KÜNYE
T.C. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2024
- Esas no
- 2018/1006 Esas
- Karar no
- 2024/1042
- Dava
- Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 07/11/2014
Karar Metni
1.259 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA/
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 22.11.2007 tarihinde 3.597.341,45 TL sözleşme bedeli ile "...
Şube Müdürlükleri Mesuliyet Sahası İçerisinde Su ve Kana1 Yapım Bakım ve Rehabilitasyon(2)” işi sözleşmesi imzalandığını, işin 12. hakedişi olan kesin hakediş hesabında davalının idarelerine 264.210,89 TL borçlu olduğunun tespit edildiğini, borcun 228.000,00 TL si teminat mektubundan nakde çevrilerek tahsil edildiğini,geri kalanı 36.210,87 TL idare alacağı için iş bu davanın açmak zaruretinin hasıl olduğunu, 61.869,97 TL fazla ödenen,15.839,58 TL ceza, 153.981,92 TL malzeme bedeli kesintisi ve 32.519.42 TL şantiye bedeli, 264.210,89 TL toplam alacaklarının olduğunu, kesin hakediş raporunda görüleceği üzere 3.574.649,60 TL'lik iş yaptığı,
ancak yükleniciye 3.627.081,78 TL ödeme yapıldığı, buna göre (52.432,18 TL + %18KDV 9.437,79=61.869,97 TL) fazla ödeme yapıldığının tespit edildiğini, listede görülen gecikmeler için 15.839,58 TL ceza tahakkuk ettirildiğini, yükleniciye ihale konusu işte kullanılmak üzer teslim edilmiş olan ancak iade edilmeyen malzemelerin bedeli 153.981,92 TL olduğunu, ihale konusu iş bittikten sonra idarenin malı olan şantiye binası idarece devralınmadığı.
32.519.42 TL şantiye bedeli tahakkuk ettirildiği neticeten 36.210,87 TL'nin ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
CEVAP
Davalı iflas idaresi adına usule uygun tebligat yapıldığı halde cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
DELİLLER VE GEREKÇE/
Dava alacak davasıdır. Mahkememizin 22/03/2017 tarih ...E. ...K. sayılı kararı ile konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması sonrası İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 11/10/2018 tarih ... Esas ve ...
Karar sayılı ilamı ile ''Her ne kadar dava alacak davası olarak açılmış ise de davanın açıldığı tarihte davalı şirket hakkında 2 yıl önce iflas kararı verilmiş olması nedeniyle uyuşmazlığın kayıt kabul davası olarak kabulünün gerektiği, kayıt kabul davalarının İİK.nun 164.maddesi gereğince 10 günlük yasal süreye tabi olduğu, İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararının davacıya 10/05/2018 tarihinde tebliğ edildiği, hükmün davacı tarafından en geç 21/05/2018 (Pazartesi) mesai bitimine kadar istinaf edilmesi gerekirken 24/05/2018 tarihinde (Perşembe) 10 günlük yasal süre dolduktan sonra istinaf edildiği,
ancak gerek kısa kararda gerekse gerekçeli karardaki hüküm fıkrasında istinaf süresi 2 hafta olarak gösterildiğinden Anayasa Mahkemesinin 26/06/2014 Tarih ve .... başvuru sayılı kararı ile Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 17/06/2016 Tarih ve ...E.... K.sayılı kararı da göz önüne alındığında istinaf talebinin süresinde olduğu kabul edilerek;
İlk derece mahkemesince davacının alacağının iflas masasına kaydedilip kaydedilmediği sorulduktan sonra gelen yazı cevabına göre 4 kalem alacak talebinin kabul edildiği bildirilmiş ise de davacının uyuşmazlığa konu alacağının iflas masasına kabul edilen 4 kalem alacaktan biri olup olmadığı tam olarak açıkça, tereddüde mahal vermeyecek şekilde anlaşılamamaktadır.
Davacı tarafın bu hususu istinaf konusu yaptığına göre bu husustaki beyan ve bilgilerinin alınarak, gerektiğinde iflas masasından yukarıda bahsedilen ve iflas masasına kabulüne karar verilen alacak kalemlerine ilişkin belge ve bilgilerin istenerek (gerek duyulursa bilirkişi görüşüne başvurulmak suretiyle) davaya konu alacağın, iflas masasınca kabulüne karar verilen ve ilgili yazıda belirtilen (sıra cetvelinde gösterilen 18, 19, 20 ve 22 nolu) alacaklardan biri olup olmadığının açık, net ve tereddüde mahal vermeyecek şekilde tespitinden sonra karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davacı vekilinin istinaf taleplerinin bu nedenle kabulüne karar vermek gerekmektedir.
Kabule görede;
Davacıdan dava için gerekli harçlar alınmamış ise de;
Yargıtay içtihatlarında da işaret edildiği üzere; Yargılama harçları (temyiz harçları da dahil) 492 sayılı Harçlar Kanunu'nda ve çeşitli özel yasalarda düzenlenmiş olup mahkemelerce verilen kararların temyizi esnasında yine mahkemelerce kararı temyiz edenden alınması gereken temyiz harçları ve bu harçların ne şekilde alınacağı yasada açıklanmıştır.
Vergi ve harçlar yalnızca yasa ile konulur (ihdas edilir). Yine bir kişi ya da kurumun harçtan muaf olup olmayacağı, kişi ya da kurumlarca yapılan bir işlemin harçtan müstesna olup olmayacağı yalnız yasa ile düzenlenir. Harçlardan muafiyeti ya da istisnaları düzenleyen kanun, genel nitelikteki Harçlar Kanunu olabileceği gibi her hangi bir kanun da olabilir.
Örneğin, bazı kamu kurumlarının kuruluş ve görevlerini düzenleyen özel kanunlarda, o kurumun yargılama harçlarından muaf olduğu, yine kurumun bazı işlemlerinin yargılama harçlarından müstesna olduğu yönünde düzenlemelere yer verildiği görülmektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere, bir kişi ya da kurumun harçtan muaf olup olmayacağı, kişi ya da kurumlarca yapılan bir işlemin harçtan müstesna olup olmayacağı yalnız yasa ile tespit edilebilir. Bir kişi ya da kurumun yargılama harçlarından muaf olabilmesi için muafiyeti düzenleyen yasada o kurumun "yargılama harçlarından muaf olduğu" açık ve net bir şekilde hüküm altına alınmalıdır. Vergi ve harçların yasallığı ilkesi bunu gerektirir.
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 21 inci maddesinin "a)" fıkrasında, İSKİ'nin görevleri için kullandığı taşınmaz malları, tesisleri, işlemleri ve faaliyetlerinin her türlü vergi resim ve harçtan muaf olacağı belirtilmiş ancak kurumun yargılama harçlarından bu kapsamda temyiz harçlarından muaf olduğu yönünde açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Bakanlıklar tarafından çıkarılan düzenleyici işlemlerle (yönetmelik, yönerge, genelge vb.) bir kişi ya da kurumun vergi ve harçlardan muaf tutulması mümkün değildir. Yine yargılama yetkisi bulunmayan Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanlıklarının bir kişi ya da kurumun yargılama harçlarından (ve temyiz harçlarından) muaf olduğu yönündeki görüşleri o kişi ya da kurumun yargılama harçlarından (ve temyiz harçlarından) muaf olduğu yönünde mahkemeleri bağlamaz.
Bu nedenle, ..., ... gibi büyükşehir belediyelerinin bünyelerinde bulunan, tüzel kişiliği haiz, su ve kanalizasyon işlerini yürüten idareler ( kurumlar) yargılama harçlarından ve bu kapsamda temyiz harçlarından muaf değildir. (Yargıtay 5 HD.nin 20/12/2017 Tarih ve ... E. ...K. - 9.HD.nin 16/11/2017 Tarih ve ... E. ... K. - 4.HD.nin 16/11/2017 Tarih ve ...E. ... K. - 8.HD.nin 11/10/2017 Tarih ve...E....K. - 23.HD.nin 17/12/2015 Tarih ve ... E.... K. - 17.HD.nin 10/07/2014 Tarih ve ... E. ... K. Vb). Açıklanan eksikliğin mahkemece giderilmesi her zaman mümkün olduğundan yanlışlığa işaret etmekle yetinilmiştir. Sonuç olarak yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; Davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına'' şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
Kaldırma kararı sonrası mahkememiz dosyasında yapılan yargılamada davacı vekili 19/03/2024 tarihli dilekçesi ile davacı taraf olarak, işbu davada davadan vazgeçtiklerini beyan ettiği ve mahkememizin 20/11/2024 tarihli duruşma ara kararı ile davalı (iflasın kapatılması nedeniyle sicilden terkin edilen davalı şirketin ... 9. ATM ... Esas sayılı dosyasında davalı şirketin iş bu dava ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verildiği anlaşılmakla) şirket temsilcisi ...'a davacı vekili tarafından dosyaya sunulan davadan vazgeçme dilekçesine muvafakatı olup olmadığı hususunda beyanda bulunması için tebligat çıkartılmasına karar verilmiştir.
Mahkememizin 25/12/2024 tarihli duruşmasına davacı vekilinin yokluğunda karar verilmesi talepli mazeret dilekçesi sunduğu ve davalı şirket temsilcisine bizzat tebliğ ile usule uygun tebligat yapıldığı ve beyan dilekçesi sunmadığı, duruşma gün ve saatinden haberdar olduğu halde duruşmaya katılmadığı davacının davasını geri alması hususunda kabulü olduğu anlaşıldığından HMK.m.123 uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkememizin 28/02/2024 tarihli ara kararı uyarınca iş bu davada davacının iddialarını incelemek için bilirkişi heyetine dosyanın tevdiine karar verildiği ancak davacı tarafından bilirkişi ücreti yatırılmaması nedeniyle dosyanın esası hakkında bu aşamada davacı tarafın talep ettiği alacak kalemi yönünden haklılık durumu henüz ispatlanamadığından davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilmeyerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KATİP
¸e-imzalıdır
HAKİM
¸e-imzalıdır
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/1006, K. 2024/1042, 25 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama