KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi T.C. Bursa Ana Davada
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2019
- Esas no
- 2014/1419
- Karar no
- 2019/1295
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - T.C. N:...
- OSB Demirciler E Blok No
- 16 Merkez/ BURSA
- Vekili
- Av. ...
- Ata Bulvarı 241 Sk. Gizemler Plaza 2 A Blok K
- 5 D:19 Nilüfer/ BURSA
- Davalılar
- 1- ... - T.C. N:...
- Çalı Organize Sanayi Bölgesi 21.Sokak N
- 10 Nilüfer/BURSA
Karar Metni
3.050 kelime·15 dk okuma·15 bölüm
2- ... - Beşevler Mah. Başarı(130) Sk. No:5 İç Kapı No:9 Nilüfer/ BURSA VEKİLİ : Av. ...
DAVA
Limited Şirket Pay Devri ve Eser Sözleşmesi Sebebiyle Alacak
DAVA TARİHİ : 14/10/2014
BİRLEŞTİRİLEN 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
2015/397 ESAS SAYILI DAVADA
DAVACI
... TEKNİK MAK. MÜH. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. Çalı Mah. Çalı San. Böl. 21. Sok. No:10 Nilüfer/ BURSA
VEKİLİ
Av. ... EKŞİ - Yeni Karaman Mah. 4.Kantar Sk. No:2/406 Osmangazi/ BURSA
DAVALI
... - T.C. No:.. 23 Nisan Mah. 241. Sk. Cadde 1 D:5 Nilüfer/ BURSA
DAVA
Eser Sözleşmesi Sebebiyle Alacak
DAVA TARİHİ : 24/03/2015
KARAR TARİHİ : 11/12/2019
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
ANA DAVADA DAVACININ TALEBİ
Davacı taraf özet olarak, davacı ile davalılar arasında imzalanan "Ana Sözleşme" başlıklı anlaşma gereğince, davacının ... Teknik Mak. Müh. Ltd.
Şti.'ndeki %50 hissesini davalı ...'e devrettiğini, bu suretle ...'in anılan şirketin tek ortağı haline geldiğini, sözleşmede şirketi temsilen atılmış imza da bulunduğundan edimlerin ifasından şirketin de sorumlu olduğunu, bu ana sözleşme ve akabinde imzalanan "ek protokol sözleşme" hükümleri gereğince hisse devri ile davacının daha önce şirket lehine şahsi kredi kartlarından yaptığı harcamaların davacılar tarafından kendisine ödenmesinin kararlaştırıldığını, bu edimin halen ifa edilmediğini, yine sözleşme kapsamında şirketin dava dışı ...
A.Ş. ile yaptığı sözleşmeden doğan edimlerin ifasının tamamlanabilmesi açısından 60.00.TL tutarlı ödeme karşılığında davacının şirket adına çalışmayı sürdürerek "..." projesini tamamlayıp ...
A.Ş. tarafından işin kabulünü sağlayacağı, bu kabul işleminin sözleşmedeki 5, 10, 12 ve diğer maddelerinin istikbali ve uygulanabilirliğinin ön şartı sayıldığını, davacının bu hükme uygun davranarak projeyi tamamlayıp kabule hazır hale getirdiğini, ancak davalılar tarafından yapılması zorunlu bazı işlemlerin yapılmaması sebebiyle ...
A.Ş. tarafından kabul onayı verilmediğini, teslimi kararlaştırılan makine ilk anlaşmadaki kapasiteye göre tamamlandığı halde sonradan kapasite artırılması kararlaştırılması sebebiyle ilave işler yapıldığını, davalılara yapılan sözlü başvurular ve çekilen ihtarın da sonuç vermediğini, sözleşme gereğince ödenmesi gereken 60.000.TL'nin halen ödenmediği gibi, sözleşmenin 5. ve 10. maddesinde yazılı yükümlüklerin kısmen yerine getirilmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000.TL'nin dava tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmektedir.
ANA DAVADA DAVALININ CEVABI
Davalı taraf davanın reddini savunmakta, davanın ticari dava olmadığını, kısmi dava biçiminde açılamayacağını, davacının şirket ortağı olduğu dönemde ... A.Ş. ile imzalanan sözleşmeye ... Teknik Ltd. Şti'ni temsilen imza attığını, bu sözleşme çerçevesinde ... A.Ş.
İçin bir ekstruder makinesi imal edip 15.11.2013 tarihinde tesliminin taahhüt edildiğini, davacının da hisse devrini müteakip bu makinenin imal ve teslim ve kabulü konusunda yükümlülük altına girdiğini, buna karşılık davacıya 60.000.TL ödenecek olduğunu, makine imali için ... Ltd.
Şti. işçilerinin çalıştığını, gerekli malzemenin de bu şirket tarafından karşılandığını, sadece davacının tecrübesinden yararlanıldığını, bu sebeple bir eser sözlemesi söz konusu olduğunu, imal edilen makinenin kesin kabulü halen sağlanamadığından alacağın muaccel olmadığını, davacının fahiş hatalar ve yanlışlar yaparak makine tesliminin gecikmesine neden olduğunu, projede yanlış ürünler kullanarak, bazı parçaları kendi imal etmeyi seçerek,
kendilerince imal edilen parçaların sorun doğurması üzerine dışarıdan mal alımı suretiyle ilave masrafa neden olarak proje maliyetini artırdığını, davalı şirketin itibarına da zarar verdiğini, teslimin de bu sebeplerle geciktiğini, eser sözleşmesinden kaynaklanan edimlerini yerine özenle yerine getirmeyen davacını kusurlu olduğunu, bu sebeple taraflar arasındaki ana ve ek sözleşmeyi fesih iradesi göstererek davacıya 07.11.2014 tarihinde ihtar keşide ettiklerini, mevcut duruma göre davacıya ek süre verilmesinde yarar görmediklerini ileri sürmüştür.
BİRLEŞEN DAVADA DAVACININ TALEBİ
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının davacı şirketin %50 ortağı ve münferiden temsil ve ilzama yetkili müdürü olduğunu, Bursa 18. Noterliğinin 10/12/2013 tarih 36202-36203 sayı ile tasdikli hisse devir sözleşmesi ile tüm hissesinin ...'e devrederek davacı şirketteki ortaklığını sonlandırdığını, davalının davacı şirkette yetkilisi ve ortağı olduğu dönemde ... Otomotiv ve Yalıtım Malzemeler San. Tic.
A.Ş. için 1.005.000-TL mukabilinde saate 1.300 KG üretim kapasitesine sahip bir adet Poex T94 marka Heavy Layer ve Laminasyon hattının imalatını, montaj ve kurulumu yapmak üzere ...
Otomotiv AŞ ile yapmak üzere davacı şirket adına 03/06/2013 tarihli sözleşmeyi ve 19/09/2013 tarihli ek sözleşmeyi imzaladığını, davalının o dönemde şirket müdürü olarak yönettiği projelerin davalının imalat sürecindeki ürün ve uygulama hataları nedeniyle teslim tarihi olan 15/11/2013 tarihinde teslim edilmediğini, tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşmeleri tek taraflı olarak fesih ettiklerini, Bursa 10. Noterliğinin 07/11/2014 tarihli ihbarname ile davacıya bildirildiğini,
davalının proje yönetim hizmetlerindeki kusurlarından doğan tüm maddi zararların tazmini için iş bu davayı açmak zorunda kaldıklarını Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1419 esas sayılı dosyasıyla davanın taraflarının aynı olduğunu, her iki davanın hukuki uyuşmazlığının aynı sözleşmesinden kaynaklandığını belirterek 2014/1419 sayılı dosya ile birleştirilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA DAVALININ CEVABI
Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE: Derdest ana dava, davaların yığılması biçiminde açılmış ve birden çok dava sebebi ve talep içeren bir davadır. Davacı ... hem şirket hisse devrinden kaynaklanan alacaklarını hem de devir sonrası eser sözleşmesi şeklinde ilerleyen hukuki ilişkiden kaynaklanan alacaklarını aynı dava dilekçesi ile talep etmiştir. Birleşen dava ise müstakilen eser sözleşmesi sebebiyle alacak davası olarak nitelendirilmeye müsaittir.
Ancak bu eser sözleşmesi de özünde ...’ın şirket hisselerini devretmesi sebebiyle karşılıklı hak ve borçların tasfiyesine yönelik olduğu gibi dava dilekçesinde müdür sorumluluğu sebebiyle tazminata ilişkin vakıalardan da söz edilmiştir. Yani birleşen davanın davacısı da taleplerini birden çok sebebe dayandırmış durumdadır. Ancak uyuşmazlığı basitleştirmek çözüme hizmet edecektir.
Yukarıda sözü edilen eser sözleşmesi, yüklenici ile iş sahibi arasındaki eser sözleşmesi niteliğinde değildir. Yüklenici ile alt yüklenici arasındaki eser sözleşmesi ilişkisinden söz etmek daha doğru olacaktır. Davayı daha iyi anlayabilmek için olayların gelişim sürecini özetlemekte yarar vardır.
Davacı ... bir dönem ... Teknik Makine Mühendislik Ltd. Şti’nin %50 pay sahibi ortağıdır. Şirketteki hissesini diğer ortak ...’e devretmiş ve şirketten ayrılmıştır. ... şirketin tek ortağı haline gelmiştir. ...’ın ortak olduğu dönemde, ... Ltd. Şirketinin dava dışı ... A. Ş. için üstlendiği bir makine yapım sözleşmesi söz konusudur. Bu proje halen devam etmekte olduğundan ...’ın imalat sürecinde yer alması gerektiği öngörülmüş, ... ortaklıktan ayrılmasına rağmen bu makinenin teslimine kadar sürecek imalat aşamasında çalışmayı kabul etmiştir. Sözleşmenin bu kısmi bir alt yüklenicilik sözleşmesi niteliğindedir. Çünkü ... ... A. Ş. ile yapılan sözleşmeden şahsen sorumlu değildir. ... Teknik Ltd. Şti. lehine çalışacaktır. 10.12.2013 tarihli “Ana Sözleşme” başlıklı belge bunu düzenlemektedir.
Keza mezkur “Ana Sözleşme” ile kısmen ortaklık payının devrinden kaynaklanan diğer alacaklar da düzenlenmiştir. Bu yönüyle ileri sürülen talepler hisse devrinden kaynaklanan alacaklar niteliğindedir. Ancak unutmamak gerekir ki gerek ana davanın gerekse birleşen davanın temelini oluşturan hukuki ilişki hisse devri sonrası tarafların yüklendikleri edimleri karara bağlamaktadır. Hatta hisse devri öncesinde oluşan, bir ortağın şirketten alacağını da düzenlemektedir.
O halde davaların her ikisinin temelinde limited şirket ortaklığından kaynaklanan alacak hakları yatmaktadır. Bu itibarla ticaret mahkemesi görevlidir. Islah sonrası miktar itibariyle heyetin görev alanına girmektedir. Gerçi hem ana davanın hem de birleşen davanın özünde bir tasfiye amaçladığı düşünülerek, o dönem tartışılmış olmasına rağmen çoğunluk görüşü aksine tecelli ettiği ettiği için davaya baştan beri heyetçe bakılması uygun görülmemiştir.
Anlaşmaya göre ... şirket hisselerini diğer ortak ...’e devretmiştir. Ancak ... A. Ş. için yapılacak ağır laminasyon hattı adı verilen entegre bir makinenin imalat sürecini bizzat yönetecek ve makinenin iş sahibi tarafından kabulüne kadar sorumluluğu sürecektir. İmalat sürecinde ... lehine sağlanacak yararlar ve ödemeler hükme bağlanmış, mesela ek protokol ile ...’a 60.000. TL ödeme yapılması, bir otomobil için süreli kullanım hakkı verilmesi ve bu sürede yakıt giderlerinin karşılanması kararlaştırılmıştır. Keza ...’ın ortak olduğu dönemden kalan borç ve yükümlülükleri de tasfiye edilecektir.
Taraflar ana sözleşme adını verdikleri anlaşmayı ve ek protokolü inkar etmemişlerdir. Yani tarafların karşılıklı olarak yüklendikleri edimlerin neler olduğu konusunda uyuşmazlık yoktur. Asıl tartışma ... A. Ş. için yapılan makine hattının istenen süre ve nitelikte tamamlanıp teslim edilememesinden kaynaklanmaktadır. Her iki taraf da gecikme ve imalat sorunlarından karşı tarafı sorumlu tutmaktadır. Elbette ..., devir sebebiyle yapılan sözleşmeden kaynaklanan bazı hak ve alacaklarının da ödenmediği iddiasındadır. Birleşen davada ise ... Teknik Ltd. Şti., eski ortak ...’ın müdür olduğu dönemde basiretsiz bir iş bağlantısı yaparak şirketin zararına neden olduğu ileri sürülmektedir.
Yukarıda bahsettiğimiz üzere uyuşmazlığı basitleştirmekte yarar vardır. Davayı şirket hisselerinin devri ve bundan kaynaklanan sorunlar çerçevesinde ele almak odaktan uzaklaşmaya neden olur. Hissedar ve müdür olduğu dönemde yaptığı bir iş bağlantısından ötürü, şirket yöneticisinin sorumluluğu çerçevesinde değerlendirme yapmak doğru olmaz. Zira verilen karar hatalı da olsa ...’ın bizzat kendisi de bu hatadan olumsuz etkilenecektir.
Bir şirket yöneticisinin, kararının ekonomik sonuçlarından sorumlu tutulabilmesi için, ağır kusurlu veya kasıtlı biçimde hareket ettiği ispat edilmelidir. Kanuni tabirle özen ve bağlılık yükümlülüğünün ihlal edilmiş olması gerekir. Elbette her yönetici doğru kararlar vermek ve şirketle birlikte daha çok kazanmak ister. Ancak bu her zaman gerçekleşmez.
Verilen kararlar ve yatırımlar doğru da olsa, değişen ekonomik durum, genel piyasa şartları, döviz kuru, maliyet kalemlerindeki beklenmeyen hareketler gibi elde olmayan sebepler bir araya gelince şirketin zarar etmesi mümkün ve muhtemeldir. Hatta tacir deyimiyle kâr ve zarar kardeştir. Kimi hatalı kararlar korkulan ağır sonuçları doğurmaz, kimi doğru kararlar da hiç beklenmedik zarara neden olur. Bu ticaretin tabiatı icabıdır.
Somut olayda ...’ın maliyetinin altında bir fiyatla iş bağlantısı yapmış olması tek başına sorumluluk sebebi olamaz. Meğer ki bu işlem şirketi zarara uğratmaya yönelik açık bir kasıt veya kabul edilemeyecek kadar ağır bir ihmalin sonucu olsun!
Tüm bu izahatın sebebi, özellikle birleşen davanın bir sorumluluk davası gibi ele alınmasının sakıncalarını anlatmak içindir. Uyuşmazlığın basitleştirilmesi, yani daha kolay anlaşılır hale getirilmesi çözümü de kolaylaştırır. Öyleyse eldeki davayı iki ana soru ekseninde ele almak yararlı olacaktır. Birincisi, ...’a ortaklıktan ayrılması sebebiyle ödenmesi gereken miktarlar ödenmiş midir? İkincisi, ... ... projesini tamamlamak için üzerine düşeni layıkıyla yerine getirmiş midir?
Öncelikle ikinci sorunun cevabının aranması yerinde olacaktır. Zira ... ... A. Ş.’ye teslim edilecek makinenin imalat sürecini yönetmeyi bizzat üstlenmiş, ürünün kabulünden sorumluluğunu kabul etmiş, bu proje gerçekleşmezse yani ... A. Ş. malı kabul etmezse hiçbir hak ve alacağı olmayacağını, hatta aldıklarını da geri vereceğini taahhüt etmiştir. Yukarıda beyan ettiğimiz üzere temel tartışma konusu da bu projeden kaynaklanan anlaşmazlıktır.
... Teknik Ltd. Şti’nin sözleşmeyi feshettiğine ilişkin beyanı kabul edilebilir değildir. Zira tarafların edimlerini büyük ölçüde yerine getirmiş olmaları bir yana, ...’ın hisselerini devrederek ayrıldığı gerçeği karşısında sözleşmeyi feshetmek doğru çözüm değildir. Ancak bu sözleşmeye istinaden talep haklarının kullanılması daha hakkaniyetli olacaktır.
Üretimi taahhüt edilen ağır katman laminasyon hattı özel imalat sayılacak türden bir makinedir. Zaten ...’ın şahsi bilgi birikimi imalatta önemli olduğundan şirketten ayrılmasına rağmen işi tamamlaması ön görülmüştür. Öyleyse bu makinenin kabulüne kadar geçen sürede tarafların edimlerini ne ölçüde yerine getirdiğini belirlemek zorunludur. Bu da bir özel uzmanlık konusudur.
Bursa’da bu projeyi değerlendirmeye ehil bilirkişi bulunmadığı düşünülerek İTÜ öğretim görevlileri arasından seçilen bir profesörün rapor hazırlaması uygun görülmüştür. Mahallinde, yani üçüncü kişi durumundaki ... A. Ş.’nin iş yerinde keşif icra edilmiş, teslim edilen ekstruder makinesinin çalışır vaziyette olduğu gözlemlenmiştir. İmalat tamamlanıp alıcısına teslim edildiğine göre bu süreçte davanın taraflarının edimlerini hangi ölçüde yerine getirdiğini araştırmak gerekir.
Zira bazı imalat sorunları sebebiyle alıcının ücretten kesinti yaptığı iddia edilmiştir. Bilirkişi 20.11.2016 tarihli raporunda imal edilen makinenin taahhüt edilen kapasiteye ulaşamadığını, bunun imalat hatasından kaynaklandığını belirtmiştir.
Bilirkişi davacı ...’ın teknik bilgisi, diğer ortak ...’in sermaye ve altyapı desteği ile eşit paylı ortak iş yapıldığını, imalat sürecinin yarım kalmasına rağmen alıcı tarafın iyi niyetli ve yapıcı yaklaşımı sonucunda gecikmeyle de olsa makinenin teslim edildiğini belirlemiştir. Bilirkişiye göre ister ortak olarak isterse maaşlı çalışan olarak hizmet versin, makinenin imalatına ilişkin teknik süreçten bizzat ... sorumludur.
Ancak tarafların ilk defa bu büyüklükte bir işe kalkışmış olmaları beraberinde bazı teknik sorunları da getirecektir. İmalat sürecinde ortaya çıkan sorunların üstesinden gelmek, bazı sorunları deneme yanılma yoluyla çözmeye çalışmak hem zaman hem işgücü hem de malzeme maliyetine sebep olacaktır. Bilirkişi bu sorunlardan öncelikle ...’ı sorumlu tutmuş, ancak sonuç olarak ikili bir ayrımla görüş bildirmiştir.
Eğer mahkemece tek karar vericinin ... olduğu kabul edilirse maliyet artışından tamamen kendisi sorumlu olur. Ancak fikirlerini serbestçe uygulamaya koyamamış, şirketin kısıtlamaları nedeniyle imalatı istediği gibi yönetememişse her iki taraf eşit biçimde kusurlu sayılmalıdır.
Mahkememizin kabulüne göre ... A. Ş.’ye teslim edilen makinenin imalat sürecinden tamamen davacı ... sorumludur. Onun mesleki bilgisi ve tecrübesine güvenilerek işe başlanmıştır. Ancak tarafların tacir oldukları ve baştan beri kârda ve zararda ortak olmaları gerektiği de gözden uzak tutulmamalıdır.
Daha açık bir ifade ile ... projeyi tek başına yönetse ve tüm ilave maliyetten tek başına sorumlu olsa bile, kasıt veya ağır ihmali söz konusu olmadıkça diğer ortağın veya ortaklık tüzel kişiliğinin zarardan berî olması düşünülemez. Yukarıda izah ettiğimiz üzere bu ilişki yalın bir eser sözleşmesi ilişkisi değildir.
Bir ortaklığın iradi biçimde ve değişik bir yöntemle tasfiyesi söz konusudur. ... sadece bir eser imal etmeyi taahhüt etmemiş, aynı zamanda şirket hisselerini devrederek ayrılmıştır. Ortak olduğu dönemde şirket lehine harcamalar yaptığı da düşünüldüğünde zararın yani makine imalatındaki ilave maliyetin tamamından davacıyı sorumlu tutmak doğru olmaz. Ortaklık ...’ın makine imalatını tamamlamasıyla gerçek anlamda sona erecektir.
Tarafların süreç içindeki karşılıklı suçlamaları ve bu suçlamalardaki haklılıkları davanın çözümünde etkili değildir. Yani ister makine kapasitesi sonradan artırılmış olsun, ister imalatta kullanılan malzeme ve tedarik yöntemi yanlış olsun, ister şirketin satın alma politikası, ister ...’ın tercihleri sebep olsun sonuç değişmez. ... Teknik Ltd.
Şti. ürün için ne kadar tahsilat yapacağını bilmekte, ... ortaklıktan çıkınca bu ücretten kendine düşen paydan ne ölçüde feragat ettiğini tahmin edebilmektedir. Şirket veya diğer ortak ...’ı zarardan kurtarmak için hisseleri devralmış olamaz. Kanaatimizce tarafların temel iradesi bu makineyi imal edip teslim ettikten sonra yollarını ayırmaktır. O halde davayı bu çerçevede değerlendirmek daha adil olur. Makine imalatından kaynaklanan zarar makul ölçüde paylaşılmalıdır.
Ancak davacının hisse devrinden kaynaklanan alacakları da söz konusu olduğuna göre, ortakların kendi aralarındaki hisse devri sebebiyle ödenmesi gereken miktar bulunmalı, makine tesliminden kaynaklanan zarar da paylaştırılmalıdır.
İkinci bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak ...’a ödenmesi gereken ve fiilen ödenen miktar belirlenmiştir. Her ne kadar aynı rapora imza atmış olsalar da bu rapor iki ayrı uzman raporudur. Mali müşavir kayden ödenen miktarları tespit etmiş, makine mühendisi de üretim sürecindeki tedarik sorumlularını, sipariş ve satın alma inisiyatifini denetlemiştir.
Bilirkişi heyeti 08.02.2018 tarihli ilk raporunda ...’ın hisse devri sebebiyle alması gereken miktarlar toplamının 323.665,90.TL olduğunu, yapılan ödemelerin toplam 139.815,90.TL’ye ulaştığını, ...’a tahsis edilen aracın yakıt giderinin zaten şirket tarafından karşılanması sebebiyle ...’a bunun için ayrı bir ücret ödenmemesi gerektiğini belirtmişlerdir. Üretilip teslim edilen makinenin istenen kapasiteye ulaşmaması nedeniyle ayıplı olduğu ve bundan ...’ın sorumlu olacağı, bu sorumluluk sebebiyle ...’ın ek sözleşmede kararlaştırılan 60.000.TL’yi hak etmeyeceği görüşü de raporda açıklanmıştır. Raporun nihai hesabına göre ...’ın bakiye alacağı 120.250.TL’dir.
Rapora itirazlar üzerine aynı heyetten bir ek rapor alınmıştır. Zira ilk raporda bazı ödemeler hesaba katılmamış, keza ayıplı imalat yüzünden şirketin uğradığı zarar miktarı da belirlenmemiştir. Bilirkişi heyeti 11.07.2018 tarihli ek raporunda ...’a yapılan ödeme miktarını revize etmiş ve ödemeler toplamının 260.065,90.TL olduğunu belirlemiştir. İmalat ayıbı dikkate alınarak ...’ın 60.000.TL’yi de isteyemeyeceği nazara alınırsa davacının alacak hakkı kalmamıştır.
Yine ek rapora göre istenen kapasiteye ulaşamayan makine imalatı sebebiyle tahsil edilen 362.007. Euro’dan 97.114,81.Euro’luk kısım için iade faturası kesilmiştir. Dava dışı ... A. Ş.’den tahsil edilen ve kesilen iade faturası yüzünden geri verilmek zorunda kalınan miktarlar tenzil edildiğinde Türk Lirası cinsinden zarar miktarı 335.405,33.TL olur.
Mahkememizce yapılan değerlendirmede ana davanın haksız olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı ... sözleşme ile yüküm altına girdiği makine imalatını öngörülen süre ve nitelikte tamamlayamamıştır. Bu itibarla makinenin sorunsuz teslimi şartına bağlanan 60.000.TL’lik ücret alacağını hak etmemiştir. Sözleşmeden kaynaklanan diğer alacaklarını tahsil etmiş olduğu da dikkate alınırsa ana davanın reddi gerekir.
Buna karşılık birleşen davada durum farklıdır. ...’ın sözleşme ile yüküm altına girdiği edimlerini eksiksiz ve zamanında teslim edememesi şirketi ve dolaylı olarak diğer ortak ...’i maddi zarara uğratmıştır. Üretilen ağır katman laminasyon hattı vaadedilen kapasiteye ulaşamamış, bu sebeple şirket kâr etmek bir yana, satış bedelinin bir kısmını iade etmek zorunda kalmıştır. Bu sonuçtan ...’ın sorumlu olmaması düşünülemez.
Ancak zararın tümünü ...’a yüklemek de hakkaniyetsiz olur. Zira her iki taraf da tacirdir. Sözleşme yaparken risklerini de göz önüne alarak hareket ettikleri var sayılır. ... de projenin aksama ihtimalini dikkate almış olmalıdır. Esas olan kârda ve zararda ortaklıktır. Bir zarar doğmuşsa ortaklık payı oranında her iki ortağın buna katlanması gerekir. Ortaklık, proje teslim sürecinin sonuna kadar devam etmiş olsa zaten böyle bir sonuç çıkacaktı.
Meydana gelen zarar tüm ortakları payları oranında etkileyecekti. Makine tesliminden önce ortaklığı bitirmeye karar veren ortaklar bu sonuca da hazır olmalıydılar. Kâr ve zarar kardeştir. Bir şirket kimi işlerden zarar eder, kimi işlerden elde ettiği kârla bunu kapatır. O halde ortaklık sürerken başlayan ve büyük oranda mesafe kaydedilen bir projeden doğan zararın tümünü bir ortağa yıkmak hakkaniyetsiz olur.
Zararın hisse oranında her iki ortağa dağıtılması daha dengeli olacaktır.
Şirket, sözleşmeden sonra proje için harcanan bedeli de geri isteyemez. Zira bu da bir yatırım işidir. Proje başarı ile sonuçlansa yatırılan paradan daha fazlasını kazanmak mümkün olacaktı. Şirket bu fazlalıktan ...’a pay vermeyecekti. Madem ki şirket böyle bir anlaşma yapmış, kâr etmek kadar zarar etmiş olmayı da kabul etmelidir. Şirket açısından harcanan 79.865,90. TL riskli bir yatırımdır. Bu bedelin içinde ...’a ödenecek 60.000.TL de vardır. ...’ın başkaca alacakları da dikkate alınarak kendine yapılan ödemeler bir bütün olarak kabul edilmiş ve zaten 60.000.TL alacak talebi reddedilmiştir.
Sonuç olarak özetlersek, şirketin ... projesinden zararı 335.405,33.TL hesaplanmıştır. Bu miktar ikiye bölünürse yani her iki ortağa paylaştırılırsa 167.702,66.TL bulunur. Proje tamamlansaydı ...’a 60.000.TL ödenecekti. Eksik ve geç tamamlandığı için ... bu ücreti isteyemez. Proje yönetimi için harcanan 79.865,90.TL’nin içinde sözleşmede yazılı 60.000.TL de bulunduğundan fazladan harcanan miktar olan 19.865,90.TL’nin de paylaşılması gerekir.
Elbette bu rakamlar takdire dayalı bilirkişi hesaplarıdır. Zararın takdiri esasen hakime aittir. Zararın tam ve kesin biçimde hesaplayamadığı hallerde hakim de takdir hakkını kullanır. Zira hesaba esas alınan döviz kuru bile zarar hesabını değiştirilebilir. Mahkememizce şirketin zararları bir bütün olarak ele alınmış, toplam zarar 350.000.TL takdir edilerek bu miktar iki ortak arasında paylaştırılmış, 175.000.TL üzerinden dava kısmen kabul edilmiştir.
A)
2014/1419 esas sayılı ana davanın reddine, Alınması gereken 44,40-TL maktu red harcının mahsubu ile fazla alınan 297,15-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Davalı vekili lehine takdir edilen 26.075-TL ücret-i vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davacı tarafça yapılan muhakeme masrafının kendi üzerinde bırakılmasına,
B)
Birleşen davanın kısmen kabulüyle 175.000 TL alacağın 12.500 TL'lik kısmına dava tarihinden, kalan kısmına ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ...'tan alınarak davacı ... Teknik Ltd. Şti.'ne ödenmesine,
Fazlaya ilişkin talebin reddine
Alınması gereken 11.954,25-TL harca yatırılan 213,47-TL peşin harcın mahsubu ile 11.740,78 TL harcın davalıdan tahsiline,
Davacı vekili lehine takdir edilen 16450-TL ücret-i vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 213,47 TL harç ile yargılama sırasında yapılan 18 TL gider avansının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların ve iflas avansının yatıran tarafa iadesine dair gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okundu, anlatıldı.
İş bu kararın gerekçesi 11/12/2019 tarihinde yazılmıştır.
Başkan ... · e-imza · Üye ... · e-imza · Üye 12245 · e-imza · Katip ... · e-imza
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2014/1419, K. 2019/1295, 11 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama