İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARAR

Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2018/147 K.2018/241

Av.

Esas2018/147Karar2018/241Tarih28 Şubat 2018Okuma18 dk · 3.658 kelime

KÜNYE

T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı

Esas No
2018/147
Karar No
2018/241
Karar tarihi
28 Şubat 2018
Esas no
2018/
Karar no
2018/
Başkan
... ...
Üye
... ...
Üye
... ...
Katip
... ...
Davacı
—
Vekilleri
Av.
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.658 kelime·18 dk okuma·7 bölüm

Av.

DAVALI

VEKİLLERİ : Av. Av.

DAVA

Hakem Kararının İptali

DAVA TARİHİ : 24/01/2018

KARAR TARİHİ : 28/02/2018

Mahkememize açılan hakem kararının iptali davasının evrak üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirmesinde;

DAVACININ TALEBİ

Davacı taraf dava dilekçesinde, taraflar arasında ... ve ... projesinin yapım işine dair sözleşme akdedildiğini, bu sözleşmenin feshinden kaynaklanan uyuşmazlık hakkında hakem heyetince verilen 23/12/2017 tarihli kararın kendilerine elektronik posta yoluyla 25/12/2017 tarihinde tebliğ edildiğini, bu kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Aynı dilekçede kararın tebliği ile birlikte hakemlerin reddi için gerekçelerin de ortaya çıktığını ileri sürmüştür.

Davacı tarafın iptal gerekçesi olarak ileri sürdüğü sebepler ana başlıklar halinde aşağıda özetlenmiştir:Tahkim şartı geçersizdir. Zira sözleşmede tahkim şartına ilişkin hüküm yanında, sözleşmeden doğacak ihtilaf için görevli ve yetkili mahkeme de gösterilerek aksi yönde irade gösterilmiştir. Bu çelişik irade beyanı tahkim şartını geçersiz kılar. ... Kanunu'nun öngördüğü yargılama usulünün seçimi de geçersizdir. Zira uyuşmazlıkta yabancılık unsuru yoktur.

Taraflar da, sözleşmenin ifa yeri de finansmanı da, hammaddesi de yerli olan bu uyuşmazlığa .... uygulanması, uyuşmazlığın ... usul hukukundan kaçırılması sonucunu doğurur. ....'nın amacı daha çok yabancı yatırımcıya yönelik hükümler koymaktır. Taleplerin tümü hakkında karar verilmemiştir.

Tahkim yargılaması sürerken netleşen ve karşı ek talep olarak ileri sürülen 7.248.750,83.TL'lik kısım değerlendirme dışı bırakılmış, bu suretle yargılamada ileri sürülen talepler tam olarak karşılanmamıştır. Sözleşmelerin yorumunda ... Hukukunun emredici kurallarına uygun hareket edilmemiştir.

Sözleşmedeki tahkim şartı yorumlanırken nazara alınan "favor negotii" (mümkün olduğunca sözleşme ve hükümlerini ayakta tutacak yorum kuralı) taraflar arasındaki 31/05/2013 tarihli protokolün yorumu sırasında dikkate alınmamıştır. Dava dışı bir şirketi de ilgilendirecek/etkileyecek biçimde, kambiyo senetleri hakkında menfi tespit kararı vermek kanuna aykırıdır, hakemlerin yetkisini aşan bir karardır.

Öte yandan henüz tahsil edilmemiş senedin bedeline ve takipte ortaya çıkan ferilerine ilişkin istirdat kararı verilmesi de yanlıştır. Karara dayanak yapılan bilirkişi rapor yanlış olduğu gibi, bilirkişilerin reddine ilişkin talepler konusunda da bir karar verilmemiştir.

Yargılama kanunun öngördüğü süre içinde tamamlanmamıştır.Müterafik kusur halinin nazara alınmaması, keyfi biçimde birçok zarar kalemi yanında manevi tazminat kaleminden hüküm kurulması, karşı tarafın basiretsiz davranarak yaptığı fahiş faizli sözleşmelerin yükünün davacı ...

Tesktil A.Ş.'ye yüklenmesi, karşı tarafın aşırı borç yüküne girerek iflasa sürüklenmesindeki payının tazminatın tenkisine neden olacağının gözetilmemesi, talep konularında delil toplanmaması gibi birçok iptal sebebi de mevcuttur.Yapılan açıklamalar çerçevesinde hakemlerden ikisinin açıkça taraflı davrandığı ortaya çıkmıştır. Bu hakemlerin reddi gerekir.

DAVALININ CEVABI

Davalı taraf davanın reddi gerektiğini savunmuş, davacının davayı uzatmaya çalıştığını ileri sürmüştür. Davalı tarafın red gerekçesi olarak ileri sürdüğü sebepler ana başlıklar halinde aşağıda özetlenmiştir:Tahkim şartı geçerlidir. Bizzat davacı taraf, davalı sıfatıyla yer aldığı ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/... ve ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/... esas sayılı dosyalarında tahkim şartını bir red sebebi olarak ileri sürmüştür.

Şimdi tahkim şartının geçersiz olduğunu ileri sürmek dürüstlük kuralına aykırıdır, hakkın kötüye kullanılması kapsamındadır. Sözleşmenin 32nci maddesi ile taraflar karşılıklı olarak iptal davası açmak hakkından feragat etmiştir. Bu hükmün geçerli olduğuna güvenen davalı ... İnşaat Ltd. Şti. taleplerinden kabul edilmeyen kısımları gerekçe göstererek iptal davası açmak yoluna başvurmamıştır. Kanunda yazılı iptal şartlarından hiçbiri oluşmamıştır.

Kanunda iptal sebepleri sınırlı biçimde gösterilmiştir. Somut olayda bu sebeplerden hiçbiri söz konusu değildir. Tahkim yolu seçimi ve yargılama usulü seçimi doğrudur. Bu husus hakemlerce de tartışılmış, 16/11/2015 tarihli görev belgesine davacı tarafça hiçbir itirazda bulunulmamıştır. H.M.K. dahi taraflara yargılama usulüne ilişkin kuralları belirleme yetkisi vermiştir. Hakem kararında tüm talepler değerlendirilerek, her biri hakkında karar verilmiştir.

Karara bağlanmayan talep yoktur. Süreç içinde birçok kez bilirkişi raporu alınmış, her talep değerlendirilmiştir. Hakem heyeti sözleşmeyi ... hukukunun emredici kurallarına aykırı yorumlamış değildir. Verilen menfi tespit kararı hukuka uygundur. Hakemlerin tarafsızlığını kaybettiği iddiası haksızdır. Hakemin reddi için gerekli üç şart da vaki değildir. Baştan beri ileri sürülmeyen red sebeplerinin şimdi ileri sürülmesi haksızdır.

DELİLLER VE GEREKÇE

Derdest dava hakem kararının iptali davasıdır. Eldeki uyuşmazlıkta esasa girilmeden önce usule ilişkin iki temel hususun tartışılması gerekir. Bunlardan birincisi taraflar arasındaki esas sözleşmelerde yer alan tahkim şartının geçerli olup olmadığı, diğeri de davacı tarafın iptal davası açma hakkı bulunup bulunmadığı hususudur. Bu aşamadan sonra esasa girilerek kanunda sınırlı biçimde sayılan iptal sebeplerinin gerçekleşip gerçekleşmediğine bakmak gerekecektir.

Elbette davanın usulden reddini gerektiren bir durum mevcut ise esasa girmekte yarar yoktur. Ancak hakem kararlarının en kısa sürede kesinleşmesini sağlamak ana hedef olmalıdır. Zira tarafların tahkim yoluna başvurmalarının en önemli gerekçesi işin en kısa sürede sonuçlandırılmasıdır. Uzun sürecek yargısal denetimler bu amaca hizmet etmez.

Eğer usulî red veya kabul sebeplerine dair gerekçeler yerinde değilse, sırf bu sebepten dosyanın temyiz mahkemesinden geri gönderilmesi gereksiz zaman kaybına yol açacaktır. Bu mütalaa ile hem usuli sebeplerin hem de esasa ilişkin sebep ve gerekçelerin birlikte tartışılması daha doğru olacağı takdir edilmiştir.

Yukarıda tarafların iddia ve savunmaları ana başlıkları ile gösterilmiştir. Bu başlıkların değerlendirmesine geçmeden önce usule ilişkin bir açıklama yapmakta yarar vardır. Az önce de belirtildiği üzere, hakem kararının iptali davasının mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılması gerekir. Hakem sürecinden sonra uzun sürecek bir iptal davası süreci, tahkimden beklenen faydayı ortadan kaldıracaktır.

Bu sebeple gerekmedikçe muhakemeyi uzatacak usul işlemlerinden de kaçınılmalıdır. Somut olayda uyuşmazlığın çözümü için duruşma açmaya gerek görülmemiştir. Eldeki davada basit usul uygulanmaktadır. Tarafların cevaba cevap ve ikinci cevap hakları yoktur. Ancak dilekçelerdeki her talep titizlikle ele alınmış, davacı tarafın duruşma/lar açılması talebi yerinde görülmemiştir. Taraflar tüm iddia ve delillerini ortaya koymuştur.

Tahkikat anlamında yapılacak bir işlem, toplanacak ve tartışılacak bir delil yoktur. Duruşma açılması sadece taraf vekillerinin dilekçelerini sözlü biçimde tekrarlamalarına fırsat verecektir. İşin mahiyeti icabı, hakem kararının maddi dayanaklarını tartışmak ve hakem kararının haklılığı veya yerindeliğini denetlemek mümkün değildir. İptal sebepleri ve mahkememizce dikkat edilecek hususlar açıkça bellidir.

O halde evrak üzerinde yapılacak değerlendirme ile sonuca gitmek daha doğru olacaktır. A. Usule İlişkin Tahkim Şartı Geçerli midir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, davacı tarafın tahkim şartının geçersizliğine ilişkin iddiası haksız ve kötüniyetli bulunmuştur. Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözülmesi gerektiğine ilişkin iki ayrı ilk derece mahkemesi kararı ... 15inci Hukuk Dairesinin 2014/ E. ve 2014/ E. sayılı kararları ile onanarak kesinleşmiştir.

Bu durumda tekrar tahkim şartının geçerliliğini tartışmak yersizdir. İlginç bir biçimde, davacı taraf anılan dosyalarda tahkim şartı uygulanması gerektiğini ileri sürerek davaların reddini isteyen taraftır. Şimdi gelinen aşamada bu savunmanın aksine tahkim şartının geçersiz olduğunu ileri sürmek dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.

Faraza, tahkim şartı gerçekte geçersiz olsa bile davacı taraf ısrarla bu hükmü geçerli kılmaya çalışmış olmakla, bu şartla bağlı hale gelmiş sayılmalıdır. Kaldı ki sözleşmede hakim taraf konumunda bulunan davacı tarafça bu hususun müzakere edilmediğini düşünmek doğru olmaz. Her iki taraf da tacirdir. Sözleşmede yer alan hükümlerin sonuçları hakkında yeterli müzakere yapıldığını kabul etmek gerekir.

Ahde vefa ilkesi gereğince davacı tarafın sözleşmedeki hükümle bağlı olduğunu kabul etmek gerekir. İptal Davası Açmaktan Feragate İlişkin Sözleşme Hükmü Geçerli midir?Tartışılması gereken en önemli usulî sorun ise davacının iptal davası açma hakkı bulunup bulunmadığının belirlenmesidir. Kural olarak tarafların belli ve sınırlı sebeplere dayanarak hakem kararının iptalini istemeleri mümkündür. Yine kural olarak doğmamış haktan feragat söz konusu olmaz.

Ancak somut olayda taraflar, sözleşmeden doğacak uyuşmazlıklara 4686 Sayılı ... Kanunu hükümlerinin uygulanmasını kararlaştırmışlardır. MTK'nın 15. maddesi gereğince taraflar iptal davası açma hakkından kısmen veya tamamen feragat edebilirler. Aynı maddede yerleşim yerleri veya olağan oturma yerleri ... dışında bulunan kişilerin iptal davası açma hakkından kısmen veya tamamen feragat edebilecekleri açıklanmıştır.

Bu durum her iki tarafı da ...'de yerleşik bulunan uyuşmazlıklarda feragat imkanının bulunup bulunmadığını tartışılır hale getirmiştir. Doktrinde de farklı görüşlere yer verilmiştir. Davacı tarafın dilekçesinde bildirdiği ... 15. Hukuk Dairesinin 2010/ esas sayılı ilamında belirtildiği şekilde yorum yapıldığı taktirde sözleşmedeki 32.4 maddesinin uygulama alanı bulunmayacağı sonucuna varılması gerekir.

Bu husus heyetimizde tartışılmış, sonuç görüşte oybirliği sağlanmakla birlikte bir üye ilave gerekçe de beyan etmiştir. Mahkeme heyetinin görüşü, tarafların iptal davası açma hakkından karşılıklı olarak feragatlerine ilişkin hükmün geçerli olduğu yönündedir. İlave gerekçeleri olan üye aşağıda gerekçelerini açıklayacaktır.

Mahkememiz çoğunluğunun görüş ve gerekçesine göre tacir olan tarafların karşılıklı biçimde 4686 sayılı kanunun uygulanmasını istemeleri ve yine karşılıklı biçimde iptal davası açma hakkından feragat etmiş olmaları nazara alındığında davanın bu yönden reddi gerekir. Kural olan, kanuna, adaba, ahlaka ve hakkaniyete aykırı olmamak kaydıyla herkesin sözleşme yapma ve sözleşmeye istediği hükmü koyma hak ve imkanı bulunmasıdır.

T.B.K.'nın 26ncı maddesinde belirtildiği üzere taraflar bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler. Yargısal makamlar da sözleşmeleri uygular ve yorumlarken tarafların serbestçe ortaya koydukları iradeye uygun biçimde davranmalı, mümkün olduğunca sözleşmeleri geçerli kılacak yorum yapılmalıdır. Eğer açık bir kanuna aykırılık yoksa sözleşme, tarafların belirlediği sınırlar içinde geçerlidir.

Somut olayda tarafların hakem kararına karşı iptal davası açma hakkından peşinen feragat etmesi de bu kapsamdadır. Kanaatimizce bu hükümde kanuna aykırılık yoktur. "Doğmamış haktan feragat olmaz" ilkesi herhangi bir kanunda açıkça yer almayan ancak temek hukuk ilkesi kabul edilen bir prensiptir. Ancak bu kuralın da istisnaları vardır. Nitekim 4686 Sayılı Kanunda yer alan istisna buna örnek olabilir.

Somut olayda tek taraflı biçimde doğmamış bir haktan feragat söz konusu değildir. Basiretli iki tacirin müzakere ederek ve sonuçlarını öngörüp katlanmayı kabul ederek ortaya koydukları karşılıklı bir feragat söz konusudur. Mütekabiliyet, denge ve nısfet çerçevesinde bu feragate hukuki değer vermek asıl olmalıdır. O halde eşitlik ve mütekabiliyet sınırları içinde hakem kararına iptal davası açmaktan feragat mümkündür.

Zaten tahkimin vasıf ve mahiyeti icabı, kanun koyucu da bu istisnayı mümkün kılmıştır. Somut olayda, tahkim uygulanacak uyuşmazlıkta yabancılık unsuru söz konusu olmadığı halde taraflar ....'nın uygulanmasını kabul etmişlerdir. Tahkim şartının geçerliliği konusunda hem ilk derece mahkemesinde hem de temyiz mahkemesinde değerlendirme yapılmış, tahkim şartının geçerli olduğu kabul edilerek kesinleşmiştir.

Yabancılık unsurunun bulunmaması kamu düzeninden sayılmamış, iki ... şirketinin de yabancı şirketlere tanınan hak ve imkanlardan yararlanabileceği açıkça ortaya çıkmıştır. Tıpkı bunun gibi, ....'nın 15inci maddesi kapsamında iptal davasından feragat de mümkündür. Nitekim kanun koyucu madde gerekçesinde feragat hakkının sadece yabancılar için söz konusu olduğuna dair ilave açıklamaya gerek görmemiştir.

Hatta gerekçede ikametgahları veya mutat oturma yerleri ... dışında olan taraflardan hiç söz edilmemiştir. Elbette .... yabancılık unsuru içeren tahkimi düzenlediğinden doğal olarak taraflardan biri veya birkaçının mutat ikametinin ... dışında olması işin tabiatı icabıdır. Fakat iki ... şirketinin arasındaki uyuşmazlığa .... uygulanabiliyorsa, ...'nın tüm hükümleri istisnasız biçimde uygulanabilmelidir.

Zaten taraflar da bu özel kasıtla sözleşmeye hüküm koymuş ve sonuçlarını kabul etmişlerdir. .... m: 15'de yer alan iptal davasından feragate ilişkin düzenlemenin ilk cümlesi ayrımsız biçimde feragati mümkün kılmıştır. İkinci cümle ise daha fazla detay içermekte, ikametgah veya mutad meskeni yurt dışında olanların sözleşme ile peşinen iptal davasından feragat edebileceğini ortaya koymaktadır.

Elbette bu yazım tarzı sanki yabancılık unsuru içermeyen sözleşmelerde tahkim kararının iptali hakkından feragatin mümkün olmadığı izlenimi vermektedir. Ancak maddenin yazılış biçimi ve gerekçesi bunu doğrulamamaktadır. İlk cümlenin istisnasız oluşu, ikinci cümlede yabancılar için daha açık bir ifadeye yer verme arzusundan kaynaklanmış gibi görünmektedir. İlk cümlenin hakkın doğumundan sonraki feragati düzenlediği, bu nedenle istisna içermediği ise hiç söylenemez.

Zira kamu düzeninin engel olduğu haller dışında, tarafların serbestçe tasarruf edebilecekleri konularda, doğmuş bir haktan feragatin mümkün olması temel bir ilkedir. Bunun kanunda tekrar zikredilmesi abesle iştigal olurdu. Üstelik taraflarından birinin yabancı, birinin ... olduğu hallerde yabancının feragatine olur vermek, ... olanın feragatini geçersiz saymak kanunun amacına ters sonuçlar doğurur.

Bir tarafın feragati geçersiz sayılacaksa, diğer taraf neden tek taraflı biçimde peşinen haktan feragat etsin. Bu kabul maddeyi uygulanmaz hale getirir. Sonuç itibariyle yabancılık unsuru olmadığı halde ....'nın uygulanabileceğini kabul ediyorsak, kanunun bir bütün halinde uygulanması da kaçınılmazdır.

Sonuç itibariyle mahkememizin çoğunluk görüşü, tarafların özgür iradeleriyle seçtikleri .... gereğince iptal davası açma hakkından önceden feragatin mümkün olduğu yolundadır. Bu itibarla davacının dava açma hakkı yoktur. Elbette gerekçeye farklı görüşler ilave eden üye hakimin gerekçesi de ciddi dayanaklara sahiptir. Bu dayanaklara tüm heyetçe iştirak edilmiştir.

Yani feragat geçersiz olsa ve tarafların iptal davası açma hakkı bulunmasa bile, somut olayda sözleşme hükümlerini ayakta tutmak için ciddi uğraş veren ve iradesinin bu yönde olduğuna dair karşı tarafı ikna eden davacının sonradan tek taraflı biçimde iptal davası açması da dürüstlük kuralına uymaz. Heyetin ortak görüşü, gerekçesi ne olursa olsun davacının iptal davası açamayacağı, bu hakkından feragatinin kendisini bağlayacağı yolundadır.

Müzakereleri sırasında Üye Hakim ... tarafından ortaya konan ilave gerekçeler şunlardır:Taraflar arasındaki çözümlenmesi gereken ilk ve temel uyuşmazlık ... 15/A-5 bendi uyarınca tarafların hakem kararına karşı iptal davası açmaktan feragatlerine dair sözleşme hükmünün geçerli olup olmadığını saptamaktır. Bu hususta kanuna baktığımızda 15.maddenin A fıkrasının 5.bendinde tarafların iptal davası açmaktan kısmen veya tamamen feragat edebilecekleri hüküm altına alınmıştır.

Maddenin devam eden cümlesinde de yerleşim yerleri veya olağan oturma yerleri ... dışında bulunan tarafların tahkim anlaşmasına koyacakları açık bir beyanla veya sonradan yazılı şekilde anlaşmak suretiyle iptal davası açma hakkından tamamen veya bir ya da birkaç sebepten dolayı bu haktan feragat edebileceği düzenlenmiştir.

Cümlenin tüm metninden yabancılık unsuru olsun olmasın tüm tarafların feragat edebileceği sonucu çıkarılabileceği gibi devamı cümlesinde ise ...'nın yabancılık unsuru taşıyor olması nedeniyle yabancılık unsuru taşıyan taraflar bakımından da bu şekilde bir düzenleme yapılabileceğinin açıklanması gayesiyle söz konusu cümlenin madde metnine eklendiği gerekçesi savunulabilir.

Gerçekten bu gerekçe kanunun gerekçesindeki açıklamalar da nazara alındığında ciddi ve kabule değer bir gerekçedir. Zira kanunun gerekçesinde yabancılık unsuru veya ikamet şartı aranmaksızın daha doğrusu bu hususa hiç değinilmeksizin açıkça tarafların iptal davası açma hakkından feragat edebileceklerini ortaya koymuştur.

Kanunun gerekçesi kanun koyucunun iradesi ve kanunun konulmasındaki temel maksadı olarak değerlendirildiğinde söz konusu maddenin yabancılık unsuru taşısın taşımasın, ikametleri ... dışında bulunsun bulunmasın tüm tarafların bu haktan feragat edebilecekleri sonucuna ulaşabilmek mümkündür.

Kanunun lafzi yorumundan ise, yerleşim yerleri veya olağan oturma yerleri ... dışında bulunan tarafların iptal davası açmaktan feragat edebilecekleri, bunun dışında olan kimselerin iptal davacı açmaktan feragat edemeyecekleri sonucuna ulaşabilmek de mümkündür. Zira davacı taraf kanunun lafzi yorumundan hareketle bu sonuca ulaşmış ve tahkim sözleşmesindeki söz konusu şartın geçersiz olduğunu ileri sürmüştür. ...

15. Hukuk Dairesinin 2010/ Esas 2011/ karar sayılı ilamında da lafzi yorumdan hareketle benzer bir görüş ileri sürülmüştür. Kanunun bu şekilde yorumlanması halinde dahi taraflar arasındaki uyuşmazlığın ve iptal davası açmaktan feragatin dava dosyamız bakımından ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira bu görüşün de dosyamız bakımından karşılık gerekçesinin bulunmasının zorunlu olduğu kanaati oluşmuştur.

Taraflar sözleşmeye koydukları hükümle henüz taraflar arasında doğmamış bir haktan feragat etmişlerdir. Bu feragat her iki taraf bakımından da yapılmıştır, feragat tek taraflı değildir.

Tahkim sürecine bakıldığı zaman sürecin tahkim sözleşmesinin görüşmelerinden sözleşmenin tanzim ve imza edilip hakemler önünde tartışılması ve verilen karar üzerine mahkememizde eldeki davanın açılmasına kadarki sürecin; tarafların sürece etki ve katkıları, süreçte takındıkları tutum ve davranışlarının da ele alınması gerekmektedir. Burada doğmamış bir haktan yalnızca bir taraf feragat etmemiştir.

Her iki tarafta bu haktan feragat etmiştir, yani sözleşmede bir tarafın ezici üstünlüğü sonucu söz konusu tahkim sözleşmesi imzalanarak iptalden feragate ilişkin sözleşme maddesi ilave edilmemiştir. Taraflar bunu serbest iradeleri ile gerçekleştirmiştir. Yukarıda belirtilen tüm tahkim süreci bakımından ve uyuşmazlık konusunda ... Kanunun seçilmesi nazara alındığında her iki tarafta söz konusu yasal düzenlemeyi bilerek ve isteyerek tahkim anlaşmasına koydukları görülmektedir.

Her iki tarafta tacir olup TTK'nın basiretli tacire ilişkin hükümlerine tabidirler. Basiretli tacir; kararın alınması, icra edilmesi ve sonrasındaki süreci ölçüp tartabilen ve buna göre durumu değerlendirerek olması gerekene göre davranabilen kimseyi ifade eder. Tarafların ...'yı seçmesinde olduğu gibi kanunun 15/A-5 bendindeki hükmü de bilerek sözleşmeyi imzalamışlardır. Davacı taraf sözleşmeyi imzalarken eldeki davada yaptığı lafzi yorumu da bilerek sözleşmeye koymuştur.

Bu maddenin bu şekilde sözleşme tanzim ve imza edilerken de bilmektedir. Anılan maddenin taraflarca bilerek ve istenilerek sözleşmeye konmasının kanunun lafzi yorumunda dahi somut uyuşmazlık bakımından taraflar açısından bir takım sonuçları vardır. Zira bu hüküm her iki taraf bakımından konulmuş bir hükümdür. Davacı taraf tahkim sözleşmesi tanzim edildikten sonra asliye hukuk mahkemesinde açılan dava sürecinde tahkim itirazında bulunan taraftır.

Bu itiraz üzerine mahkemenin verdiği ret kararı ... tarafından da onanmıştır. Tahkim sürecinde ise davacı taraf tahkim şartındaki geçersizliklere vurgu yapmıştır.

Hakem sürecinde ve sürecin tamamlanmasından sonra verilen karar bakımından davacının yaptığı yorum ve iddiaları nazara alındığında davalı tarafın söz konusu karara itiraz edebilme hakkı varken davacı tarafın da iradesiyle sözleşmeye konulan söz konusu feragate ilişkin hüküm nedeniyle davalı taraf kendisi bakımından hakem kararına karşı iptal davası açma hakkını kullanamamıştır. Nitekim bu hususu cevap dilekçesinin 5. Sayfasında açıkça ortaya koymuştur.

Temel kural olan Medeni Kanunun madde 2; " Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz" tüm tahkim sürevi ve yukarıda değinilen hususlar dikkate alındığında ... 15/A-5 bendinin lafzi yorumunda dahi davacının bu hakkı kötüye kullandığı açıkça ortadadır. Eldeki davanın bu nedenle de reddi gerekir.

B. Esasa İlişkin:Bu aşamadan sonra esasa ilişkin iptal sebepleri ana hatlarıyla ele alınmıştır. Burada dikkat çekilmesi gereken bir husus hem .... Hem de H.M.K.'nın iptal davası için paralel düzenleme yapmış olduğudur. Uyuşmazlığa hangi usul uygulanmış olursa olsun, iptal sebepleri genel çerçeve itibariyle aynıdır. Uyuşmazlığa ... Kanunu Uygulanabilir mi?Öncelikle belirtelim ki, hakem heyetinin uyuşmazlığa ....'nın uygulanması yönündeki kararı doğru ve yerindedir.

Tarafların bu yöndeki iradesi hiçbir aykırı yoruma yer vermeyecek biçimde açıktır. Seçilen usul kurallarının hak kaybına yol açtığını söylemek de doğru olmaz. .... uygulaması taraflara daha geniş hareket imkanı sağlayan bir sonuç doğurmuştur. H.M.K.'nın 407nci maddesi yabancılık unsuru içermeyen uyuşmazlıklara H.M.K. dışında başka bir usul uygulanmasını engelleyici mahiyette değildir. Kaldı ki, .... dahi bir iç hukuk düzenlemesidir.

Kanun, belirli yabancılık unsuruna sahip olan tahkimi, “...” tanımı altında düzenlemiştir. HUMK.’nun tahkime ilişkin hükümleri (md. 516-536) ise, bu Kanun’da belirtilen yabancılık unsurunu taşımayan, bu nedenle de milletlerarası olmayan tahkimi düzenleyen hükümlerdir. Fakat her iki tip hakem kararı da milli (...) hakem kararıdır.()Yabancılık unsurunun bulunmadığı uyuşmazlıklara bu kanunun uygulanamayacağı söylenemez.

Zira Kanunun 1. Maddesinde, "Bu Kanun, yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin ... olarak belirlendiği veya bu Kanun hükümlerinin taraflar ya da hakem veya hakem kurulunca seçildiği uyuşmazlıklar hakkında uygulanır." ifadesine yer verilmiştir. Bu düzenleme taraflara ve hakemlere bir irade serbestisi sunmuştur. Burada Anayasa'nın 125inci maddesini zikretmekte de yarar vardır.

Bilindiği gibi maddede "Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir." ifadesi mevcuttur. Ancak bu ifade idarenin taraf olduğu uyuşmazlıklar açısından konulmuş bir hükümdür. Kişiler arasındaki uyuşmazlıklar için bağlayıcı bir yönü olduğunu düşünmek, maddeyi bağlamından uzaklaştıracaktır.

Doktrinde 'nın belirttiği üzere, “Prensip olarak tahkim, tekmil milli ve milletlerarası düzenlemelere göre tarafların serbest iradesine istinat eden bir yargılama usulüdür.” Maddi hukukta tanınan irade serbestisi prensibinin usul hukukunda uygulanmasının bir sonucu olarak, uyuşmazlığa düşen taraflar, yapacakları bir anlaşma ile bu uyuşmazlık hakkında karar verme yetkisini devletin mahkemelerinden alarak özel kişilere devredebilirler.

Bu nedenle de, aralarındaki uyuşmazlığın çözümünde kullanılacak yöntemi, uyuşmazlığın esasına uygulanacak hukuku, uyuşmazlığı çözecek özel kişileri, bunların yetkilerini, hakemlerin toplanma yerlerini, yargılama dilini taraflar belirlemektedir. Devlet yargısında olmayan bir serbesti tahkim yargılaması taraflarında fazlasıyla bulunmaktadır.

Ayrıca devlet yargılamasından farklı olarak tahkim, uyuşmazlıkların çözümü için özel bir mekanizmadır. (...)Kaldı ki, H.M.K.'nın 424üncü maddesinde yer alan düzenleme dahi bu yorumu haklı kılacak mahiyettedir. Maddede yargılama usulünün emredici kurallara aykırı olmamak kaydıyla serbestçe kararlaştırılabileceğini öngörür. Hatta taraflar tahkim kurallarına atıf yaparak da usul belirleyebilirler. Somut olayda taraflar ....'ya atıf yapmıştır.

Bunda da emredici kurallara aykırılık yoktur. Üstelik taraflar tahkim sürecinin başında, dilekçeler aşamasında bu iradelerini açıkça tekrar etmişler, hakemler de bu tutuma istinaden uyuşmazlığa 4686 Sayılı Yasayı uygulamışlardır. Tahkim sürecinde hazırlanan görev belgesine itiraz edildiğine dair bir kayıt da yoktur. Dikkat edilirse uyuşmazlığa .... uygulanması taraflar için somut bir hak kaybına da neden olmamıştır.

O halde sırf usul kurallarına sığınarak müşterek iradeyi ortadan kaldıracak biçimde yorum yapmak, dürüstlük kuralına aykırı biçimde beyanlarından rücu etmek haklı sayılmaz. Sonuç itibariyle .... 15/A-1/b maddesindeki şart gerçekleşmemiştir. Taleplerin Tümü Hakkında Karar Verilmiş midir. Davacı tarafın, taleplerin tümü hakkında karar verilmediği yolundaki iddiası doğru bulunmamıştır.

Dosya kapsamından hakem heyetinin her iki tarafın iddia ve taleplerini yeterince incelediği ve her bir hakkında karar verdiği görülmektedir. Davacı tarafın ileri sürdüğü ve tahkim yargılaması sırasında ek talep olarak ileri sürülen 7.248.750,83.TL'lik kısım hakem heyetince değerlendirilmiş, ....'nun 10/D-2 hükmü çerçevesinde uygun görülmemiştir.

Mahkememizce yapılan değerlendirmede, oldukça esnek sayılabilecek tahkim süreci içinde iddia ve savunmaların genişletilip değiştirilebileceği bir süreçte taraflardan birinin karar aşamasında talep genişletmesinin dikkate alınıp alınmayacağı konusunda hakem heyetinin takdir hakkı bulunduğu kabul edilmiştir. İptal davasında bu takdir hakkı irdelenemez.

Üstelik 2014 yılında gerçekleştiği söylenen bir olay sebebiyle 2017 yılında fatura kesip talepte bulunmanın gerekçesi ve maddi dayanakları açık biçimde ortaya konmuş değildir. Hakem heyetinin konuya yaklaşım biçimini iptal sebebi yapmak doğru olmaz. Tarafların ek tahkim yoluyla kalan taleplerini ileri sürmeleri de mümkündür. Bir hak kaybının varlığından söz edilemez. .... 15/A-1/e maddesindeki şart gerçekleşmemiştir.

Sözleşmenin Yorumunda Emredici Kurallara Aykırılık Var mıdır?Davacı tarafın hakem kararında tartışılan 31/05/2013 tarihli protokolün davaya etkilerine yönelik olan bu iddiası mahkememizin değerlendirme alanının dışındadır. Zira bu iddia hakem kararının esasına ilişkindir. Mahkememiz temyiz makamı gibi, içeriğe yönelik yerindelik ve uygunluk denetimi yapamaz. Sadece Kanunda sınırlı biçimde sayılan iptal sebeplerine yönelik değerlendirme yapılabilir.

Üçüncü Kişileri Etkileyecek Biçimde Karar Verilmiş midir?Davacı tarafın bu yöndeki iddiası da varit değildir. Bir kambiyo senedi hakkında menfi tespit kararı verilmiş olması sadece uyuşmazlığın taraflarını bağlar. Kambiyo senedinin fiilen üçüncü kişi elinde olması sonucu değiştirmez. Kambiyo hukuku ilkeleri ve bu kapsamda imzaların istiklali ilkesi varlığını korumaktadır. Kaldı ki bu husus da içerik denetimi kapsamında olup, mahkememizin inceleme yetkisi dışındadır.

Karara Esas Alınan Bilirkişi Raporu Hatalı mıdır?Davacı tarafın bu yöndeki iddiası da içerik denetimi kapsamında olup, mahkememizin inceleme yetkisi dışındadır.

Tahkim Süresi İçinde Karar Verilmiş midir?....'nın 10/B maddesi gereğince "Taraflar aksini kararlaştırmadıkça, tek hakemli davalarda hakemin seçildiği, birden çok hakemli davalarda ise hakem kurulunun ilk toplantı tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde hakem veya hakem kurulunca esas hakkında karar verilir." Bir yıllık sürenin uzatılması konusunda taraflar anlaşabilirler. Somut olayda hakem kurulunun ilk toplantısı 30/04/2015 tarihinde yapılmıştır.

Bir yıllık sürenin sonu 30.04.2016 tarihine isabet eder. Fakat taraflar tahkim süreci içinde kendi iradeleri ile imzaladıkları birden fazla anlaşma ile tahkim süresini 30/12/2017 tarihine kadar uzatmışlardır. Karar da bu süre içinde, 23/12/2017 tarihinde verilmiştir. Süre uzatımının tahkim sürerken yapılmasında yasaya aykırılık yoktur. Bilakis, gelinen noktada delillerin yeterince toplanamayacağı ortaya çıkacağından işin tabiatına daha uygundur. ....

15/A-1/c maddesindeki şart gerçekleşmemiştir. Diğer İptal Sebepleri İncelenebilir mi?

Davacı tarafın ileri sürdüğü diğer iptal sebepleri içerik denetimi kapsamında olup, mahkememizin inceleme yetkisi dışındadır. Hakemlerin Reddi Talebi Dinlenebilir mi? Hakemin reddi ancak karardan önce ve en geç red sebebinin ortaya çıkmasından itibaren 30 gün içinde ileri sürülebilecek bir iddiadır. Nihai kararla birlikte görüşlerini açıklayan hakemlerin sırf bu görüşleri sebebiyle veya görüşlerinden ortaya çıkan karinelerle tarafsızlığını yitirdiğini söylemek ve hakemi reddetmek mümkün değildir. Hakemler de somut delilleri vicdani kanaatleriyle yorumlayarak karar verirler. Bu kanaatin red sebebi sayılması beklenemez.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın reddine, Peşin harç yeterli olduğundan başkaca harç tahsiline yer olmadığına, Davalı vekili lehine takdir edilen 2.180-TL ücreti-i vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Muhakeme masrafının davacı üzerinde bırakılmasına, Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine dair gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile ... yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı açıkça okundu, anlatıldı. 28/02/2018

Başkan ... · e-imzalı · Üye ... · e-imzalı · Üye ... · e-imzalı · Katip ... · e-imzalı

Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/147, K. 2018/241, 28 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Davalı
  4. Dava
  5. Dava Tarihi : 24/01/2018
  6. Karar Tarihi : 28/02/2018
  7. Davacının Talebi
  8. Davalının Cevabı
  9. Deliller Ve Gerekçe
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/147
Karar No
2018/241
Tarih
28 Şubat 2018

İlgili Kararlar

  • İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2018/147 K.2018/109
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2018/147 K.2018/150
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2018/147 K.2018/156
  • İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2018/147 K.2018/123
  • İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2018/147 K.2018/154
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2018/148 K.2018/115

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.