KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi T.C. Bursa
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2019
- Esas no
- 2018/664
- Karar no
- 2019/1056
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... TAŞ
- Vekili
- Av. .... - Gülbahçe Mah. Ulubatlı Hasan Bulvarı Alp İş Merkezi No:101 K:1 Osmangazi/ BURSA
- Davalılar
- 1- ... - ...
Karar Metni
1.070 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
..., 2- ... - ... ..., 3- ... - ... ...
VEKİLİ
Av. ... - Üçevler Mh.Ritim Sk.Ofismer 2 İş Merkezi No:12 K:3 D:13 Nilüfer/Bursa 16120 Nilüfer/ BURSA
DAVA
İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 10/05/2018
KARAR TARİHİ : 09/10/2019
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
DAVACININ TALEBİ
Davacı taraf dava dilekçesinde özet olarak davacı banka ile davalılardan ... İnşaat Ltd. Şti. arasında akdedilen bankacılık hizmetleri sözleşmesine istinaden adı geçen şirkete kredi kullandırıldığını, diğer davalıların bu sözleşmede müteselsil kefil olarak imzası bulunduğunu, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, asıl borçlu ve davalı kefile ihtar tebliğ edildiğini, buna rağmen bakiye alacağın ödenmediğini, alacağı tahsil etmek için davalı aleyhine Bursa 17.İcra Dairesinin 2017/... sayılı dosyası ile takibe başlandığını, davalının takibe haksız biçimde itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmektedir.
DAVALININ CEVABI
Davalı taraf davanın reddi gerektiğini savunmuş dava dilekçesi ekindeki belgelerin kendilerine tebliğ edilmediğini, davacı bankanın henüz vadesi gelmemiş çeklerin tahsili için takip başlattığını, muacceliyet şartı gerçekleşmediği halde hesabın kat edildiğini, bankanın tek taraflı kat işlemi yapmasına dair sözleşme hükmünün genel işlem şartlarına aykırı olduğunu, temerrüt faizi istenemeyeceğini zira kat ihtarının usulüne uygun gönderilmediğini, teminat mektupları yönünden şirket yetkililerinin şahsi sorumluluğu bulunmadığını ileri sürmüştür.
DELİLLER ve GEREKÇE: Derdest dava banka kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. Kural olarak ispat külfeti davacı taraf üzerindedir. Davacı banka taraflar arasında bir bankacılık ve kredi sözleşmesinin varlığını, bu sözleşme sebebiyle davalıya veya davalının müteselsil kefil olduğu bir gerçek veya tüzel kişiye kredi kullandırıldığını, kredi sözleşmesine aykırı davranış sebebiyle hesabın kat edilip borçlunun temerrüde düşürüldüğünü ve takip tarihi itibariyle ne kadar bakiye kredi borcu olduğunu ispat etmek zorundadır.
Banka kayıtları aksi ispat edilinceye kadar geçerli kayıtlardır. Elbette davalı tarafın sunacağı ödeme belgeleri ve diğer kayıtlar da dikkate alınmak kaydıyla, davacı bankanın tuttuğu kayıtlara itibar edilmesi gerekir. Bu amaçla banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması uygun olacaktır. Bu durumda davacı banka kayıtları ile sonuca gitmek gerekir. Mahkememizce seçilen bir bilirkişiye banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilerek rapor alınmıştır.
Bilirkişi 25.02.2019 tarihli raporunda taraflar arasındaki kredi ilişkisini özetlemiş, taraflar arasında 26.05.2017 tarihli 5.000.000.TL limitli bir sözleşme bulunduğunu, gerçek kişi davalıların da sözleşmeye müteselsil kefil olduğunu belirtmiş, bu sözleşmeler kapsamında taksitli ticari kredi, kredili mevduat hesabı ve kredi kartı, çek ve teminat mektubu kullandırıldığını belirtmiştir. Taraflar arasındaki kredi hesabı 08.08.2017 tarihli bir ihtarla kat edilmiştir.
Kat ihtarı ile verilen ödeme süresi ve tebligat tarihleri nazara alındığında temerrüt tarihi 21.10.2017 olacaktır. Bilirkişi, ayrı ayrı kredilere göre akdi faiz oranını ve temerrüt faiz oranını belirlemiş, kredi kartlarına uygulanacak azami faiz oranlarını da dikkate almıştır.
Bilirkişi sözleşmede yer alan hususları dikkate alarak hesaplama yapmış ve takip tarihi itibariyle toplam 978.279,26.TL nakdi borç bulunduğunu, depo edilmesi gereken gayri nakdi kredi miktarının da 1.087.610.TL olduğunu açıklamıştır.. Raporun kredi kartı hesabına ilişkin bölümünde BSMV hesabında küçük bir hata vardır. Bu hata yeni rapor alınmasını gerektirmez. Genel itibariyle bilirkişinin hesapladığı miktarlar davacı bankanın talebinden fazladır.
Bilirkişi sözleşmede hüküm bulunmadığından müteselsil kefillerin gayri nakdi alacaktan sorumlu olmayacağı yolunda görüş bildirmişse de Mahkememizce bu görüşe itibar edilmemiştir. Zira aynı zamanda şirket ortağı olan davalı kefillere hesap kat ihtarı gönderilmiş, kefillere tebliğ edilmiş sayılan bu ihtarlara cevap verilmemiştir. Bilindiği gibi İ. İ.
K. m: 68/b maddesine göre “Süresi içinde gönderilen hesap özetinin muhtevasına, alındığından itibaren bir ay içinde itiraz etmeyen krediyi kullanan taraf, hesap özetinin gerçeğe aykırılığını ancak borcunu ödedikten sonra dava edebilir.
Kredi sözleşmeleri ve bunlarla ilgili süresinde itiraz edilmemiş hesap özetleri ile ihtarnameler ve krediyi kullandıran tarafından usulüne uygun düzenlenmiş diğer belge ve makbuzlar bu Kanunun 68 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen belgelerden sayılırlar. Krediyi kullanan taraf, itiraz etmediği hesap özetinin dayandığı belgelerde kendisine izafe edilen imzayı kabul etmiş sayılır.”
Öte yandan kendileri de şirket ortağı olan kefillerin verdiği şahsi teminat nazara alınarak şirkete ciddi miktarda teminat mektubu kullandırıldığı unutulmamalıdır. Keza sözleşmenin 2.1 maddesine göre kredilerin gayri nakdi kredi şeklinde de kullandırılabileceği, kefillerin sözleşmeden kaynaklanan borçlardan sorumlu tutulduğu, sözleşmeden doğan borçlar kaleminden gayri nakdi kredilerin ayrık olduğuna dair hüküm bulunmadığı gözden kaçırılmamalıdır.
Davacı banka ispat külfetini yerine getirmiş, buna karşılık davalı taraf başkaca ödeme yaptığını ispat edememiştir. Bu sebeple davanın kabulüne karar verilmiş, alacak muayyen ve davalı tarafından bilinebilir olduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/664, K. 2019/1056, 9 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama