KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2018
- Esas no
- 2016/1184
- Karar no
- 2018/579
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - TC kimlik No: ... , Karaman Mah. Kerem Cad. Gençosman Sitesi Arzu Blok No:28 Nilüfer/BURSA
- Vekili
- Av. ... - ULUYOL CAD. SEZEN SK. NO:9 K:1-2-3-4 BURSA OSMANGAZİ
- Davalı
- ARSLANLI ... İNŞAAT TAAHHÜT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...
- Vekili
- Av. ... - Odunluk Mah. Lefkoşe Cad. Mihraplı Plaza B Blok Kat:2 D:5 No:9/B 16110 Nilüfer/ BURSA
- Kayyım
- ... - TC Kimlik No: ...
Karar Metni
1.203 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
...
DAVA
Anonim Şirketin Feshi
DAVA TARİHİ : 09/09/2016
KARAR TARİHİ : 25/04/2018
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
DAVACININ TALEBİ
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının, davalı şirketin 125 adet payına tekabül eden %25 hissedarı olduğunu, ana sözleşme ile 08/05/2015 tarihi itibari ile 3 yıl süre ile yönetim kurulu üyesi olduğunu, şirketin 05/08/2016 tarihinde yapılan genel kurulunun yoklukla butlan ile malul olup; iptali için Bursa 2. ATM de 2016/1071 Esas sayılı davanın açıldığını, davalı şirketin ana amacının Bursa Özlüce 4563 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın inşaatını yapmak olduğu halde;
inşaatın hızlı yürümediğini, davalı şirketin devamlı kan kaybettiğini, ortaklar arasında güven kalmadığını, hakim hissedarların haklarını kötüye kullandıklarını, ortaklığın davacı yönünden çekilmez bir hal aldığını, ortaklıktan hiçbir menfaati kalmadığını, T.T.K. 531.maddede belirtilen haklı sebeplerinin varlığı nedeni ile şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmektedir.
DAVALININ CEVABI
Davalı taraf ise, davanın reddini savunmakta, dava dışı ... inşaat limited şirketinin de yetkilisi olan davacının yine dava dışı Necip Çınar'la kat karşılığı inşaat sözleşmeleri imzaladığını ancak edimlerini yerine getiremediğini, bu sebeple işin yeni kurulacak davacı şirket tarafından yürütülmesinin kararlaştırıldığını, on yıldır tamamlanamayan inşaatların davalı şirkete devredildiğini, davacıya %25 şirket hissesi verildiğini, davacının taahhüt ettiği %25'lik şirket payını dahi ödemediğini, ...
İnşaat Limited Şirketi'nden kaynaklanan gecikmeler sebebiyle davalı şirketin 18.000 USD tazminat ödemek zorunda kaldığını, davacının iddialarının gerçek olmadığını, ...
İnşaat yüklenici olduğu inşaatın bedelsiz devrinin doğru olmadığını, davacının şirket işleri ile ilgisinin engellendiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının tek amacının ortaklıktaki payını almak olduğunu, davacıya 08/09/2016 tarihinde 30.000,00 TL ödeme yapıldığı halde, ertesi gün şirketin feshini istemesinde kötü niyetli olduğunun anlaşıldığını, şirketin amacının gerçekleşmesine davacının engel olduğundan; davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir.
DELİLLER ve GEREKÇE: Derdest dava anonim şirket ortağının T.T.K.'nın 531'nci maddesi kapsamında açtığı haklı nedenle fesih ve tasfiye davasıdır. Fesih ve tasfiye için haklı sebepler bulunduğunu ispat külfeti davacı taraf üzerindedir.
Davacının şirketteki payı %25 oranındadır. Bu nedenle azınlık haklarına dayanarak şirketin haklı sebeple feshini istemek konusunda taraf sıfatını haizdir. Dava dilekçesinden de anlaşılacağı üzere şirket daha önce davacının başladığı ancak ekonomik sebeplerle yapımını tamamlayamadığı bir inşaat projesini tamamlamak için kurulmuştur. Öyleyse şirketin amaç ve faaliyetlerini bu çerçevede ele almak, şirketin faaliyetinin, amacın tahakkukundan uzaklaşıp uzaklaşmadığını belirlemek gerekir.
Şirketin mali durumu ve ticari faaliyetlerinin denetlenebilmesi açısından bir bilirkişi heyetinden rapor alınması uygun görülmüştür. Bu şekilde sermaye paylarının ödenip ödenmediği, şirketin amacına uygun faaliyetine devam edip etmediği, diğer ortağın projenin devamı için gereken katkıyı sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bunun için şirketin inşaat faaliyetini yürüttüğü alanda keşif yapılması da uygun olacaktır.
Bilirkişi heyeti 28/07/2017 tarihli raporunda hem şirketin mali durumunu hem de kuruluş amacı olan inşaat projesini devam ettirip ettirmediğini irdelemiştir. 5.000.m2 alanda kurulu bir villa projesi olan inşaat faaliyetlerinin sürdüğü, bazı blokların daha az bazılarının daha fazla tamamlanma oranına sahip oldukları belirlenmiştir. 2017 yılı Mart ayı sonu itibariyle projeye harcanan bedel 2.489.353,80.TL'dir.
Şirket henüz inşaat projesini tamamlamadığından gelir getirici bir faaliyeti yoktur. Tamamlanacak bağımsız bölümler satılmadan gerçek kâr-zarar hesabı yapılması mümkün değildir.
Davacı taraf, davalı şirketin kurulmasından sonra, daha önce başladığı bir inşaat projesinden kaynaklanan haklarını bedelsiz biçimde davalı şirkete devrettiğini ileri sürmektedir.
Ancak olayların akışından ve 05/08/2016 tarihli genel kurul toplantı tutanağından anlaşılacağı üzere aslında davacı taraf şirketin kuruluşu aşamasında yerine getirmesi gereken sermaye taahhüdünü dahi usulünce yerine getirmemiş, bu konu gündeme geldiğinde, "bu hususun kâr paylaşımı sırasında hesaba katılacağını" beyan etmiştir. Bu durum davacının kendi taahhüdünü yerine getirmeden bir takım hak ve talepler ileri sürdüğünü ortaya koymaktadır.
"Hak isteyenin eli pak olmalıdır." Şirket kayıtlarına göre devam eden inşaat faaliyetine harcanan paranın tamamı diğer ortak tarafından karşılanmıştır. Davacının şirketten alacağı yoktur. Elbette davacının ekonomik durumu sebebiyle elindeki projeyi şirkete devretmek zorunda olduğu malumdur. Şirkete mali katkısının az olması normal karşılanmalıdır. Ancak dava dilekçesinde sözü edilen hususların da gerçek olmadığı ortaya çıkmıştır.
Diğper ortak kendi cebinden para harcayarak şirketin devamı için gerekeni yapmaktadır. Üstelik davacı taraf önceki şirketi aracılığıyla, davalı şirkete bazı işler yapmış, 421.810.TL ödeme almıştır.
Şirket içi işleyiş ve davacının müdürlük yetkisinin kaldırılmasına ilişkin genel kurul kararının hukuka uygunluğu eldeki dava yönünden etkili değildir. Kaldı ki bu işleme karşı ayrıca dava açılmıştır. Ortaklardan birinin müdürlük yetkilerinin genel kurulda kaldırılmış olması şirketin devamını çekilmez hale getirecek bir sebep değildir.
Sonuç itibariyle davacı tarafın taahhüt ettiği sermaye payını dahi ödemeden bir takım hak ve talepler ileri sürmesi, her şeyden önce dürüstlük kuralına aykırıdır. Şirketin devamı için gayret gösterdiğine ve mali katkıda bulunduğuna dair hiçbir veri bulunmayan davacının, şirkete iş yaparak parasını almış olması ve hâlâ şirkete karşı yükümlülüklerini yerine getirmemişi olması kabul edilemez. Davacı taraf sermaye olarak yarım kalmış projeyi koyduğunu düşünüyorsa, bu da hatalıdır. Zira öyle olsa aynî sermaye koyma kurallarına uygun bir işlem yapılması gerekir.
Üstelik şirketin kuruluş amacı bir inşaat projesini ortaklık çerçevesinde tamamlamaktan ibaretse ve inşaat projesinin imalatları sürüyorsa fesih istemenin ciddi bir sebebi olması gerekir. Soyut biçimde "çekilmez hâl, ortak çıkar, kötü yönetim" gibi kavramların ileri sürülmesi fesih için yeterli gerekçe oluşturmaz. Nitekim süreç içinde mahkemenin atadığı kayyum tarafından verilen raporlar da mahkememizin görüşünü destekler sonuçlar ortaya koymuştur.
Şirket süreç içinde inşaatları büyük oranda tamamlamış, arsa sahibinin payını teslim etmiş, kira ve kur farklarını ödemiş, kalan bağımsız bölümlerin mülkiyetini almıştır. Yani artık şirketin ürettiği bağımsız bölümlerin satışı ve elde edilen kârın paylaşımı aşamasına gelinmiştir. Fesih ve tasfiye şirket açısından çok daha ağır sonuçlar doğuracaktır.
İnşaat faaliyetlerinin sürdüğü dönemde bazı bağımsız bölümlerin barter yoluyla üçüncü kişilere devri hususu eldeki davayı esastan ilgilendiren bir konu değildir. Eğer barter yoluyla devredilen taşınmazların gerçek değerinin altında bir değerle verildiği ortaya konursa bu ancak bir sorumluluk davasının konusunu oluşturabilir. Kanaatimizce barter işleminin şirketin aldığı hizmet karşılığı olup olmadığı da önemli değildir.
Diğer ortak başka bir işi için ödemesi gereken bedel karşılığında bu projeden bir bağımsız bölüm vermeyi taahhüt etmiş bile olsa, şirket açısından mühim olan kâr - zarar dengesidir. Şirketin faaliyetinin devamı için diğer ortağın şirkete borç vermesi gerçeği karşısında, ortağın başka işine karşılık buradan elde etmeyi umduğu bir kazancı koyması makul karşılanmalıdır. Nihayetinde şirkete ne kadar borç verildiği ve şirketten karşılığında ne alınacağı önem kazanır.
İş bitiminde hesap görüldüğünde ne harcanıp ne kazanıldığı, şirketin hangi bağımsız bölümünün neye karşılık kime kaç paraya verildiği ortaya çıkacaktır. Diğer ortağın bu işlemler sırasında şirketi zarara uğrattığı ortaya çıkarsa sorumluluk davası açılabilir. Ancak bu aşamada fesih için yeterli sebep olmaz.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/1184, K. 2018/579, 25 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama