KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı
- Esas No
- 2018/586
- Karar No
- 2018/838
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2018
- Esas no
- 2018/
- Karar no
- 2018/
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- Av.
- Davalı
- —
- Dava
- Doğrudan Borçlu Tarafından Talep Edilen İflas
- Dava tarihi
- 26/04/2018
Karar Metni
938 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Mahkememize açılan dava dosyasının evrak üzerinde incelenmesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının yaptığı ticari faaliyetler neticesinde işlerinin iyi gitmemesi nedeniyle büyük borçlar altına girdiğini ve borçlarını ödeyemez duruma geldiğini, şirketin borca batık olması, ticari faaliyetlerini gerçekleştirdiği makine ve teçhizatın satılmış olması dolayısıyla şirketin faaliyette olmaması nedenleri ile şirketin iflasına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Dava, davacı şirketin borca batıklığının tespiti ile hasımsız olarak iflasın açılması davasıdır.İflasını talep eden davacı şirket vekiline 09/05/2018 tarihli tensip tutanağının ve nolu bentlerinde belirtilen 18.000 TL iflas avansı ile iflas ilanlarının yaptırılabilmesi için gerekli olan 4.000 TL gider avansını yatırması için iki haftalık kesin süre verilmiştir. Davacı taraf iflas avansını yatıramayacaklarına dair 24/05/2018 tarihli bir dilekçe sunmuştur.
Bu dilekçede iflas avansının H.M.K. 120'nci maddede belirtilen dava şartı niteliğindeki avans olmadığını, iflasın kamu düzenini ilgilendirdiğini ve iflas avansı yatırılmazsa masrafların Hazine'den karşılanması gerektiğini bildirmiştir.
2004 Sayılı İ.İ.K.'nın 160 ve 181nci maddeleri, 6100 sayılı H.M.K.'nın 120, 114/1-g ve 115/2.maddeleri bir arada değerlendirilerek dava şartının yerine gelmediği, davacının eksikliği de kesin süre içinde gidermediği nazara alınarak dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.Her ne kadar iflas işinin kamu düzenini ilgilendirdiği ve masrafların Hazine tarafından karşılanması gerektiği yolunda ... içtihatları mevcut ise de mahkememizce bu görüşe iştirak edilmemiştir.
H.M.K 114/1-g maddesinde yatırılması gereken gider avansının karşılanmasını açık bir dava şartı olarak öngörmüştür. Her dava özelinde gider avansının nelerden ibaret olacağı farklılık gösterir. Bu sebeple H.M.K. 120'nci maddesinde zikredilen tarife bir alt sınır esasına göre başlangıçta ve her dava türü için standart olarak yatırılması gereken miktarı gösterir.
Davanın özelliğine göre yasal bir zorunluluk olarak ödenmesi gereken diğer masraflar yatırılmadan davaya devam edilmesi mümkün olmayacaktır. Nitekim İ.İ.K.'nın 160'ıncı maddesi iflas isteyen alacaklının ilk alacaklılar toplantısına kadar olan masraflardan sorumlu olduğunu hükme bağlamıştır. Aynı kanunun 181'inci maddesi gereğince kendi iflasını isteyen ve iflasın ertelenmesini talep eden şirketlerin de bu lazımeyi yerine getirmeleri zorunludur.
Ortada kanundan kaynaklanan bir masraf karşılama zorunluluğu mevcut oldukça bu şartın davaya devam için gerekli bir usul kuralı, yani dava şartı olduğunu da kabul etmek gerekir. Elbette iflasın kamu düzeniyle irtibatlı yönleri vardır. Ancak bu irtibat, kamuya iflas halindeki tüm kişi ve şirketlerin iflasını re'sen sağlamak ve tasfiye masraflarını karşılamak yükümlülüğü doğuracak ağırlık ve nitelikte değildir.
İflasın kamu düzenini ilgilendiren temel yönü alacaklıları korumaktır. Devlet iflas tasfiyesinin bir düzen içinde tamamlanmasına nezaret eder.Birçok şirket, fiilen borca batık olduğu halde ticari faaliyetine devam etmektedir. Kanun, bu durumdaki şirket yöneticililerine iflas isteme zorunluluğu getirmişse de bunu ağır bir müeyyideye bağlamamış, kamu görevlilerinin resen harekete geçmesini gerektirecek düzenleme yapmamış, bilakis alacaklılardan birinin şikayetine tabi tutmuştur.
On günden üç aya kadar hapis gerektiren bu suç, alacaklının borcu ödendiğinde düşecektir. Yani şirketin aciz hali ortaya çıkmış da olsa iflas etmeden faaliyetine devam edebilecektir. Bu izahatın sebebi, borca batık olanların iflasını sağlamanın acil ve güncel bir kamu yararı içermediğine temas etmektir. Ne alacaklılardan birinin ne de borçlunun kendisinin iflas talebi ileri sürmesinde kamu yararı vardır. Aksine iflas tasfiyesi herkese zarar veren zor bir süreçtir.
Sonuçtan alacaklılar da borçlular da memnun olmayacaktır. Elbette mal varlığı kalmadan iflas eden şirketin zararı, alacaklıların zararına göre içlerinde en hafifidir. Asıl zararı alacaklılar görür. Bu nedenle alacaklılardan biri iflas istediğinde diğer alacaklıların buna karşı çıkma hakkı öngörülmüştür. Bir alacaklı için haciz yolu yerine iflas yolunu seçmek, sadece faaliyetini sürdürmeye kararlı bir şirketi borcu ödemeye tazyik anlamında işe yarar.
Yoksa alacağı kısa yoldan tahsil etme açısından haciz yolu daha basittir. Üstelik haciz yoluyla alacağın tamamının tahsil imkanı varken iflas yolunda bu neredeyse imkansızdır. Bu izahat çerçevesinde, haciz yerine iflas yolunu seçen ve iflas masraflarını karşılamayan alacaklının isteklerini yerine getirmek için kamu hazinesinden masraf yapmak kanunun amacıyla bağdaşmaz. Yasadaki masraf karşılama mecburiyeti tam da bunun için getirilmiştir.
Aynı durum iflas erteleme davaları için de geçerlidir. İflas erteleme isteyen şirketten muhtemel iflas masraflarını da depo etmesi istenir. Kendi iflasını isteyen şirket için de benzer bir durum söz konusudur. Borca batık hale gelen şirketin bundan sonra borçlarını tam olarak ödeme imkanı olmayacak, iflas sonunda tasfiye ile sicilden silinecektir. Alacaklılar ya hiç tahsilat yapamayacak ya da cüz'i bir tahsilatla yetinecektir.
Ancak ortakları yeni şirketler kurarak veya kurmadan ticaret yapmaya, para kazanmaya devam edecektir. Kendi basiretsiz idareleriyle şirketi iflas haline getiren ortak ve yöneticilerin ellerini taşın altına koymadan süreci dışarıdan takip etmeleri kamu vicdanına da uygun düşmez. 350.000.TL sermayeli bir şirket kuran ve şirketi borca batık hale getiren ortaklar asgari düzeyde olsun sorumluluk yüklenmelidir.
Şirketin iflasını isteyip kenara çekilmek ve masrafları geri alınamayacak biçimde kamu maliyesinin sırtına yüklemek doğru değildir. Zaten görünen odur ki, şirketin mevcut malları tasfiye masraflarını bile karşılamaktan uzaktır.H.M.K. 334'üncü maddesinde yazılı düzenleme nazara alındığında ticaret şirketleri adli yardımdan yararlanamaz.
Ancak kanunu yorumlarken iflas işini kamu düzeninden saymak ve masrafları Hazine'den karşılamak şirketi adli yardımdan yararlandırmak gibi bir sonuç doğuracaktır. Üstelik iflas talebinde bulunan her şirketin borca batık olacağı izahtan varestedir. Uygulamada yüzlerce iflas dosyası tasfiye masrafları dahi karşılanamadığı için sürüncemede kalmaktadır. Kanun koyucunun amacı bu durumu asgariye indirmek olduğundan iflas avansını zorunlu kılmıştır.
Başkan · e-imzalı · Üye · e-imzalı · Üye · e-imzalı · Katip · e-imzalı
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/586, K. 2018/838, 7 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama