KÜNYE
T.C. Gaziantep 2 Asliye Ticaret Mahkemesi
- Mercii
- Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/305
- Karar No
- 2023/579
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2023
- Esas no
- ...
- Karar no
- ...
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekilleri
- ...
Karar Metni
3.913 kelime·20 dk okuma·10 bölüm
... DAVALILAR : 1... 2- ... 3- ...
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/03/2022
KARAR TARİHİ : 25/10/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 08/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Temlik eden ... ile davalılardan ... AŞ arasında akdedilen kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmemesi sebebiyle Gaziantep İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile davalılara karşı başlatılan takibe davalılar tarafından itiraz edildiğini belirterek ilgili icra dosyasındaki itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalılardan tahsilini dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalılara usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmiş olup davalı taraf süresi içerisinde davaya cevap vermemiştir. Cevap dilekçesi verilmemesi nedeniyle HMK 128 delaletiyle davacının ileri sürdüğü bütün vakıalar davalı tarafından inkar edilmiş sayılmıştır.
DELİLLER
1-Taraflarca usulüne uygun olarak ileri sürülen iddia ve savunmalar,
2-Gaziantep İcra Dairesinin ... Esas Sayılı İcra Dosyası
3-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,
4-Bilirkişi raporları
5-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
Görevsizlik verilen mahkemece yapılan yargılamada;
T.C. gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/180 Esas 2022/203 Karar Sayılı Dosyasında Yapılan Yargılamada;
"Gaziantep İcra Dairesinin 2019/100536 Esas sayılı takip dosyası celbedilip incelendiğinde: Takip alacaklısının ... takip borçlusunun davalılar olduğu, kredi sözleşmesine dayalı ilamsız takip yapıldığı ve davalıların borca itiraz ettiği, takibin 24/07/2019 tarihinde durmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde: Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı ilamsız takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK nın 114. Maddesi uyarınca davaya bakmaya mahkemenin görevli olup olmadığı hususu dava şartlarından olup, HMK 115 madde gereğince davanın her aşamasında resen incelenmesi gerekmektedir. Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun 25.11.2021 tarih ve 1232 sayılı kararı uyarınca 1) 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden, 2) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden,
3) 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan (142. Maddesinde düzenlenenler hariç), 4) 23.02.2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’ndan, 5) 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’ndan,
6) 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’ndan,
7) 20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’dan,
Kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere;
a) İki veya üç asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 2 numaralı Asliye Ticaret Mahkemesinin bakması gerekmektedir.
Mahkememizce incelenen dosya kapsamında görülmekte olan davanın Genel Kredi Sözleşmesine dayalı itirazın iptali davası olduğu, davanın 5411 sayılı Bankacılık Kanunundan kaynaklandığı anlaşılmış, bu nedenle dosyanın HSK'nın 25/11/2021 tarih, 1232 sayılı kararı gereğince Gaziantep 2.Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir." demiştir.
Akabinde dosya görevsizlik verilerek mahkememiz ... Esasına kaydı yapılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılamada;
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava Nevi İtibari İle Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan İtirazın İptali Davasına İlişkindir. Uyuşmazlığa uygulanacak normlar açısından yapılan değerlendirme; İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.. 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse. HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Asıl borçlu yönünden hesabın kat edilmesi, kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın muacceliyeti için yeterlidir, ayrıca ihtarın tebliği şartı aranmaz.
Hesap kat tarihi itibari ile asıl alacak, kullanılan kredi tutarı ile bu krediye uygulanan akdi faiz toplamından oluşur. Kullanılan krediye hesap kat tarihine kadar akdi faiz uygulanması gerekir. Ayrıca kat tarihi itibari ile belirlenen asıl alacağa hesap kat tarihinden temerrüdün gerçekleştiği takip tarihine kadar akdi faiz istenebilir. Asıl alacağa temerrüt faizi istenebilmesi için borçlunun temerrüde düşürülmüş olması gerekir. Borçlu temerrüde düşürülmemiş ise asıl alacağa takip tarihine kadar ancak akdi faiz istenebilir.
İcra takibi açısından yapılan değerlendirme;
Dava konusu icra takibinde ödeme emrinin davalı ...17/07/2019, ... 18/07/2019 tarihlerinde ...Şirketi'ne ise 17/07/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalılarca 24/07/2019 tarihinde borca itiraz talebinden bulunduğu davalıların borca itiraz talebinin davacıya tebliğ edilmediği ve bu nedenle davacının davayı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
Genel Kredi Sözleşmesi borçlusunun temerrüdüne ilişkin yapılan değerlendirme;
İcra İflas Kanunu'nun 68'nci maddesinin b bendi; "Sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi hâlinde sonuç doğurur; yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi hâlinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır." şeklinde düzenlenmiştir.
Davacının kat ihtarı tetkik edildiğinde kat ihtarının gönderildiği adresin Genel Kredi Sözleşmesi'nde yer alan adres olduğu davalı Genel Kredi Sözleşmesi borçlusunun adres değişikliğini davalıya bildirdiğine dair bir bilgi ve belge dosya içerisinde görülmemiştir. Davalı Genel Kredi Sözleşmesi asıl borçlusunun kat ihtarının tebliğ edildiği tarihten kat ihtarında belirtilen atıfet süresi sonu sonunda temerrüde düştüğü kanaati hasıl olmuştur.
Kefilin temerrüdüne ilişkin yapılan değerlendirme;
İİK 68/b maddesi hükmünün kefil bakımından uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Fakat Genel Kredi Sözleşmesi tetkik edildiğinde İİK 68/b madde hükmü ile paralel bir hükmün yer aldığı ve kefilin sözleşmeye imzaladığı nazara alındığında kefil bakımından sözleşme hükmü gereği bankaya bildirdiği adrese ilişkin değişiklik yaptığını bankaya bildirdiğine dair dosyada bir bilgi ve belge bulunmadığı görülmüştür.
Nitekim benzer bir uyuşmazlık Yargıtay 11'inci Hukuk Dairesi 2016/9214 Esas ve 2016/9176 Karar sayılı ilamında;
"Bilirkişi raporundaki hesaplamada davacı borçlu kefilin takip tarihinden önce temerrüde düşmediğinden temerrüt faizi işletilmemişse de, dosyada davacının mevcut adresine ihtarname tebliğe çıkarıldığı ve borçlunun adresinden taşınmış olduğundan iade edildiği anlaşılmaktadır. 01.02.06 tarihli sözleşmenin 12. maddesinde adres değişikliğinin bildirilmediği durumlarda eski adrese yapılan tebligatın geçerli olacağı kabul edilmiş olup davacının temerrüde düştüğünün kabulü gerekirken aksi yöndeki rapora dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir." denilmiştir.
Bu nedenle kat ihtarının sözleşmedeki adrese tebliğ tarihinden kat ihtarında belirtilen atıfet süresi sonunda temerrüde düştüğü kanaati hasıl olmuştur.
Kefaletin sıhhati bakımından yapılan değerlendirme;
Davaya konu icra takibindeki alacak davacı banka ile davalı asıl borçlu arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine kefaletten kaynaklanmaktadır. Anılan sözleşmeye davalı gerçek kişilerin kefil olduğu anlaşılmıştır. Davalı kefil ... kefalet tarihinde davalı şirket yetkilisi olduğu, davalı kefil ...ise eş rızasının aldığı görüldüğünden davalıların kefaletinin usulüne uygun olduğuna kanaat edinilmiştir.
Kredili Mevduat Hesabı alacağı bakımından yapılan değerlendirme;
5464 sayılı Bankacılık ve Kredi Kartları Kanunu'nun Kurumsal Kredi Kartları başlıklı 43.maddesinde tacirlere verilen kurumsal kredi kartları hakkında kanunun 8/2, 9,12,24,25,26 ve 44. maddelerinin uygulanmayacağı hükmüne yer verildiği, 6495 sayılı Kanunla yapılan düzenleme ile 02/08/2013 tarihinden itibaren ticari kredi kartlarına 5464 sayılı kanunun 26. maddesi uyarınca ... Kredi kartlarınca belirlenen akdi ve temerrüt faizi oranların uygulanması gerektiğini, ...
25/05/2013 tarih 35 sayılı duyurusunda 27/05/2013 tarihinden itibaren kredili mevduat hesaplarına uygulanacak akdi ve gecikme faiz oranlarının kredi kartı işlemlerine uygulanacak aylık azami ve gecikme faiz oranlarını geçemeyeceği düzenlemesinin yapıldığını, davacı bankanın kredi mevduat hesabı alacaklarının bu yasa ve düzenlemeler kapsamına girdiği, kredili mevduat hesabı kredi alacaklarına ... tarafından ilan edilen yıllık akdi ve yıllık temerrüt faiz oranı uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
Ticari kredili mevduat hesabı tarihinden sonra uygulanacak akdi ve gecikme faiz oranının üst sınırının ... tarafından belirlendiğinden bilirkişi raporunu bu yönüyle de hükme esas alınmıştır. (Yargıtay 19.HD'nin 2019/2021 esas 2019/4757 karar 14/10/2019 tarih ve Yargıtay 19.HD'nin 2016/9671 esas 2017/6303 karar 26/09/2017 tarihli ilamları).
Temerrüd faiz oranı bakımından yapılan değerlendirme; Taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi incelendiğinde Genel Kredi Sözleşmesinde yer alan davalının temerrüdünün doğduğu tarihte bankaca ödünç para verme işlerine fiilen uygulanan en yüksek faize ilişkin %100 fazlasının esas alınacağının bildirildiği görülmüştür. Yargıtay 11'inci Hukuk Dairesi'nin 2020/5065 Esas ve 2022/113 Karar sayılı ilamında;
"ispat yükü kendisinde olan davacı bankaya gönderilen muhtıraya rağmen davacı banka tarafından davalıların temerrüt tarihinde aynı tür krediler için fiilen daha yüksek oranda akdi faiz uygulandığına ilişkin dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı, bu durumda davacının davalıların temerrüt tarihinde uyguladığı en yüksek kredi akdi faiz oranının %14,40 olduğu, bu oranın %100 ilavesi suretiyle uygulanması gereken temerrüt faiz oranının ise %28,80 olduğu,
mahkemece yargılama aşamasında alınan denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda yer alan terditli hesaplamalardan Yargıtay uygulamasına uygun nitelik taşıyan %28,80 temerrüt faiz oranı esas alınmak suretiyle davacının takip tarihi itibarıyla davalılardan alacaklı olduğu tespit edilen miktar üzerinden hüküm kurulmasında usul ve yasaya aykırılık görülmediği,
ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." şeklinde bahsedildiği üzere fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının ne kadar olduğunun ispat yükü davacı banka üzerindedir.
Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-1650 Esas ve 2019/507 Karar sayılı ilamında;
"davacı bankanın kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılarak hesabın kapatıldığı tarih itibariyle davalının kullandığı ticari krediye uygulanan akdi faiz belirlendikten sonra temerrüt tarihine kadar bulunan alacağa akdi faiz işletilip, temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar sözleşmenin 45. maddesindeki anlaşma uyarınca akdi faizin %50 fazlası temerrüt faizi olarak uygulanıp takip tarihi itibariyle alacak tespit edilmeli ve takipten sonra da belirlenen temerrüt faizinin asıl alacağa uygulanmasını sağlayacak şekilde takibin devamına imkan sağlanması gerekmektedir" denilmiştir.
Açıklamalar doğrultusunda dava konusu krediye ilişkin olarak temerrüt faiz oranı olarak akdi faizin %200'si esas alınarak belirlenen faiz oranı uygulanabilecektir. Davacı tarafından bu orandan daha az temerrüt faiz oranı talep edildiğinden faiz bakımından davalının itirazının yersiz olduğuna kanaat edinilmiştir.
Bilirkişi incelemesi hakkında yapılan değerlendirme;
Mahkememizin ara kararı uyarınca rapor hazırlanmak üzere dosya kül halinde bankacı bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişi tarafından hazırlanan 29/07/2022 tarihli raporda özetle;
1.Temlik eden Banka ve davalı Şirket arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, anılan sözleşmeler kapsamında kullandırılan kurumsal kredi ve borçlu cari hesap kredisinin öngörülen süre içinde ödenmemesi nedeniyle, temlik eden Bankanın hesabı kat ettiği, davalılar hakkında takip başlatıldığını,
2.Davalı kefillerin sözleşmede belirlenen Kefalet Limiti 2.300.000,00 TL olup, takip tarihi itibariyle hesaplanan toplam asıl alacak tutarı nazara alındığında hesaplanan asıl alacağın kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle, davalı kefillerin borcun tamamından kefalet limitiyle sınırlı olmak üzere müteselsilen sorumlu olduklarını,
3.Davalı Asıl Borçlu Şirket'e ve ... takip tarihi itibariyle toplam 394.566,42 TL'lik borçtan sorumlu oldukları, ayrıca davalının icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar 365.232,22 TL'lik anaparaya (tespit edilen) yıllık %50,00 temerrüt faizi ve %5 BSMV ile birlikte ödemeleri gerektiğini,
Davalı kefil ... takip tarihi itibariyle toplam 394.353,37 TL borçtan sorumlu olduğu, ayrıca davalının icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar 365.232,22 TL'lik anaparaya (tespit edilen) yıllık %50,00 temerrüt faizi ve %5 BSMV ile birlikte ödemesi gerektiğini, mahkememize bildirmiştir.
Akabinde mahkememizin 14/11/2022 tarihli celsede, takip tarihi itibariyle çek riskinin ne olduğu, çek riskinin takipten sonra dava açıldıktan sonra mı 1 çeke düştüğü yoksa takip tarihinde de 1 çek olduğu, çek riskinin nakdi alacağa mı dönüştüğü, icra takibinde krediler için asıl alacak miktarı olarak bildirilmiş olan 342.069,62 TL esas alınarak akdi faiz de kapitalize edilmeden hesaplama yapılması, bankanın en yüksek akdi faiz oranının 2 katı olarak belirlediği faiz oranın dava konusu kredideki faiz oranının 2 katı olarak belirlenmesi,
Cari Hesap Kredisinin kredili mevduat hesabı olup olmadığının belirlenmesi ile kredili mevduay hesabı ise cair hesap kredisi için faiz oranını için ...
Bankasının 25/05/2013 tarih 35 sayılı duyurusunda 27/05/2013 tarihinden itibaren kredili mevduat hesaplarına uygulanacak akdi ve gecikme faiz oranlarının kredi kartı işlemlerine uygulanacak aylık azami ve gecikme faiz oranlarını geçemeyeceği düzenlemesi hususuna dikkat edilerek bu hususları karşılar şekilde rapor hazırlanılması için dosya kök rapor hazırlayan bankacı bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan 21/12/2022 tarihli ek raporda özetle;
1.Temlik eden Banka ve davalı Şirket arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, anılan sözleşmeler kapsamında kullandırılan kurumsal kredi ve borçlu cari hesap kredisinin öngörülen süre içinde ödenmemesi nedeniyle, temlik eden Bankanın hesabı kat ettiği, davalılar hakkında takip başlatıldığını,
2.Davalı kefillerin sözleşmede belirlenen Kefalet Limiti 2.300.000,00 TL olup, takip tarihi itibariyle hesaplanan toplam asıl alacak tutarı nazara alındığında hesaplanan asıl alacağın kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle, davalı kefillerin borcun tamamından kefalet limitiyle sınırlı olmak üzere müteselsilen sorumlu olduklarını,
3.Davalı Asıl Borçlu Şirket'e ve Kefil ... takip tarihi itibariyle toplam 394.566,42 TL'lik borçtan sorumlu oldukları, ayrıca davalının icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar 365.232,22 TL'lik anaparaya (tespit edilen) yıllık %50,00 temerrüt faizi ve %5 BSMV ile birlikte ödemeleri gerektiğini,
Davalı kefil ... takip tarihi itibariyle toplam 394.353,37 TL borçtan sorumlu olduğu, ayrıca davalının icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar 365.232,22 TL'lik anaparaya (tespit edilen) yıllık %50,00 temerrüt faizi ve %5 BSMV ile birlikte ödemesi gerektiğini,
03/07/2019 tarihinde 11/032022 dava tarihi arasında 24 adet çekin tanzim (karşılıksız işlemi) edildiği, gayrinakdi riskin nakde döndüğü,
Rapor tarihi itibariyle 1 adet boş / iade edilmeyen çek yaprağı olduğu, rapor tarihi itibariyle 3.600,00 TL olduğunu mahkememize bildirmiştir.
Denetime elverişli ve ayrıntılı olarak düzenlenmiş 29/07/2022 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmışsa da bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada kefiller ve asıl borçlu bakımından temerrüt tarihi ve icra takibinin başlangıç tarihi yanlış belirlendiğinden bu hususlardaki eksiklikler düzeltilerek yeniden hesaplama yoluna gidilmiştir.
Buna göre asıl borçlunun temerrüt tarihi 20/05/2019, takip tarihi 10/07/2019 tarihi olarak belirlenerek hesaplama yapılmıştır. Buna göre;
330.590,78 x (14 /360) x (25/100) = 2.525,35 TL işlemiş akdi faiz,
2.525,35 x (5 /100) = 126,27 TL BSMV olarak hesaplanmıştır.
330.590,78 TL GSK'den kaynaklı asıl alacağa kat tarihinden temerrüt tarihi olan 20/05/2019 tarihine kadar 14 gün için akdi faiz oranı olan %25 üzerinden hesaplama yapılmıştır.
Davacı tarafından temerrüt tarihinden itibaren kapitalize edildiğinden hesaplanan işlemiş faiz ve BSMV asıl alacak ile toplanarak; 330.590,78 + 2.525,35 + 126,27 = 333.242,39 TL asıl alacak miktarı olarak bulunmuştur.
Kapitalize edilen asıl alacağa temerrüdün başlangıç tarihi olan 21/05/2019 tarihinden takip tarihi olan 10/07/2019 tarihine kadar %50 temerrüt faizi oranı üzerinden işlemiş temerrüt faizi ve BSMV hesabı yapılmıştır.
Buna göre hesaplama 333.242,39 x (50/360) x (50/100) = 24.530,34 TL işlemiş faiz hesabı yapılmıştır.
24.530,34 x 5 / 100 = 1.226,52 TL BSMV hesaplanmıştır.
Davalı asıl borçlunun BCH borcu bakımından anılan temerrüt ve icra takip başlangıç tarihleri esas alınarak %30 BCH kredisi akdi faizi ve %60 temerrüt faizi talep edilebecekken taleple bağlı kalınarak %50 oran üzerinden BCH kredisi işlemiş temerrüt faizi hesabı yapılmıştır. Bulunan hesaplama %5 üzerinden BSMV alacağı hesabı yapılmıştır. Bununla birlikte yapılan temerrüt öncesi akdi faiz kapitalize edildiğinden kapitalizasyon hesabı da yapılmıştır. Buna göre hesaplama şu şekilde yapılmıştır;
22.152,50 x (30/100) x (14/360) = 203,06 TL işlemiş akdi faiz,
203,06 x (5/100) = 10,15 TL BSMV,
22.152,50 + 203,06 + 10,15 = 22.365,72 Kapitalize edilmiş asıl alacak hesabı yapılmıştır.
22.365,72 x (50/100) x (50/360) = 1.161,37 TL işlemiş temerrüt faizi,
1.161,37 x (5/100) = 82,32 TL işlemiş temerrüt faizi BSMV'si hesabı yapılmıştır.
Neticeten davacının davalı asıl borçludan talep edebileceği miktarlar;
333.242.39 TL kurumsal krediden kaynaklı asıl alacak,
24.530,34 TL kurumsal krediden kaynaklı temerrüt faizi,
1.226,52 TL temerrüt faizinin BSMV'si
22.365,72 TL BCH Kredisinden kaynaklı asıl alacak,
1.646,37 BCH Kredisi temerrüt faizi,
82,32 TL Temerrüt faizinin BSMV'si hesabı yapılmıştır.
Davalı kefiller bakımından hesaplama ise kefillerin temerrüt tarihi 18/05/2019, takip tarihi 10/07/2019 tarihi olarak belirlenerek hesaplama yapılmıştır. Normalde 18/05/2019-10/07/2019 arası 53 gün bulunsa da kefilin temerrüdü asıl borçlunun temerrüdünden önce gerçekleşmeyeceği dikkate alınarak asıl borçlunun temerrüt tarihi olan 21/05/2019-10/07/2019 arası 50 gün esas alınarak hesaplama yapılmıştır. Buna göre;
330.590,78 x (14 /360) x (25/100) = 3.214,08 TL işlemiş akdi faiz,
3.214,08 x (5 /100) = 160,70 TL BSMV olarak hesaplanmıştır.
330.590,78 TL GSK'den kaynaklı asıl alacağa kat tarihinden temerrüt tarihi olan 17/05/2019 tarihine kadar 11 gün için akdi faiz oranı olan %25 üzerinden hesaplama yapılmıştır.
Davacı tarafından temerrüt tarihinden itibaren kapitalize edildiğinden hesaplanan işlemiş faiz ve BSMV asıl alacak ile toplanarak; 330.590,78 + 3.214,08 + 160,70 = 333.965,56 TL asıl alacak miktarı olarak bulunmuştur. Kefilin asıl alacak borcu, asıl borçluyu geçemeyeceğinden kapitalize edilen asıl alacak bakımından davalı asıl borçlunun, asıl borcu olan 333.242,39 TL esas alınarak hesaplama yapılmıştır.
Kapitalize edilen asıl alacağa temerrüdün başlangıç tarihi olan 18/05/2019 tarihinden takip tarihi olan 10/07/2019 tarihine kadar %50 temerrüt faizi oranı üzerinden işlemiş temerrüt faizi ve BSMV hesabı yapılmıştır.
Buna göre hesaplama 333.242,39 x (50/360) x (50/100) = 23.141,83 TL işlemiş faiz hesabı yapılmıştır.
23.141,83 x 5 / 100 = 1.157,09 TL BSMV hesaplanmıştır.
Davalı kefillerin BCH borcu bakımından anılan temerrüt ve icra takip başlangıç tarihleri esas alınarak %30 BCH kredisi akdi faizi ve %60 temerrüt faizi talep edilebecekken taleple bağlı kalınarak %50 oran üzerinden BCH kredisi işlemiş temerrüt faizi hesabı yapılmıştır. Bulunan hesaplama %5 üzerinden BSMV alacağı hesabı yapılmıştır. Bununla birlikte yapılan temerrüt öncesi akdi faiz kapitalize edildiğinden kapitalizasyon hesabı da yapılmıştır.
22.152,50 x (30/100) x (14/360) = 258,45 TL işlemiş akdi faiz,
258,45 x (5/100) = 12,92 TL BSMV,
22.152,50 + 258,45 + 12,92 = 22.423,87 Kapitalize edilmiş asıl alacak hesabı yapılmıştır.
22.423,87 x (50/100) x (50/360) = 1.557,21TL işlemiş temerrüt faizi,
1.557,21 x (5/100) = 77,86 TL işlemiş temerrüt faizi BSMV'si hesabı yapılmıştır.
Yukarıda gösterilen hesaplamalar dikkate alınarak GKS ve BCH yönünden hükümde gösterildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Çek Depo Bedeli bakımından yapılan değerlendirme;
İcra takibinde davacı banka tarafından davalıdan çek depo talebinde bulunulmuştur. Dayanak genel kredi sözleşmesi ile kefillerin de gayri nakit alacaklardan sorumlu olacağı hüküm altına alınmış olup kefiller bakımından depo bedeli talebinin reddi yönünde hüküm tesis edilmiştir.
Depo bedeli talep edilen çeklerin karşılıksız bedellerinin bir kısmının;
4.060,00 TL'nin 08/11/2019 tarihinde,
2.030,00 TL'nin 25/11/2019 tarihinde,
2.030,00 TL'nin 11/12/2019 tarihinde,
2.030,00 TL'nin 04/12/2019 tarihinde,
2.030,00 TL'nin 11/12/2019 tarihinde,
4.060,00 TL'nin 29/01/2020 tarihinde,
6.675,00 TL'nin 06/02/2020 tarihinde,
8.900,00 TL'nin 28/02/2020 tarihinde,
2.225,00 TL'nin 06/03/2020 tarihinde,
11.125,00 TL'nin 09/03/2020 tarihinde,
2.225,00 TL'nin 12/03/2020 tarihin ödendiği tespit edilmiştir.
Bununla birlikte depo edilmesi istenen ve dava tarihinden önce ödenen çek yaprakları bakımından ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı asıl borçludan tahsili gerektiği dikkate alınarak hüküm tesis edilmiştir. (Benzer uyuşmazlık için bknz. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 2021/1345 Esas ve 2023/989 Karar sayılı ilamı)
İcra inkar tazminatı talebi bakımından yapılan değerlendirme;
Burada her ne kadar davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de kabul edilen kısım bakımından alacak likit nitelikte olup ayrıca davalılar da itirazlarında haksızdırlar. Bu haliyle de davacı lehine 2004 sayılı İİK m.67/2 hükmünde öngörülen şartlar oluştuğuna kanaat getirilmiş ve kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden davacı lehine % 20 nispetinde icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Davacının harçtan muaf olduğu iddiası bakımından yapılan değerlendirme;
Davacı vekili beyanları ile müvekkilinin harçtan muaf olduğu yönünde iddiada bulunmuştur. Benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/12-342 Esas, 2020/1030 Karar sayılı ve 15/12/2020 Tarihli ilamında "...30.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 143. maddesindeki düzenlemede “muaflıktan” değil “istisna”dan söz edilmekte olup, varlık yönetim şirketlerinin yaptıkları işlemleri ve bununla ilgili olarak düzenlenen kağıtları, kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş yıl süresince, 492 sayılı Harçlar Kanunu’na göre ödenecek harçlardan, maddede sayılan diğer vergilerden ve kesintilerden istisna tutmuştur.
Görüldüğü üzere, bu hüküm varlık yönetim şirketlerinin vergiden istisna olacağı halleri istisna kurumunun doğasının da gereği olarak kendilerinin yaptıkları işlemlerden ve bu işlemlerle ilgili olarak düzenlenen kağıtlardan dolayı, hükümde sayılan kanunlar uyarınca vergi, harç veya kesinti borçlusu durumunda bulunacakları hâllerle sınırlamıştır. Somut olayda, temyiz eden ...
A.Ş.’nin yaptığı bir işlem veya bununla ilgili düzenlenmiş bir kağıt söz konusu olmadığından kendisinin ya da işleminin harçtan istisna veya muafiyetinin bulunmadığının kabulü gerekir. Hukuk Genel Kurulunun 03.12.2008 tarihli ve 2008/12-715 E., 2008/717 K. sayılı kararı da bu yöndedir..." denilmektedir. Hal böyle olunca davacı vekilinin bu yöndeki iddialarına itibar edilmemiştir.
Neticeten; Tüm dosya kapsamı, denetime elverişli alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, gelen yazı cevapları birlikte incelendiğinde davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki gibi hüküm kurumuştur.
Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/305, K. 2023/579, 25 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama