KÜNYE
T.C. İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2025
- Esas no
- 2023/166 Esas
- Karar no
- 2025/88
- Dava
- Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 29/07/2023
Karar Metni
1.418 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... ŞİRKETİ 'nin 2020 yılında kurulmakla faaliyetlerine başladığını, sektöründe tanınmış marka haline geldiğini, Türkiye'de tüm lisans haklarına sahip olduğu ve aynı zamanda ticaret unvanının özünü, çekirdeğini oluşturan ... ibareli markaları kullanan müşterilerinin bilgilendirmesi üzerine tescilli “...” ibareli markadan haberdar olduğunu, davacının ''...'' ibaresinin gerçek hak sahibi olduğunu, ... tescil nolu "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne, markanın davacıya devrine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu markayı Türkiye pazarında kullanma niyetiyle tescil ettiren davacının, İngiltere'de bulunan ... adlı firma ile iletişime geçmesi akabinde ilgili firmanın Türkiye temsilcisi olmayı amaçladığını, ancak davacının dava konusu markayı asla kullanmadığını, davacının faaliyet göstermek istediği sektörde sağlık Bakanlığından izin almadığını, davacının markayı kullanma yetkisine sahip olmaması nedeniyle davanın reddinin gerektiği beyan etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava konusu uyuşmazlık; ... tescil nolu "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü, markanın davacıya devri taleplerine ilişkindir.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişiler ..., ..., ...'nun 29/07/2024 tarihli bilirkişi raporlarında özetle.
Davalı yana ait ... kod numaralı “...” ibareli markanın SMK m.6/3, 6/6 ve 6/9 bakımından hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığını, kötü niyet hususunda nihai takdirin mahkemeye ait olduğunu, dava dışı şirkete ait defter inceleme taleplerinin yapılmış olduğunu, dava dışı şirketin 20.03.2020 yılında kurulduğunu, davacı vekilinin delil dilekçe ekinde 2020 yılına ait 15 adet toplam tutarının 13.472,19 TL KDV hariç faturalar sunduğunu, faturaların açıklama kısmın ... hizmeti yazdığını, dava tarihi olan 29.07.2023 geriye 5 yıl inceleme taleplerinin yapılmış olduğunu,
dava dışı firma 20.03.2020 tarihinde tescil edildiğinden 29.07.2018 - 19.03.2020 tarihine kadar belge sunmasının imkânsız olduğu yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ...'nun 20/11/2024 tarihli EK bilirkişi raporlarında; Kök raporda arz ettikleri görüş ve kanaatlerini değiştirmelerini gerektirir herhangi bir durumun söz konusu olmadığını ve kök raporlarındaki görüş ve kanaatlerinin devam ettiğini bildirmişlerdir.
Türk Patent ve Marka Kurumundan marka tescil belgesi celp edilmiştir.
... kod numaralı “...” ibareli markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ'in 44. sınıfında “Tıbbi hizmetler. Güzellik bakımı hizmetleri. Veterinerlik ve hayvan üretme, besicilik, nalbantlık ile ilgili hizmetler. Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ile ilgili hizmetler; peyzaj tasarımı hizmetleri. İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri.” hizmetleri bakımından ... adına 31.7.2018 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
... Şti’nin ise 16.3.2020 tarihinde kurulduğu, şirketin idaresinin ve temsilinin davacı ... tarafından yürütüleceği ... tarihli ve ... sayılı ticari sicil gazetesi kapsamından anlaşılmıştır.
Huzurdaki davada davacı gerçek hak sahibi olduğunu ve davalı tescilinin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek hükümsüzlük talep etmektedir.
Marka hukukunda tescil sistemini benimsenmiş, ancak tescilden önce gerçekleşen kullanıma da değer atfedilmiştir. Kural olarak tescil ile marka hakkı doğar; ancak söz konusu işaret ilk tescilden önce kullanılmak suretiyle piyasada maruf hale getirilmişse, marka hakkı sahibi önce kullanarak markayı piyasada maruf hale getirendir. Bu kişiye gerçek hak sahibi denilmektedir.
Dava dışı ...ŞİRKETİ adına tanzim edilmiş markasal kullanım ihtiva etmeyen her biri 2020 tarihli 15 adet fatura sunulmuştur.
Davacı yanca 18.2.2020 tarihli marka hakkı devri /lisans ve ortaklık sözleşmesi sunulmuş( davacının lisans alan olarak ,... in ise lisans veren olarak ) , madde 3 hükmünü göre; lisans verilecek markaların; ... ve ... kökü görünü tekniği markaları olduğu, ... ve .... Sınıflar için gerçekleşeceği, lisans alanının ihtiyaç duyması halinde bu sözleşmenin eki niteliğinde ek-lisans devir sözleşmesi imzalacakları, sözleşmenin süresiz olarak imzalandığı(madde4) , madde 5 hükmüne göre ise lisans alanın ise markaların iptali ve hükümsüzlüğü davası açabileceğine dair düzenleme yaptıkları anlaşılmıştır.
Davacı yanca sunulan faturalar incelenmiş, ...” ibareli, görselini ihtiva eden Marka, Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ'in .... sınıfında “Tıbbi hizmetler. Güzellik bakımı hizmetleri. Veterinerlik ve hayvan üretme, besicilik, nalbantlık ile ilgili hizmetler. Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ile ilgili hizmetler; peyzaj tasarımı hizmetleri. İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri.” hizmetleri bakımından 31.07.
2018 başvuru tarihi ile tescilli olmak ile birlikte, gerçek hak sahibinin markayı, üçüncü kişinin başvurusu veya varsa rüçhan tarihinden önce kullanmaya başlamış olması gerektiğinden ve dosya münderecatında sunulu delillere göre İlgili hizmetler üzerinde davaya mesnet markalarını davalı yan adına tescilli başvurunun başvuru konusu edildiği tarihten önce “kullanım ile maruf hale getirdiği” tespit olunamadığından dava konusu markanın SMK 6/3 hükmü kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır.
SMK 6/6 maddesi hükmü; “..Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.” şeklindedir.
Her ne kadar dava dilekçesinde “Davacı kendisine ait ... ibareli ticaret unvanını önceki tarihlerde usulüne uygun tescil ettirmiştir.” şeklinde bir beyan geçmekte ve ticaret unvanı sahipliğine ilişkin sair beyanlarda bulunulmuşsa da bahsi geçen ... ŞİRKETİ'nin huzurdaki davada taraf olmadığı, davanın gerçek kişi tarafından açıldığı keza lisans veren ... isimli şirketin ise yurtdışı menşeli dava dışı bir şirket olduğu anlaşılmıştır. Bir an için davacının huzurdaki davayı şirketin temsilcisi sıfatıyla açtığı değerlendirilse de bu durumda ise dava dışı şirketin tescil tarihinin 16.3.2020 tarihi olduğu, oysa davalının marka tescilinin 2018 yılı olduğu, dolayısıyla huzurdaki uyuşmazlık yönünden de SMK 6/6 maddesine dayalı olarak talep edilen hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı anlaşılmıştır.
Davacı aynı zamanda davalının kötüniyetli olduğu iddiası kapsamında huzurdaki davayı açmıştır.
YHGK’nın 29.06.2022 tarih, ... E.,...K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, gerek 556 sayılı KHK’da gerekse de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda hangi hâllerde kötü niyetli marka başvurusunun söz konusu olduğu belirtilmemiştir. Ancak genel olarak kötü niyetli marka başvurusu; hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması veya başvurunun tescil ettirilmesi olarak tanımlanabilir.
Bu kapsamda başvuru sahibinin markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâli, kötü niyetin varlığında önem kazanmaktadır. Örneğin, gerçek hak sahibi olmamakla birlikte başkasının ticaretinde kullandığı tescilsiz bir işareti, kendisinin hak sahibi olmadığını bile bile tescili için başvuruda bulunan kimse kötü niyetli sayılacaktır.
Yine başkası tarafından kullanılan bir markanın aynısını veya benzerini bilerek ve haklı bir neden olmaksızın sırf rakibini engellemek amacı taşıyan engelleme markaları kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirmelidir. Ayrıca başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak ve tescil ettirmek de kötü niyetli olarak kabul edilmelidir.
Görüldüğü üzere kötü niyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur.
Kötü niyetin tespitinde önceki markadan haberdar olma veya bilebilecek durumda olma ciddi bir kötü niyet göstergesi iken, tek başına belirleyici değildir. Nitekim,..., 2013 tarihli ... kararında, önceki markayı bilmenin, kötü niyetin varlığının kabulü için tek başına yeterli olmadığı ve bunun için başvuru anındaki tüm faktörlerin göz önüne alınarak bir değerlendirme yapılması gerektiğini ifade etmiştir.
Avrupa Adalet Divanı bu konuda, “kendisinden önce bir başkasının diğer üye bir devlette aynı veya karışıklığa yol açacak kadar benzer bir markanın tescilli olduğunu bilip bilmediği, bilmesinin gerekip gerekmediği, bu kimsenin, bir başkasına ait markanın kullanılmasına engel olma amacı taşıyıp taşımadığı ,tescil konusu ürünleri pazarlamaktan alıkoyma, piyasaya girmesini engelleme amacı olup olmadığı ” hususlarının ve tescil başvuru tarihi itibariyle “markanın sahip olduğu ün”ün göz önünde bulundurulmasını içtihat etmiştir .
Dosyada toplanan tüm deliller yüksek Yargı uygulamaları ile birlikte değerlendirildiğinde , davalı yan marka tescilinin 2018 yılına dayanması, davacı yanın dava konusu markaya ilişkin ticari faaliyetlerine ise 2020 yılında başladığına yönelik ticari sicil kaydı ve lisans sözleşmesi içeriği birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu “...” ibareli markanın kötü niyetli tescile konu edildiğini gösterir yeterli delillerin davacı yanca sunulmadığı ve SMK 6/9 maddesine dayalı olarak talep edilen hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı anlaşılmıştır.
Toplanan deliller, ticari sicil kayıtları, marka tescil belgesi, taraf iddia ve savunmaları, 18.2.2020 tarihli sözleşme , HMK 266 madde kapsamında denetim ve hüküm kurmaya elverişli, dosyadeki deliler ile uyumlu bilirkişilerin kök ve ek raporları bir arada incelendiğinde; Davalı yana ait ...kod numaralı “...” ibareli markanın SMK m.6/3, 6/6 ve 6/9 bakımından hükümsüzlük ve davacıya devir koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından sübut bulmayan davanın esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
Katip ... · ¸ Hakim ... · ¸
İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/166, K. 2025/88, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama