KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı
- Esas No
- 2018/1891
- Karar No
- 2019/1188
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2019
- Esas no
- 2018
- Karar no
- 2019
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- Av.
- Davalı
- —
- Vekili
- Av.
- Dava
- Limited Şirketin Feshi
- Dava tarihi
- 31/12/2018
Karar Metni
944 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
DAVACININ TALEBİ
Davacı taraf dava dilekçesinde, davalı şirkette %30 hisse ile ortak olduğunu, 21/11/2011 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında yönetim kurulu başkanlığına ortaklardan ...'in ve başkan vekilliğine de davacının seçildiğini, üçüncü ortak ...'ın da yönetim kurulu üyesi olduğunu, kuruluş aşamasında bir sorun olmamakla beraber sonradan davacı açısından bazı sorunlar baş gösterdiğini, davacının şirketi denetlemediğini, şirketteki haklarını talep eden davacının tehdit edildiğini, hisselerini bedelsiz devretmeye zorlandığını, diğer ortakların birbirleri yerine imza attığını, davacının güvenlik kameralarına erişiminin engellendiğini, mail hesabının iptal edildiğini, ileri sürerek şirketin feshine ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ CEVABI
Davalı taraf davanın reddi gerektiğini savunmuş, kötü niyetli dava açan ortağın hiçbir somut delil sunmadığını, şirketin üç ortakla faaliyet sürdürdüğünü, ortakların tamamının Almanya da ikamet ettiğini, davacının payına düşün sermayeyi de gerçekte ödemediğini, diğer ortakların şirkete bir sistem kurduğunu, ancak borçlanma yüzünden şimdilik ortakların maddi gelir elde edemediğini, aslında Almanya da yaşayan davacının şirket işleyişine katılmadığını, Bursa da işleri takip etsin diye kiralanan evde kalmayıp habersiz biçimde yurtdışına çıktığını, kendisine yol masrafları dahi ödendiğini, maaşının kısmen hesabına kısmen de onun gösterdiği kişilerin hesabına yatırıldığını, ileri sürmüştür.
DELİLLER ve GEREKÇE: Derdest dava Türk Ticaret Kanununun 531. maddesine istinaden açılan fesih ve tasfiye davasıdır. Kural olarak ispat külfeti davacı taraf üzerindedir. Davacı taraf haklı sebeplerin mevcudiyetini ve bu sebeplerin feshi zorunlu kıldığını ispat etmek zorundadır.
Anonim şirkette haklı sebeple fesih talep hakkı 531. maddede düzenlenmiştir. Kanuna göre Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.
Haklı sebep kanunda sınırlı biçimde sayılmış değildir. Ancak şirket pay çoğunluğunu elinde tutan paydaşların bu gücü kötüye kullanması haklı sebep sayılacaktır. Her bir somut olay kendi özelinde ele alınarak duruma özgü haklı sebepler tartışılmalıdır.
Bilindiği gibi anonim şirkette ortaklıktan çıkma talebi ile dava açılması mümkün değildir. Bu da ortaklığın kendisi için çekilmez hale geldiğini düşünen paydaş için büyük önem taşır. Bu davayı sermayenin en az onda birine sahip olan paydaşlar açmalıdır. Somut olayda davacının şirketteki payının %30 olduğu dikkate alındığında davacının taraf sıfatı bulunduğu sonucuna varılacaktır.
Somut olayda davacı tarafın ileri sürdü sebeplerin varlığının belirlenebilmesi için şirket kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması uygun bulunmuştur. Diğer ortakların çoğunluk gücün kötüye kullanıp kullanmadıkları, davacının şirketten bilgi alma hakkının engellenip engellenmediği belirlenmelidir. Bu amaçla alınan 31.10.2019 tarihli raporda şirket kayıt ve defterlerinin usulüne uygun biçimde tutulduğu bildirildikten sonra,
davacı ortak ...’ın elektronik posta adresinin aktif olduğu,
davacı tarafından 14.06.2018 tarihine kadar maillerin okunduğu, yeni gelen ve okunmayan maillerin bir takım reklam mailleri olduğu,
davacının uzaktan bir IP üzerinden güvenlik kameralarına erişiminin 21.05.2018 pazartesi günü saat 06:45 itibarıyla kısıtlandığı,
şirketin kuruluşundan bugüne ortaklarına kar payı dağıtmadığı,
şirketin ortaklarına 2018 yılında kısmî bir huzur hakkı ödediği,
davalı şirketin ortaklarının şirkete borçu olmadığı buna karşılık şirketin ortaklarından İbrahim Demir'e 171.920,61 Türk Lirası tutarında borçlu olduğu belirlenmiştir.
Bilirkişi raporundan elde edilen bilgiler davacının yönetim kurulunda görev almasına rağmen şirket hakkında bilgi alma imkanı ve yetkilerinin kısıtlandığını özellikle şirket güvenlik kameralarına erişim yetkisinin kaldırıldığını göstermektedir. Mail hesabına önemli mesajlar gelmese de davacıya gelen maillerin okunmamış olması hesabına erişimin kısıtlandığını doğrulamaktadır.
Davalı tarafın davaya verdiği cevap dahi şirketin kanun ve usullere uygun yönetilmediğinin göstergesidir. Taahhüt edilen sermaye paylarının gerçekte ödenmediğinin ileri sürülmesi danışıklı işlere işaret eder. Keza davacıya değişik suretlerde ödeme yapılması ve bunun kayıtlardan görülemememesi usulsuz işlemlere işaret eder. Şirketin verdiği cevap ortaklar arası tesanüdün ortadan kalktığını göstermeye yeterlidir. Şirket ciddi ticari faaliyet ve potansiyele sahip değildir.
Şirketin devamını sağlamak için önemli bir sebep yoktur. Sermayesinin ödenmesi bile şaibeli olan şirketten ayrılma akçesi belirlenmesi pek adil sonuçlara varmaz. Bu nedenle davacının şirketten çıkarılması yolunda alternatif çözüme ihtiyaç duyulmamış, şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir.
Davacı taraf karar tarihinden sonra ve gerekçeli karar yazımından önce bir dilekçe vererek daha önce ileri talep ettiği tedbiren kayyum atanması isteğini tekrar etmiştir. Davacının tedbiren kayyum atanması isteği dava sürerken olumlu veya olumsuz bir karara bağlanmamıştır. Kural olarak bu tür tedbir taleplerinin dava içinde görüşülerek karara bağlanması esastır. Davadan el çekildikten sonra tedbir kararı verilmesi usule uygun olmayacaktır.
Kaldı ki şirkete kayyum atanmasını gerektiren ciddi bir sebep de yoktur. Bir şirketin ortakları tarafından yönetilmesi esastır. Kararın kesinleşmesine kadar geçen süreçte ortakların uzlaşarak daha makul bir çözüm bulmaları da umulabilir. Bu karardan sonra diğer ortakların yapacakları usulsüz işlemler tasfiye sırasında ortaya çıkarsa sorumluluk davasına konu olabilir.
Somut olayda şirket malvarlığının korunması için geçici tedbirler kapsamında acil kayyum atanmasını gerektirecek bir sebep bulunamamıştır.
Başkan · e-imzalıdır · Üye · e-imzalıdır · Üye · e-imzalıdır · Katip · e-imzalıdır
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/1891, K. 2019/1188, 13 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama