KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/197
- Karar No
- 2021/1181
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2021
- Esas no
- 2019/
- Karar no
- 2021/
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- Av.
- Davalı
- —
- Vekilleri
- Av.
Karar Metni
1.036 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Av.
DAVA İHBAR OLUNAN : 1-
VEKİLİ : Av.
DAVA İHBAR OLUNAN : 2-
VEKİLLERİ : Av. Av.
DAVA
Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/03/2016
KARAR TARİHİ : 15/12/2021
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/04/2022
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde;Davalıdan satın alınan bir ticari aracın ilk günlerden itibaren arızalandığını, her arızanın tamirinden sonra yeni arızalar çıktığını, bu biçimde 17 ayrı sefer onarım yapıldığını, araçtan umulan yararın sağlanamadığını ileri sürerek araç için ödediği 36.725,35.TL'nin ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde;Davalı taraf davanın reddini savunarak aracın ticari araç olduğunu, ayıp ihbar külfetinin yerine getirilmediğini, dava hakkının zamanaşımına uğradığını, satış tarihinden bu yana 2 yıllık sürenin de dolduğunu, davanın 3 yıl sonra açıldığını, garanti süresinin dolduğunu, arızaların zamanında onarıldığını, yedi servis kaydının kendilerine ait olmadığını, periyodik bakımların arıza sayılamayacağını, kullanıma göre arızaların normal olabileceğini, tamir hakkını kullanan davacının bedel iadesi isteyemeyeceğini ileri sürmüştür.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe. Derdest dava satış sözleşmesinde ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayalı olarak açılmış bedel iadesi davasıdır. Alıcı taraf malda ortaya çıkan gizli ayıpların maldan yararlanmayı önemli ölçüde engellediğini ileri sürerek mal için ödediği 36.725,35-TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmektedir.
Mahkememizce davanın kabulüne dair verilen karar 19 HD' nin 18.11.2015 tarihli 2015/ E. 2015/ K. sayılı ilamı ile “Davacı 29.11.2010 tarihinde teslim aldığı aracı 10.05.2011 tarihinde motor arıza lambasının yanması sebebiyle servise götürmüş, bu tarihten sonra da 09.09.2013 tarihine kadar değişik sebeplerle araç servise götürülerek davacı tarafından araç 90.000 kilometreye kadar kullanılmıştır.
Davalı savunmasında aracın periyodik bakımlarının da süresinde yapılmadığını savunmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli olmadığı gibi davalı vekilinin itirazları da değerlendirilmemiştir.
Bu durumda davalı vekilinin bilirkişi raporuna itirazları da gözetilerek toplanan deliller üzerinde konusunda uzman bir bilirkişi kurulundan ... denetimine elverişli yeni bir rapor alınarak, araçtaki arızanın üretim hatası olup olmadığı, yoksa aracın kullanımından kaynaklı bir hata olup olmadığı yolunda kesin kanaate ulaşılabilen rapor alınıp sonucuna uygun bir şekilde karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna ve eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkememizce bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; davacının satın aldığı aracın olağan arızaların dışında çok kez arızalandığı, tekrarlanan arıza ve onarımların istenen sonucu doğurmadığı, onarıma rağmen arızanın sürdüğü ve halen tam olarak giderilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Ancak bu kez de ... 19 HD 'nin 13/12/2018 tarihli 2018/... Esas 2018/...
Karar sayılı ilamı ile; " Bozmadan sonra alınan 17.02.2017 tarihli bilirkişi raporunda araçta meydana gelen ayıbın üretim hatası nedeniyle ortaya çıkan arızalar olmadığı, standartlara uygun olmayan yakıt kullanımı, istiap haddi üzerinde yükleme ve üretici talimatlarına uygun olmayan kullanım şekilleri ile meydana geldiği belirtilmiştir.
Bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine mahkemece 2. kez bilirkişi kurulundan rapor alınmış, bilirkişi kurulu 08.11.2017 tarihli raporunda davaya konu araçta meydana gelen arızanın kullanım kaynaklı olmadığı, uygun olmayan yakıt kullanımına ve istiap haddi üzerinde yüklemenin neden gösterilemeyeceği, araçta ayıp olduğu belirtilmiştir. Ancak önceki bilirkişi raporu ile oluşan çelişkiler giderilmemiştir.
Mahkemece her iki bilirkişi kurulu raporunda açık çelişki bulunmasına rağmen raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin üçüncü bir bilirkişi raporu alınmaksızın karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkememizce bozmaya uyularak raporlar arasındaki çelişkileri giderecek mahiyette üçüncü bir bilirkişi kurul raporu aldırılmıştır.
Bilirkişi kurulunun 24/04/2020 tarihli kök raporu ve 27/03/2021 tarihli ek raporunda; dava konusu aracın turbo şarj ekipmanında ortaya çıkan arızanın 4 kez garanti kapsamında değiştirilerek bedelsiz olarak onarıldığı, turbo şarj arızasının ilgili dönemde süreklilik arz ettiği, güç kontrol modülünün de 1 kez EGR valfinin 2 kez garanti kapsamında değiştirilerek bedelsiz olarak onarıldığı,
ilgili donanımlara davacının kullanımı esnasında müdahale edemeyeceği, konu aracın kullanımının herhangi bir nedenle kısıtlanmayacağı da dikkate alındığında kullanım hatasından kaynaklanmayan, imalat hatasına dayalı, kullanıcının makul olarak beklediği araç kullanım şartlarını ve faydayı ortadan kaldıran, motor donanımları arızası nedeniyle konu aracın gizli ayıplı mal niteliğinde iken dosya kapsamındaki bilgi ve bulgulardan ilgili arızaların yetkili servislerce yapılmış olan onarımlarla giderildiğinin kabulünün gerektiği ifade edilmiştir.Satım sözleşmesinde, satıcının alıcıya karşı yerine getirmekle yükümlü olduğu bir takım borçları vardır.
Bu borçlardan bir tanesi de ayıba karşı tekeffül (ayıbı üstlenme) borcudur. Genel olarak, ayıba karşı tekeffül borcu BK 194 vd maddelerinde düzenlenmiştir. Söz konusu hükümler, Ticaret Kanunu'nun öngördüğü istisnalar dışında ticari satımlarda da uygulanacaktır.
Ayıba karşı tekeffül borcu, " satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaad edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından dolayı satıcının sorumlu tutulmasıdır." Satıcının ayıp nedeni ile sorumlu tutulabilmesi için öncelikle, alıcıya teslim edilen mal ayıplı olmalıdır. Bu ayıp fizik bir ayıp olabileceği gibi, hukuki veya ekonomik de olabilir.
Ayrıca, ayıp sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olmalı ve önemli önemli bir ayıp olarak da kabul görmelidir. İlaveten alıcı, sözleşmenin kurulması anında ayıbın varlığından da haberdar olmamalıdır. Malın ayıplı çıkması halinde alıcının sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedel indirimi, ücretsiz onarım veya ayıpsız misli ile değişim gibi seçimlik hakları vardır.
Davacının seçimlik haklarından sözleşmenin feshi değil, ücretsiz onarım hakkını kullandığı nihai rapor içeriğinden anlaşılmaktadır.
Alıcının kullandığı onarım yolundaki seçimlik hak istenen neticeyi vermezse ve arıza maldan yararlanmayı sürekli biçimde engeller mahiyette ise alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanmasında yasal engel bulunmamakla birlikte; söz konusu arızaların onarımı mümkün arızalar olduğu, arızaların yapılan onarım ile araçta değer kaybına neden olmadıkları, aracın kullanımını uzun zamanda olumsuz etkilemedikleri, araçtan faydalanmayı sadece kısa süren onarım süresince etkilediği rapor edilmiştir.
Dolayısıyla arıza maldan yararlanmayı sürekli biçimde engeller mahiyette değildir ve davacı alıcının kullandığı seçimlik haklardan olan onarım seçeneği ile istenen neticeye de ulaşılmıştır.Tüm bu gerekçelerle aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Katip · ☪e-imzalı Hakim · ☪e-imzalı
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/197, K. 2021/1181, 16 Aralık 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama