KÜNYE
T.C. Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1220
- Karar No
- 2024/803
- Karar tarihi
- 9 Eylül 2024
- Esas no
- —
- Karar no
- —
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekilleri
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Dava
- İtirazın İptali (Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 28/06/2022
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- —
Karar Metni
1.544 kelime·8 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalının, Diyarbakır İcra Müdürlüğü’nün ...... sayılı dosyası ile aleyhine yürüttüğü ilamsız icra takibinde borca itiraz ettiğini ve takibin durdurulmasını istediğini, borçlunun itirazlarının haksız olup, davalı ile müvekkili arasında ekte sunacağı .....projesi kapsamında bulunan kepçe kiralama sözleşmesinin mevcut olduğunu, buna istinaden müvekkilinin, sözleşmeden kaynaklı üzerine düşen tüm edimleri ifa ettiğini ancak davalı tarafından sözleşme kapsamında ödenmesi gerekli 2 aylık ücret ödemesinin yapılmadığını, davalı ile müvekkili arasındaki iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen faturalara konu borcun;
.....ve .....tarihlerinde yapılması gerekli 2 aylık ödemesinin davalı borçlu tarafından ifa edilmediğini, bunun üzerine davalı hakkında diyarbakır icra müdürlüğü’nün .....e. sayılı dosyasıyla faturaya dayalı olarak .....tl asıl alacak ve işlemiş faiz toplamının tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapıldığını, davalı ise haksız olarak .....tarihinde borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalı borçlu itirazında;
takip dosyasına sunulan fatura ile ilgili herhangi bir açıklama getirmediğini ve ödeme belgesi de sunmadığını, davalının, belirtilen sözleşme ve sözleşme gereği kesilen faturadan dolayı borçlu olduğunu, davalının haksız ve dayanaksız itirazı neticesinde zarara uğramış olduğu mağduriyetinin giderilmesi amacı ile takip bedelinin %20’sinden az olmamak üzere icra tazminatına hükmolunması, davalı borçlunun itirazının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Taraflar arasında .....projesi kapsamında bulunan kepçe kiralama sözleşmesinin .....tarihinde imza altına alındığını, davacı, müvekkili şirketin 2 aylık araç kira bedelini ödemediği iddiası ile diyarbakır icra müdürlüğü'nün .....e. sayılı dosyası ile .....tl asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı için ilamsız takip başlattığını, kepçe kiralama işine ilişkin taraflar arasında akdedilen .....tarihli sözleşmenin işveren sıfatıyla ''...... san. tic. ltd. şti. & .....san. tic. a.ş iş ortaklığı" ile taşeron '.....harfiyat'' arasında akdedildiğini, borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, başlatılan icra takibinin,
arabuluculuk görüşmeleri ve akabinde açılmış olan huzurdaki itirazın iptali davası ortaklığa ait her iki şirkete birlikte yöneltilmesi gerekirken taraf olarak sadece müvekkili şirket aleyhine ikame edildiğini, bu durumun usul ve yasalara aykırı olduğundan bahisle davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, operatörlü araç kira sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davasıdır.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. 6100 Sayılı HMK'nun 114/c maddesi gereğince mahkemelerin görevi dava şartı olup, yasanın 115. maddesi gereğince mahkeme dava şartının bulunup bulunmadığını res'en araştırmakla yükümlüdür.
6102 Sayılı T.T.K.'nun 4. maddesinin 1. fıkrası 6335 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile değiştirilerek ticari davalar her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları, T.T.K.'nun 4. maddesinin a bendi gereğince T.T.K.'nun dan kaynaklanan davalar, T.T.K.'nun 4. maddesinin b, c, d, e, f bentlerinde sayılan davalar ve diğer özel kanunlarda Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu kararlaştırılan davalar ticari dava olarak Ticaret Mahkemelerinde görülecektir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu kapsamda ilgili ihtilafın belirlenmesine geçilecek olursa ihtilafın; taraflar arasında akdedildiği ihtilafsız olan operatörlü kepçe kiralama sözleşmesi kapsamında davacının kira bedeli alacağının tahsili istemi ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlığın çözümünde öncelikli olarak görevli mahkemenin belirlenmesi gerekir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerine göre, ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (TTK 11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir (TTK 11/2).
Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten gerçek kişiye tacir denir (TTK 12/1).İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır (TTK 15/1).TTK'nın 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez.
21.07.2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 18.06.2007 tarihli 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 177. maddesinde belirtilen hadlerden, 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanlarda yarısını, 2. bendeki faaliyetlerde bulunanların bu tutarın tamamını aşanların tacir olacağı belirlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir.
Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir.
Somut olayda, davacı gerçek kişidir.
Davacının esnaf mı yoksa tacir mi olduğunun tespiti amacıyla gerekli müzekkereler yazılmış olup, gelen cevabı yazılardan; davacının Konya Esnaf Sanatkarlar Odasında sicil kaydının bulunduğu, Konya Ticaret ve Sicil Müdürlüğü cevabi yazısına göre davacının şirket ortaklığı veya şahıs kaydının bulunmadığı, Konya Vergi Dairesinden gelen cevabi yazıda davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu, bu halde davacının gelirinin VUK.'nun 177. maddesinde düzenlenen esnaf işletme sınırının üzerinde olduğuna ilişkin dosyaya yansıyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacı tacir olmadığı gibi uyuşmazlıkta 6102 sayılı TTK.'nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı, ilgili davanın nisbi ticari dava niteliğinde olduğu, operatörlü araç kira sözleşmesine ilişkin davalarda ancak her iki tarafın tacir sıfatı olması durumunda Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olacağı hususunun Yargıtay .....Hukuk Dairesi .....Esas .....Karar sayılı ilamı ile sabit olduğu anlaşılmakla uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli değildir.
Ticari dava olmayan ve malvarlığına ilişkin açılan davada görevli mahkeme genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Açıklanan nedenlerle Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu kanaatine varılarak görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hukum kurulmuştur.
Katip Hakim
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1220, K. 2024/803, 9 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama