KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2018
- Esas no
- 2016/843
- Karar no
- 2018/163
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ... - Ulubatlı Hasan Bulvarı Evke Trade Tower No.103 K.17 Osmangazi/ BURSA
- Davalı
- ...
- Organize Sanayi Bölgesi Manolya Cd. N
- 9 Nilüfer/Bursa
- Vekili
- Av. ... - Demirtaşpaşa Mah. 3.Selvili Sk. No:1 Modül İş Hanı K:4 D:14 Osmangazi/ BURSA
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 20/06/2016
Karar Metni
1.216 kelime·6 dk okuma·3 bölüm
Mahkememize açılan itirazın iptali davasında,
DAVACININ TALEBİ
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalı şirketten 31/12/2013 tarihi itibariyle 963.458,00 TL tutarında alacaklı bulunduğunu, alacağın davalı şirketin 2013 yılı mizan ve bilanço kayıtlarında mevcut olduğunu, Bursa 14.İcra Müdürlüğünün 2016/... esas sayılı takip dosyasında 963.458,00 TL asıl alacak, 255.474,76 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.218.932,76 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğundan itirazın iptali ile %20 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ CEVABI
Davalı vekili davanın reddi gerektiğini savunmuş, dava dilekçesinde açıklanan hususların gerçek dışı ve yanıltıcı olduğunu, davacının eşi ...'nin şirket ortağı olup, ... hisselerini 10/06/2013 tarihinde davacıya devrettiğini, davacının ise davalı şirkette 5 yıl süreyle görevlendirildiğini, 5 ay müdürlük yapıp 20/01/2014 tarihli genel kurulda alınan kararla müdürlük yetkisinin kaldırıldığını, müdürlük yaptığı bu sürede usulsüz işlemler yaparak tek başına şirketi ele geçirmek istediğini, şirket müdürü olduğu dönem içerisinde şirkete ait kasa paralarını kullanarak kendi hesabına geçirip,
kendi hesabından şirket borcunu ödemiş gibi göstererek kendisini alacaklı hale getirdiğini, gerçekten davacının şirkete borç para vermesinin ve şirket borcunu ödemesinin söz konusu olmadığını, sonuç olarak davalı şirketin davacıya borçlu bulunmadığından, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
DELİLLER VE GEREKÇE
Derdest dava ilamsız takibe itirazın iptali davasıdır. İlamsız takibe dayanak yapılan alacağın ortağın limited şirkete verdiği borçtan kaynaklandığı ileri sürülmektedir. Kural olarak ispat külfeti davacı taraf üzerindedir. Davacı şirkete borç para verdiğini ispat etmek zorundadır.
Somut olay kendine has bazı özellikler taşımaktadır. İcra takibinde alacaklı konumunda bulunan davacı şirketin ortağıdır. Aynı zamanda bir dönem şirketi temsile yetkili müdür sıfatıyla hareket etmiştir. Bu sıfatı sebebiyle şirket kayıtlarını elinde bulunduran davacının bir takım manipülatif işlemler yaptığı, fiktif işlemlerle gerçekte olmayan bir alacak ihdas ettiği ileri sürülmüştür.
Bu hususun hukuken değerlendirilmesinden önce şirketin defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak kayden ortaya çıkan borç ve alacak durumu konusunda rapor alınması ve işlemlerin fiktif olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu amaçla şirket kayıtları üzerinde inceleme yetkisi verilen bilirkişiden rapor alınmıştır.
Bilirkişi heyeti 16/10/2017 tarihli raporlarında kayden alacak borç durumunu ortaya koyacak biçimde açıklama yapmışlar, aynı zamanda kayıtların fiktif işlemlere dayalı olup olmadığı hususunu da tartışmışlardır. Öncelikle şirketin kaydi borç durumunun ortaya koymak gerekir. Şirket kayıt ve defterlerine göre davacı şirkette müdür olduğu dönemde şirkete toplam 1.110.175 TL tutarında borç vermiştir. 2014 yılı sonu itibariyle ise 1.088.858,40 TL alacaklı görünmektedir.
Davalı taraf bilirkişi raporunda belirlenen bu rakamların gerçeği yansıtmadığı ve fiktif işlemlerden oluştuğu görüşündedir. Ancak rapor içeriğinden de anlaşılacağı üzere davacının şirket hesabına para yatırdığı dönemlere uygun düşer biçimde şirket ödemeleri vardır. Taraflar arasında Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/852 ve 2016/974 esas sayılı dosyaları üzerinden de benzer bilirkişi incelemeleri yaptırılmış olup, raporlar arasında küçük farklar dışında paralellik söz konusudur. Şirketin genel mali durumu ve yıl sonu hesapları nazara alındığında şirket gelirlerinin ve tasarruf edilebilir öz kaynağının yıl içindeki toplam giderleri karşılamaya yetmediği açıkça ortaya çıkmaktadır.
Eldeki dava yönünden en önemli hususlardan birisi şirketin nakit ihtiyacı olmadığı halde görünüşte işlemlerle şirketin borçlandırıldığı ileri sürülmüş olmasına karşılık şirketin diğer ortaklarının da şirkete borç vermiş görünmesidir. Bilirkişi raporundan teyit edileceği üzere davacının şirketten alacağı 1.088.858,40 TL olmasına karşılık diğer ortakların alacakları toplamı 952.292,72 TL'dir. Şirketin gerçekte nakit ihtiyacı yok ise diğer ortakların da şirkete borç vermelerinin maddi temeli olmaması gerekir. Şirket yönetimini ele geçiren diğer ortakların davacıya yönelik tutumları dürüstlüğe uygun bulunmamıştır.
Öte yandan davacının alacağı yıllar içinde kayıt ve defterlere işlenmiş, ve her yıl bilançolarda gösterilmiştir. Yapılan genel kurul toplantılarında bilançoların tasdik edildiği ve davacının da geçmiş yıllar için ibra edildiği nazara alındığında şirketin kayıtların fiktif olduğu ileri sürmesi kabul edilemez. Tüm ortaklar bilançolarda görünen borç miktarını bilerek bilançoları onaylamışlar ve müdürü de ibra etmişlerdir. Bu ibra ve tasdik aynı zamanda hesapların doğruluğunu kabul etme anlamını taşır. Daha da önemlisi davalı şirket kaydi borçların bir kısmını ödemiştir. Bu ödeme dahi davacının şirkete borç verdiği iddiasını doğrular mahiyettedir.
Şirket kayıtları ve banka kayıtları bir arada incelendiğinde davacının müdür olduğu dönemde şirket hesabına yapılan ödemelerin gerçek olduğu, işlemlerin sadece ticari defterlere kayıt yoluyla değil aynı zamanda nakit yatırma biçiminde banka işlemleri yoluyla da teyit edildiği sonucuna varılır.
Davacının müdür olduğu dönemde ... Demir Çelik - ... ile yaptığı ticari alışverişin gerçeği yansıtmadığı ve naylon fatura kullanıldığı iddiası bilirkişi raporunda ayrıca ele alınmıştır. Elbette faturaların gerçek bir alışverişi yansıtmadığını sadece defter kayıtlarından belirlemek mümkün değildir. Ancak halen şirketin yönetici ortakları tüm kayıt ve bilgilere erişebilir durumdadır.
Varsa hangi faturaların naylon fatura olduğunu kendi kayıtlarını, giriş çıkışları, stoku ve satışları inceleyerek belirleyebilir. Davalı tarafın soyut ifadeler kullanmakla yetinmesi, somut biçimde hangi faturaların sahte olduğunu ileri sürmemesi karşısında ancak karinelerle sonuca gidilebilir.
Nitekim raporda da bu karineden yola çıkılmış, şirketin gerek davacının müdür olduğu dönemde, gerekse müdürlükten ayrıldığı dönemde belli bir ortalama ile alışveriş yapıldığına dikkat çekilerek işlemlerin sahteliğine dair bir sonuca ulaşılamadığı açıklanmıştır. Daha açık bir ifade ile davalı şirket davacının müdür olduğu dönemde de, müdürlükten ayrıldığı dönemde de aynı firma ile aynı ölçekte çalışmaya devam etmiştir.
Ortada gerçek olmayan bir alışveriş kaydı varsa bu durumun halen devam ettiği de düşünülebilir. Bu itibarla somut örnekler olmadan tek bir şirketle yapılan ticari alışveriş üzerinden sonuca gitmek mümkün olmayacaktır.
Davalı taraf bir kısım para yatırma dekontlarında davacının isminin bulunmamasını gerekçe göstererek kim tarafından yatırıldığı belli olmayan bu bedellerin hesapta nazara alınmasına karşı çıkmıştır. Ancak davalı taraf bu paraları kimin yatırdığını da söylememiştir. Bu durumda şirketi temsile yetkili kişinin işlem yaptığını kabul etmek gerekir. Aksinin ispatı davalının yükümlülüğündedir.
Sonuç itibariyle davacının kayden şirketten daha fazla alacaklı görünmesine rağmen 963.458 TL üzerinden takip başlattığı nazara alınarak asıl alacak yönünden taleple bağlı kalınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Buna karşılık davalı tarafın daha önce temerrüde düşürüşmediği ve alacağın muaccel olmadığı nazara alınarak işlemiş faiz talepleri haksız görülmüştür. Davalı taraf kendi kayıtlarına göre açık ve belli olan likit bir alacağı inkar etmiş olmakla kötü niyetli sayılmış ve aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/843, K. 2018/163, 14 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama