KÜNYE
T.C. Bursa
- Mercii
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2016/1560
- Karar No
- 2019/738
- Karar tarihi
- 2 Mayıs 2019
- Esas no
- 2016
- Karar no
- 2019
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- Av.
- Davalı
- —
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 14/12/2016
- Karar yazım tarihi
- 27/05/2019
Karar Metni
2.124 kelime·11 dk okuma·4 bölüm
Mahkememize tevzi edilen İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA VE SAVUNMA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle:Müvekkili şirket ile davalı arasında araç bakım ve onarım işi ile buna ilişkin faturalardan kaynaklı ticari ilişki mevcut olduğunu, yapılan hizmet karşılığı tanzim edilmiş olan faturaların davalı tarafça ödenmemiş olup, cari hesap ekstresinde de görüleceği üzere müvekkili şirketin davalı taraftan bu faturalara ve cari hesaba ilişkin alacağının mevcut olduğunu, işbu alacağı tahsil etmek amacıyla davalı aleyhine Bursa 6.İcra Müd.’nün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra yoluyla takibe geçildiğini,
davalı tarafın müvekkiline olan borcunu ödemediğini gibi icra takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini beyanla, yargılamanın icrası ile davalı tarafın Bursa 6.İcra Müd.’nün ... sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, davalı borçlu aleyhine takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle:Davacı tarafından müvekili ile arasında araç bakım ve onarım işi ile buna ilişkin faturalardan kaynaklı ticari ilişki olduğundan ve faturaların ödenmediğinden bahisle müvekkili aleyhine Bursa 6.İcra Müd.’nün ... sayılı dosyası ile 19/09/2016 tarihli ilamsız icra takibi yapıldığını, müvekkilinin işbu takibe borcu olmaması sebebiyle 03/10/2016 havale tarihli dilekçesi ile süresi içerisinde itiraz ettiğini, müvekkilinin davacı şirketten ... ve ... plaka sayılı 2007 model Scania marka iki adet tır aldığını ve bazı zamanlarda da bu tırların bakım ve onarımını davacı şirkete yaptırdığını,
davacının her ne kadar müvekkili ile aralarındaki araç bakım ve onarım işinden kaynaklanan ödenmemiş fatura ve cari hesaba ilişkin alacakları olduğunu beyan etmişse de söz konusu aracın bakım ve onarım işinin bir eser sözleşmesi olduğunu, eser sözleşmelerinden doğan alacaklarda zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğunu, davacı yanın mahkememize sunmuş olduğu ek belgelerde iddia edilen alacağın TBK’nun 147.maddesine göre zamanaşımına uğradığını beyanla, davanın reddi ile Bursa 6.İcra Müd.’nün ... esas sayılı icra takibinin iptaline,
kötüniyetli alacaklının %20’den aşağı olmamak kaydıyla icra ve inkar tazminatına (kötüniyet tazminatına) hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, yazılı beyanlar, davacı tarafça dosyaya celp olunan faturalar, iş emirleri ile BTSO cevabi yazısı, davacı şirkete ait ticari defterler, bilirkişi raporu, Bursa 6.İcra Müd.’nün ... sayılı dosyası, Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği ve Mudanya Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odasının cevabi yazıları, Mudanya Vergi Dairesince gönderilen 2007,2008,2009,2010,2011 ve 2012 yıllarına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannemeleri ve ayrıntılı bilanço ile matrah attırımı ve ödeme tabloları.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ
Dava, araç alım satım, araç bakım ve onarım ile sigorta alacağına dayalı faturalardan kaynaklanan icra takibine yapılan itirazın iptali istemidir. Davacı tarafından faturaya, cari hesap ekstresine dayalı olarak 19/09/2016 tarihinde ilamsız takip talebinde bulunmuştur. İcra Dairesi tarafından davalı borçluya ilamsız takiplerde ödeme emri 26/09/2016 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı tarafından yasal süre içinde 29/09/2016 tarihinde borca itiraz etmiştir. Tarafların ticari defterleri talep edilmiş davacı tarafça ibraz edilen ticari defterler bir mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiştir.
Mahkememiz dosyasının 14/12/2017 tarihli oturumu ile bilirkişiye verildiği ve bilirkişinin 02/04/2018 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle ve sonuç olarak; davacı defterlerindeki kayıtlara göre davalıyı 3 ayrı hesapta takip ettiğini, hesaplardan biri taşıt vasıtası alımı olup borç bakiyesinin 202,56 TL., diğerleri bakım ve yedek parça satışları ile ilgili olup bakiyelerinin 16.235,35 TL.ve 7.082,75 TL.olduğunu, bu 2 hesabın birleştirilmiş ve bakiyesinin 23.318,00 TL.olduğunu, bu 3 ayrı hesap bakiyesi birleştirildiğinde 23.520,56 TL.toplam alacak bakiyesi bulunduğunu,
davacının kendi defterlerindeki kayda göre davalıdan 23.520,56 TL.alacak bakiyesinin bulunduğunu, dosya içeriğinin evraklarda temerrütte düşürüldüğünü gösteren bir belge bulunmadığını, dolasıyla davacının takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığını, sonuç olarak kendi defter kayıtlarına göre davalıdan 23.520,26 TL.alacaklı olduğu, takip öncesi işlemiş faiz talep edemeyeceği kanaat ve görüşü açıklanmıştır.
Mahkememizin 28/06/2018 tarihli duruşma ara kararı uyarınca, taraf vekillerinin rapora karşı beyan ve itirazları ile davalının tacir olup olmadığının da değerlendirir şekilde önceki bilirkişiden ek rapor alınmasının kararlaştırıldığı anlaşılmış olup, öncelikle davacı tarafça yapılan itirazın değerlendirilmesi ile oluşan ek raporda özetle; davacının kasko ile ilgili hareketleri 120 ana alıcılar hesabı altında ................... alt hesabında izlediğinin görüldüğü, 01/07/2008 arihinde davacı tarafından 5.000,63 TL.tutarında kasko poliçesi yine aynı tarihte 82.320,00 TL.tutarında trafik sigortası düzenlendiği,
18/09/2008 tarihinde iptal edilen kasko sigortasının 2.998,64 TL.tutarındaki primi iade edildikten sonra davacının davalıdan kasko ve trafik sigorta poliçe primlerinden kaynaklanan 2.827,99 TL.alacaklı olduğunun tespit edildiği, hesaplardan birinin taşıt vasıtası alımı olup borç bakiyesinin 202,56 TL., diğerleri bakım ve yedek parça satışları ile ilgili olup bakiyelerinin 16.235,35 TL, ve 7.082,75 TL. olduğunu, bu 2 hesabın birleştirilmiş ve bakiyesinin 23.318,00 TL.olduğunu, bu 3 ayrı hesap bakiyesi birleştirildiğinde 23.520,56 TL.toplam alacak bakiyesinin bulunduğunu,
davacının itirazı doğrultusunda yeniden yapılan incelemede sigorta poliçelerinden kaynaklanan 2.827,99 TL alacaklı olduğunun tespit edilmiş olup,davacının kendi defterlerindeki kayda göre davalıdan 26.348,55 TL.alacak bakiyesinin bulunduğu, dosya içeriğinin evraklarda davalının temerrüde düşürüldüğünü gösteren bir belge bulunmadığını, dolasıyla davacının takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığını;
davalı vekilince verilen 13/04/2018 tarihli rapora itiraz dilekçesinin ise hukuki nitelikte olup mahkemenin takdirinde olduğunu, davacının bağlı olduğu vergi dairesinden gelen 2007 ve 2012 ylları arasındaki gelir vergisi beyannameleri incelendiğinde ise davalının bilanço esasına göre defter tuttuğu ve birinci sınıf tüccar olduğunun görüldüğü, ayrıca davalının 2008 yılı satışlarının 357.559,76 TL.tutarında olup esnaf sınırının çok üstünde olduğunu, sonuç olarak; davacı firmanın kendi defter kayıtlarına göre davalıdan 26.348,55 TL.alacaklı olduğu, takip öncesi işlemiş faiz talep edemeyeceği belirtilmiştir.
Davalı asil ihtaratlı davetiye tebliğine rağmen belirlenen inceleme gün ve saatinde defter ve kayıtlarını sunmadığından inceleme yapılmamıştır.
Davacının tarafların ticari defterlerine dayandığı anlaşılmakla ticari defterlerin delil olması yönünden bilindiği üzere Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.03.2012 tarih ve 2011/11-862 Esas, 2012/51 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere. 6100 sayılı HMK'nın 219. (1086 sayılı HUMK’nın 326.) maddesine göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorundadır.
Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, diğer anlatımla, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da, uyuşmazlığa 6100 sayılı HMK'nın 222/5.
(6762 sayılı TTK’nın 83/2.) maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, HMK'nın m. 220 (HUMK'nın 330.) maddesindeki genel düzenlemelere tabidir. HMK'nın 220.
(HUMK'nın 332.) maddesi, bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngörmektedir. Önemle vurgulanmalıdır ki. HMK'nın 220. (HUMK'nın 332.) maddesindeki bu hüküm, taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde, ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulanır.
Diğer anlatımla, belirtilen bu durumda ticari defterler de, HMK m. 220. madde (HUMK'nın 330 ve sonraki maddeleri) anlamında “vesika” niteliğindedir. Öte yandan, ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen HMK'nın 222.
(6762 sayılı TTK'nın 82.) maddesindeki hüküm, “I Kati delil” şeklindeki kenar başlığı ile birlikte değerlendirildiğinde ve aynı Kanun’un 1474. maddesi uyarınca kenar başlıklarının metne dahil bulunduğu da gözetildiğinde; ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin (maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydıyla), kesin delil niteliğinde bulunduğunu öngörmektedir.
6102 sayılı TTK'nın 64. (6762 sayılı TTK'nın 69. vd.) maddeleri uyarınca da defterlerini yöntemince Tasdik ettirmeyen tacirin bu gibi defterleri lehine delil olamaz. Ancak kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. (HMK. m. 222/4, 6762 sayılı TTK'nın 84,85)
O halde yapılan yargılama ve toplanan delillerden somut olayda, davacı şirketin davalı tacire araç alım atımı, araç onarım bakımı ve sigorta alacağından kaynaklanan faturaların düzenlendiği, taraflar arasında TTK m. 89 anlamında yazılı bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin uygulamada sıkça karşılaşılan “açık hesap” ilişkisinin olduğu, davacının ticari defterlerinin usulune uygun tutulduğundan, ticari defterin kesin delil olduğu, davalı tarafın süresi içinde ticari defterlerini sunmadığından davacının defterlerinin HMK' nın 220. Maddesi gereğince kabul edilebileceği anlaşılmakla dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden hüküm kurmaya elverişli kabul edilen 14/03/2018 tarihli bilirkişi raporuna itibar etmek gerekmiştir.
Bu kapsamda davacı tarafından davalı tarafından olan alacağının ticari defterlerinde üç ayrı hesapta takip edildiği ve alacağın üç ayrı ticari ilişkiden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Davalı tarafından ise cevap dilekçesi ile usulune uygun olarak zamanaşımı defi savunmasında bulunmuştur.
Bilindiği üzere sözleşmesinden kaynaklanan alacak davalarında zamanaşmı süresi BK'nun 125. (TBK'nun 146.) maddesine göre 10 yıldır.
Davacı tarafından araç alım satımına dayalı icra takibi başlattığı ve ticari defterlerde tutulan araç alım satımına dair hesapta 01/01/2007 tarihinden itibaren ticari ilişkinin kurulduğu ve takibin yapıldığı 19/09/2016 tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığından zamanaşımı defiinin yerinde olmadığından zamanaşımı defii savunmasına itibar edilememiş olup araç alım satımına yönelik alacak yönünden davalının ticari defterlerini sunmadığı gibi mazerette bildirmediğinden HMK' nın 220. Maddesine göre davacının ticari defterleri kapsamda davacının 202,56 TL araç alım satımından kaynaklanan alacağının olduğu kanaatine varılmıştır.
Diğer yandan davacının araç bakım onarıma ilişkin faturalardan kaynaklanan alacağı yönünden:
Bilindiği üzere 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde eser sözleşmesine dair düzenlemelere yer verilmiştir.
Eser sözleşmesi taraflara karşılıklı haklar ve borçlar yükleyen bir iş görme akdidir. Yüklenici yapımını üstlendiği eseri sözleşmeye, teknik ve sanatsal ilkelere ve amaca uygun olarak imâl edip iş sahibine teslim etmekle, iş sahibi de kararlaştırılan iş bedelini ödemekle yükümlüdürler.
Davacı tarafından davalıya ait araçların onarım ve bakım işini yaparak ürün teslim etmeyi üstlendiğinden taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi olduğu açıktır.
Eser sözleşmesinden kaynaklanan yüklenicinin hak ediş alacakları, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147/6. maddesi gereğince 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
Davacı tarafından onarım ve bakımına dayalı icra takibi başlattığı ve ticari defterlerde tutulan araç alım satımına dair iki hesapta 14/004/2007 tarihinden itibaren ve 01/01/2009 tarihinden itibaren ticari ilişkinin kurulduğu ve takibin yapıldığı 19/09/2016 tarihine kadar 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu,
sadece davacı tarafça düzenlenen 04/04/2012 tarihli 100.35 TL fatura yönünden 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığından 16.134,90 TL ve 7.082,75 TL olmak üzere 23.217,65 toplamdaki alacaklar yönünde zamanaşımı defii sebebiyle davanın reddine, 04/04/2012 tarihli 100.35 TL fatura yönünden davalının ticari defterlerini sunmadığı gibi mazerette bildirmediğinden HMK' nın 220.
Maddesine göre davacının ticari defterleri kapsamda davacının 100.35 TL araç alım satımından kaynaklanan alacağının olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı tarafın kasko ve trafik sigorta primlerinden kaynaklanan alacağı yönünden, davacı tarafından davalı tarafa araç satışı sebebiyle iptal edilen kasko ve sigorta prim alacağı talep edildiği, davacı tarafın sigortacı veya acentesi olmadığı ve taraflar arasında sigorta sözleşmesi kurulmadığından 6102 sayılı TTK' nın 1420.
Maddesinin uygulanamayacağı, taraflar arasındaki araç satış sözleşmesi kapsamında iptal edilen sigorta primlerinin iadesi talep edildiğinden, alacağın sözleşmeden kaynaklanan alacak kapsamında olup BK'nun 125.
(TBK'nun 146.) maddesine göre 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu anlaşılmakla, 18/09/2008 tarihinden itibaren ticari ilişkinin kurulduğu ve takibin yapıldığı 19/09/2016 tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığından zamanaşımı defiinin yerinde olmadığı, davalının ticari defterlerini sunmadığı gibi mazerette bildirmediğinden HMK' nın 220.
Maddesine göre davacının ticari defterleri kapsamda davacının 2827,99 TL araç alım satım sözleşme ilişkisi kapsamında sigorta prim alacağının olduğu kanaatine varılmıştır.
Dolayısıyla davacının icra takibine konu araç alım satım, araç bakım onarım ve sigorta alacağı sebebiyle( 202,56 TL ,100, 35TL ve 2827,99 TL) 3130,9 TL alacaklı olduğundan bu miktar yönünden talebin kabulune, itirazın iptali ile takibinde devamına, işlemiş faiz yönünden, davalı borçlunun icra takip tarihinden önce TBK'nın 117. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediğinden asıl alacak yanında takip tarihine kadar olan dönem içerisinde işlemiş faize yapılan itirazın iptaline yönelik talebin reddi ile davanın kısmen kabulune, icra inkar tazminatı yönünden alacağın fatura alacağı olduğu, likit olduğu,
davalının asıl alacak yönünden itirazında haksız olduğundan koşulları oluşmakla, icra inkar tazminatı talebinin kabulune, davacı alacaklının icra takibi başlatmasında ve devamında kötü niyetli olduğunun sabit olmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddi ile aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Katip Hakim
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/1560, K. 2019/738, 2 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama