KÜNYE
T.C. Gaziantep 2 Asliye Ticaret Mahkemesi
- Mercii
- Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/883
- Karar No
- 2023/61
- Karar tarihi
- 25 Ocak 2023
- Esas no
- ....
- Karar no
- ....
- Hakim
- ....
- Katip
- ....
- Davacı
- ....
- Vekili
- ....
- Davalı
- ....
- Vekili
- ....
- Davalılar
- 2....
Karar Metni
1.431 kelime·7 dk okuma·10 bölüm
....
DAVA
Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 21/12/2021
KARAR TARİHİ : 25/01/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 31/01/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalının müvekkili bankadan kullandığı krediler nedeniyle yüksek miktarda borcu olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine İstanbul 3.İcra Dairesinin 2020/19743 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibi devam ederken müvekkili bankanın .... kefaleti ile kullandırılan kredilerinin ödenmemesi üzerine .... nezdinden tazmin talep edildiğini, .... tarafından davalı şirketin hesabına 320.000,00 TL miktarlı tazmin ödemesi gönderildiğini, gönderilen ödemesinin davalı şirket yetkilisi ....tarafından davalı ....' e gönderildiğini,
söz konusu eylemle davalıların sebepsiz zenginleştiğini, bu nedenlerle kendi kullanımında olmayan bir paranın davalılar hesabına aktarılması nedeniyle sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde paranın müvekkili banka hesabından çekildiği tarihten itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte müvekkiline aynen iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı asil .... cevap dilekçesinde özetle; .... .... Bankası'nda temsilcisi olduğu .... Kuruyemiş Gıda san. Ve Tic. Ltd. Şti. adına mevduat hesabına 320.000,00 TL ödeme geldiğini, yetkilisi olduğu şirket hesabındaki paranın bir miktarını borçlu olduğu ....'in hesabına gönderdiğini, tüm tasarrufu kendisine ait olan banka hesabındaki paranın yine kendisi tarafından kullanılmasının hiçbir hukuki engel olmadığının yasalar ile açık bir şekilde olmasına rağmen .... .... Bankası'nın art niyetli ve maddi manevi zarar vermek amacı ile bu davayı açtıklarını, açmış oldukları davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı........ vekili cevap dilekçesinde özetle. Müvekkil ile davacı tarafın davayı yönlendirmiş olduğu .... .... arasında önceye dayalı borç para alışverişi bulunmadığını, ....'ın yetkilisi olduğu .... .... Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin hesabından müvekkile kişisel borcu bulunan davalı ....tarafından ödeme yapıldığını, müvekkilin hesabına gelen paranın ....
Bankası'nın yapmış olduğu tazmin ödemesi olduğundan müvekkilin haberdar olmasının hayatın olağan akışına ters düştüğünü, davalı .... ile müvekkil arasındaki alacağın bonoya dayalı olduğunu, öncelikle davanın esasına girilmeden husumet yokluğu nedeni ile reddinin gerektiğini, müvekkilin diğer davalıdan alacağına mensuben aldığı para ile davacının sebepsiz zenginleşmeye dayanması için illiyet bağının mevcut olmadığını, davacı ile müvekkil arasında herhangi bir resmi gayri resmi hukuki bir ilişki mevcut olmadığını, açıklanan bu nedenlerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları, 2-Kat ihtarnamesi, 3-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava Nevi İtibari İle Sebepsiz Zenginleşmeden Kaynaklı Alacak İstemine İlişkindir.
Uyuşmazlığa uygulanacak hukuki normların tespiti;
Borç ilişkilerinin kaynakları, dava tarihi itibariyle yürürlükte olan ve somut olayda uygulanması gereken TBK’nın genel hükümlerinde, birinci kısımda ve üç fasılda gösterilmiştir. “Borç İlişkisinin Kaynakları” başlığı altında, sözleşmeden doğan borçlar (TBK m. 1– 48) ile haksız fiilden doğan borçlar (BK m. 48– 76) düzenlenmiş; yine aynı başlık altında, borçların üçüncü genel kaynağı olarak sebepsiz zenginleşme (BK m. 77– 83) yer verilmiştir. Bunların dışında bir de kanundan doğan borçlar bulunmaktadır.
Böylelikle, hukukumuzda borçların kaynağı; sözleşme, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme ya da bir kanun hükmü olarak kabul edilmiştir.
Hukukî işlemden doğan borç ilişkilerinin başlıca kaynağı ise sözleşmedir. Her sözleşme, taraflar arasında bir hukukî ilişki meydana getirir ve bu ilişkiye “sözleşmeye dayalı=akdî ilişki” denir. Sözleşme; hukukî bir sonuç doğurmak üzere, iki veya daha ziyade kişinin karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarının uyuşmasını ifade eder.
Bu noktada “satış sözleşmesi” ile ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin de açıklığa kavuşturulmasında fayda vardır.
Satış sözleşmesi, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK’nun 207'nci maddesinde;
“Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.
” şeklinde tanımlanmıştır.
Borcun kaynaklarından biri olarak öngörülen sebepsiz zenginleşme, TBK’nun 77 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TBK’nun 77'nci maddesi; “Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. ” hükmünü haizdir.
Haklı bir neden olmaksızın başkasının malvarlığından ya da emeğinden zenginleşen kimse bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür (TBK m. 77). Bu yükümlülük özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan ya da gerçekleşmemiş veya sona ermiş bir nedene dayanması durumunda doğmuş olur. Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlaki bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez. Hukuka ya da ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemez (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 962).
Buna göre borcun kaynağı olarak öngörülen sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik (illiyet) bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli haklı bir sebebe dayalı olmaması gerekmektedir.
Sebepsiz zenginleşmeden bahsedilebilmesi için aranan en önemli şart zenginleşenin mal varlığında meydana gelen artışın haklı bir sebebe dayanmamasıdır. Zira zenginleşmeyi doğuran sebep, kazandırma veya zenginleşenin müdahalesi ya da umulmayan bir olay olabilir. Nitekim BK’nın 61. maddesinde özellikle “haklı bir sebep olmaksızın” ifadesine yer verilmiş ve haklı olmayan sebep teşkil edecek hususlar örnek olarak sayılmıştır. Bu durumda kazandırmaya (edime) dayanan sebepsiz zenginleşme; “geçerli olmayan sebebe” veya “gerçekleşmemiş sebebe” veyahut da “sona ermiş sebebe” dayalı olarak gerçekleşebilir.
Sebepsiz zenginleşme hâlinde zenginleşen ve fakirleşen arasında kanun gereği bir borç ilişkisi doğmakta olup bu borcun konusu malvarlığında meydana gelen fazlalığın geri verilmesidir. Sebepsiz zenginleşmede sadece mal varlığındaki eksilmenin giderilmesinin talep edilmesi söz konusudur.
Bilirkişi incelemesi bakımından yapılan değerlendirme;
Mahkememiz ara kararı gereği dosya bankacı bilirkişiye tevdi edilmiş olup, bilirkişi tarafından hazırlanan 28/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
Davacı banka ile davalı şirket arasında kredi ilişkisi bulunduğunu, banka tarafından kullandırılan kredinin....'nun kefaleti ile kullandırıldığını, .... Tarafından davacı bankadan davalı şirketin 19/03/2019 tarihinde 400.000,00 TL tutarında kullandırılan kredinin %80'ine tekabül eden 320.000,00 TL kadarına olan kefaleti için davalı şirket hesabına 29/09/2021 tarihinde 320.000,00 TL tutarında ödeme (bırç davalı şirket hesabında olduğu için .... tarafından ödemenin şirket hesabına yapıldığı) yapıldığını,
Dava konusu 320.000,00 TL'nin davalı şirket yada davalı .... .... tarafından yatırılmadığını, ayrıca hesabına gelen nakdin şirkete yapılan bir ödeme olmadığını, davalı şirket hesabından davalı....'in dava dışı banka nezdindeki hesabına yapılan 300.000,00 TL'lik tutarın .... .... .... tarafından yapılan tanzim bedelinden yapıldığını mahkememize bildirmiştir.
Somut olay bakımından yapılan değerlendirme;
Davalı .... Kuruyemiş Gıda San. Tic. Ltd. Şti.'nin .... .... .... ile davacı bankadan kullanmış olduğu kredinin geri ödenmemesi nedeniyle .... .... .... yapmış olduğu ödemenin davalı .... .... .... hesabına gönderilmesinde davalı .... Kuruyemiş Gıda San. Tic. Ltd. Şti.'nin hesabına gelen paradan dolayı sebepsiz olarak zenginleştiği tartışmasızdır.
Fakat bu sebepsiz zenginleşilen miktarın davalı .... .... .... hesabına gönderilmesin davalı .... .... .... davalı ile birlikte hareket ettiği ve haksız bir kazanım sonucu elde edilen para olduğunu davalı .... .... .... bildiği veya bilmesi gerektiği hususu davacı tarafından ispatlanamamıştır.
Sebepsiz zenginleşilen ve davalı .... Kuruyemiş Gıda San. Tic. Ltd. Şti. hesabına yatan paranın üçüncü kişi konumunda bulunan kişiye gönderilmesini engelleyebilecek konumda olan bankanın .... Kuruyemiş Gıda San. Tic. Ltd. Şti. hesabına bloke koyması veya davalı şirketin hesabının havale/EFT işlemlerine kapatılmamasında davacının kusuru bulunduğu kanaati hasıl olmuştur.
Bu noktada iyiniyetli üçüncü kişinin iyiniyetli olmadığını ispat yükü kendisinde olan davacının ispat yükünü yerine getiremediği kanaati hasıl olmuştur.
Davacının husumet yönelttiği davalı şirket temsilcisinin ise kendi adına ve hesabına değil temsilcisi bulunduğu şirket ad ve hesabına hareket ettiği dikkate alındığında davalı .... .... bakımından davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği kanaati oluşmuştur.
Neticeten;
Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının davalı .... Kuruyemiş Gıda San. Tic. Ltd. Şti. yönünden kabulüne, davalılar .... .... ve .... .... .... yönünden pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/883, K. 2023/61, 25 Ocak 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama