KÜNYE
T.C. İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2025
- Esas no
- 2023/127 Esas
- Karar no
- 2025/56
- Dava
- Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini
- Dava tarihi
- 18/05/2023
Karar Metni
3.511 kelime·18 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacı yanın ülke çapında tanınan, saygın ve başarılı bir grafik tasarım sanatçısı olup davalı tarafından zarara uğratılıp mağdur edildiğini, zarar ve mağduriyetin halen sürdüğünü, haksız fiil niteliğindeki eylemlerin yarattığı zarar ile mağduriyetin ortadan kaldırılması ve tazmin edilmesi gayesiyle bu dava dilekçesinin kaleme alındığını, davalı yanın davacı tarafından çizilmiş ve meydana getirilmiş eserleri kopyalayıp ticari faaliyetlere konu ederek ve davacının hiçbir onayı ya da icazeti olmaksızın kullandığını, davalının haksız fiil ve davacının eseri üzerindeki haklarına tecavüz niteliğindeki eylemlerini bilinçli şekilde,
kasten ve hukuka aykırı kazanç elde etmek maksadıyla hayata geçirdiğini, davalı öncelikle davacının eserlerini kopyaladığını ve ticari reklam faaliyetlerine konu ettiğini, ayrıca davalının yalnızca davacıya ait eserleri kopyalamakla kalmadığını, başka markalara ait eserleri de kullanıp ticari reklam faaliyetlerine ve satışlarına da konu ettiğini, davalı yanın, davacının fikri haklarına tecavüz niteliğindeki eylemlerinin derhal tedbiren, karar aşamasında ise mütemadiyen durdurulmasına, davalının bu faaliyetler için ticari işletme ya da şirket kurmuş olup olmadığı,
sahibi veya ortağı olduğu işletme veya kuruluş varsa burada kimlerle birlikte ortak niteliğinde hareket ettiğinin tespit edilmesine, 1.000,00.-TL maddi tazminatın ve manevi tazminat tutarı olarak 50.000,00.-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının, kendisine ait çizimleri instagram hesabından paylaştığını, bu çizimleri izni olmaksızın davalı yanın kullanarak ticari emtiaya dönüştürdüğünü, bu ürünleri internet pazarlama siteleri üzerinden sattığını, bu işten yüksek gelir elde ettiğini, bu nedenle davacı yanın maddi ve manevi zararının tazminini talep ettiğini, davacının talebinin mesnetsiz ve hukuki himayeden yoksun olduğunu, davacının tanınabilirliğini artırmak, tanınabilirliği arttığı ölçüde de ürettiği çizimlerini daha fazla bedelle satabilmek, yeni işler almak amacıyla çizimlerini sosyal medya üzerinden "gizlilik olmaksızın" sosyal medya hesabından paylaştığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Bilirkişiler 28/06/2024 havale tarihli bilirkişi raporlarında özetle. Dava konusu edilen fikir ürünlerinin yukarıda sayılanlarının kısmen eser olduğu, davacının eserlerde tasvir edilen kişilerden izin aldığını belgelemediğinden eserlerin izinsiz işleme eser olduğu, davacının FSEK m. 11 hükmünde düzenlenen karine nedeniyle işleme eserlerin sahibinin davacı olduğu ancak hak sahibi olmadığı,
FSEK m. 84 ve 86 hükmündeki düzenlemeler kapsamında davacının tasvir edilenlerden yada mirasçılardan izin almadığından bu maddelerde düzenlenen korumadan yararlanamayacağı, Mahkemece davacının hak sahibi olduğunun kabulü halinde FSEK m. 14, 15 ve 16.hükmünde düzenlenen manevi haklar ile FSEK m. 23 ve 25 hükümlerinde düzenlenen mali hakların ihlal edildiği, dava konusu edilen fikir ürünlerinden kısmen eser olarak kabul edilenlerin her birinin rayiç tutarının 5.000-10.000-TL aralığında olabileceği, Anayasa Mahkemesinin T.
28.2.2013, E. 2012/133, K. 2013/33 sayılı kararı gereği FSEK m.68 hükmünde düzenlenen medeni cezanın takdirinin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
Bilirkişiler 24/10/2024 tarihli bilirkişi raporlarında özetle.
Davacıya ait olduğu belirtilen “@...” isimli ... profil sayfasına ait tespite konu paylaşımların “04 Temmuz 2017” ve “11 Temmuz 2017” tarihinde yapıldığı ve paylaşımların güncel olarak yayında olduğu, Mahkemenin 16.07.2024 tarihli duruşma tutanağında alınan kararı gereğince “… dosya kapsamına sunulu cd ve flash bellek ile sunulu delillerin ve yine dilekçelerde bahsi geçen internet adresi bilgilerinin bilişim uzmanı aracılığıyla diğer bilirkişilerin de bu bilgilerden istifade ederek incelenmesine, … taraf iddia ve savunmaları sunulu deliller dikkate alınarak heyetçe rapor tanzim edilmesine” karar verilmesi üzerine;
dosya üzerinde yapılan incelemelerde davacı tarafça sunulan 1 adet CD olduğu ve CD içeriği kontrol edildiğinde davaya konu belirtilen resimlerin / fotoğrafların davalıya ait olduğu beyan edilen instagram ve ... sosyal medyalarda paylaşıldığı ve tanıtımların yapıldı, ayrıca ... isimli internet sitesinde ve pazaryeri sitesi ... isimli internet sitesinde satışlarının yapıldığı CD içeriğinde sunulan ekran görüntülerinden anlaşıldığı, ancak davacı tarafından CD içeriğinde sunulan davaya konu paylaşımların ve satış yapılan sitelerin güncel olarak çoğunun yayında olmadığı,
davacı tarafından sunulan CD içeriğinde bulunan bahsi geçen ilgili “...” internet sitesindeki ürünlerin “...” isimli mağazadan yayınlandığı, mağaza detaylarına bakıldığında Firma Adının “...”, Satıcı Ünvanının “...”, ...”, Vergi Numarasının “...” olduğu, mevcut bu eserlerin davacının yaratıcı tarafını yansıttığı, almış olduğu güzel sanatlar eğitimi ile birlikte mizahi yaratıcılığının da güçlü bir şekilde kullanmasıyla katmış olduğu yaratıcılık ve estetik değer tüm eserlerde davacının hususiyetini taşıdığı,
bu sebeple de davacının yapmış olduğu eserlerin Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 4. maddesi kapsamında grafik eser/güzel sanatlar eseri olarak nitelendirilmesi gerektiği, davacının eser sahibi olduğu, dava konusu eserlerin izinsiz kullanıldığı 2020 itibari ile piyasa rayiçleri göz ününde tutulduğunda her bir eser için telif ücretinin 2.500 TL olmasının makul bir değer olduğu görüşü bildirilmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
İşbu dava 5846 sayılı FSEK kapsamında açılmış Fsek'ten Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Maddi ve Manevi Tazminat talepli davadır.
Bilindiği üzere bir ürünün eser vasfını haiz olup olmadığı Hâkim tarafından resen nazara alınacak ve araştırılacak bir husustur. Dolayısıyla bu araştırma yapılırken tarafların sözleşmede yer alan tanımlamalarına veya isimlendirmelerine bakılmaz. Her somut olaya göre eser vasfının değerlendirilmesi yapılmalıdır. Zira uygulanacak hukuk normları bu belirlemeye göre değişmektedir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda öngörülen hükümleri uygulanması için öncelikle ortada “eser” niteliğini haiz bir ürün mevcut olmalıdır. Eser vasfını taşımayan herhangi bir ürün hakkında 5846 sayılı Yasada eser sahipleri lehine öngörülen korumadan yararlanılamaz. Bu nedenle öncelikle, müşteki tarafın çalışmasının “eser” niteliğini haiz olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmalıdır.
5846 sayılı yasanın 1/B maddesinde genel olarak eser tanımaması yapılmış olup bu tanıma göre eser; “sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini” ifade eder, Bu tanım dikkate alındığında; bir fikir ve sanat mahsulünün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru içermesi gerekmektedir. Bu unsurlardan ilki; fikri ürünün sahibinin hususiyetini taşıması ”, ikincisi de; meydana getirilen ürünün “kanunda belirtilen eser türlerinden birine dahil olması”dır. Doktrinde bu şartlardan ilki; “esasa ilişkin şart” veya “sübjektif unsur” ikincisi ise; “şekle ilişkin şart” veya “objektif unsur” olarak nitelenmektedir'.
Bir fikri ürünün eser olabilmesi için, sahibinin “hususiyet ”ini taşıması gerekir. Bu unsur, fikri ürünün FSEK kapsamında korunabilmesinin ilk şartı olup, aynı zamanda korumanın kapsamını da tayin eder.
...'e göre; hususiyet tabirinden esasen anlaşılması gereken “anlatım ” (üslup)dır. Yazar, her üslubun sahibinin yaratıcılığını içerdiğini ve bu sebeple “öznel” olduğunu belirtmektedir. Ancak bu anlatımın muhakkak orijinal olmasının aranmaması, bununla birlikte *anlatım”da da bir “düzey”in bulunması gerektiğinden bahseder. Bu düzeyin tayininde de “sıradan olmama ” ölçütünün genel bir ölçüt olarak benimsenebileceğini ifade etmektedir?.
Meydana getirilen ürünün FSEK'de belirtilen eser türlerinden birine dahil olması gerekmektedir. Bu türlerden birine dahil olmayan bir ürünü eser olarak korunması söz konusu olamaz. Bu kategoriler de yukarıda da belirtildiği üzere aynı Kanunun 1/B maddesinde tek tek sayılmış olup; “ilim ve edebiyat eserleri” “musiki eserleri”, “güzel sanat eserleri” ve “sinema eserleri”dir.
Uyuşmazlık konusunu oluşturan ürün ise FSEK m.4'de ifade edilen Güzel Sanat Eserleri kategorisinde tartışılması gerekmektedir.
FSEK m. 4'e göre güzel sanat eserleri; 1. Yağlı ve sulu boya tablolar, her türlü resimler, desenler, pasteller, gravürler”, güzel yazılar ve tezhipler', kazıma, oyma, kakma veya benzeri usullerle maden, taş, ağaç veya diğer maddelerle çizilen veya tespit edilen eserler, kaligrafi"', serigrafi'”, 2. Heykeller, kabartmalar ve oymalar, 3. Mimarlık eserleri, 4. El işleri ve eserleri, minyatürler ve süsleme sanatı ürünleri ile tekstil, moda tasarımları, 5. Fotoğrafik eserler ve slaytlar, 6. Grafik eserler, 7. Karikatür eserleri ve 8. Her türlü tiplemelerdir'.
Güzellik duygusuyla ilgili olan bu tür eserlerin, ilim ve edebiyat eserleri ile musiki eserlerinden farklı bir ifade ediliş tarzı vardır. Bu nedenle güzel sanat eserlerinde ne dil, ne yazı, ne de ses ifade aracı olabilir. Zira, güzel sanat eserleri statik bir yapıya sahiptirler ve kural olarak yalnızca bir yüzey veya madde üzerinde tecessüm ettirilmek suretiyle açıklanabilirler. İlim ve edebiyat eserleri ile musiki eserlerinin eser sayılabilmeleri için “sabitleşme” olgusu bir ön şart olmadığı halde, bir fikri ürünün güzel sanat eseri olarak korunabilmesi , sahibinin hususiyetini taşıyan bu fikri çalışmanın aynı zamanda maddi bir varlık üzerinde “somutlaşması ” gerekir',
FSEK m.4'te sayılan eserlerin sahibinin hususiyetini taşımasının yanında, estetik niteliği de haiz olmaları gerekir. Estetik nitelikten maksat; eserin güzel olup olmaması değil, eserin estetik iddia taşımasıdır'. Buna karşın, bir eserin güzel sanat eseri sayılması için, eserin estetik gaye ile yapılmış olması şart değildir. Estetik bir amaçla yapılmayan belki pratik bir ihtiyacı karşılamak amacıyla meydana getirilmiş eşyalar da güzel sanat eseri olarak kabul edilebilir.
24/10/2024 tarihli bilirkişi raporu ile usul ve yasaya uygun olarak "Davacıya ait olduğu belirtilen “@...” isimli ... profil sayfasına ait tespite konu paylaşımların “04 Temmuz 2017” ve “11 Temmuz 2017” tarihinde yapıldığı ve paylaşımların
güncel olarak yayında olduğu dosya üzerinde yapılan incelemelerde davacı tarafça sunulan 1 adet CD olduğu ve CD içeriği kontrol edildiğinde davaya konu belirtilen resimlerin / fotoğrafların davalıya ait olduğu beyan edilen ... ve ... sosyal medyalarda paylaşıldığı ve tanıtımların yapıldığı ayrıca ... isimli internet sitesinde ve pazaryeri sitesi ... isimli internet sitesinde satışlarının yapıldığı CD içeriğinde sunulan ekran görüntülerinden anlaşıldığı ancak davacı tarafından CD içeriğinde sunulan davaya konu paylaşımların ve satış yapılan sitelerin güncel olarak çoğunun yayında olmadığı. davacı tarafından sunulan CD içeriğinde bulunan bahsi
geçen ilgili “...” internet sitesindeki ürünlerin “...” isimli mağazadan yayınlandığı, mağaza detaylarına bakıldığında Firma Adının “...”, Satıcı Ünvanının “...”, ...“...”, Vergi Numarasının “...” olduğu" tespit edilmiştir.
Davaya konu mevcut bu eserlerin davacının yaratıcı tarafını yansıttığı, almış olduğu güzel sanatlar eğitimi ile birlikte mizahi yaratıcılığının da güçlü bir şekilde kullanmasıyla katmış olduğu yaratıcılık ve estetik değer tüm eserlerde davacının hususiyetini taşıdığı,
bu sebeple de davacının yapmış olduğu eserlerin Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 4. maddesi kapsamında grafik eser/güzel sanatlar eseri olarak nitelendirilmesi gerektiği her ne kadar davalı yan davaya konu eserler üzerinde davacının hak sahibi olmadığını beyan etmiş ise de alınan bilirkişi raporları ile davacının dava konusu eserlerde hak sahipliği tespit edilmiş olup, aynı içerikteki eserlere ilişkin görülen mahkememizce celbi sağlanan( bir kısmı kesinleşmiştir) dava dosyalarında da davacının hak sahipliği tespit edilmiş olup, davalı yanın bu yöndeki itirazları yerinde bulunmamış,
mahkememizce ilk alınan bilirkişi raporunda dava konusu fikir ürünlerinin kısmi eser olduğu yönünde tespitler yapılmış ise de, "kısmi eser" şeklinde bir kavram bulunmadığı, ilk alınan raporda rapor içerisinde fikri ürünün eser olup olmadığı noktasında çelişkiler hasıl olmuş ise de, dosya kapsamına alınan 24/10/2024 tarihli bilirkişi raporu ile çelişkilerin giderildiği ve davacıya ait fikri ürünlerin Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 4. maddesi kapsamında grafik eser/güzel sanatlar eseri olarak nitelendirilmesi gerektiği usul ve yasaya uygun olarak belirlenmiş olup,
dosya kapsamına emsal olarak sunulan dava dosyalarında aynı ve benzer mahiyet taşıyan fikri ürünler yönünden dava dışı kişilere yönelik ikame edilen davalarda da dava konusu fikri ürünlerin eser mahiyeti taşıdığı tespit edilmiş olup, bu hususta niza bulunmamaktadır.
Davalı taraf Türkiye de herkes tarafından bilinen, topluma mal olmuş bir sanatçının, sahne görüntüsü, sahnesi ve repliği kopyalanarak yapılan bir çizim olduğunu, bu itibarla, eserin özgün bir çizim olduğu iddiasını kabul etmediklerini belirtmekteyse de burada korunan ilgili metinler, replikler veya sanatçıların replikleri değil, davacının öznelliğini yansıtarak oluşturmuş olduğu grafik eserlerdir. Bir diğer husus da
sanatçılardan izin alınmadan bu grafik eserlerin oluşturulduğu iddiası olup, her ne kadar ilk alınan bilirkişi raporunda davacının eserlerinde tasvir edilen kişilerden izin almadığı bu sebeple FSEK 84 ve 86 hükmündeki düzenlemelerden yararlanamayacağı yönünde kendi içinde çelişki ihtiva eden tespitler yapılmış ise de, bu yöndeki tespitlerin hatalı olduğu ancak hatalı tespitin hukuki değerlendirme kapsamında olması sebebi ile mahkememizce nazara alındığı,
Davacı tarafından işleme eser oluşturulurken izin alınmamış olması davacı ve eser sahibi olduğu iddia edilen gerçek kişiler arasındaki hukuki ilişkiye yönelik olup, FSEK yönünden ortaya konulan bir ürünün 3. Kişiler nezdinde eser koruması taşıyıp taşımadığı değerlendirmesinde bir kriter olmadığı davaya konu somut olayda davacının FSEK kapsamında yukarıda sayılan eser niteliğine yönelik kriterleri taşıyan grafik çalışmalarının davalı tarafından çoğaltılarak umuma iletildiği,
davacının mali haklarının tecavüz edildiği ve FSEK mad.68 kapsamında talepte bulunulabileceği mahkememizce değerlendirilmiş olup, nitekim dosya kapsamına alınan 24/10/2024 tarihli bilirkişi raporu ile de bu yönde usul ve yasaya uygun tespitler yapılmış olup, dosya kapsamına emsal olarak sunulan dava dosyalarında aynı ve benzer mahiyet taşıyan fikri ürünler yönünden dava dışı kişilere yönelik ikame edilen davalarda da dava konusu fikri ürünlerin eser mahiyeti taşıdığı tespit edilmiş olup, bu hususta niza bulunmamaktadır.
Davacı vekili her ne kadar "davalının fikri haklarına tecavüz niteliğindeki eylemlerinin derhal tedbiren, karar aşamasında ise mütemadiyen durdurulmasına" yönelik tedbir kararı verilmesi ve nihai olarak da tecavüz teşkil eden eylemlerin durdurulmasına( tecavüzün refi) talebinde bulunmuş ise de;
FSEK’in 68. maddesine göre rayiç bedelin 3 katı mali hak talebinde bulunan hak sahibi, tecavüz konusuyla ilgili, çoğaltılmış ya da dağıtılmış olan eserin toplatılması, imha edilmesi gibi diğer ref taleplerini ileri süremeyecektir. Zira m. 68 kapsamında talep edilen mali hakkın teminiyle birlikte tecavüzün farazi sözleşme ilişkisiyle ortadan kalktığına karar verilmektedir.
Davacı taraf FSEK m. 68/3 maddesi kapsamında rayiç bedelin üç katına yönelik telif tazminatı talep etmektedir. FSEK m. 68/3 maddesi ise, “sözleşme ile kullanım halinde istenebilecek bedeli” veya “kanun hükümleri uyarınca tespit edilebilecek rayiç bedel”i ifade etmektedir. Dolayısı ile, FSEK m. 68/3 ile davacıya tanına hak varsayımsal bedel ve bunun en çok üç katını talep hakkı, davalının mali haklara yarattığı iddia edilen tecavüze sonradan davacı tarafından onay verilmesi ve ihtilafın sözleşmesel temele oturtulması suretiyle giderilmesidir.
Başka bir deyişle FSEK’in 68. maddesi gereğince bedel veya bunun en çok üç katını talep eden hak sahibi, tecavüz tarihine kadar, tecavüz konusuyla ilgili, çoğaltılmış ya da dağıtılmış olan eserin toplatılması, imha edilmesi gibi diğer ref taleplerinde bulunamaz . Zira burada tecavüzün, hak sahibinin talebi doğrultusunda farazi sözleşme ile ref’ine karar verilmektedir.
Hak sahibi tarafından FSEK’in 68. maddesi gereğince bedel veya bunun en çok üç katının talep edilmesi, mütecavizin mali haklara tecavüzüne sonradan hak sahibi tarafından icazet verilmesi ve farazi olarak sözleşmesel temele oturtulması suretiyle yapılan kendine özgü bir ref yöntemidir. Bu husus FSEK’in 68/6 maddesinde, “Bedel talebinde bulunan kişi, tecavüz edene karşı onunla bir sözleşme yapmış olması halinde haiz olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilir.” şeklinde ifade edilmiştir.
Hülasa; yukarıda ayrıntısı ile ele alındığı üzere davalı yanın FSEK kapsamında ihlal eylemleri gerçekleştirdiği sabit ise de; davacı yanın talebinin FSEK 68. Madde kapsamına göre olması sebebi ile farazi sözleşme ilişkisinin kurulacak olması durumu nazara alındığında davacı yanın tecavüzün durdurulması( ref) isteminin reddi gerekeceği açık olup, anılı sebeplerle davacı yanın, "davalının fikri haklarına tecavüz niteliğindeki eylemlerinin derhal tedbiren, karar aşamasında ise mütemadiyen durdurulmasına" yönelik ikame ettiği tedbir ve davasının REDDİNE dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
Davalı vekili her ne kadar cevap dilekçesi ile maddi tazminat miktarının FSEK 68. Maddeye göre değil davalının satış miktarları nazara alınarak hesaplanmasını talep etmiş ise de, dava dilekçesinin 4 ve devamı maddeler incelendiğinde davacının açıkça FSEK 68. Maddeye göre talepte bulunduğu hatta ilgili kanun maddelerini de dava dilekçesine eklediği ve 68. Madde kapsamında 3 kat tutarında tazminat uygulanmasının gerekli olduğuna dair Yargıtay kararları da sunduğu, dava dilekçesinde davacının, davalının ticari defter kayıtlarının da incelenmesini ve gelir durumunun tespit edilmesini istemesi,
FSEK 68. Madde kapsamında yapılacak hesaplamanın metodunu değiştirmeyecek olup, kanun maddesinde hesaplamanın nasıl olacağı açıkça ''izin alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılması halinde isteyebileceği bedelin veya bu kanun hükümleri uyarınca tespit edilebilecek rayiç bedelin en çok 3 katı fazlasını isteyebilir'' şeklinde belirtildiği, bu madde kapsamında mahkememizce gerekli incelemelerin yapıldığı,
ilk alınan bilirkişi raporunda raporun kendi içerisindeki çelişkileri ve yine rayiç tespiti olarak belirtilen miktarın bizatihi davacı tarafça sunulan emsal dava dosyalarında alınan raporlar ve ilgili dava dosyalarında tespit edilen emsal rayiç bedelinden dahi yüksek olduğu, bu anlamda hüküm için esas alınmasının mümkün olmadığı, ilk alınan rapordaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla alınan usul ve yasaya uygun tespitler içeren 24/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda rayiç tespitinin eserlerin izinsiz kullanıldığı 2020 itibariyle 2.500 TL olarak tespit edildiği, yapılan tespitin yerinde olduğu, mahkememizce celbi sağlanan ...
3.FSHHM ...Esas sayılı dava dosyasında (işbu dava dosyası kesinleşmiştir) 2018 yılı itibariyle dava konusu eserlerin rayicinin 2.000 TL olarak belirlendiği, aradaki 2 yıllık zaman farkı nazara alındığında 2.500 TL'nin makul olduğunun net bir şekilde anlaşıldığı ve yine ... 4.FSHHM ...
Esas sayılı dava dosyasında (işbu dava dosyası kesinleşmiştir) 2020 yılı itibariyle rayiç bedelin 2.500 TL olarak tespit edildiği, ilgili dava dosyasının davacı taraf olması ve davanın kesinleşmesi sebebi ile ilgili dava dosyasında 2020 yılı itibariyle 2.500 TL olarak rayiç tespiti yapıldığından 2.500 TL'den fazla rayiç tespiti yapılmasının hukuken mümkün olmadığı, ...
4.FSHHM ...Esas sayılı dava dosyasında emsal araştırma yapıldığı, yapılan araştırmada her ne kadar ... nezdinde gelen cevabi yazıda bir eserin 3.500 TL olabileceği yönünde cevap verilmiş ise de, dava konusu fotoğrafların çok sayıda olması durumu nazara alındığında 2.500 TL rayicin uygun olduğu, nitekim kesinleşen ... 4.FSHHM ...
Esas sayılı dava dosyasında da 2.500 TL nazara alınarak karar verildiği, 2.500 TL rayicin gerek kesinleşen dava dosyaları, gerek dosya kapsamına alınan usul ve yasaya uygun tespitler içeren 24.10.2024 tarihli bilirkişi raporu nazara alındığında makul olduğu mahkememizce değerlendirilmiştir.
Davacı vekili her ne kadar 118 adet eser yönünden davasını ıslah etmiş ise de, 24/10/2024 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde 118 adet davacı tarafından illüstrasyon çiziminin mevcut olduğu yönünde tespitinin yapıldığı, davalı tarafça ise her bir paylaşım link olarak gösterilmek suretiyle toplam 49 adet eserin(46 adet trendyol'da, 3 adet ise tozluretro ibareli İnternet sitesinde) davalı tarafça izinsiz olarak satışa sunulduğu, bu durumda davacının 49x2.500=122.500 TL ve FSEK 68.maddesi nazara alınarak 122.500x3=367.500 TL tazminata hak kazandığı mahkememizce tespit edilmiş, bu miktar üzerinden karar verilmiştir.
Davalı vekili her ne kadar aşamalarda sunmuş olduğu itiraz dilekçelerinde müvekkili tarafından satılan ürünlerin gelirlerinin düşük olduğunu, satış bedellerinin rayiç bedelinden oldukça az olduğunu beyan etmiş ise de, mahkememizce FSEK 68.madde kapsamına uygun olacak şekilde hesaplama yapıldığı, bu hesaplamada davalının satmış olduğu ürünlerin satış fiyatı yahut elde edilen hasılatın baz alınamayacağı anlaşılmakla davalı yanın itirazları yerinde bulunmamıştır.
Davacı vekilinin bir diğer talebi manevi tazminat istemine ilişkin olup FSEK 70. Maddesindeki düzenlemeye göre, manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir.
Yukarıda ayrıntısıyla ele alındığı üzere davacı yanın hak sahibi olduğu eserlerin davalı tarafça izinsiz olarak ticarete konu edildiği, bu meyanda davacının mali ve manevi haklarının ihlal edildiği, tarafların sosyal ekonomik durumu, ihlale konu eser sayısı, eserlerin mahiyeti ve içeriği nazara alındığında 17.500 TL manevi tazminatın somut olaya uygun olduğu mahkememizce değerlendirilmiş, anılı sebeplerle 17.500 TL manevi tazminata hükmedilerek aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Belirsiz alacak davası istisnai bir dava türü olup, bunun dava dilekçesinde açıkça belirtilmemiş olması ve kısmi olarak açıldığının dava dilekçesinden anlaşılmış olması karşısında, davanın kısmi dava olarak açıldığının kabulü zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... sayılı kararında da vurgulandığı üzere "fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla" veya "şimdilik" ibareleriyle açılan davaların açıkca belirsiz alacak davası olduğu belirtilmedikçe bu nitelikte olduğunun kabulüne imkan bulunmadığından davanın belirsiz alacak davası olmadığının, davanın kısmi dava olarak kabul edilmesi gerekmiştir.
Davacı vekilinin manevi tazminat istemi yönünden dava dilekçesi ile faiz talebi olmayıp 10/12/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile faiz talebinde bulunmuş ise de, ıslah dilekçesinin maddi tazminata ilişkin dava değerinin artırılmasına ilişkin olduğu, manevi tazminata ilişkin olarak dava dilekçesi ile talep edilmeyen faizin istenmesine yönelik ayrı bir ıslah dilekçesi mevcut olmadığı, ıslah işleminin yargılamada bir defaya mahsus yapılabileceği, 10/12/2024 tarihli ıslah dilekçesinin maddi tazminata ilişkin dava değerinin artırılmasına ilişkin olması sebebiyle manevi tazminat istemi yönünden faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili ikame etmiş olduğu davasını kısmi dava olarak açmış olup, maddi tazminata ilişkin olarak 1.000 TL talepte bulunmuş, işbu talep yönünden dava dilekçesi ile faiz talebinde bulunmadığından maddi tazminata ilişkin 1.000 TL'lik kısma faiz işletilmesi talebinin reddine karar verilmiş, ıslah ile arttırılan 366.500 TL'lik kısma ilişkin olarak ise ıslah ile arttırılan kısmın esasen yeni bir dava mahiyeti taşıması hasebiyle ıslah tarihi olan 10/12/2024 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... Hakim ... · ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/127, K. 2025/56, 19 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama