KÜNYE
T.C. İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2024
- Esas no
- 2023/145 Esas
- Karar no
- 2024/219
- Dava
- Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavazün Meni İstemli
- Dava tarihi
- 22/06/2023
Karar Metni
3.277 kelime·16 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavazün Meni İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davacılar ..., ... ve ... ... Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesi(EK-1:Mirasçılık Belgesi)uyarınca 06.12.2021 günü vefat eden tanınmış düşünür ve akademisyen ...'nın varisleridir. Davacı ..., ... 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 21.03.2022 tarihli ...Esas v e... Karar numaralı kararı (EK-2: Vesayet Kararı) uyarınca davacılardan ...'nın varisidir. Muris ..., Davalı ...
A.Ş. (bundan sonra yayıncı olarak anılacaktır.) ile akdettiği. 20.07.2007 tarihli sözleşme ile (E-3: 20.07.2007 ve 17.05.2013 tarihli sözleşmeler) ile “...” adlı çeviri eserlerin v 17.5.2013 tarihli sözleşme ile (EK-3: 20.07.2007 ve 17.05 2013 tarihli sözleşmeler) ile “... ” adlı eserin yayma, işleme çoğaltma, temsil ve umuma iletim ve sair haklarını baskı esaslı ve süreli olarak devretmiştir.
Davacılar FSEK 'in 19 ve 63 üçüncü maddeleri gereğince eserlerin mali ve manevi hakları üzerinde tasarruf yetkisine sahiptirler. Muris ...'nın vefatından sonra Davalı Şirket hiçbir şekilde eserlerin haklarını iktisap eden Davacılar ile ilişki kurmamıştır. Davacıların girişimi ile Haziran 2022 ayı itibarıyla Davalı ile zaten sona ermiş olduğu aşağıda anlatılacak anılan sözleşmenin anlaşma ile sulhen sona erdirimesi yönünde görüşmeler başlamıştır.
Görüşmeler davalının sürekli ertelenmesi ve sonucunda anlaşmayı kabul etmemesi ile hitam etmiştir. Bu görüşmelerde bir fesihname dahi hazırlanarak taraflar arasında teati edilmiştir. Tüm görüşme sürecini gösteren karşılıklı e-posta yazışmaları ektedir.
(EK- 4: Karşılıklı e-posta yazışmları) Bu görüşmeler içeriğinde Davalı Şirket 22.09.2022 tarihinde dava konusu sözleşme içeriğinde yer alan "...” kitabından 861 adet elinde bulunduğunu ...” kitabından ise hiç kalmadığını ifade etmiştir.
(EK-4, sayfa 5 ve 6 Karşılıklı e-posta yazışmaları), Diğer yandan Davalı Şirket 26.11.2023 tarihli e-posta ile baskısı biten kitapları tekrar basmak için izin istemiş (EK-4: sayfa 9, Karşılıklı e-posta yazışmaları), davacılar hiçbir. şekilde yeni baskı yapılmaması gerektiğini Davalı Şirkete tekraren aynı gün bildirmiştir.
(EK-4: sayfa 11, Karşılıklı e-posta yazışmaları) Sözleşmenin feshine dair görüşmeler bir karşılıklı fesih sözleşmesi ile sona ermek üzereyken (EK-5: Fesih Sözleşmesi Taslağı) Davalı çeşitli bahanelerle görüşmelerden çekilmiştir. Fesih görüşmelerinin hemen ardından davacı davacılar tarafından ... 13.Noterliğinden ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname (EK-6: Noter ihtarnamesi) düzenlenmiştir.
Davalı Şirket'e Sözleşmenin askıya alındığı ve fesih görüşmelerine arabuluculuk zemininde devam edilmesi ihtar edilmiştir.
Anılan ihtarnamede Davacı davacıların sözleşme ile bağlı ve Davalı Şirket'in sözleşmeyi ihlal eden eksik ifaları ihbar edilmiş ve ayrıca; davacılar ..., ... ve ... tarafından Davalı Şirket'e sözleşmeler kapsamında bulunan kitapların yeni baskılarının yapılmasına muvafakat edilmediği, Sözleşmeler uyarınca yayımcıya tanınan hakların üçüncü kişiye devri, lisans verilmesi kullandırılması ve her konuda izin verilmesi işlemlerinin hiçbirine muvafakat edilmedi ve edilmeyeceği, Sözleşmelere konu eserlerle ilişkin olarak,
davacıların eserler üzerindeki hukuki haklarını kullanmasına veya üzerinde yaptığı tasarruflara ilişkin veya eserlerin yazarına, haleflerine veya isimlerine itibarlarını sarsacak, satışlarını düşürecek yahut hakkında kötü kanaat sahibi isnat edilecek açıklama, beyan ve ifşalardan kaçınılması aksi halde her türlü hukuki hakkın kullanılacağı, Davalıların sözleşmelerle iktisap ettiği her türlü hakkı kullanmasının derhal durdurulmasını, kullanımına sulh görüşmeli boyunca son verilmesi, Eser sahibinin geçmişte Davalı Şirket ile olan hukukunun korunması ve esas olanın karşılıklı anlaşma olduğunu kabul ederek,
Davalı Şirket ile akdedilen sözleşmelerin sulhen karşılıklı sona erdirilmesi görüşmelerinin devam etmesini öncelendiği, Sözleşmelerin müzakereler ve arabuluculuk ile sözleşmelerin karşılıklı anlaşma yoluyla sona erdirilmesi, ihbar ve ihtar olunmuştur. İhtarın tebliğ olduğu tarihe kadar Davalı Şirket tarafından hiçbir şekilde kitapların yeni baskısı yapılmamış, dava konusu eserlerin liste fiyatları Davalı Şirketin ... adresli internet sitesinden kaldırılmıştır.
Ardından Davalı Şirket ... 24. Noterliğinden düzenlediği ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarı ile (EK-7: ... 24. Noterliğinden düzenlediği ...tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarı) yaşanan tüm süreci tanımayan bir şekilde sözleşme fesih görüşmelerini reddettiğini belirtmiştir. Davalı şirket mezkur ihtarında dava konusu sözleşme ve eserlere ilişkin haklarının devam ettiğini ve haklarını kullanacağını açıkça ifade etmiştir.
Hal böyleyken ihtar cevabı sonrasında Davalı Şirketin internet sitesinde birdenbire Haziran 2023 ayında, Yazarın dava konusu sözleşmelerle benzer sona ermiş sözleşmelerle Davalı Şirkete geçmişte hak tanıdığı kitaplar olan “...”, ...”, “... “, “..." eserlerinin hakkı bulunmaksızın yeni baskılarının yapılmış olduğu görülmüştür. Anılan kitapların Nisan/ 2023 ayında yani geçmişe dönük olarak yeni baskısının yapıldığı duyurulmuş ve liste fiyatları açıklanmıştır.
Davalı Şirket davacılarla fesih görüşmelerinde ve sonrasında ihtarda Davacılar tarafından muvafakat verilmediğini tebliğ almasına rağmen kitapların yeni baskısını yapmıştır. Bu durumu da geriye dönük şekilde duyurarak, kötü niyetle ve kasıtlı hareketlerle gerçekleştirmiştir. Davalı Şirket fesih görüşmelerinden önce de yine davacı davacılardan hiçbir muvafakat almaksızın Mart/2022 ayında “..." isimli kitabın yeni baskısını yapmıştır.
Yine yıllardır hiç baskı yapmayan, telif ödemeyen, basılı eserlerden örnek göndermeyen sözleşme gereği ifa yapmayan yayımcı tek taraflı olarak telif ücreti ödemeleri yapmaya ve kitap göndermeye çalışmıştır. davacılar her şekilde ödemeleri ve kargoları iade etmiştir.
Fesih görüşmesi sürecine alternatif uyuşmazlık çözme yoluyla tekrar girilmemesinin ardından sözleşme konusu kitabın yeni baskılarına muvafakat edilmediğini ve sözleşmenin tüm unsurlarıyla feshedildiğini dava haklarının kullanılacağını tekraren ihtar etmiştir (EK-8:... 13. Noterliği ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi) Muris ...'nın Davalı ... A.Ş. ile akdettiği sözleşmede eserin basım sayısının kesin olarak belirtilmediği eçıktır.
Bu durumda TBK 491/1 e göre davalı yayımcının eserleri bir baskı ile sınırlı olarak basma hakkının bulunduğunu, bu sınırın aşıldığı anlaşılmaktadır. Yerleşik Yargıtay içtihatları da eser sahibi ile yayımcı arasında sözleşmelerde süre içerse dahi baskı sayısını ve adedini kesin şekilde bildirmesi gerektiği, kesin olmayan ve sözleşmede gösterilmeyen baskı sayısı ve adetinin yayımcıya sınırsız bir hak tanımayacağı yönündedir.
Nitekim anılan sözleşmede baskı adedinin sadece ilk basım için belirlendiği sonradan yapılan baskı adedinde ilişkin yazardan ve haleflerinden herhangi bir muvafakatname alınmadığı görülmektedir. Sözleşmelerin sürelerinin kendiliğinden muvafakat olmaksızın uzamasının sözleşmeleri çekilmez hale getirdiği ortadadır. Davalı şirket onar ve beşer yıllık süre uzamalarıyla yararlanması kabul edilemez. Sözleşmenin aynı şartlarda üç aylık bildirim süreleri oldukça uzundur.
Eser sahibinin ve haleflerinin onayı olmaksızın sözleşmelerin kendiliğinden uzamasının hukuken geçerli olmadığı açıktır. Diğer yandan TBK 146. maddesi uyarınca genel zamanaşımının 10 yıl olduğu, devamı maddelerinde alacağın muaccel hale geldiği tarihten itibaren zamanaşımı işlemeye başlayacağı dönemsel edimli sözleşmelerde zamanaşımının ilk dönemsel edimin muaccel hale gelişiyle başlayacağı kabul edilmiştir.
Sözleşmelerin imza tarihinden ve kitapların ilk baskı tarihinden bu yana on yılı aşan bir zaman geçmiş, sözleşmeler bakımından eser sahibi ve haleflerinin Davalı Şirket'e tanıdığı esere ilişkin haklar zaman aşımına uğramıştır. Davalı yayımcı tarafından eserlerin korsan baskı, internette yayımlanma, paylaşım sitelerinde yayılma gibi hukuka aykırı hiçbir tecavüze ilişkin hukuki işlem yapılması ve koruma tedbiri alınması v. girişimde bulunmadığı ortadadır.
Her bir eserin internette arandığı zaman pdf,epub vs formatında ulaşılabilir olduğu görülmektedir. Davalı şirket yazarının yaşamı boyunca ve vefatı sonrasında eserlerin satışının artırılması için gerekli tanıtım ve dağıtımı yapmak ve bu konuda her türlü önlemi almak konusunda hiçbir çalışma yapmamaktadır.
Fesih görüşmelerine ilişkin e-postalarda görüleceği üzere Davalı Şirket kendini “yazarın ebed olan yazarın tek yayın hakkı sahibi tanınırlığına vesile olmuş, ezel-' görme ekseninde konumlandırmaktadır. Davalı Şirket bu bakış açısının verdiği rehavetle tanınmış. Yazarın eserlerini senelerce basmamıştır. ayrıca hiçbir şekilde dağıtımın, reklamını ve tanıtımın yapmamıştır.
Nitekim EK-4'ün 5. inci sayfasında görüleceği üzere yeni baskı yapılmadan önce eser sahibinin kitabından neredeyse yok denecek sayıda bulunduğu görülecektir. Eser sahibinin vefatından sonra davacı varislere sözleşmelerin içeriğinde yer alan işlemler, hakların kullanılması ve bildirimlerin yapılmasına ilişkin hiçbir resmi veya gayri resmi ihbar ve bildirim yapmamıştır.
Eser sahibi ve eserler Davalı Şirket'in gündemine, ancak Davacıların Davalı Şirket ile görüşmelere başlaması ile gelmiştir. Davalı Şirket açık ve örtülü olarak eserlere ilişkin hiçbir hakkın kullanılmasına Davacılar tarafından muvafakat edilmediğini bildirmektedir ve çok geçmişte bunu tebliğ etmiştir.
Hal böyle iken Davalı Şirket eser sahibi yazarın ölümü gününden sonra davacı davacılar sulh görüşmeleri ile bekleterek ve konuları çeşitli bahanelerle ileri atarak ortada meşru bir sözleşme olduğu varsayımı ile gizli ve aldatıcı hareketlerle ihtarlara rağmen diğer kitapları basmıştır. Davalı Şirket davacıya benzer durumda olan sözleşmelerin feshini ve yapılan tebligatları esas almaksızın yeni baskılar yapmaktadır.
Ayrıca Davalı Şirket ihtar cevabında tüm sözleşmelere ilişkin haklarının devam ettiğini ve kullanacağını bildirmiştir. Davalı Şirket güçlü bir ihtimalle işbu dava konusu 20.07.2007 ve 17.05.2013 tarihli sona ermiş sözleşmeler ile “..." adlı çevri eserin ve “... “ eserinin yeni baskılarını yapacak ve davacıların mali ve Manevi haklarını ihlal edecektir.
Açıklanan nedenlerle haksız, kanunsuz ve dayanaksız fiiller karşısında öncelikle Davalı Şirket'in Sözleşme konusu eserlerin tümüne ilişkin olarak yeni baskı ve bası yapmaktan Men'ine tedbiren karar verilmesi ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 69 uncu maddesi uyarınca dava konusu ve Sözleşme kapsamında bulunan “...” adlı çeviri eser ile “..." isimli eserler bakımından eserlerin baskısının yapılması, umuma arz, çoğaltma, dağıtım, iletim vs.
Sözleşmelerin tanıdığı her türlü mali ve manevi hakka ilişkin Davalı Şirketin muhtemel tecavüzünün menine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesi ve karşı dava dilekçesinde özetle; asıl davanın reddine karar verilmesini, karşı dava yönünden ise ... yönünden sözleşmenin bittiği ve basılmadığı nedeniyle tecavüzün olmadığı ve muhtemel tecavüz şartlarının oluşmadığının tesbitine,Dava konusu diğer eser “... “ için ise feshin geçersizliğine, feshin haklı olmadığının tespitine ve sözlemenin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişiler ..., ... ve ...04/06/2024 tarihli bilirkişi raporlarında; 20.07.2007 tarihli sözleşmenin 1 inci maddesi dikkate alındığında ... isimli eser için davalıya sadece 5 baskı ile sınırlı olarak çeviri üzerinde basım yayım hakkı verilmiş olup davalının beyanına göre 5 baskı hakkı da gerçekleştirilmiş ve zaten sözleşme sona erdiği kabul edilmekle FSEK 59 hükmü çerçevesinde bu çeviri üzerinde davalıya verilen mali hak ve yetkilerin çevirmenin murisleri olan davacılara avdet
ettiği, 17.5.2013 tarihli Kutadgu Bilig isimli eser ile ilgili sözleşmenin 1 inci maddesinde sözleşme süresi açıkça belirtildikten sonra süre sonunda taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa sürenin kendiliğinden uzayacağı şeklindeki belirlemenin zımni rıza ile mali hakkın devrine ilişkin sözleşmenin uzamasının mümkün olmaması sebebiyle hüküm doğurmayacağı yönünde tespit ve değerlendirmelerde bulunmuşlardır.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava konusu uyuşmalık; öncelikle davalı Şirket'in sözleşmeler konusu eserlerin tümüne ilişkin olarak yeni baskı ve bası yapmasının durdurulmasına tedbiren karar verilmesi, Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 69 uncu maddesi uyarınca dava konusu ve Sözleşme kapsamında bulunan “...” adlı çeviri eser ile “..." isimli eserler bakımından eserlerin baskısının yapılması, umuma arz, çoğaltma, dağıtım, iletim vs.
Sözleşmelerin tanıdığı her türlü mali ve manevi hakka ilişkin Davalı Şirketin muhtemel tecavüzünün meni istemine ilişkin olduğu, karşı davanın ise; ... yönünden sözleşmenin bittiği ve basılmadığı nedeniyle tecavüzün olmadığı ve muhtemel tecavüz şartlarının oluşmadığının tesbitine,Dava konusu diğer eser "..." adlı eser için ise feshin geçersizliğine, feshin haklı olmadığının tespitine ve sözlemenin devamına karar verilmesi istemine ilişkin olduğu görüldü.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava konusu asıl dava ve karşı davadaki uyuşmazlık yayım sözleşmesinden kaynaklanmakta olup yayım sözleşmesine ilişkin hükümler Borçlar Kanunu ve Fikir ve Sanat eserleri Kanunu'nda düzenlendiği, Borçlar Kanunu'nun 487 inci Maddesi gereğince yayım sözleşmesi, bir fikir ve sanat eseri sahibinin veya halefinin, o eseri yayımlanmak üzere yayımcıya bırakmayı, yayımcının da onu çoğaltarak yayımlamayı üstlendiği sözleşme olduğu, Türk İsviçre hukukunda yayım sözleşmesi rızai bir sözleşme olarak kabul edidiği, Sözleşmenin kurulması için taraf iradelerinin birleşmesi yeterli olup, çoğaltılıp yayınlanacak eserin bir nüshasının yayıncıya bırakılması şarttır.
Dosyaya ibraz edilen iki sözleşmenin bulunduğu, bunlardan 20/07/2007 tarihli sözleşme ... isimli eserle ilgili olduğu, asıl davada, davacının iş bu eser yönünden bu sözleşmenin sona erdiğinin tespiti ile bu sözleşme çerçevesinde davalının basım yapmasının önlenmesini talep ettiği, karşı davada ise davalı/karşı davacı ... adlı eser yönünden açılan davanın kabulü ile; bahsi geçen esere ilişkin tecavüzün olmadığı,
muhtemel tecavüz şartlarının oluşmadığının TESPİTİNE karar verilmesini talep ettiği, 20.07.2007 tarihli anılan sözleşmenin 1 inci maddesine göre, “Çevirmen, ... isimli eserini İngilizceden Türkçeye tercüme ettiği, Çevirmen, tercümenin yayın yayma, işleme, baskı, çoğaltma, temsil, manevi ve mali haklarını Türkiye ve yurtdışında üzere beş (5) baskı hakkını gayri kabil-i rücu yayın evine devretmiştir” dosya kapsamına alınan usul ve yasaya uygun tespitler ihtiva eden bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere.
20.07.2007 tarihli sözleşmenin 1 inci maddesi dikkate alındığında ... isimli eser için davalıya sadece 5 baskı ile sınırlı olarak çeviri üzerinde basım yayım hakkı verilmiş olup davalının beyanına göre 5 baskı hakkı da gerçekleştirilmiş ve zaten sözleşme sona erdiği kabul edilmekle FSEK 59 hükmü çerçevesinde bu çeviri üzerinde davalıya verilen mali hak ve yetkilerin çevirmenin murisleri olan davacılara avdet ettiği, dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere iş bu eser yönünden muhtemel tecavüzü gösterir mahiyette somut bir delilin de bulunmadığı,
davacı taraf her ne kadar dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında " Davalı Şirket müvekkille benzer durumda olan sözleşmelerin feshini ve yapılan tebligatları esas almaksızın yeni baskılar yapmaktadır. Ayrıca Davalı Şirket ihtar cevabında tüm sözleşmelere ilişkin haklarının devam ettiğini ve kullanacağını bildirmiştir.
Davalı Şirket güçlü bir ihtimalle işbu dava konusu 20.07.2007 ve 17.05.2013 tarihli sona ermiş sözleşmeler ile “...” adlı çeviri eserin ve “...” eserinin yeni baskılarını yapacak ve müvekkillerin mali ve manevi haklarını ihlal edecektir." şeklinde beyanda bulunmuş ise de davalı yanın dava konusu olmayan eserler ve sözleşmeler yönünden ihlal eylemi gerçekleştirmesi,
iş bu eser yönünden de ileride ihlal eylemi gerçekleştireceği anlamına gelmediği ve yine davalı yanın ihtar cevabında iş bu esere ilişkin açık bir şekilde eser ismi bildirmek suretiyle yeni baskı yapacağına ilişkin bir beyanatı olmadığı nitekim cevap dilekçesinde de iş bu eser yönünden sözleşmenin bittiğini davalı yanın da kabul ettiği anlaşılmakla iş bu eser yönünden asıl davanın ve iş bu esere dayalı tedbir isteminin reddine, karşı davanın ise iş bu eser yönünden kabulü ile bahsi geçen esere ilişkin tecavüzün olmadığı, muhtemel tecavüz şartlarının oluşmadığının TESPİTİNE dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Dosya kapsamına ibraz edilen dava konusu ikinci sözleşme ise “...” adlı eser ile ilgili 17.05.2013 tarihli sözleşme olduğu, davacı bu sözleşmenin de sona erdiğinin tespiti ile bu sözleşme çerçevesinde davalının basım yapmasının önlenmesini talep ettiği, karşı davanın ise iş bu eser yönünden feshin geçersizliğine, feshin haklı olmadığının tespitine ve sözlemenin devamına karar verilmesi istemine ilişkin olduğuna ilişkin olduğu, 117.05.2013 tarihli anılan sözleşmenin 1 inci maddesine göre, yazar bu eser ile ilgili mali hakları “...'ne devrettiği, Sözleşme, süresinin bitiminden 3 ay evveline kadar taraflardan herhangi birisince yazılı olarak sona erdirilmezse, aynı şartlarda kendiliğinden uzar".
FSEK m. 48l/l'e göre; eser sahibi veya onun mirasçıları, mali hakları devir ettikleri veya ruhsat verdikleri takdirde onlardan bu hakları alanlar aslen iktisapta bulunmuş olurlar.
Başka bir deyişle eser sahibinden veya mirasçılarından iktisap aslen iktisap olduğu, devren iktisap ise FSEK m.49'da düzenlendiği, buna göre eser sahibi veya mirasçılarından, mali bir hak veya böyle bir hakkı kullanma ruhsatını iktisap eden bir kimse bu hakkı başkasına devretmişse yani ikinci elden bir devralma varsa devren iktisap söz konusu olduğu, bu şekilde yapılacak devirlerin, eser sahibi veya mirasçılarının yazılı iznine dayanması gerek olduğu, yazılı izin alınmadan devir yapılmışsa icazet verilinceye kadar işlem askıda hükümsüz olduğu,
bu hakları geçerli olarak ilk devralandan devralan kimse, yani devren iktisap eden kimse, devraldığı hak üzerinde artık bir onay ya da icazete gerek olmaksızın tasarruf edebilir. mali hakkın devri, hakkın, devreden eser sahibi veya mirasçılarının malvarlığından çıkararak devralanın malvarlığına intikal ettiren bir tasarruf işlemi olup FSEK. m.48 hükmünden de açıkça görüldüğü gibi, mali hakkın devri, yer, süre ve muhteva açısından sınırlandırılabilir olduğu, FSEK 52 hükmüne göre ise.
“Mali hakları dahil sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır", yine FSEK 59 hükmüne göre ise.
“Eser sahibi veya mirasçıları mali bir hakkı muayyen bir gaye zımnında yahut muayyen bir süre için devretmişlerse gayenin ortadan kalkması veya sürenin geçmesiyle ilgili hak, sahibine avdet eder, bu hüküm, başkasına devrine sözleşme ile müsaade edilmemiş olan mali bir hakkı iktisap eden kimsenin ölümü yahut iflası halinde cari değildir; meğer ki, işin mahiyeti icabı, hakkın kullanılması, iktisap edenin şahsına bağlı bulunsun”.
FSEK m. 48, 52 ve 59 hükmü dikkate birlikte değerlendirildiğinde bir mali hakkın belli bir süre devri söz konusu ise bunun sözleşmede açıkça belirtilmesi gerekir, sözleşmede süre açıkça belirtilip süre sonunda taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa sürenin kendiliğinden uzayacağına ilişkin belirlemenin hüküm doğurmayacağı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda da bilgileri yer alan bir kararında ,
mali hak devir sözleşmesinde sözleşmenin süresinden önce feshi ihbar yapılmadığı takdirde sözleşmenin aynı şartlarla üçer yıllık süreler halinde uzayacağına ilişkin hükmün zımni rıza ile mali hakkın devrine ilişkin sözleşmenin uzamasının kabul olunamayacağını belirtildiği, bu doğrultuda inceleme yapıldığında, anılan sözleşmenin 17.5.2013 olan başlangıç süresinden itibaren 5 yılının sonunda yani 17.5.2018 tarihinde sona erdiği,
bu durumda karşı davaya konu iş bu eser yönünden feshin geçersizliği, feshin haklı olmadığının tespiti ve sözlemenin devamına karar verilmesi istemi yerinde olmayıp karşı davadaki iş bu eser yönünden davanın reddine karar verilmiş, davalı yanın karşı dava ile iş bu eser yönünden sözleşmenin devam ettiği yönündeki düşüncesi ve sunulu deliller ve iş bu esere ilişkin ikame etmiş olduğu karşı dava dilekçesi ile de iş bu eser yönünden ihlal eylemlerini( davalı yanca baskı yapılması,
umuma arz, çoğaltma, dağıtım, iletim vs sözleşmelerin tanıdığı her türlü mali ve manevi hakkın kullanılması gibi) gerçekleştireceği noktasında oluşan muhtemel tecavüz tehlikesi sebebi ile asıl dava dosyasındaki ... adlı eser yönünden açılan davanın ve iş bu eser yönünden talep edilen ihtiyati tedbir isteminin kabulü ile; dava konusu eser yönünden davalı yanca baskı yapılması,
umuma arz, çoğaltma, dağıtım, iletim vs sözleşmelerin tanıdığı her türlü mali ve manevi hakka ilişkin davalı şirketin muhtemel tecavüzünün menine, hükmün etkinliğinin sağlanması adına tedbiren, aksi karar alınıncaya kadar bahsi geçen eserin davalı yanca yeni baskı ve bası yapılmasının durdurulmasına ilişkin aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/145, K. 2024/219, 18 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama