KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı
- Esas No
- 2016/482
- Karar No
- 2018/836
- Karar tarihi
- 6 Haziran 2018
- Esas no
- 2016/
- Karar no
- 2018/
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- —
- Vekilleri
- Av.
Karar Metni
1.692 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Av.
DAVALI
VEKİLİ : Av.
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 11/04/2016
KARAR TARİHİ : 06/06/2018
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
DAVACININ TALEBİ
Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında davacıya ait ... ... İlçesi, ... Mh. parsel sayılı taşınmaz üzerine ... ve ... inşaatı yapımı için 1.270.032,37 TL bedel karşılığında 25/06/2015 tarihli, "Yapım İşleri Tedarik Sözleşmesi'' adı altında eser sözleşmesi yapıldığını, davalı şirketin üstlendiği inşaat yapım işinde projeye aykırı imalat yapmaya başladığını, bu nedenle davalıya ihtarname çekildiğini, sözleşmenin feshedildiğini, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/...
D.İş sayılı tespit dosyasıyla tespit raporu alındığını, rapora göre davalının 348.864,84 TL tutarında akde ve projeye aykırı inşaat yaptığının tespit edildiğini, imalatın projeye uygun yapılması halinde proje bedelinin %50'si oranında hibe desteği alma imkanları bulunduğunu, projeye aykırı imalat sebebiyle davacının Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu ...
İl Koordinatörlüğü aracılığıyla alabileceği ... fonunu kullanamadığından dolayı zarara uğradığını, ayrıca sözleşmeye güvenen davacının 1.178.180,00 TL ödeme yaptığını, davalının ise projeye uygun imalatı ve malzeme bedelinin toplam 687.855,72 TL olduğunu, 1.178.180,00 TL - 687.855,72 TL = 490.327,28 TL davacının davalıya fazla ödeme yaptığı anlaşıldığından, tespit giderleri ile birlikte 492.831,28 TL'nin 15/01/2016 temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ CEVABI
Davalı taraf ise, davanın reddi gerektiğini savunmuş, usul yönünden davacı şirket müdürü ...'ın şirket müdürlüğünden azli için ... Asliye Hukuk Mahkemesine 2016/...
Esas sayılı dava açıldığını, davacı şirketin temsil sıfatının ihtilaflı olduğunu, dava sonucunun beklenmesi gerektiğini, sözleşmenin yapıldığı 25/06/2015 tarihi itibari ile davalı ve davacı şirketi fiilen ...'ın yönettiğini, davalı şirket yetkilisi ...'nın davacı şirket yetkilisine bu konuda vekalet verdiğini, esas yönden ...
Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/....D.İş tespit sayılı dosyasında düzenlenen raporun usule aykırı ve hesap hataları ile dolu olduğunu, davalı şirket fiilen davacı şirketin yöneticisi ...'ın yönetiminde iş yaptığından davacının dava açmada kötü niyetli olduğunu, bütün işlerin ...'ın talimatı ile yapıldığını, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/... D.İş sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
DELİLLER ve GEREKÇE: Derdest dava eser sözleşmesinden kaynaklanan ve iş sahibi tarafından açılan alacak davasıdır. Kural olarak ispat külfeti davacı taraf üzerindedir. Davacı iş sahibi dava öncesinde eser sözleşmesini akde aykırılık gerekçesiyle feshetmiştir. O halde eldeki davada davalının projeye aykırı imalat yaparak akde aykırı davrandığını, davalı tarafa yaptığı imalattan fazla ödeme yapıldığını ispat etmelidir.
Bilindiği gibi eser sözleşmesi her iki tarafa da borç yükleyen bir akittir. İş sahibi eser karşılığında bir ücret ödemeyi, müteahhit taraf da sözleşmeye uygun biçimde imalat yapıp meydana getirdiği eseri teslim etmeyi vaat eder. Yüklenici taraf edimini yerine getirirken işin hem sözleşmeye hem de sözleşme konusu eserin özelliğine göre fenne uygun eser meydana getirmek, bu eseri zamanında ve eksiksiz teslim etmek zorundadır.
Müteahhidin iş sahibi için üreteceği eserin emsallerine göre yeterli vasıf ve niteliğe sahip olması beklenir. Bu yönden yüklenici imalat sırasında özenli davranmalı, iş sahibinin menfaatlerini zedelememeli, kendine bir eser üretir gibi sadakatle hareket etmelidir. Bir inşaat işini üstlenen müteahhidin birinci ödevi kendisine verilen projeye uygun imalat yapmaktır. Elbette imalat/inşaat sırasında iş sahibince verilen talimatlara uygun davranmak da sözleşmenin tabiatı gereğidir.
Projeye aykırı ancak iş sahibinin isteklerine uygun imalat yapılmışsa bunu ispat külfeti yüklenici taraf üzerinde olacaktır. Somut olayda davalı tarafından imal edilen eserin mevcut haliyle projeye aykırılıklar içerdiği konusunda uyuşmazlık yoktur. Davalı taraf dahi cevap dilekçesinde işin projeye uygun yapıldığı savunulmamıştır.
Davalı taraf imalatın davacı şirket yetkilisi ...'ın denetim ve gözetiminde, onların istek ve ihtiyaçları doğrultusunda yapıldığını ileri sürmektedir. Bu savunma projeye aykırılığı dolaylı biçimde ikrar eden, ancak iş sahibinin onay, istek ve rızasıyla hareket edildiğini gerekçe gösteren bir savunmadır.
Davalı tarafça imal edilen inşaatlarda projeye aykırılıklar bulunduğu hem dava öncesinde alınan tespit raporu hem de mahkememiz aracılığıyla alınan bilirkişi raporu ile sabittir. Elbette işin tamamı projeye aykırı değildir. Ancak inşaatın bazı kısımlarında projeye aykırı davranıldığı sabittir. Dosyamız arasındaki 03/07/2017 tarihli bilirkişi raporu ve keşif sırasında çekilen fotoğraflar bu hususu teyit etmiştir.
Anılan raporda projeye uygun olan ve olmayan imalat miktarları gösterilmiş, uygun kısımların bedelleri ile aykırı kısımların bedelleri ayrı ayrı gösterilmiştir. Aykırılıkların giderilmesi mümkün olanlar ve olmayanlar da belirtilmiştir. Rapora göre projeye aykırı imalattan biri kır kahvesi inşaatıdır. Projede tek katlı bir yapı olması gereken bu inşaat betonarme bir bodrum kat üzerine çelik konstrüksiyon zemin kat olarak yapılmış, inşaat %40 oranında tamamlanmıştır.
Bu yapı yıkılıp kaldırılmadan projeye uygun hale getirilemez. A blok yapıda da temel projeden 5 metre fazla imal edilmiştir. Ayrıca projede bulunmayan ve sözleşmede zikredilmeyen bir meditasyon alanı için kazı işleri tamamlanmış, temel altı grabeton imalatı yapılmıştır. Bilirkişiler projeye aykırı bu imalatların toplam bedelinin 308.943.TL tutarında olduğunu tespit etmiştir. Projeye uygun imalatların tutarı da 510.782.TL'dir.
Davalının inşaat için temin edip inşaat alanına getirdiği ancak henüz kullanamadığı malzeme bedeli 196.250.TL'dir. Bu hesaba göre davalı taraf toplam 707.032.TL tutarında ücret almayı hak etmiştir. Davacının şimdiye kadar ödediğini iddia ettiği bedel ise 1.178.180.TL'ye ulaşmıştır. O halde davalıya 471.148.TL fazla ödeme yapılmış görünmektedir.
Bilirkişi heyeti sözleşmeye aykırı kısımların %50'lik bölümünün ... bağışı kapsamında kalmasını gerekçe göstererek 154.471,50.TL'lik kısmı da davalı alacağına dahil etmiş, bu şekilde tahsil edilmesi makul olan bedelin 861.503,50.TL'ye ulaşacağı belirtilmiştir. Davalı taraf fazladan tahsil ettiği 316.676,50.TL'yi iade etmelidir. Tespit ve noter giderleri ile bu rakamın 319.183,50.TL'ye ulaşacağı konusunda görüş bildirilmiştir.
Mahkememizce bu bilirkişi raporundan yararlanılmakla birlikte sonuç görüşe iştirak edilmemiştir. Niza konusu hukuki durumları değerlendirmek için öncelikle uzlaşmazlık konusu olmayan hususları ortaya koymak gerekir. Davacı tarafın iş karşılığında ödediği bedelin 1.178.180.TL olduğu konusunda ihtilaf yoktur. Davalı taraf daha az veya daha fazla tahsilat yaptığını ileri sürmemiştir.
Sadece alınan paralarla malzeme alındığını ileri sürerek bu konuda defter incelemesi talep etmiştir. Bu husus için defter incelemesi talebi yerinde değildir. Davalı inşaatı anahtar teslimi biçimde yapmayı taahhüt etmiştir. O nedenle tahsil ettiği bedellerin ne kadarıyla malzeme aldığı kendisini ilgilendirir. Kaldı ki henüz inşaatta kullanılmamış mevcut malzeme hesapta nazara alınmıştır. Defter incelemesi deliline başvurmak gereksiz masraf ve zaman kaybına neden olacaktır.
O sebeple davalının tahsil ettiği miktar uyuşmazlık dışı kabul edilmiştir. Projeye aykırı imalatın varlığı da uyuşmazlık konusu değildir. Yukarıda zikredildiği üzere davalı taraf tüm imalatın davacı şirket yetkililerinin onay ve isteği kapsamında yapıldığını savunmuş, projeye aykırılığı inkar etmemiştir. Projeye aykırılık objektif gözlemlerle de teyit edilmiş durumdadır.
O halde çözülmesi gereken hukuki sorun, projeye aykırılıkta yüklenicinin kusuru bulunup bulunmadığını belirlemek, kusur var ise bunun giderilmesi için gerekli tutarı tespit etmek ve fazla tahsilat yapılmışsa iadesini sağlayacak biçimde hüküm kurmaktır. Mahkememizce projeye aykırılıklardan kimin sorumlu olduğu konusunda öncelikli değerlendirme yapılmıştır. Belirtmek gerekir ki, sözleşme götürü usulde yapılmıştır.
Yüklenici işi sabit bir bedel karşılığında ve anahtar teslimi yapmayı vaadetmiştir. Öyleyse yüklenicinin menfaati işi en az maliyetle tamamlamaktadır. Hem malzeme hem işçilik yönünden projeye aykırı biçimde imal edilecek her fazla bölüm müteahhidin kâr nispetini aşağı çekecektir. Olağan hayat tecrübelerine göre müteahhit böyle bir durumda en az malzeme kullanarak ve asgari işçilik harcayarak işi tamamlarsa aldığı ücretten elde edeceği kazanç yükselir.
Doğal olarak böyle bir sözleşmede projeye aykırılık eksik veya kalitesiz imalat yapılarak ortaya çıkmalıdır. Yüklenici parasını alamayacağı işleri yaparsa kârı düşer, hatta zarara uğrar. Projeden fazla imalat yapmakta davalı tarafın menfaati yoktur. Eğer iş metrekare birim fiyatı üzerinden fiyatlandırılmış olsaydı, müteahhidin işi büyüterek alacağı ücreti de artırmaya gayret etmesi doğal olabilirdi.
Bilakis somut olayda davalının yaptığı fazla imalat ancak kendi zararına sonuç doğuracaktır. Örneğin müteahhit tek katlı bir kır kahvesi yerine, betonarme bodrum katı üzerine çelik konstrüksiyon zemin katlı yapı inşa etmeye başlamıştır. A blokta yapı alanını büyütmüş, hiç projede olmayan bir meditasyon alanı için kısmi imalat yapmıştır. Bu yolla müteahhit sözleşmede olmayan işlere girişmiş, fazladan kazı, izolasyon, malzeme, işçilik gibi maliyetlere katlanmıştır.
Bu ilave maliyetler davalıya hiç bir şey kazandırmayacaktır. Zira sözleşme gereğince iş sonunda alacağı miktar 1.270.032,37.TL'dir. İnşaatlar daha tamamlanmadan bu bedelin büyük bir kısmını da tahsil etmiştir. O halde davalı bu fazladan maliyete neden katlanmıştır?Heyetimizce yapılan müzakerelerde olağan hayat tecrübesine aykırı bu durumun ispat külfetini davalı üzerinden kaldıracağı hususunda görüş birliğine varılmıştır.
İspat külfetine yer değiştiren bir sebep de olağan hayat tecrübesine uygunluk halidir. İspat külfeti üzerinde olan taraf, olağan hayat tecrübesine uygun, mâkul ve doğal halleri ayrıca ispata mecbur bırakılamaz. Somut olayda fazladan imalatın iş sahibinin onay ve rızası ile yapıldığını ispat külfeti davalı taraf üzerinde olmakla birlikte, iş karşılığı alacağı ücretten kâr nispetini aşağı çeken ve belki de zarara sebep olan fazla imalatın makul bir açıklaması yoktur.
Sözleşme yazılı biçimde yapıldığına göre sözleşmeye aykırılığın sebebinin de yazılı biçimde ispatı gerektiği düşünülebilir. Ancak günlük yaşam tecrübeleri göz ardı edilerek şekli değerlendirme yapılırsa hakkaniyet ve adalet şekle kurban edilmiş olur. Davalı müteahhidin fazladan yaptığı her işin menfaati iş sahibine ait olacaktır.
İş sahibinin özellikle ödeme yaptığı dönemlerde işi kontrol etmesi, yapılan imalatı denetlemesi ve sözleşmeye aykırı imalat varsa ödeme yapmaması gerekir. Bu basiretli tacir davranışıdır. Ortada gizlenecek boyutta bir aykırılık yoktur. Bariz ve açık bir aykırılığın bu aşamaya kadar görülmemiş ve denetlenmemiş olması mâkul sayılamaz.
Mahkememizin bu kanaatini destekleyen tanık anlatımları da nazara alındığında imalatın davacı iş sahibinin bilgi onay ve hatta isteği ile yapıldığı kanaatine ulaşılmıştır. Hiç kimse kendi kusurundan doğan sebeplere dayanarak hak iddia edemez. Bu dürüstlük kuralına aykırıdır.
Sonuç itibariyle davacı şirketin yöneticisi ile davalı şirketin yöneticileri arasında bir dönem ciddi bir güven ve işbirliği bulunduğu, birlikte hareket ettikleri, ... isimli davacı şirket yetkilisinin, davalı şirkete vekil tayin edildiği anlaşılmaktadır. Davalı şirketin kuruluşu bile danışıklıdır. İşler başından beri bir proje desteği alınabilmesi için danışıklı biçimde ve elbirliği ile yürütülmüş, ancak hibe alınması ihtimali ortadan kalkınca menfaat birliği zedelenmiştir.
Bu olayda her iki taraf da ... ve diğer üçüncü kişilere karşı göstermelik bazı işler yaparak yarar elde etmeyi ummuş, ancak bu ihtimal ortadan kalkınca karşılıklı suçlamalar gündeme gelmiştir. Hiç kimse kendi kusurundan kaynaklanan sebeplerden yola çıkarak hak iddia edemez. Hem davalı hem davacı taraf basiretsiz, haksız ve iyi niyete uygun olmayan davranışlarının sonuçlarına katlanmak zorundadır.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... · e-imzalı e-imzalı e-imzalı e-imzalı
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/482, K. 2018/836, 6 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama