KÜNYE
T.C. Bursa
- Mercii
- Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2017/1383
- Karar No
- 2019/416
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2019
- Esas no
- 2017
- Karar no
- 2019
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- S
- Vekili
- Av.
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 30/10/2017
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 05/07/2019
Karar Metni
1.240 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Bursa 12. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasıyla başlatılan takipte takibe konu bonodaki imzanın davacıya ait olmadığını, bu nedenle bu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarını, Bursa 7.İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasıyla imzaya itiraz sonucu bilirkişi incelemesi yapılmış olduğu,
bilirkişi incelemesi neticesinde her ne kadar davacıya ait olduğunun raporu edilmesiyle davanın imza inkarı yönünden reddine karar verilmiş ise de, bu kararın hukuka aykırı olduğunu ve istinaf edildiğini, yapılan bilirkişi incelemesinin hüküm kurmaya elverişli olmadığını, ayrıca sözkonusu bono nedeniyle ticari defterlerde de herhangi bir borç kaydının bulunmadığını, borcun esası bakımından da borçlu olmadıklarını belirterek tespitini talep etmişlerdir.
Davalı vekili beyanlarında özetle ;imza inkarı neticesinde İcra Hukuk Mahkemesinde yapılan incelemede; imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle imza inkarının haksız olduğunu, yine taraflar arasındaki borç ilişkisinin bonodan kaynaklı olması nedeniyle bağımsız borç ikrarı içerdiğini, borcun bulunmadığına yönelik itirazın da yersiz olduğunu, buna ilişkin iddialarını kesin deliller ile ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:
Dava 12. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında takibe konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti davasıdır.
Takip konusu alacağın kambiyo senedinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Davacı borçlu olmadığı iddiasını iki temel sebebe dayandırmıştır. Bunlardan birincisi senetteki imzanın davacıya ait olmadığı diğeri ise senede dayanak alacağın mevcut olmadığı iddiasıdır. Bu iki iddia özünde birbiri ile çelişse de her iki iddia üzerinde ayrı ayrı durmak gerekir.
Davacının senetteki imzaya yönelik iddiası ile ilgili Bursa 7. İcra Hukuk mahkemesinin ... E sayılı dosyasında yargılama yapılmış bu yargılamada senet üzerinde imza incelemesi yapılarak 11.05.2017 tarihli bilirkişi raporu ile senetteki imzanın davcıya ait olduğu tespit edilmiştir. Anılan dosyada mahkeme kararı istinaf incelemesinde olduğundan karar henüz kesinleşmemiştir. Ancak icra mahkemesi kararı menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmeyeceğinden bu dosyanın bekletici mesele yapılmasına gerek duyulmamıştır. İcra mahkemesi kararı kesin hüküm teşkil etmese de oradaki yargılamada toplanan deliller mahkememiz dosyasında delil niteliğinde nazara alınıp dosyamızda toplanan delillerle birlikte değerlendirilebilecektir.
Mahkememiz dosyasında imza incelemesi yapılmış İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesinin 06.03.2019 tarihli raporuyla senetteki imzanın davacıya ait olduğu belirlenmiştir.
Her ne kadar raporda "kuvvetle muhtemel" ibaresi kullanılmışsa da gerek İcra Hukuk mahkemesinde alınan rapor içeriği gerekse dosyamızda alınan rapor içeriği ve davcınını senetteki alacak sebebine yönelik menfi tespit iddiaları hep birlikte değerlendirildiğinde senetteki imzanın davacıya ait olduğu kabul edilmiştir. Bu konuda başkaca araştırma yapmaya gerek duyulmamıştır.
Gerçekten de her iki rapor içeriğinde de imzaların tersim tarzları, el hareketlerinin yapılış tarzları, istif, eğim, doğrultu, hız ve baskı derecesi bakımından benzer oldukları açıkça ve net bir şekilde vurgulanmıştır. Rapor içeriklerinden ve belirlemelerinden de net bir biçimde anlaşılacağı üzere senetteki imzanın davacıya ait olduğu noktasında kuşku bulunmamaktadır.
Davacının menfi tespite yönelik alacağın bulunmadığına dair iddiaları yönünden ise; davacı Erdek Asliye Hukuk mahkemesinin ... E sayılı dosyasına delil olarak dayanmıştır. Ancak anılan dava dosyasında takibe konu senede yönelik bir belirleme mevcut değildir. Bu dosyada verilen hükme dayanılarak davacının senet dolayısıyla davalıya borçlu olmadığını kabul etmek mümkün değildir. Ayrıca davacı ticari defterlerinde incelenmesini talep etmiş olsa da ticari defterlerde kambiyo senedine yönelik bir kaydın bulunmaması kambiyo senedinin niteliği gereği onun alacak borç ilişkisi kurma vasfını ortadan kaldırmayacaktır. Ticari hayatta pek çok tacirin ticari kayıtlara işlemeksizin kambiyo ilişkisi içerisine girdiği herkesin malumunda olan bir gerçektir.
Davalı taraf kambiyo senedinin mücerret borç yarattığını aksinin yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini ileri sürmüş ve fakat senedin temel ilişkisine yönelik ikrar niteliğinde sayılacak bir beyanda bulunmamıştır. Bu sebeple kambiyo senetleri niteliği gereği temel ilişkiden bağımsız yani mücerret borç ilişkisi kurduğundan davacı iddialarını yazılı delille kanıtlamalıdır.
Takibe ve davaya konu senet bono niteliğindeki kambiyo senedi olduğundan, bilindiği üzere kambiyo senetleri (ticari senetler) ihdasi (kurucu) nitelikteki senetlerdendir. Gerçekten, bir borç için kambiyo yükleniminde bulunulması borcun yenilenmesi (tecdidi) sonucunu doğurmaz(BK., m. 133). Bu durumdaki bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri asıl borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü halinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur.
Kambiyo taahhüdünde bulunulmasına neden olan ve temel ilişkideki asli para edimini teskil eden “temel alacak”, o kambiyo taahhüdünün hukuki sebebini oluşturur. Ancak, kambiyo taahhüdünün geçerliliği sebebe bağlı olmayıp, bu senetler maddi anlamda soyut (mücerret) senetlerdir.
Kambiyo senetlerinin maddi anlamda soyutluğu ilkesi gereğince temel alacağın mevcut olmaması, geçersiz olması kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta, fakat sebepteki /temel iliskideki) sakatlık kambiyo borçlusuna“nedensiz zenginlesme defi” öne sürme hakkını vermektedir. Bu davayı açan davacı, kambiyo senedinin hükümsüzlüğünü öne sürmemekte, tersine kambiyo taahhüdünün varlığını kabul etmektedir.
Ancak, borçlu, temel ilişkiden bir alacak hakkı doğmadığı halde, kambiyo senedi alacağının istenmesi nedensiz zenginleşme oluşturduğundan kambiyo taahhüdünü yerine getirmek zorunda olmadığını öne sürmektedir.
Bu noktada menfi tespit isteminde bulunan; temel ilişkinin varlığını, temel ilişkide ki sözleşmenin türünü, kambiyo senedinin hangi nedenle ve sözleşmesel ilişki nedeniyle verildiğini ispatladıktan sonra bu temel ilişkideki hangi nedenlerden dolayı kambiyo taahhüdünü yerine getirmek zorunda olmadığını ispatlamakla yükümlüdür. Burada iki aşamalı bir ispat yükü söz konusudur ve ispat yükü de menfi tespit isteminde bulunan kişi üzerindedir.
Buna ilişkin ispat yükümlülüğü yerine getirilmediği takdirde kambiyo senetlerinin maddi anlamda soyutluğu ilkesi ve mücerretlik ilkesi gereğince temel ilişkiden bağımsız borç ilişkisi yaratacağından kambiyo senetleri nedeniyle sorumlu olunacaktır.
Hukuk Genel Kurulu’nun 17.12.2003 gün ve E:2003/19-781, K:2003/768. 12.10.2011 gün ve E:2011/19-473, K:2011/607. 04.12.2013 gün ve E:2013/19-89, K:2013/1645. 14.05.2014 gün ve E:2013/19-1155, K:2014/660 sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır.
Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Takibe ve davaya konu bono bir yazılı delil olduğundan davacının bu yazılı delile karşı ispat yükü yukarıda belirtildiği üzere davacı taraf üzerindedir. Bilindiği üzere HMK Madde 201'e göre; senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Yazılı delille ispatı gerekir. Davacı tarafça dosyaya buna ilişkin bildirilmiş ve sunulmuş yazılı delil de bulunmaktadır. Bu sebeple davanın reddine karar verilmiştir.
Katip ... Hakim ...
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/1383, K. 2019/416, 9 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama