İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/478 K.2024/704

... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas2023/478Karar2024/704Tarih29 Mayıs 2024Okuma12 dk · 2.305 kelime

KÜNYE

T.C.

Mercii
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/478
Karar No
2024/704
Karar tarihi
29 Mayıs 2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.305 kelime·12 dk okuma·11 bölüm

... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/ Esas

KARAR NO : 2024/

HAKİM

KATİP

DAVACI : ... VEKİLİ : Av.

DAVALI

... HAVA SÜSPANSİYON SİSTEMLERİ VE YEDEK PARÇALARI SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKET VEKİLİ : Av.

DAVA

Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 12/05/2023

KARAR TARİHİ : 29/05/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 27/06/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde;Davacının mimar olup malzeme dâhil taahhüt işleri de yaptığı, davalı tarafın ise otomotiv yedek sanayi üzerine faaliyet gösteren bir şirket olduğu, davacı, davalı şirkete ait ... ... da bulunan villa ile şirket merkezinin bulunduğu bina içerisinde “projeleri de kendisince hazırlanan mimari imalat işlerinin yüklenicisi olduğu,

taraflar arasında 2015 yılı başında kurulan bu ilişki çerçevesinde malzeme dâhil yüklenici konumunda olan davacının, yüklendiği işleri eksiksiz bir şekilde imal/inşa ederek aynı yıl içerisinde davalı şirkete teslim ettiği, TBK 479/1 gereğince teslim anında borcu muaccel hale gelen davalının, işin tamamlanmış olmasından aldığı güç ile olacak ki davacının çok düşük bir bedel karşılığında alacağından feragat etmesini istediği, davalı şirketin kötü niyetli bu tavrını kabul etmeyen davacının, alacaklarının tahsili amacıyla icra takibine başladığı, ...’ da mukim lüks konuttan doğan alacaklar için ...

İcra Md.2016/..., şirket merkezinde yapılan imalattan doğan alacaklar için ise ... .... İcra Md. 2016/... nolu dosyaları ile başlatılan takiplere davalı/borçlu tarafından itiraz edildiği, haksız itiraz ile duran takiplerin devamı amacıyla itirazın iptali davalarının açıldığı, davaların, ... 2. Asl.Tic.Mhk. 2016/...

E. – 2020/ E. sayılı dosyasında birleştirildiği ve yerel mahkemece davanın tümden kabul edildiği, davalı tarafın bu karara karşı istinaf yoluna başvurduğu, dosyanın ... BAM 14. HD 2022/... E. – 2023/ K. sayılı dosyası üzerinden yapılan inceleme ile davalı “istinaf istekleri kesin olarak tümden reddedildiği, ilgili hükmün 23.02.2023 günü kesinleştiği, kesinleşme doğrultusunda ... .... İcra 2020/... sayılı dosyası 12.04.2023, ...

İcra Md. 2020/... ise 30.03.2023 tarihinde davalı tarafça ödenerek infaz edildiği, davalının, sözleşmeden doğan borcunu süresinde ve TMK 2 de düzenlenen dürüstlük kuralına uygun bir biçimde yerine getirmediği gibi enflasyonist dönemden faydalanarak o günkü maliyetlerin çok çok altında bir ödeme ile borcundan kurtulduğu düşüncesinde olduğu, buna karşın davacının, davalının sebebiyet verdiği bu zarar sebebiyle zincirleme bir krize sürüklendiği ve aciz haline düştüğü, enflasyonist parametreler ekseninde vücut bulan bu durumun, borcunu süresine uygun bir biçimde ifa etmeyen davalıyı adeta ödüllendirdiği,

hukuk düzeni açısından davalının korunması kabul edilemez mahiyette olduğu, nitekim bu durum, davacının mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğu, davacının zararlarının giderilmesi adına dava açılmasının zorunlu olduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin TBK 470 ve devamında düzenlenen eser sözleşmesi olduğu, buna göre davacının malzeme dâhil yüklenici, davalının ise iş sahibi olduğu,

davalı iş sahibinin, TBK 479 hükmü gereğince 2015 yılında kendisine eksiksiz teslim edildiği sabit olan bu imalatlar karşısında o gün için yani teslim anında ödeme borcunda olduğu ve temerrüde düştüğü, çekişmenin temeli ise, davacının yargılama süresi içerisinde faiz dışında uğradığı zararların tazmini olduğu, 6098 sayılı TBK 122 maddesi kapsamında aşkın zarar olarak tanımlanan bu ihtilaf, taraflar arasında borç yükleyen akdin ahde vefa düzenlemelerine aykırı olduğunu dile getirerek davanın kabulünü talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde. Davacının munzam zararın varlığını somut delillerle kanıtlayamadığını, davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığını, kararın temyiz eden davalı yararına bozulmasının gerektiğini, müvekkil şirket açısından 2016 yılında yapılan icra takibinde muaccel olmuş bir alacak bulunmamakta olduğunu, iş bu alacağın miktarı dahi ...

2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/E.-2020/K sayılı dosyasından yapılan yargılama sonucunda dört yıl süren bir yargılama sonucunda hesap edilebilmiş olduğunu, muaccel hale gelmemiş bir borçtan dolayı munzam zarar talep edilemeyeceğini, davacının talebi MK.

2 anlamında kötü niyetli olduğunu, ülkemizde yargılama sürelerinin uzun olduğunu, tüm vatandaşlar aynı şekilde uzun yargılamalar neticesinde alacaklarını tanzim etmekte olduklarını, davacının talebinin kabul edilmesi halinde neredeyse tüm yargılamalar nedeniyle önce bir normal alacak davası açılacak sonrasında da bir munzam zarar davası açılacağını belirterek, davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe;Davanın munzam zararın tazmini talebi olduğu anlaşıldı.

Dosya 1 SMM bilirkişi, 1 İnşaat Mühendisi bilirkişi, 1 Hesap uzmanı bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, Bilirkişi heyetinin .../01/2024 tarihli raporunda özetle; ... 2 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/...

Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı, bu dava sonucuna göre takibe konulduğu tarihten itibaren faiz alacağının doğacağı göz önüne alındığında, temerrüdün icraya konuluş tarihi olan 14/10/2016 tarihi olduğu, ödemenin 30/03/2023 ve 10/04/2023 tarihinde yapıldığı göz önüne alındığında 06/11/2018 -11/10/2022 tarihleri arasında davacı için ... Mahkemesi kararına göre aşkın zarar talep etme hakkı doğduğu, buna göre, Davacı tarafa 809.192,31 TL + 20.063,...

TL = 829.255,49 TL toplam munzam zarar olarak ödenmesi gereken miktar olabileceği, davacı tarafa 894.221,75 TL + 22.523,73.TL = 916.745,48 TL toplam munzam zarar olarak ödenmesi gereken miktar olabileceği tespitlerini mahkememize sunmuşlardır.

Dosya yapılan itirazlar neticesinde daha önce rapor sunan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyetinin 31/03/2024 tarihli heyet raporunda özetle; ... kararlarının yorumunu tamamen Mahkememizin takdirine bırakarak; Davacı tarafa 928.512,29 TL + 23.743,07TL = 952.255,36 TL toplam munzam zarar olarak ödenmesi gereken miktar olabileceği, davacı tarafa 993.655,07 TL + 25.515,30 TL = 1.019.170,37 TL toplam munzam zarar olarak ödenmesi gereken miktar olabileceği tespitlerini mahkememize sunmuşlardır.

Tüm dosya kapsamının incelenmesinde, davacı tarafın davalı aleyhine ... 2 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/... Esas sayılı dosyasında itirazın iptali talebinde bulunduğu, kararın 23/02/2023 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme üzerine ... .... İcra Dairesinin 2020/... esas sayılı dosyası ve ...

İcra Müdürlüğünün 2020/... esas sayılı dosyalarında davalı tarafından dosya borçlarının tamamı ödenerek dosyaların infaz edildiği, ancak itirazın iptaline konu dosyanın kesinleşme süresinin uzunluğu nedeniyle,davacının, alacağına kavuştuğu süreye kadar olan uzun süreçte paranın alım gücünün düşmüş olması nedeniyle zarara uğradığından bahisle eldeki davanın açıldığı, davacının yargılamanın uzaması müddetince uğranılan munzam zararını talep ettiği görülmüş olup, uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin ve kavramların açıklanmasında yarar vardır.

Borçlar Kanunu’nun (BK) 105. maddesi;“…Alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiç bir kusur isnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir. Bu munzam zarar derhal takdir olunabilirse hakim, esasa dair karar verir iken bu zararın miktarını dahi tayin edebilir…” şeklindedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 122. maddesinde de aynı yönde düzenleme bulunmaktadır.

3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 2. maddesi “(DEĞİŞİK MADDE RGT: ....12.1999 RG NO: 23910 KANUN NO: 4489/2) (YÜR. TAR.: 01.01.2000) Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.... Cumhuriyet ...

Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, yukarıda açıklanan miktardan fazla ise, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir. Söz konusu avans faiz oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan avans faiz oranından beş puan veya daha çok farklı ise yılın ikinci yarısında bu oran geçerli olur.

Temerrüt faizi miktarının sözleşmede kararlaştırılmamış olduğu hallerde, akdi faiz miktarı yukarıdaki fıkralarda öngörülen miktarın üstünde ise, temerrüt faizi, akdi faiz miktarından az olamaz…” hükmünü içermektedir. Munzam zararın anlaşılabilmesi için öncelikle temerrüt faizinin hukuksal niteliği üzerinde durulmasında yarar vardır.

Bilindiği gibi temerrüt faizi, borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine 818 sayılı BK’nın 103. maddesi gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı süresinde varlığını sürdüren bir karşılık olması itibariyle, zamanında ifa etme olgusuyla doğrudan bir bağlantı içerisindedir. Borçlu kusurlu olsun veya olmasın sonuçta borç alacaklıya zamanında ödenmemiş demektedir.

Türk hukukunda alacaklıya zararın varlığını ve miktarını ve borçlunun kusurunu ispat zorunda kalmaksızın temerrüt faizini talep edebilme hakkı tanımıştır. Ayrıca faiz yükümlülüğünün doğumu için borçlunun alıkoyduğu para miktarından yarar sağlaması şart olmadığı gibi, bu yararların iadesi amacını da taşımaz. Diğer taraftan temerrüt faizi talep edebilmek için borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması şart değildir.

Borçlu bu konuda kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ileri sürerek ve bunu kanıtlayarak faiz ödeme yükümlülüğünden kurtulamaz. Bunun yanında temerrüt faizi, sözleşmeden doğan para borçlarının yanı sıra, sözleşme dışı hukukî ilişkiden kaynaklanan para borçlarında da uygulama alanı bulabilir (Barlas, Nami. Para Borçlarının İfasında Borçlunun Temerrüdü ve Temerrüt Açısından Düzenlenen Genel Sonuçlar İstanbul 1992, s. 127).

Somut olayda uyuşmazlık konusu olan munzam zarar ise, 818 sayılı BK’nın 105. maddesinde düzenlenmiştir. ... Hukuk Genel Kurulunun 10.11.1999 tarihli ve 1998/...-... E. 1999/... K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere munzam zarar, sorumluluğu kusura dayanan borçlu temerrüdünün hukukî bir sonucudur ve alacaklının zararının faizi aşan bölümüdür.

Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı bir zarar şeklinde tanımlanabilir. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi, kaynağı ne olursa olsun, temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir.

Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme, kanun, vekâletsiz iş görme olabilir. Bu bağlamda hemen belirtilmelidir ki munzam zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukukî aykırılıktır.

O nedenle, borçlunun munzam zararı tazmin yükümlülüğü (BK m. 105), asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun ifasına kadar zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.

Munzam zarar bu hukukî niteliği ve karakteri itibariyle, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması hâlinde dahi (BK m. 105/2) takip veya davanın konusuna dahil bir borç olarak da kabul edilemez.

Bu nedenle asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamaktadır. Ayrı bir dava ile on yıllık zaman aşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür. Munzam zarar sorumluluğu, kusur sorumluluğuna dayanır. BK'nın 105. maddesi kusur karinesini benimsemiştir.

Munzam zarardan kaynaklanan tazminat borcunun doğması için aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Farklı bir anlatımla, burada zararın doğmasına yol açan bir kusur ilişkisi aranmaz ve tartışılmaz. Sorumluluk için borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır.

Munzam zarar alacaklısı, 818 sayılı BK’nın 105. maddesine dayalı tazminat isteminde bulunabilmesi için, kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu ve illiyet bağını, eş söyleyişle bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır.

Alacaklının, borcun yerine getirilmemesinden, kısmen yerine getirilmesinden veya geç ifadan maddi bir zarar veya kazanç yoksunluğuna uğradığını ispat etmiş sayılması için, borçlunun borcunu zamanında gereği gibi yerine getirse idi, zarar ve kar yoksunluğunun önleneceğini kanıtlaması başka bir anlatımla illiyet bağını da kurması zorunludur. Hemen ifade etmek gerekir ki faiz oranları 818 sayılı BK ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun ile düzenlenmiştir.

Kanun koyucu, bir para borcunun gününde ödenmemesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağını kabul edip, bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik konjonktürü dikkate alarak belli bir oranda olacağını benimsemiştir. Nitekim 818 sayılı BK’nın 103. maddesine göre temerrüt faizi oranı %... iken, 04.12.1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanun ile bu oranın %30’a çıkarılması ve yine 3095 sayılı Kanunda 15.12.1999 tarihli ve 4489 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu ...

Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont faiz oranı esas alınarak, değişen faiz oranlarının benimsenmesi bunun kanıtıdır.

Bu noktada ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar (enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki devamlı düşüş) dikkate alınarak, kanun hükmüyle geçmiş günler faizine ilişkin düzenleme yapılmış iken, aynı olguların 818 sayılı BK’nın 105. maddesinde öngörülen munzam zararın bilinen kanıtları olarak gösterilip, bunların doğurduğu olumsuzluklar gerçek zarar olarak gösterilemez.

Kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar dolayısıyla tazminat oranını ...’dan aldığı yasa yapma yetkisine dayanarak belirlemiş iken, zımnen bu takdirin yerinde olmadığı ileri sürülüp, aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez.

Uğranılan zarar, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle 105. maddeye dayanılarak munzam zarar istenecek ise, artık o merciin, zararın oranını belirlemek için kullandığı/dikkate aldığı/değerlendirdiği ölçülere ve bunların “maruf ve meşhur” oldukları olgusuna değil, davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da, elverişli ve geçerli delillerle kanıtlanmalıdır.

Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır.

Örneğin, alacağını gününde alamayan alacaklının, aynı gün vadesi gelmiş bir borcunu ödemek için, borçlunun ödediği geçmiş günler faizi yerine bunun üzerindeki bir faizle borçlanması, ya da alacaklısına daha yüksek oranda faiz ödemek durumunda kalması; dövizle ödemeyi kabul ettiği borcu için, alacağını gününde tahsil edememesi nedeniyle sonraki günlerde daha yüksek kurdan döviz satın almak zorunda kalması gibi maddi olgularla kanıtlanan zarar söz konusudur.

818 sayılı BK’nın 105. maddesinde öngörülen munzam zararın, aynı Kanun’un 103. maddesi ve 3095 sayılı Kanun ile saptanan faiz oranının dayanağı olan ekonomik olumsuzluklara dayandırılması ve herkesçe bilinenin kanıtlanmasına gerek olmadığı sonucuna varılması mümkün değildir.

Bu itibarla 818 sayılı BK’nın 105. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri) dışında, davacının durumuna özgü, somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu davacıyı ispat yükünden kurtarmaz.

Aksinin kabulü hâlinde 3095 sayılı Kanun ile diğer Kanunlardaki faizle ilgili hükümlerin uygulanması sonuçsuz kalacak, her olayda munzam zarara hükmedilmesi sonucunu doğuracaktır ki, kanun koyucunun 818 sayılı BK’nın 105. maddesinde yaptığı düzenlemenin amacının da bu olmadığı anlaşılmaktadır.(bkz. ... hukuk genel kurulu 2017/(...)...-... esas 2021/... karar)

Somut uyuşmazlıkta yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde, somut vakıalara dayanılarak bir zararın gerçekleştiği ileri sürülüp kanıtlanmadığından, 818 sayılı BK’nın 105. maddesi gereğince tazminata hükmedilemeyeceği sonuca varılmıştır. Tüm bu gerekçelerle aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle ;

1-Davanın REDDİNE,

2-Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 427,60-TL harçtan başlangıçta alınan 179,90-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 247,70-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

...-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 10.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından ödenen 3.120,00-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

7-HMK madde 333 gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

8-Gerekçeli kararın talep halinde taraflara tebliği ile tebliğ giderinin eksik olması halinde giderin talepte bulunandan alınmasına,

Dair gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/05/2024

Katip · ☪e-imzalı Hakim · ☪e-imzalı

Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/478, K. 2024/704, 29 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gerekçeli Karar
  4. Karar No : 2024/
  5. Hakim
  6. Katip
  7. Davalı
  8. Dava
  9. Dava Tarihi : 12/05/2023
  10. Karar Tarihi : 29/05/2024
  11. Gerekçeli Kararın
  12. Yazıldığı Tarih : 27/06/2024
  13. Gereği Düşünüldü
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/478
Karar No
2024/704
Tarih
29 Mayıs 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/478 K.2024/458
  • İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/478 K.2024/357
  • İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/479 K.2024/355
  • İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/479 K.2024/345
  • Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/479 K.2024/342
  • İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/480 K.2024/360

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.