KÜNYE
T.C. Bursa Katip
- Mercii
- Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/582
- Karar No
- 2018/1679
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2018
- Esas no
- 2018
- Karar no
- 2018
- Hakim
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- Av.
- Davalı
- —
- Vekili
- Av.
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 25/04/2018
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 04/02/2019
Karar Metni
1.274 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili beyanlarında özetle. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Taraflar arasında 24/05/2016 tarihli eser sözleşmesi bulunduğunu bu eser sözleşmesinin konusunun davalıya ait inşaattaki bir takım işlerin yerine getirilmesi olduğunu, sözleşme kapsamında belirtilen edimlerin yerine getirildiğini ancak davalı tarafın eksik ifa olarak belirttiği binanın dış hattına ilişkin olarak tesisat ve rögar bağlantısına ilişkin pis atık suyu gönderilmesindeki kısmın yapılamadığını, bunda davalı tarafça yapılan ve yapılması gereken inşaat ve kazı çalışmalarının etken olduğunu, inşaat ve kazı işlerinin sözleşme kapsamında davacının yüklendiği edimlerden olmadığını,
davalı tarafça bu kazı işlemleri yerine getirilmediğinden sözleşmeye konu bu kısmın davalı tarafın kusuruyla ifa edilemediğini, yapılan iş kadar kısmın faturalandırıldığını, ayrıca bu yapılan iş kadar alacağa ilişkin hesap mutabakatının yapıldığını, bu mukatabaktında davalı tarafın kabul ederek imzaladığını, başlatılan takibe de haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili beyanlarında özetle.
Taraflar arasında bir eser sözleşmesi akdedildiğini davalının üzerine düşen edimlerini yerine getirdiğini fakat davacının eksik ifada bulunduğunu, bu eksik ifanında yaptığı kısma ilişkin sisteminde düzenli çalışmasını etkilediğini, davacının tamamladığı işlerde ayıp bulunmamakla birlikte eksik bir ifa olduğunu, eksik ifa dolayısıyla pis atık su bağlantısının rögarla kurulmaması nedeniyle yaptığı kısmında düzenli olarak çalışmadığını, bu nedenle TBK 97.maddesine göre öncelikle ifa yükümlülüğü bulunan davacı tarafın edimini tam olarak yerine getirmeden kendi alacağınında ifa edilmesinin isteme hakkının bulunmadığını,
davalı bakımından ödememezlik definde bulunmasının şartlarının oluştuğunu, bu sebeple davanın reddine, %20'den aşağı olamamak üzere icra inkar tazminatına hükmonulmasını talep etmişlerdir.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:
Dava Bursa 10.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında davalının ödeme emrine itirazın iptali davasıdır.
Takip konusu alacağın taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesi yazılı olarak yapılmış ve imza altına alınmıştır. Davacı taraf ise sözleşme kapsamında bir kısım ödemelerin yapılmaması sebebiyle eldeki takibi başlatmıştır.
Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Yüklenici sözleşme kapsamında imalatı yerine getirdiğini iş sahibi de bunun karşılığı olan bedelin ödendiğini ispatla yükümlüdür.
Davalı taraf, davacı tarafça bu sözleşme kapsamında düzenlenen faturaların davalı defterlerinde de kayıtlı olduğunu her iki taraf defterlerine göre de davacının takip miktarınca alacaklı gibi görünse de esasında defterlere kaydedilen faturalara ilişkin işin eksik yapıldığını ileri sürmüştür. Burada üzerinde durulması gereken husus davalının ileri sürdüğü savunma eserde ayıp bulunduğuna ilişkin olmayıp eksik imalata ilişkin bir savunmadır.
Burada önemli olan nokta şudur ki davalı taraf faturanın davalı defterlerine kayıt edildiği halde yapılan işin eksik olduğunu öne sürmesidir. Davalı taraf faturaların ticari defterlere işlenmiş olması dolayısıyla görünürde davacının alacaklı gibi göründüğünü gerçekte yapılan işin eksik yapılmış olması dolayısıyla borcun bulunmadığını savunmuşlardır.
Bilindiği üzere yargılamanın konsunu taraflar arasındaki çekişmeli vakıalar oluşturmakta olup delil araştırmasda çekişmeli vakıalar hakkında yapılır. Taraflar arasında ihtilaf konusu olmayan hususlarda delil toplanmasına gerek olmadığı gibi bu usul ekonomisine de aykırıdır. Taraflar arasında faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmasında ve taraf defterlerine göre bu faturalar nedeniyle davacının takip miktarınca alacaklı olarak görünmesinde ihtilaf bulunmadığından defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek duyulmamıştır.
Burada tarafların ihtilaflı olduğu imalatın eksik yapılması konusunda ise; yine davalı taraf açıkça faturaları davalının defterlerine kayıt edildiğini bildirmiş olması karşısında defterlere faturanın kayıt edilmiş olması davacının imalata konu işi yaptığını ispat için yeterli olacağından davacının ispat yükümlülüğünü yerine getirdiğini kabul etmek gerekmiştir. Davalının eserin eksik yapıldığı halde defterlere kayıt edilmiş olduğu savunmasıda TTK m.18/2 ye aykırı bulunmuştur. Yine bu konuda eksik olduğu ileri sürülen işlere ilişkin davalı tarafça iade faturası düzenlenmemiş her iki taraf defterlerinde bu yolla aykırılık da oluşturulmamıştır. Bu sebeple eserde keşfen inceleme yapılmasına gerek de duyulmamıştır.
Taraflar arasında bir sözleşmenin varlığı halinde, satıcı veya imal eden yahut iş gören kimse kendiliğinden ve tek taraflı olarak mukavele şartlarında değişiklik yapamaz. Ancak, taraflar arasında yazılı bir sözleşme yoksa, fatura içeriğine sekiz gün içerisinde itiraz edilmemiş olması halinde, bu durum, faturaya yazılı bir delil olma niteliği kazandırır ve karşı taraf yani müşteri veya iş yaptıran kimse, faturanın hilafını ancak yazılı bir delille ispat etmek zorunda kalır. Diğer bir ifadeyle, bu tür durumlarda diğer tarafın faturaya karşı bir itirazda bulunmaması, taraflar arasındaki münasebette yazılı bir delilin ortaya çıkmasına neden olur ve bu durumda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ve HMK'nın yazılı delil'ler hakkındaki hükümleri uygulanır.
Taraflar arasında akdi ilişki bulunduğuna göre, bedelin ispatına yönelik olarak faturaya dayanılması olanaklıdır. Anılan fatura davalı defterlerinde kayıtlı olduğuna, davalı tarafça bu faturaya itiraz edilmediğine, düzenlenmiş bir iade faturası da bulunmadığına ve yine her iki taraf defter ve kayıtlarına göre de davacı davalıdan takip miktarınca alacaklı olduğuna sonucuna ulaşılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2011/15-472 Esas 2011/ 608 Karar sayılı doyasıda da benzer yönde karar vermiştir. "Davalı/borçlu gerek icra takibine itiraz, gerekse eldeki davaya cevap dilekçesinde fatura münderecatına yasal sürede itiraz ettikleri yönünde bir savunma getirmediği gibi; faturanın davacının yaptığı işin karşılığı olmadığına ilişkin bir itirazda da bulunmamıştır. Aksine davalı/borçlu işin karşılığının götürü olarak belirlendiğini, KDV'nin bedel içinde yer almakla ayrıca istenemeyeceğini savunmakla faturanın iş bedeline ilişkin olduğunu kabul etmiştir. Faturada yer alan KDV dışındaki miktarın davalı/borçlu tarafından bu işin karşılığı olmak üzere dava ve takipten önce ödendiği de tarafların kabulünde olup, dosya kapsamı ile belirgindir.
Hukuk Genel Kurulu'nda yapılan görüşmeler sonunda, tüm açıklanan olgular gözetilerek, dava konusu faturanın, taraflar arasındaki sözlü sözleşmeye konu iş için düzenlenerek davalı/borçluya tebliğ edildiği; davalı/borçlu buna yasal süre içinde itiraz etmediğinden münderecatını kabul etmiş sayılacağı oybirliği ile kabul edilmiştir.
Diğer taraftan, davalı/borçlu tarafından, aksi iddia edilmediğinden işin teslim edildiğinde de duraksama bulunmamaktadır. Her ne kadar davalı/borçlu savunmasında, işin eksik ve ayıplı teslim edildiğinden bahsetmiş ise de bu konuda ayıp ihbarında bulunmamış, miktar belirterek bir dava/karşı dava açmamış olduğundan bu savunmasına da itibar edilmemiştir.
Şu hale göre, taraflar arasındaki sözlü eser sözleşmesi gereğince yapılan işin bedelinin, kesinleşmiş bu faturada yer alan miktar olduğu, o nedenle iş bedelinin tespiti yönünden yeniden araştırma yapılmasına gerek bulunmadığı, davacının iş bedeline yönelik talebinin bu çerçevede ve mevcut delillere göre değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Dava dosyamız bakımından bir ayıp savunması da bulunmadığından, davalı defterlere kaydedilen faturalara ilişkin işin eksik yapıldığını ileri sürmüş olduğundan ayıp araştırması yapılmamış bu konu da tanık dinlenmesinin de yargılamaya bir yenilik katmayacağı değerlendirilmiştir. Zira yazılı delil niteliğinde ki ticari defter ve kayıtlar karşısında tanık beyanlarına itibar etmek mümkün görülmemiştir.
Bu sebeple davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, alacak faturaya bağlı likit bir alacak olduğundan, alacağın yargılama ile belirlenmesine neden olacak eserde ayıp olduğuna ilişkin bir ihtilaf da bulunmadığından icra inkar tazminatına da hükmolunmuştur.
Katip Hakim
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/582, K. 2018/1679, 18 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama