KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2014/1140
- Karar No
- 2018/1478
- Karar tarihi
- 15 Kasım 2018
- Esas no
- 2014/
- Karar no
- 2018/
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- Av.
- Vekilleri
- Av.
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 16/09/2014
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 09/01/2019
Karar Metni
1.762 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili beyanlarında özetle ; taraflar arasında ticari ilişki mevcut olup davacı şirket tarafından bu ticari ilişkiden dolayı toplam 524.000 TL ödemede bulunulmuştur. Ancak davalı şirket 356.932,07 TL'lik malzemenin teslim edildiğini, yapmış oldukları fazla ödeme nedeniyle ... 19.İcra Müdürlüğünün 2013/... esas sayılı dosyası ile 167.067,93 TL asıl alacak ve davalının temerrüde düştüğü tarihden itibaren işlemiş 3.318,15 TL avans faizi ve protesto masrafı üzerinden takip yaptıklarını, davalının takibe haksız ve kötü niyetli olarak itirazda bulunduğunu bu nedenle itirazın iptali ile takibin devamına ve % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; ticari defterler incelendiğinde davalının alacaklı olduğunun ve davacının takibinde haksız olduğunun anlaşılacağını, davacı şirketin 524.000,00 TL ödeme yaptığını iddia ettiğini ancak davacı şirketin bu miktarda parayı ödemediğini, esasen cari hesaplarda davalı şirketin alacaklı görünmesine rağmen davacı şirketin kötü niyetli takip yaptığını
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:
Dava ... 19.İcra Müdürlüğünün 2013/... sayılı takip dosyasında davalının ödeme emrine itirazının iptali davasıdır. Takip konusu alacağın taraflar arasındaki satım sözleşmesinden kaynaklandığı, davacı ile davalı arasında demir, beton vb çeşitli inşaat malzemelerinin alım satımı konusunda anlaşma bulunduğu ancak herhangi bir yazılı sözleşme bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Taşınır Satım Sözleşmesi TBK 209 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup Satım Sözleşmesinde satıcı satılanın mülkiyetini geçirmek amacıyla zilliyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Alıcının borcu ise kendisine teslim edilen bu malın sözleşmede kararlaştırılan bedelini ödemektir. Tarafların ispat yükümlülükleri de sözleşme gereği üstlendikleri edimlere göre şekillenmektedir. Bu sözleşmede davalının satıcı davacının ise alıcı olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı tarafın iddiasına göre davacının bedellerin bir kısmını nakit bir kısmını çek bir kısmını ise arsa olarak ödemiştir ve buna göre ödediği toplam bedelin 524.000,00 TL olduğunu, davalı şirketin ise 356.932,07 TL'lik malzeme teslim ettiğini ileri sürmüştür.Davalı taraf ise davacının davalıya 524.000,00 TL tutarında bir ödemesinin bulunmadığını, kendi cari hesaplarına göre davalının davacıdan alacaklı olduğunu, davacı tarafça fazladan gönderilmiş 167.067,93 TL tutarında bir ödemenin bulunmadığını, arsa devrinin ... ile ... arasında gerçekleştiğini, bu taşınmazın davalıya ödeme amacıyla devredilmediğini,
davacının iddialarının yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini savunmuşlardır.Bu kapsamda davacı taraf davalıya peşin ödeme suretiyle teslim edilen maldan daha fazla bedel ödediğini iddia etmektedir. Buna göre çözümlenecek uyuşmazlık davalının davacıya ne kadar tutarda malzeme teslim ettiği, davacının da davalıya buna karşılık olarak ne miktarda ödeme yapmış olduğu, peşin ödeme yapılmış ise fazla ödenen bir bedel olup olmadığı varsa bunun miktarının ne olduğu konusundadır.
Tarafların ispat yükümlülüğü de buna göre şekillenmiştir.Dosyaya bir takım ödeme dekontları ile çek suretleri ibraz edilmiş ve tarafların gösterdiği tanıklar dinlenmiştir.
Dinlenen tanıklar davacının iddia ettiği arsanın davalıdan alınan malzemeler karşılığında devredildiğini, belirtmişlerdir.Toplanan delillere göre tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş bu konuda taraflara defterlerini ibraz etmesi 21/04/2016 tarihli duruşmada ihtar olunmuş, inceleme gününde davalı taraf ticari defter ve belgelerini ibraz etmemiş davacı taraf ise ticari defter ve belgelerini ibraz etmiştir.
Davacı defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre davacının davalıya toplamda 523.975,55 TL tutarında ödeme yaptığı, davalıdan davacının 356.907,17 TL tutarında malzeme alımı yaptığı ve davacının bakiye 167.068,38 TL alacaklı göründüğü belirlenmiştir.
Tarafların itirazları üzerine rapor tanzim eden bilirkişilerden ek rapor alınmış 50.000,00 TL'lik ödeme yönünden davacı defterlerine kasadan ödeme olarak işlenmiş olması dolayısıyla davacı tarafça bu ödemeye dayanak belge ibraz edilememesinden dolayı ödeme olarak dikkate alınamayacağı, toplam tutardan düşüldükten sonra davacının takipteki alacağının 117.067,93 TL olduğu belirlenmiştir.
Bunun üzerine 50.000,00 TL'lik ödemenin tespiti bakımından davalı tarafa 18.celsede 2012-2013-2014 yıllarına ait ticari defter ve belgelerini inceleme için hazır etmek üzere bir kez daha kesin süre verilmiş, davalı taraf bu kez ticari defter ve belgelerini hazır etmiştir. Burada inceleme 50.000,00 TL'lik ödeme ile sınırlı olarak yapılmıştır, mahkememizin ara kararı da bu yöndedir.
Zira 21/04/2016 tarihli celsede taraflara defter ve belgeleri ibraz etmeleri hatırlatıldığı halde davalı taraf ibrazdan kaçınmış ve davacı defterleri dikkate alınarak belirleme yapılmıştır. Davalıya bu kez 18.celsede yapılan ihtarla defter ve belgeleri 50.000,00 TL'lik ödemenin bulunup bulunmadığının araştırılacağı, defter ve belgeler sunulmadığı takdirde de bu ödemenin yapılmış kabul edileceği hatırlatılmıştır.
Davalı taraf bunun üzerine defter ve belgelerini hazır etmiş davalı defterlerinde ihtilaf konusu olan 50.000,00 TL'lik ödemenin kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple 50.000,00 TL'lik ödeme de davalı tarafça yapılmış kabul edilmiştir. Davalı tarafa defter ibraz etmesi için verilen sürenin ancak buna rağmen ilk bilirkişi incelemesinde davalının defter ibraz etmemesinin üzerinde durmak gerekir. Bilindiği üzere taraflar tacirdir.
Ticari davalarda dava konusunun tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olduğundan ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin yahut alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan ticari defterlerin yasada kesin delil olarak düzenlendiği açıktır. HMK'nın 222. Maddesine göre.
Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Buna göre mahkeme taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden resen taraflardan defter ibrazını isteyebilir. HMK'nın 219.maddesi tarafların belgeleri ibrazı zorunluluğunu düzenlemiştir. Buna göre. Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar.
Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir. Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.HMK'nın 219.maddesi talep edildiği durumlarda defter ve belgelerin ibraz zorunluluğunu hüküm altına almıştır.
HMK 220.maddesi talep edilmesine rağmen tarafın belgeyi ibraz etmemesinin neticelerini düzenleme altına almıştır. Buna göre.
İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.
Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.HMK'nın 220.maddesi bu şekliyle elinde bulunduğu anlaşılan bir belgeyi ibraz etmemenin hüküm ve sonuçlarını ortaya koymuştur.
Hiç şüphesizdir ki 220.maddede düzenlenen belge tabiri ticari defter ve belgeleri de kapsamaktadır. Ticari defterler kesin delillerden olduğundan HMK'nun 222.maddesindeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olacaklardır. Hatta ve hatta bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış, karşı tarafın defterlerine açık bir şekilde delil olarak dayanılmamış olsa da karşı tarafın defterlerinin incelenmesi zorunludur.
(Bunun istisnası bir tarafın münhasıran bir ticari defter ve belgeye delil olarak dayanmış olması halidir. Zira bu halde taraf bir delile açıkça dayanmadığını ortaya koymuş olup taleple bağlılık ilkesi uyarınca tarafların açıkça dayanmadıklarını bildirdikleri bir delil mahkemece toplanamayacaktır.) Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın defter ve belgeleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir.
Anılan yasal düzenlemeler uyarınca verilen süreye rağmen bir taraf ticari defter ve belgelerini sunar diğer taraf sunmaz ise bu davranışı ile kendi defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan engel olduğu bu sonucun varlığını ve neticelerini kabul etmiş sayılır. HMK'nın 220.maddesi kapsamında ticari defter ve belgeler bunu tutan tarafın zilliyetliğinde olduğundan 220/2.maddesindeki inkarı da yapamayacaktır.
220/3.maddesi gereğince de defter ve belgelerin sunulmamasının neticesi olarak kaçınılan defter ve belgedeki kayıtların karşı tarafın defterlerindeki kayıtlara uygunluğu mahkeme tarafından kabul edilebilir. Mahkememizce de 21/04/2016 tarihli celsede verilen süreye rağmen defter ve belgenin davalı tarafça sunulmamasının sonuçları bu kapsamda kabul edilmiştir. Yerleşik ... uygulamaları da bu yöndedir. (Aynı yönde bknz ...
15.Hukuk 12/09/2017 tarih 2016/ E. 2017/ K. Sayılı ilamı) Davacı kayıtlarına yer alan ve arsa devrinin ödeme olarak yapıldığı belirtilen ancak taraflar arasında bunun ödeme olarak dikkate alınıp alınmayacağı hususunda ihtilaf bulunan taşınmaz devrinin ödemeden sayılıp sayılmayacağı da açıklığa kavuşturulmalıdır.
Bu konuda gerek dosyaya sunulan ve davalı tarafça hiçbir aşamada inkar edilmeyen sözleşme ile dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları dikkate alındığında arsa devrinin de davacının yaptığı ödemelerden sayılması gerektiği sonucunda ulaşılmıştır.
Bu sebeple davacı takipte davalıdan 167.067,93 TL asıl alacak, Noter ihtarının tebliğine göre ve verilen ödeme süresi dikkate alındığında alacağın muaccel olduğu 25/10/2013 tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz alacağının 2.654,52 TL ve 76,71 TL protesto masrafı olmak üzere toplam 169.799,16 TL üzerinden takibin devamına karar verilerek davanın kısmen kabul kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası tesis edilmiştir.
Katip ... · e-imzalı Hakim ... · e-imzalı
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2014/1140, K. 2018/1478, 15 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama