KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/671
- Karar No
- 2019/425
- Karar tarihi
- 27 Mart 2019
- Esas no
- 2018
- Karar no
- 2019
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... -
- Vekili
- Av. ... -
- Davalı
- ...
Karar Metni
1.162 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
... VEKİLİ : Av. ...
DAVA
Anonim Şirket Genel Kurul Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 11/05/2018
KARAR TARİHİ : 27/03/2019
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
DAVACININ TALEBİ
Davacı taraf dava dilekçesinde, davacının davalı şirkette %25 oranında pay sahibi olduğunu, şirketin 2015 yılı olağan genel kurulunun 10/11/2016 tarihinde yapıldığını, davacının muhalefetine rağmen yönetimin kurulunun tek kişiden oluştuğunu, ana sözleşmenin diğer hükümlerinin tadil edildiğini ve ortaklardan ...'ın yönetim kurulu başkanlığına seçildiğini, bu kararın iptali için açmış oldukları davanın reddedildiğini ancak halen istinaf incelemesinde bulunduğunu, şirketin feshi ve tasfiyesi için açılan davanın da derdest olduğunu, bu şartlar altında 2016 yılı olağan genel kurulunun 14/02/2018 tarihinde yapıldığını, bu genel kurulda alınan beş,
altı, yedi ve on numaralı kararların hukuka aykırı olduğunu, faaliyet raporu ve bilançonun kabul edilmesine davacı payını temsil eden kişinin muhalif oy kullandığını, bilançonun gerçeği yansıtmadığını, bankalardan çekilen paralar ve sorumlu belirlenmeden kasa hesabından yapılan çıkışların açıklanamadığını, hesaplarda fiktif kayıtlar bulunduğunu bu nedenle oylamanın sağlıklı olmadığını, keza ibranın da aynı şartlarda oylandığını, bazı bilgilerin yeterli açıklıkta kurulmaması sebebiyle ibranın hukuka aykırı olduğunu, keza şirketin kanunen kabul edilmeyen giderlerine ilişkin zararın bilançoda muhafaza edilmesinin haksız olduğunu,
işlemler için yönetim kurulu başkanı seçilen ...'a yetki verilemeyeceğini ileri sürmüştür.
DAVALININ CEVABI
Davalı taraf davanın reddi gerektiğini savunmuş, davacı tarafın dayandığı Tespit davasında alınan raporun gerçeği yansıtmadığını, kayıtlardaki havalelerle ilgili bilgi ve belge bulunduğunu, yapılan ödemelerin usulüne uygun olduğunu, bilirkişinin 410.000,00 TL'lik açıklamasının kasıtlı olduğunu, yönetim kurulu ibrasının hukuka aykırı olmadığını, keza yedi ve on numaralı kararlarında iptali için gerekçe bulunmadığını ileri sürmüştür.
DELİLLER ve GEREKÇE: Derdest dava genel kurul kararının iptali davasıdır. Tarafların ileri sürdüğü iddia ve delillerle karşılıklı kabuller nazara alındığında uyuşmazlığın çözümünün hukuki değerlendirmeye bağlı olduğu sonucuna varılmıştır. Ancak daha önce şirketin mali durumunun analiz edilmesi gerekir.
Bu amaçla dosya mali müşavir bilirkişiye teslim edilerek şirketin son mali durumunu gösterir bilanço hazırlanması, 2016 yılı olağan genel kurul toplantısında görüşülen bilançonun şirketin gerçek mali tabloları ile uyumlu olup olmadığı, kayıtların geçmiş yıllara sari biçimde usulüne uygun tutulup tutulmadığı, fiktif kayıtlar, belgesiz ve dayanaksız ödemelere bulunup bulunmadığı, EFT yoluyla şirket hesabından çıkan bedellerin ve tarafların dilekçelerinde belirttikleri ödemelerin gerçek bir borcun ödenmesi amacıyla yapılıp yapılmadığı, kasa hesabının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı konusunda rapor hazırlaması istenmiştir.
Bilirkişi 23.1.2019 tarihli raporunda davalı şirketin 2016 yılı hesap dönemi defter kayıtları kurumlar vergisi beyannamesi ekinde yer alan bilanço ile 2016 yılı yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu ekinde yer alan bilançonun birbiriyle uyumlu olduğunu bununla birlikte 100 kasa hesabı bakiyesinin kapanış kayıtlarında bir fark bulunduğunu, 2.547.717 TL olan kasa hesabı kapanış bakiyesinin bilançolarda 2.545.467,82 TL olarak gösterildiğini, 30.6.2016 tarihinde gerçekleştirilen 410.000 TL tutarındaki işlemin davalı şirketin bir banka hesabından diğer banka hesabına göndermiş olduğu elektronik fon transferine ilişkin olduğunu,
ayrıca bu tarihte kasa hesabına 410.000 TL’lik bir kayıt yapılmadığını, aynı tarihte gerçekleştirilen 27.600 TL tutarındaki işlemin bankadan çekilerek kasaya kaydedilen işleme ilişkin olduğunu bununla birlikte davalı şirketin aynı tarihte personele kasadan 39.976,71 TL ödeme yaptığını, 18.7.2016 tarihinde gerçekleştirilen 148.375 TL tutarındaki işlemin davalının ticari ilişki içinde olduğu Em-Ka inşaat ltd şirketine 18.5.2016 tarihinde vermiş olduğu çekin ödemesine ilişkin olduğunu, aynı tarihte kasa hesabına 148.375 TL’lik bir kayıt yapılmadığını,
11.8.2016 tarihinde gerçekleştirilen 300.000 TL tutarındaki işlemin davalının ticari ilişki içinde bulunduğu Yılka mühendislik ltd şirketine olan borcuna ilişkin ödeme olduğunu, ayrıca bu tarihte kasa hesabına 300.000 TL Tutarında bir kayıt yapılmadığını davalı şirketin 102.018 Hesap kodu ve Akbank Bursa ticari şubesindeki 18.780 hesap numaralı isimle takip ettiği bankalar muavin hesabında kayıtlı 30.6.2016 tarihi itibari ile gerçekleştirilen işlemlerin tamamının ticari ilişki içinde bulunduğu satıcılara ve borçlara mahsuben yapılmış ödemeler olduğu,
“...’a eğitim amaçlı Akbank EFT” açıklaması ile şirketin ticari faaliyet ile ilgili olmayan 200.000 TL tutarlı bir para gönderildiğini, kasa hesabında görülen paranın gerçekte var olmadığını, fiktif bir kayıt olduğunu açıklamıştır.
Bu rapor mahkememizce değerlendirildikten sonra davacı iddialarını doğrulayacak nitelikte ve genel kurul kararlarının iptalini gerektirecek ağırlıkta bir usulsüzlük bulunmadığı takdir edilmiştir. genel kurulda görüşe ve denetime sunulan bilanço kayıtları tüm ortakların yeterli biçimde bilgi alabilmelerine olanak sağlayacak niteliktedir. Bilirkişi raporunda davacı tarafın dilekçesinde bilirdi bir takım ödemelerin gerçek ödemeler olduğu açıklanmıştır.
Eldeki davanın genel kurulu karar iptaline ilişkin olduğu unutulmamalıdır. Görüşe, inceleme ve onaya Sunulan bilançonun ortaklarca bilgi almaya elverişli olması yeterlidir. Kaldı ki bilançodaki kayıtların şirketin gerçek kayıtlarıyla uyumlu olduğu ortadadır. Var olsa bile bilançodaki bir takım hatalı kayıtların İbrahim’i etkileyecek ağırlık ve mahiyette usulsüzlük içermediği kabul edilmiştir.
Kendisini toplantıda Yeminli mali müşavir ile temsil ettiren davacı ortak, bilançodaki kayıtların detaylarına vakıf olacak kadar bilgi almış demektir.
Bilindiği gibi şirket mali kayıtları daha çok vergi usul kanunu çerçevesinde tutulmakta, bilançolar da buna göre hazırlanmaktadır. Bu usul şirketlerin daha az vergi verebilmek üzere kurgulanmış bir mali tablo ve kayıt düzenlemelerine neden olmaktadır. Bir takım harcamaların vergisel anlamda gider kabul edilmemiş olması başka şirketlerde de çok çevre aslandan bir durumdur.
Kanunen Kabul edilmeyen giderlerin bilançoda muhafaza edilmesi davacı Ortağın hukukunu olumsuz etkilemediği gibi şirketin zararına da sebep olmamaktadır. Bu durum dürüst resim ilkesine aykırı değildir. Bütün ortaklar kanunen kabul edilmeyen giderlerin nelerden ibaret olduğunu denetleyebilecek durumdadır.
Keza bir çok şirkette olduğu gibi kasa Kayıtlarının gerçeğe uygun olmaması, tek başına bilançoyu ve şirket mali kayıtlarını genel kurul iptaline sebep olacak ölçüde güvenilmez hale getirmeyecektir. Her şirkette kasadan nakit olarak çekilip gündelik harcamalarda kullanılan ve belgelendirilmesi için kayıtları işlerinemeyen bir miktar bulunması olağandır.
Ticari faaliyetlerini sorunsuzca yürüten bir çok şirkette kasa fazlası, stok kaydı gibi bilanço kalemlerinin gerçeğe uygun olması “deyim yerindeyse” sürpriz olur. Şirketlerin uzun yıllara sari bu kayıt husus müziklerini tüm ortaklar bilmektedir yahut en azından bilecek durumdadır. Ortaklar arası anlaşmazlığın yükseldiği dönemlerde bu durumu genel kurul kararlarının iptali için bahane yapmak temel dürüstlük kuralına aykırıdır.
Bir çok ortak kendi müdürlük döneminde yaptığı bu tür işlemleri aleyhine dava açtığı diğer ortak için kusur olarak göstermeye çalışır.
Bir an için davacının talebinin kabul edildiğini ve genel kurul kararlarının iptal edildiğini kabul etsek bile bunun sonraki genel kurullarda kağıt üzerinde düzeltilmesi Sonucu değiştirmeyecektir. Bu tür davalar tabir caizse “bir yumruk daha atmak” için açılan davalardır. Bu tür davalar şirket ortakları arasındaki bağlılık ve dayanışmayı olumsuz etkileyecek mahiyettedir.
Ortaklardan biri kendisi için ekonomik olarak bir anlam ifade etmese bile yahut sonuçları ortaklık haklarını ciddi ölçüde yaralama saat bile genel kurul kararları aleyhine iptal davası açarak özellikle yönetici ortakları sıkıştırma yolunu tercih etmektedir. Elbette kanunen verilmiş hakların kullanılması tek Başına eleştiri konusu yapılamaz. Ancak taleplerin dürüstlük kuralı çerçevesinde ileri sürülmesi esastır.
Mahkememizce değerlendirme yapılırken bu husus gözardı edilmemiş ve davanın reddine karar verilmiştir.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/671, K. 2019/425, 27 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama