KÜNYE
T.C. Diyarbakır
- Mercii
- Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1578
- Karar No
- 2025/923
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2025
- Esas no
- —
- Karar no
- —
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalılar
- —
- Dava
- Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 30/12/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- —
Karar Metni
1.048 kelime·5 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan bankalarca kullandırılan ticari kredilerden ve ticari kredili mevduatlardan kaynaklanan davalar (itirazın iptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirket ile .....Bankası A.Ş. arasında imzalanan .....tarih .....yevmiye numaralı Devrolunan Tahsili Gecikmiş Alacaklar İçin Devir Beyanı sözleşmesi ile borçlulara ait genel kredi sözleşmelerinden doğan, nakit alacaklar tüm faiz ve sari fer'ileriyle ve teminatlarıyla beraber devir ve temlik edildiğini, temlik kapsamında davalıların borçlu olduğu Diyarbakır İcra Dairesi'nin .....Esas sayılı dosyasının da temlik alındığını, icra takip dosyasından borçlulara yapılan tebligat akabinde, davalı/borçluların vekilleri aracılığı ile .....tarihinde borca itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu,
davalı/borçlular ile dava dışı temlik eden .....Bankası A.Ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi nedeniyle davalı .......Ltd.
Şti.'nin asıl borçlu, diğer davalı .....ise müşterek mütesesil kefil olduğunu, Her iki davalının da genel kredi ve teminat sözleşmesi kapsamındaki borçlarının ödenmediğini, buna istinaden borçluların hesabının kat edilerek ihtarname gönderildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu beyanla, Diyarbakır İcra Dairesi'nin .....Esas sayılı dosyasına borçlu davalıların yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına ve davalılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Usulüne uygun tebliğe rağmen davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DEĞERLENDİRME
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacak için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) "Delil İkamesi için avans" başlığı altında düzenlenen 324. maddesinde; "(1)Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi halde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
HMK'da öngörülen süreler, nitelikleri bakımından, taraflar için ve mahkemeler için konulmuş süreler olmak üzere ikiye, taraflar için konulmuş süreler ise; kanunda belirtilen süreler ve hakim tarafından belirtilen süreler olmak üzere ikiye ayrılır. Kanunda belirtilen süreler; kanun tarafından öngörülmüş cevap süresi, temyiz süresi gibi süreler olup bu süreler kesindir. Bir işlemin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığı mahkemece resen gözetilir. Hakimin tespit ettiği süreler ise kural olarak kesin değildir (Kuru, Baki/ Arslan Ramazan/ Yılmaz, Ejder, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, HMK'ya göre Yeniden Yazılmış 22. Baskı, Ankara 2011, s.749).
Hakim, kendi tayin etmiş olduğu süreyi, HMK'nın 90/2. maddesine göre; iki tarafı dinledikten sonra haklı nedenlere dayanarak, azaltıp çoğaltabilir, aynı Kanunun 94/2. maddesine göre de: bu sürenin, kesin olduğuna da karar verebilir. Hakimin verdiği sürenin kesin olması için ya hakimin kesin olduğunu belirtmeksizin verdiği ilk sürede işlemin yapılmaması nedeniyle ilgili tarafın yeniden süre talep hakkının varlığı karşısında, bu talep üzerine hakimin verdiği ikinci sürenin kanundan kaynaklanan şekilde kesin olması; ya da hakimin tayin ettiği ilk sürenin kesin olduğuna karar vermiş olması gerekir.
Kesin süre verilmesinin temel amacı, tarafların davayı uzatıcı ve hükmü geciktirici tutum ve davranışlarını önlemektir. Hak kaybına yol açmak gibi ağır hukuki sonuçlar doğuran kesin süre kurumunun hakim tarafından dikkatli, duyarlı bir şekilde kullanılması gereklidir (HGK'nın 28/04/2010 tarihli ve 2010/2-221 E. 241 K.).
Kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Başka bir deyişle; ister kanun, ister hâkim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir.
Öte yandan; HMK'nın 94. maddesi uyarınca kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için, buna ilişkin ara kararın hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması, taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması, miktarının net olarak belirlenmesi gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır.
Somut olayda. Mahkememizin .....tarihli celse 2 no'lu ara kararı uyarınca.
"Dosyanın resen seçilecek bankacı bilirkişiye tevdii ile; davacı bankaya ait banka kayıtlarının ilgili bankanın herhangi bir şubesinde yerinde incelenerek; davacı bankanın, davalılardan alacaklı olup olmadığının varsa miktarının ve davalıların sorumlu olduğu tutarların belirlenmesinin istenilmesine, davalı kefil yönünden İİK 68/b. uygulanamayacağının raporda dikkate alınmasına, bilirkişi için 5.000,00.-TL ücret takdirine, bilirkişi ücretini karşılaması için davacıya 2 hafta kesin mehil verilmesine,
kesin mehile rağmen bilirkişi gideri yatırılmadığı taktirde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılarak dosyanın mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin davacı tarafa ihtarına (ihtarat yapıldı)," şeklinde ara karar tesis edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; Mahkememizce uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi incelemesi ara kararı verildiği, bilirkişi ücretinin yatırılması için kesin süre verildiği, kesin süre ihtaratının Kanuna ve Yüksek Mahkeme uygulamalarına uygun yapıldığ; davacı vekili tarafından, verilen kesin süre içerisinde bilirkişiye takdir olunan ücretin yatırılmadığı, bilirkişi ücretinin duruşma gününden bir gün önce mesai bitiminden sonra yatırıldığı, bu durumun celse talikine sebebiyet verdiği, bilirkişi delili dışındaki delillerle davanın ispatlanamadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
6325 sayılı Kanun 18/A-14. bendinin 2. yarı cümlesi ve Yönetmeliğin 26/2. maddesi hükmü uyarınca, arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı Kanuna göre hak sahibi çıkan taraftan tahsilinin gerekmesi, ileride arabuluculuk ücretinin hak sahibi tarafından tahsil edileceğinin kesin olması, bu hususun kamu düzenine ilişkin bulunması nedeniyle, 3.800,00.-TL arabuluculuk ücretinin, 6183 sayılı Kanuna göre davacıdan tahsili için Hazineye müzekkere yazılmasına karar verilmiştir.
Açıklanan tüm nedenlerle, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM-Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40.-TL harcın, peşin alınan 27.876,16.-TL harcından mahsubu ile artan 27.260,76.-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik 3.800,00.-TL arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı Kanuna göre davacıdan tahsili için Hazineye müzekkere yazılmasına,
4-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan delil avansından harcanan yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına,
5-Yargılama sırasında davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek suretiyle, 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalıların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesine hitaben Mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı
Başkan Üye Üye Katip
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/1578, K. 2025/923, 11 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama