KÜNYE
T.C. Bursa
- Mercii
- Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2019
- T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2018/553 Esas - 2019/1298
- Esas no
- 2018/553
- Karar no
- 2019/1298
- Başkan
- ...
- Üye
- .....
- Üye
- .....
- Katip
- ...
- Davacı
- .... İNŞAAT TAAHHÜT TURİZM NAKLİYAT TİCARET VE SANAYİ LİMİTED ŞİRKETİ
- Atatürk Cd. Tuzpazarı Sk. Nilgün 1 İşhanı K
- 3/43 Osmangazi Bursa
- Vekili
- Av......- Ressam Şefik Bursalı Cad.Kutun - Çakmak İşh.No:9 Kat:4 Osmangazi/Bursa Osmangazi/ BURSA
- Davalı
- .... İNŞAAT TURİZM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ Yenikaraman Mah. Sanayi Cd. No:150/51 Osmangazi/ BURSA
- Vekili
- Av. ...... - Yeni Karaman Mah. Sanayi Cd. No:150 D:52 Umi Plaza Osmangazi/ BURSA
- Dava
- Alacak
- Dava tarihi
- 18/04/2018
Karar Metni
1.770 kelime·9 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
DAVACININ TALEBİ
Davacı taraf dava dilekçesinde; taraflar arasında bir eser sözleşmesi bulunduğunu, davacı tarafın sözleşmeye göre yapılması gereken duvar ve benzeri imalatı tamamladığını, ancak davalı tarafın bundan doğan hakedişin tamamını ödemediğini, gerçeğe aykırı bir biçimde fazla ödeme iddiası ileri sürdüğünü bildirerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 519.249,08 TL'nin temerret tarihi olan 01/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
DAVALININ CEVABI
Davalı taraf davanın reddi gerektiğini savunmuş , kötü niyetle dava açıldığını, dilekçeye eklenen raporların tek taraflı tutulduğunu, bir kısım betonarme ve duvar işlerinin davacı tarafça yapıldığının doğru olduğunu ancak 216.358,99 TL'lik çeke ilişkin vade farkı talebinin haksız olduğunu, bir kısım imalatın davacı tarafından yapılmadığını, hatalı imalatlar sebebiyle davalı tarafın zarara uğradığını, davacı tarafça ödenmesi gereken bir takım masrafların davalı tarafça karşılandığını, SGK primi, yemek ve ekipman gibi bedellerden kaynaklı alacağın, hatalı imalattan kaynaklanan değer kaybının alacaktan takas ve mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
DELİLLER ve GEREKÇE: Derdest dava, müteahhit tarafından açılan, eser sözleşmesi sebebiyle alacak davasıdır. Kural olarak ispat külfeti davacı taraf üzerindedir. Davacı bir eser sözleşmesinin varlığını, bu sözleşme kapsamında bir eser imal ederek teslim ettiğini ispat etmelidir.
Bu eser sözleşmesinde davacı taraf taşeron ise de davalıya nispeten müteahhit konumundadır. Bu sebeple davalıya da iş sahibi denilecektir.
Davalının savunması nazara alındığında taraflar arasında bir eser sözleşmesi bulunduğu ispat edilmiştir. Davalının savunması eserin kısmen de olsa teslim edildiğini ikrar eder mahiyettedir. Keza sözleşme konusu eserin öyle veya böyle tamamlandığı da ortadadır. Zira davalının inşaatını üstlendiği bir konut sitesinin bazı kısımlarını yüklenen davacı şirketin taahhüt ettiği kısımlar ikmal edilmemiş olsa inşaatın geri kalanının tamamlanması da mümkün olmaz. Ancak bu varsayım davacıyı tam olarak ispat külfetinden kurtarmayacaktır. Davacı taraf, üstlendiği inşaat ve imalat işlerini tam ve ayıpsız biçimde tamamlayarak ayrıldığını ortaya koymalıdır. Eğer bir kısım ayıplı veya eksik imalat varsa bunun iş bedelinden tenzili konusunda mahkememizce değerlendirme yapılacaktır.
Dava bir eser sözleşmesinden kaynaklandığına göre yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması uygun olacaktır. Bu amaçla seçilen bir inşaat mühendisi bilirkişi ile birlikte inşaat alanında gözlem yapılmak suretiyle davacının imal ettiği betonarme yapıların toplam metraj ve tutarları, sözleşmeye göre bu ölçüm üzerinden ödenmesi gereken ücretin ne kadar olduğu, ücret konusunda sözleşmeden bir veri elde edilemiyorsa rayiç fiyatlar veya bayındırlık birim fiyatları üzerinden ücret hesabı yapılması, ayıplı veya eksik imalat bulunup bulunmadığı, sözleşme gereğince teslim tarihinin ne olduğu, geç teslim varsa süresi, varsa ayıplı imalat sebebiyle ücrette indirim gerekip gerekmediği araştırılmıştır.
Keşif sırasında taraf tanıkları da dinlenmiştir. Davacı tanıklarından ... bir inşaat mühendisidir ve proje koordinatörü olarak çalışmıştır. Adı geçenin beyanına göre sözleşme yedi blokun kaba inşaatı için başlamış ancak sözleşme dışı ilave işler de eklenmiştir.
Bu tanık davalıdan kaynaklanan sebeplerle işin başlamasının bir kaç ay geciktiğini, iş hızlı yürüsün diye iki takım kalıp ve ekip hazır etmelerine rağmen davalının sahayı zamanında hazırlayamaması, hafriyatları yetiştirememesi yüzünden tek ekibin çalışabildiğini, beton ve demirin davalı tarafından zamanında temin edilememesi yüzünden boş günler geçtiğini, ilk üç aydan sonra davalının ödeme güçlüğü yaşadığını, ilave işler yaptıklarını, teamül olarak işçilikte vadeli ödeme yapılmadığını, ancak davalının işçilik için de vade uyguladığını, söz vermesine rağmen vade farkı ödemediğini,
davalının ödediği sigorta primlerinin zaten hak edişten tenzil edildiğini, bir katın imalatı sırasındaki ayıbın bizzat davalının hatasından kaynaklandığını anlatmıştır.
Keza davacı tanığı ...de inşaat mühendisidir. Bir dönem inşaatta saha sorumlusu olarak çalışmıştır. Bu tanık da gecikmelerin davalıdan kaynaklandığını, demir, beton gibi malzemenin zamanında temin edilmediğini, gecikmeler yüzünden arsa sahiplerinin sıkıştırması sebebiyle işin zora girdiğini, kule vinç temin edilmediğinden işlerin uzadığını, davalının sorumlusunun her aşamada denetim ve kontrol yaparak işi teslim aldığını, bu nedenle eksik/ayıplı imalat olmadığını, hataların düzeltildiğini, bir kalıptaki hatanın uyarılara rağmen davalı tarafın yanlış kat projesi vermesinden kaynaklandığını, bunun da düzeltildiğini, ilave işler yapıldığını ancak detayları bilmediğini anlatmıştır.
Yine davacı tanığı ...de 2014 yılında başlayan ilk kalıp ekibinde çalıştığını, sonradan işe kardeşinin devam ettiğini, başlangıçta iki kalıpla hızlıca çalışmaya başladıklarını ancak hafriyat yetişmeyince tek kalıba düştüklerini, işin bundan dolayı yavaşladığını, kalıplar hazırlandıkça davalının şantiye sorumlusunun kontrol etmeden beton dökülmediğini, ilk üç dört aydan sonra davalının beton temininde sıkıntı yaşadığını beyan etmiştir.
Davacı taraf bundan başka iki tanık daha hazır etmişse de kendilerinden yeminli şifahi ön bilgi alınmış, dinlenen tanıklarla aynı hususları tekrar ettikleri anlaşıldığından detaylı beyanları alınıp zapta geçilmesinden vazgeçilmiştir.
Davalı taraf da tanık hazır etmiştir. ... mimardır ve projede görev almıştır. Beyanında daha önce dinlenen tanık ...’in saha sorumlusu olarak yeterli tecrübesi bulunmadığını, destek olmak zorunda kaldıklarını, C blok inşaatında hatalı imalat yapıldığını ve bunun işi geciktirdiğini, bunun satışlara olumsuz etki ettiğini, beton ve demir alımında inşaatı geciktirecek aksama yaşanmadığını, davacı tarafın 2017 kasım ayından itibaren işi aksatmaya başladığını, C bloktaki oval balkon betonunun hatalı olması sebebiyle kırılıp düzeltildiğini, iş gecikince dışarıdan işçi temin etmek zorunda kaldıklarını ifade etmiştir.
Davalı tanığı Necmettin Demircan yeterli bilgi sahibi değildir. Yemek dağıtım işinde çalışmış olmasına rağmen hangi işçinin kimin işçisi olduğunu bilmediğini söylemiştir.
Davalı tanığı Gökay Kenanoğlu da bir dönem davalının saha sorumlusu olarak çalışmıştır. Davacının işi geciktirdiğini, zamanında teslim etmediğini, beton ve demir temininde gecikme yaşanmadığını, C blokta işler gecikince dışarıdan işçi temin ettiklerini, çalışan işçilerin ücretlerini davacının hak edişinden kestiklerini, anlatmıştır.
Tanıkların beyanları bir arada değerlendirilmiş ve daha çok davacı tanıklarına itibar edilmiştir. Zira anlatımları oluşa uygun ve tutarlıdır. Davalı şirketin daha sonra konkordato talep ettiği de dikkate alındığında ödeme güçlüğü yaşadığı doğrudur. Bunun zaman zaman malzeme temininde güçlük çıkaracağı izahtan varestedir. Keza özellikle kalıp çakılması aşamasında davalının sorumluları yeteri kontrol yapmak zorundadır.
Eğer kontrol ve denetim zamanında yapılsa hatalar da en aza iner. Zaten bildirilen tek ayıplı imalat C bloktaki bir katta oval balkon betonlarının kalıplanması işidir ki bu da düzeltilmiştir. Davacıya yanlış katın projesinin verildiği iddiası makul ve inandırıcı bulunmuştur. Aksi olsa da davalının şantiye ve saha sorumlusunun beton dökülmeden önce gerekli kontrolleri yapması beklenir.
Keşiften sonra hazırlanan 18.03.2019 tarihli bilirkişi raporunda keşif günü itibariyle inşaatın tamamlandığı ve iskana başlandığı belirtilmiştir. Bu durum davalının üstlendiği imalatın öyle veya böyle tamamlandığını gösterir. Davacının üstlendiği işin 2015 yılında bitirilmesi gerekirken son blok beton dökümü 25.08.2017 tarihinde yapılmıştır. Bu durum imalatın geciktiğini göstermekle beraber iş programının revize edilmediği, otuzu aşkın hak ediş düzenlenmesine rağmen davacı aleyhine gecikme cezası kesilmediği anlaşılmaktadır. Davalının tamamladığı işin metrajı konusunda uyuşmazlık yoktur.
Bu aşamadan sonra taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak iş sebebiyle davacı tarafından kesilen faturalar ve davalı tarafından yapılan ödemeler karşılaştırılmıştır. Bilirkişi 20.06.2019 tarihli raporunda taraf defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığını, usulüne uygun olarak tutulduğunu belirtmiştir. Bu haliye defterler birbiri ile uyumlu oldukları ölçüde delil olma vasfını koruyacaktır.
Bilirkişi sonuç görüşünde defterlerin birbiri ile uyumlu olmadığını, davacının kendi defterine göre 812.355.TL alacaklı, davalının kendi defterine göre ise borçlu olmayıp bilakis 439.440,68.TL alacaklı göründüğünü izah etmiştir. Raporun sonuç kısmından istifade etmek imkanı yoktur. Ancak içeriğindeki verilerden yola çıkılarak bir sonuç elde edilmesi mümkündür. Tarafların 2014 yılı kayıtları birbiriyle uyumludur.
132.324,30.TL tutarında fatura kesilmiş, 46.000.TL ödeme yapılmıştır. 2015 yılı faturaları uyumlu olmakla beraber ödeme/tahsilat kayıtları uyumsuzdur. Davacıya göre 1.122.000.TL tahsilat yapılmış olmasına karşın davalı kayıtlarına göre 1.263.935,52.TL ödeme yapılmıştır. Aradaki fark 40.000.TL ve 90.000.TL’lik iki havaleden ve 11.935,52.TL’lik SGK ödemesinden kaynaklanmaktadır. Davacının 2016 yılında kestiği fatura da davalı defterinde kayıtlıdır.
Ancak burada da ödeme ve tahsilat kayıtları arasında fark vardır. Davalı 1.259.000.TL tahsilat kaydetmişken davacı taraf 1.370.000.TL ödeme kaydetmiştir. 2017 yılında da benzer bir durum vardır. Davacının kestiği 1.313.340.TL’lik fatura davalı defterlerinde kayıtlıdır. Bu yönüyle uyumlu olan defterlerin ödeme ve tahsilat kayıtları farklıdır. Davacı 1.227.600.TL tahsilat kaydetmiş, davalı 1.242.770,42.TL ödeme işlemiştir.
Davacı taraf 2017 yılında virman yoluyla yaptığı 27.000.TL tutarlı kaydı 2018 yılında düzeltmiştir.
2018 yılında davacı taraf 721.016,37.TL hak ediş faturası ve 216.358,99.TL fiyat farkı faturası kesmiştir. Bu iki fatura da davalı tarafın defterinde kayıtlı değildir. Keza davacı 2018 yılında tahsilat kaydı işlememiş, buna karşılık davalı 21.314.39.TL SGK prim ödemesini davalının cari hesabına işlemiştir.
Yukarıdan beri izah ettiğimiz üzere taraf defterleri şeklen usulüne uygun tutulmuşsa da fiilen birbiri ile uyumsuzdur. Öyleyse ne davacı tarafın kendini alacaklı çıkaran kayıtlarına ne de davalı tarafın kendini alacaklı çıkaran kayıtlarına itibar etmek mümkündür. Fakat dikkat edilirse yıllar içinde ödeme ve tahsilat kayıtları uyumsuzluk gösterse de temel fark davacının 2018 yılında kestiği iki faturadan kaynaklanmaktadır. Davacının son hak ediş faturası olarak kestiği 721.016,37.TL’lik fatura davalı defterine işlenmemiş ve borç olarak kaydedilmemiştir. Buna karşılık davacının 2018 yılında kestiği 216.358,99.TL tutarlı fiyat farkı faturasının dayanağı yoktur.
Mahkememizce tek taraflı olarak kesilen fiyat farkı faturasının haklı görülemeyeceği sonucuna varılmıştır. Buna karşılık davacının son hakediş faturası ödenmelidir. Zira inşaatçı bilirkişi metrajlarda uyuşmazlık bulunmadığını izah etmiştir.
Ödeme kayıtlarında davalının defterine itibar edilmiştir. Zira davacı taraf kendi defterine göre 812.355,01.TL alacaklı göründüğü halde 519.249,08.TL talep etmiştir. 216.358,99.TL’lik fiyat farkı faturası de tenzil edilse davacı 595.996,02.TL alacaklı olmalıdır. Halbuki davacı daha az miktar talep etmiştir. Demek ki kayıtlarına intikal etmese de bir tahsilat olabilir. Örnek olarak davalının 2015 yılı ödemelerinde görünen 40.000.TL ve 90.000.TL ödemeler havale yoluyla yapılmıştır. 11.935,52.TL tutarındaki ödeme ise SGK prim borcuna yöneliktir ki tanıkların “hak edişlerden düşüldü” beyanlarına uygundur. Bu ödemlerin davacı defterlerinde bulunmaması, defter kayıtlarındaki alacak ile davada talep edilen miktar arasındaki farklar davalı defterlerine itibar edilmemesini gerektirmiştir.
Sonuç itibariyle davalı taraf kendi defterine göre 439.440,68.TL alacaklı görünse de defterine işlemediği 721.016,37.TL tutarlı fatura sebebiyle 281.575,69.TL borçludur. Davanın bu miktar üzerinden kabulüne karar verilmesi uygun olacaktır.
Başkan .... · e-imzalıdır · Üye ..... · e-imzalıdır · Üye .... · e-imzalıdır · Katip .... · e-imzalıdır
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/553, K. 2019/1298, 11 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama