yapıldığı, hatta ...'in satış öncesi daireyi muayene etmeleri için davacıları taşınmaza götürdüğü, buna karşılık olarak da davacıların bankaya verdiği ibranameler ile hesaplarının incelenmesinden vazgeçtikleri açıklanmıştır.
Bu durum karşısında davacıların bir kısım zararlarının doğrudan zarar veren kişi tarafından giderildiği ve zararlarının tamamının karşılandığı inancına sahip olan davacıların da bankaya yönelik ibraname vererek hesapların incelenmesinden vazgeçtikleri anlaşılmaktadır. Davalı tarafın savunmalarından birisi zararın karşılanması sebebiyle bankanın ibra edildiği yolundadır. O halde bu ibranamenin ve aynı süreçte imzalanan hesap mutabakatının geçerli olup olmadığı tartışılmalıdır.
İbranamenin ve hesap mutabakatının geçerli olup olmadığının belirlenmesi için davacıların banka kayıtları itibariyle zararın gerçek boyutunu biliyor olmaları gerekir. Birden fazla hesaptan geniş zamana yayılmış bir süreçte yapılan hesap hareketlerini banka mudilerinin kesin bir biçimde bilmeleri beklenemez. Kayıtlar esas olarak banka tarafından tutulmaktadır. Cevap dilekçesinde de belirtildiği üzere tüm dekontlar üzerinde birinci imza incelemesi yapılmamıştır.
Davacılara tüm dekontların gösterildiği ve tüm hesap hareketlerinin paylaşıldığı konusunda yazılı belge yoktur. Zararın tam olarak belirlenebilmesi için uzman kişiler tarafından yapılacak incelemelere ihtiyaç vardır. Banka mudilerinin dekont, fiş, ekstre, havale, virman kayıtları gibi teknik kayıtları yeterince inceleyerek zararın gerçek boyutunu anlamalarına imkan yoktur.
Bu durumda davacıların hiç değilse alacaklarının bir kısmını karşılayabilmek için taşınmaz devrine razı olmaları ve bunun için bir ibraname vermiş olmaları geçerli sayılamaz. ...'in ceza soruşturmasında verdiği beyanlar da dikkate alındığında zararın boyutunun çok daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır.
Keza banka müfettişleri tarafından hazırlanan ve bir örneği dosyamız ekindeki ağır ceza dosyasının fotokopileri arasında bulunan raporlar da zararın boyutunun daha yüksek olabileceğini açıkça göstermektedir. Ağır ceza dosyasına verilen grafalog bilirkişi raporu da sahte imzalı işlem dekontlarının çok daha fazla sayıda olduğunu tespit etmiştir.
Bu durumda banka çalışanının verdiği taşınmaz karşılığında bankanın tüm zararlardan dolayı ibra edildiğini kabul etmek hukuka uygun değildir. Öyleyse mahkememizce yaptırılacak bilirkişi incelemesiyle zararın parasal karşılığının tespit edilmesi, bunun dışında zararın meydana gelmesinde davacıların müterafik kusurlu olup olmadıkları hususunun da değerlendirilmesi gerekir.
Bu amaçla mahkememizce görevlendirilen bilirkişi heyetinden banka kayıtları üzerinde yapacakları inceleme ile zararın miktarı konusunda rapor hazırlamaları istenmiştir. Bankacı bilirkişi 29/04/2013 tarihli raporunda hem ağır ceza dosyasındaki raporları, hem müfettiş raporunu hem de banka kayıtlarını inceleyerek rapor hazırlamıştır. Raporda her iki davacı da ayrı ayrı yazılı beyan vererek bankayı ibra ettiklerinden söz edilmiştir.
Davacılar ibranamede banka hesaplarını incelenmesi taleplerinden vazgeçtiklerini bildirmişlerdir. O halde davacıların hesaplar incelenmeden zarar konusunda mutabık kaldıklarına dair mahkememiz değerlendirmesi doğrudur. Davacılar ibranameden sonra 22/05/2009 tarihli bir ihtarname ile zararın saptanarak ödenmesini istemişler, davalı banka ise ibranameyi ve ceza davasının henüz sürdüğünü gerekçe göstererek talebi reddetmiştir.
Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/62 esas sayılı dosyasına sunulan 06/10/2010 tarihli bilirkişi raporunda davacıların hesaplarından sahte imzalarla para çekilerek zimmete geçirildiği, zimmet tutarının 533.735,24 TL olduğu, bunun 256.362,33 TL'sini ..., 277.377,91 TL'sinin ... hesaplarına ilişkin olduğu, ...'in eşine ait dairenin 111.000 TL değerle ...'a devredildiği ve 11.000 TL iade alındığı bu durumda ...'ın zararının 100.000 TL'sinin giderildiği belirtilmiştir. Aynı rapordan ...'ın USD hesabından 1.893 USD, ...'ın USD hesabından 3.978 USD, Euro hesabından ise 1.953 Euronun sahte imzalarla çekildiği açıklanmıştır.
Dosyamıza sunulan 29/04/2013 tarihli raporda her bir davacının hesapları tek tek gözden geçirilerek zarar miktarları yeniden hesaplanmış ve bunlar her bir hesap numarası ile ayrı ayrı tablolar halinde gösterilmiştir. Raporda davacı bankanın personelinin yaptığı işlemden dolayı sorumlu olduğu, gerekli denetlemelerin yapılmamasının kusur oluşturacağı, hesaptaki paraların özenle korunması gerektiği açıklanmıştır.
Buna karşılık davacıların da süreçte kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. Zira davacılar yedi yıl gibi çok uzun bir süre hesaplarını yeterince kontrol etmemişler, ... tarafından bir takım yatırım işlemleri yapılmasına göz yummuşlardır. Davacıların bu tutumu usulsüzlüğün ve zararın ortaya çıkmasını geciktirmiş, zararın boyutunu arttırmıştır. Elbette bir banka personeline yatırım işlemleri yapılması için güvenilmesi tek başına kusur teşkil etmez.
Ancak bu güvene bağlı olarak dönemsel biçimde hesapların kontrol edilmesi ve basiretli davranılması gerekir. Davacıların ...'e duydukları güven onun sahte işlemleri rahatça yapmasına ve denetimden uzak kalmasına sebebiyet vermiştir. Bir kişi davacılara yüklenebilecek müterafik kusurun %35 olduğunu belirtmiş, bu oran mahkememizce de uygun görülmüştür.
Elbette davacıların uzun süre güvene dayalı sessizlikleri bir kusur oluştursa da bankanın kendi çalışanlarını düzenli biçimde denetlemesi gerekir. Dekontlardaki imzaların sahteliğinin bir şikayet olmadan kendiliğinden ortaya çıkmayacağı da dikkate alındığında davacılara atfedilen kusur oranı makûldur.
Öte yandan banka personelinin sadece davacıların hesaplarından değil başka hesaplardan da usulsüz işlemler yaptığı bunun da banka tarafından uzun süre tespit edilemediği nazara alındığında bankanın kusurunun çok daha ağır olması gerekir.
Bilirkişi raporunda sonuç itibariyle ...'ın Türk Lirası cinsinden toplam zararının 187.416,73 TL olduğu, bundan müterafik banka kusuruna isabet eden miktarın da 121.820,88 TL olacağı açıklanmıştır. ...'ın 178.029,27 TL kusura isabet eden miktar da 115.719,03 TL'dir. Zarar hesaplanırken ...'in eşi tarafından devredilen taşınmazın değeri nazara alındığından bu hususta mahkememizce ayrıca bir indirim yapılmamıştır.
Mahkememizce bir süre ceza dosyasının kesinleşmesi beklenmişse de haksız fiilin varlığı konusunda dosyada mevcut olan deliller yeterli görülerek ceza mahkumiyetinin kesinleşmesinin beklenmesinden vazgeçilmiştir. ... işlemleri itiraf etmiş, banka müfettişleri ve bilirkişi raporları haksız fiilin varlığını açıkça ortaya koymuştur. ...'in ceza alıp almamasının yahut alacağa ceza miktarının eldeki davaya tesiri yoktur.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ....
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2009/349, K. 2018/443, 4 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama