KÜNYE
T.C. İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 21 Ocak 2025
- Esas no
- 2023/116 Esas
- Karar no
- 2025/11
- Dava
- Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti-Maddi ve Manevi Tazminat
- Dava tarihi
- 29/04/2023
Karar Metni
2.153 kelime·11 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti-Maddi ve Manevi Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ''...'' ... markasını alarak kendi adına tescil ettirdiği, markanın arama kurtarma ve diğer faaliyetleri ile bilinen ve tanınan bir marka halini aldığını, davalının ise müvekkilinin markasını tıpatıp benzer bir isimle kullandığını, müvekkilinin isim benzerliğinden faydalanarak haksız kazanç sağladığını, davalının müvekkilinin logosunun birebir benzerini kullandığını, bu durumun markaya tecavüz oluşturduğunu, Marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesine, şimdilik 1000 TL maddi 20.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile tedbire hükmedilmesine, verilecek hükmün Türkiye çapında tirajı en yüksek üç gazetede ikişer hafta ara ile iki defa yayınlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Müvekkilinin davacı markasını hiçbir zaman kullanmadığı, müvekkilinin devlet memuru olduğu, ticari işi olmadığını, ...
1999 yılından bu yana faal olduğu, gönüllülük esasına göre çalışan bir dernek olduğunu, davacının başkanı olduğu derneğin bir ticari işletme kaydı, oda kaydı olmadığı, Davacı tarafın ...ismini haksız menfaat temin etmek amacıyla 2020 itibarıyla kullanmaya başladığını, yetkisiz vekaletnameye dayanılarak açılan davanın yok hükmünde olduğunu, dava dilekçesine davalı olarak ... aleyhine dava açıldığı belirtilmesine rağmen Uyap sisteminde dernek değil müvekkili ... ‘ın davalı olarak gösterilmiş olduğunu, iddiaların hiçbirisini kabul etmediklerini, ...
22.04.1999 tarihinde ...'de ... adı ile kurulmuş olup o tarihten beri dağcılık, kayak, izcilik, arama kurtarma, sualtı arama kurtarma, kentsel afetlerde arama kurtarma faaliyetlerini bugüne kadar aralıksız olarak sürdürmüş olduğunu, 1999 yılında birçok acil durumda arama kurtarma hizmeti vermiş olduğunu, Müvekkili ...'ın başkanı olduğu ...1999 yılından beri ... adını kullanmakta olduğunu, derneklerinin ticari bir işletme olmadığını, müvekkili dernek davacı taraf gibi iban paylaşıp para toplayan bir dernek de olmadığını, Davanın usulü hatalarla yetkisiz bir şekilde açılmış olması nedeniyle, davacının işbu davada kötü niyetli olduğunu,
davanın esas yönünden reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava konusu uyuşmazlık; Marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi, şimdilik 1000 TL maddi 20.000 TL manevi tazminat, hükmün ilanı taleplidir.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişiler ..., ..., ... tarafından düzenlenen 15/02/2024 tarihli bilirkişi raporlarında özetle. Davacı tarafça dosyaya sunulan ve davalı tarafa ait olduğu belirtilen ekran görüntüsü incelendiğinde ... ekran görüntüsü olduğu, ...kullanıcısının oluşturduğu, grubun 18 Şubat 2011 tarihinde kurulduğu ve grup isminin 03 Kasım 2021 tarihinde ... olarak değiştirildiği, Grubu kuran ...kullanıcısının iletişim bilgilerinde ...bilgisinin olduğu, ...
Arama Kurtarma sayfasının 17 Temmuz 2017 tarihinde oluşturulduğu, Davacı yanca davalı yana ait olduğu iddiasıyla dosyaya sunulan kullanımların (ilgili kullanımların davalı yana ait olduğu yönünde kanaati oluşsa dahi) davacı yana ait tescilli markaya tecavüz teşkil eder mahiyette olduğunun değerlendirilemeyeceği yönünde görüş ve kanaatlerini bildirdikleri anlaşılmıştır.
Toplanan deliller, taraf iddia ve savunmaları, marka tescil belgesi, davalının kullanımına ilişkin görseller, HMK 266 madde kapsamında dosyada sunulu deliller ile uyumlu, denetim ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişilerin raporları incelendiğinde somut olayda marka hakkına tecavüz eyleminin yasal unsurlarının bulunmadığı anlaşılmıştır.
6769 Sayılı SMK'nın 7. maddesinde öngörülen marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları şu şekilde düzenlenmiştir.
(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye'de ulaştığı tanınmıştık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
6769 Sayılı SMK'nın 29. maddesinde öngörülen marka hakkına tecavüz sayılan fiiller şu şekilde düzenlenmiştir.
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.” Şeklindedir.
6769 sayılı Yasanın 7. maddesi ile marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları düzenlenmiş olup “Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması, Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması,
Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması fillerinin marka sahibi tarafından önlenebileceği” hükmünü içermektedir.
Marka hakkına tecavüz sayılan eylemler incelenirken, 7. ve 29. Maddenin birlikte ele alınması gereklidir.
Türk Patent ve Marka kurumundan marka tescil belgesi celp edilmiştir. ... tescil nolu markanın ... adına ... şekil ibaresi ile... Sınıflar için 26.8.2020 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
... Valiliği İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğünün 7.2.2024 tarihli yazıları ekinde ...’nin kuruluş belgelerinin gönderildiği, 17.2.2020 tarihinde kurulduğu anlaşılmıştır.
Davalı yanın ilgili kullanımlarının arama / kurtarma faaliyetleri bakımından gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır.
6769 s. Kanun'un 7/2 hükmü uyarınca markalar ve tescile konu mallar arasında halk arasında karıştırılma ihtimaline neden olabilecek bir benzerliğin mevcut olup olmadığının tespit edilmesi, ardından da somut olayınşartları dikkate alınarak markaların halk tarafından karıştırılma tehlikesi olup olmadığı hususunun irdelenmesi gerekmektedir.
Karıştırma ihtimali ortalama tüketicilerin her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Başka bir anlatım ile halkın söz konusu mal ve hizmetleri aynı ya da bağlantılı işletmelerden geldiğini düşünme tehlikesidir. Hem markanın hem de mal veya hizmetlerin aynı olması durumunda karıştırma ihtimali daha güçlüdür.
Karıştırma ihtimalinden söz edilebilmesi için öncelikle tescil başvurusuna konu veya tescil edilmiş marka ile daha önce tescil edilmiş ve tescil başvurusu yapılmış markanın kapsadığı hizmetlerin aynı ya da benzer olması gerekmektedir. Eğer bu mal ve hizmetler aynı ya da benzer ise bu kez markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenecektir.
Karıştırma ihtimali hem marka, hemde sınıf bakımından benzerlik gerektirdiğinden iki markanın tescil edildikleri, tescil başvurusunda bulunulduğu ya da kullanıldığı mal ve sınıfların ne kadar birbirine benzer ise karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmaması için markaların da o oranda birbirinden farklı olması gerekecektir. Markalar arasında sözcük, harf karakteri, şekil, grafik gibi renk unsurlarında hiçbir fark yok ise markalar arasında ayniyetten söz edilir.
Eğer bu unsurlardan birinde küçük fark var ise benzer markalardan söz edilir. Markalar arasında karıştırma ihtimali incelenirken her bir unsura göre değil bir bütün olarak iki markanın bıraktığı genel global izlenimin markanın bütünüyle bıraktığı etki dikkate alınır.
AB Adalet Mahkemesi (CJEU ) uygulamalarında karıştırma ihtimalinin belirlenmesinde bir takım ilkeler mevcuttur. Uygulamalara göre karıştırma ihtimali ilgili tüm faktörler dikkate alınmak suretiyle marka veya işaretler birer bütün olarak değerlendirilmeli bu değerlendirme yapılırken uyuşmazlık konusu mal veya hizmetin talep edebilecek durumdaki ortalama tüketici gözü ile bakılmalı ortalama tüketicinin detayları incelemeden markayı bir bütün olarak algılayacağı gözönünde bulundurulmalı markadaki ayırt edici ve egemen unsurların bıraktığı genel intibaya göre görsel ve işitsel ve kavramsal anlamda karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığı tartışılmalıdır.
Markalar arasında benzerliğin işitsel, görsel veya anlamsal açıdan olması mümkündür. Ancak bu benzerlik tespit edilirken markanın bıraktığı genel izlenim dikkate alınmalıdır. Markalar ve mal ve hizmetler arasında benzerlik nedeniyle halkın markaları karıştırma olasılığının olup olmadığı hususu yukarıda belirtilen ilkeler ve somut olay bütün şartları dikkate alınarak belirlenmelidir. “İnceleme konusu markaların görsel işitsel veya anlamsal benzerliğinin bütün olarak değerlendirilmesi, markaların baskın ve ayırt edici nitelikte olan unsurları dikkate alınarak oluşturulan genel izlenim esas alınarak yapılmalıdır.” ( ATAD-251/95 Sabel v. Puma kararı )
Davacı yanca davalının kullanımlarına esas olan kullanımları karşılaştırdığımızda.
Davacı yana ait markanın asli unsurunun şekil unsurunda büyük harflerle yer alan “...” ibaresi olduğu davalı yana ait olduğu iddia edilen kullanımlarının ise ... şekil ibaresinden ibaret olduğu, Karşılaştırmaya tabi marka ve dava konusu kullanımlar; işitsel ve anlamsal yönlerden kısmen benzerlik arz etse de dayanak marka ve davalı yana ait olduğu iddia edilen kullanımlarda yer alan şekil / renk farklılıkları ile asli unsur olarak bulunan unsurlardaki farklılıkların marka ve dava konusu kullanımı birbirinden uzaklaştırdığı,
kartal figürü zira davacının tescilli markasının kırmızı zemin üzerinde bir rozet çerçeve içinde büyük mavi harf ile dikkat çekecek şekilde ... ibaresi altında yine büyük bir kartal figürü ve en alt kısımda daha küçük yazı fontu ile ... ibaresinin yer aldığı, yazı ve kartal resminin kırmızı zemin üzerinde konumlandırıldığı, çerçevenin mavi ile çizildiği, uzaktan bakıldığında bir arma görüntüsü verdiği, davalının kullanımının bulunduğu görsellerin de bilirkişi raporunda da görselleri raporun 9.sayfasında da kıyaslanmak suretiyle şekil unsurları ile de gösterildiği gibi bir kısım davalı kullanımının ... ibaresini içeren bir kullanım olduğu,
ayrıca bilişim uzmanında erişilen sayfada Türk bayrağı ibaresi ile ... ibaresinin üzerinde kırmızı ay yıldız şekli ile büyük harfle ... ve altında ... ibaresinin bulunduğu görülmekti. Markalar bütünsel olarak ilk bakış da dahi farklı olduğu izlenimi verdiğinden karıştırma ihtimalinin bulunmadığı görülmektedir. Bilirkişi raporunda da isabet ile belirtildiği üzere.
Yine davalı yanın ilgili markasal kullanımlarının “arama kurtarma faaliyetleri” bakımından gerçekleştiğinin anlaşıldığı, ancak davacı yanın adına tescilli markasının ...
Sınıfta yer alan “Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri.” bakımından tescilli olmadığı, davalı yan tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen kullanımların davacı yanın markasının tescilli olduğu sınıflardan da uzak olduğu, somut davalı kullanımlarının marka hakkına tecavüz eder nitelikte olmadığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili 3.3.2024 tarihli beyan dilekçesiyle bilirkişi raporunu kabul etmediklerini yeni bir rapor alınmasını talep etmişlerdir. 28.2.2024 tarihli celsede davacı vekiline bilirkişi ücretini yatırması için 2 haftalık kesin süre verilmiş olup, kesin sürede bilirkişi ücreti yatırılmadığı takdirde dosyadaki mevcut deliller ile inceleme yapılacağı ve kesin sürenin hukuki sonuçları ihtar edilmiştir. Davacı vekilinin belirlenen kesin sürede bilirkişi ücretini yatırmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda dosya mevcut delillere göre incelenip sonuçlandırılacaktır. Tarafların iddia ve savunmaları, Türk Patent ve Marka kurumundan celp edilen ... tescil nolu ... adına ... şekil ibareli marka tescil belgesi, ...
Valiliği İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğünün 7.2.2024 tarihli yazıları ekinde ...’nin kuruluş belgeleri, HMK 266 madde kapsamında dosyada sunulu deliller ile uyumlu, denetim ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişilerin raporları incelendiğinde Davacı tarafça dosyaya sunulan ve davalı tarafa ait olduğu belirtilen ekran görüntüsü incelendiğinde.... linkinde bulunan Facebook Grubuna ilişkin ekran görüntüsü olduğu, Grubu ... kullanıcısının oluşturduğu, grubun 18 Şubat 2011 tarihinde kurulduğu ve grup isminin 03 Kasım 2021 tarihinde ... olarak değiştirildiği, Grubu kuran ... kullanıcısının iletişim bilgilerinde ... bilgisinin olduğu,
Grubu kuran ... sayfasının 17 Temmuz 2017 tarihinde oluşturulduğu, Davacı yanca davalı yana ait olduğu iddiasıyla dosyaya sunulan kullanımların davalı yanca kullanılmış olsa dahi ; somut olayda marka hakkına tecavüz eyleminin yasal unsurlarının bulunmadığı ,davacı yanca ispat edilemeyen davanın esastan reddi gerektiği anlaşıldığından sübut bulmayan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Katip ... · ¸ Hakim ... · ¸
İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/116, K. 2025/11, 21 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama