İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

İSTANBUL 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2023/64 K.2025/13

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

Esas2023/64Karar2025/13Tarih21 Ocak 2025Okuma22 dk · 4.390 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Karar tarihi
21 Ocak 2025
Esas no
2023/64 Esas
Karar no
2025/13
Dava
Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
Dava tarihi
23/02/2023
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.390 kelime·22 dk okuma·5 bölüm

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin kurucusu ...’ ın ülkemizin ilk üniversiteye hazırlık dershanesi olan ve ... A.Ş. tarafından kurulmuş olan "..." isimli ticari işletmeyi ... 3. Noterliği' nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı sözleşmesi ile ...

A.Ş.' den devir almış olduğunu, 1997 yılında ... tarafından alındığında ...' ta tek şube olarak faaliyet göstermekte iken, 1999 yılında ... şubesi, 2000 yılında ... şubesi, 2002'de ...'de ikinci şube açıldığını, gün geçtikçe şube sayısını artıran ... günümüz itibari ile Türkiye genelinde 100 şubeyi aşmış olduğunu, ..., eğitim ve öğretim faaliyetlerinin yapılması amacıyla 1997 yılında ...HİZ. A.Ş.' yi, 2005 yılında ise müvekkil ...

EĞİTİM HİZ.A.Ş.' yi kurmuş olduğunu, müvekkilin ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ... numaralı ibareli markaların sahibi olduğunu, markaların ... 5. Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile ... A.Ş. tarafından müvekkili şirkete devredilmiş ve Türkpatent’e de devir-tescil işlemleri tamamlanmış olduğunu, markaları müvekkil şirkete devreden ... HİZ.

A.Ş.' nin "..." markalarıyla gerçekleştirdiği eğitim ve öğretim hizmeti sunumunun 1997 yılında dershanecilik hizmetiyle başladığını, daha sonra ...olarak devam etmiş olduğunu, ... esas unsurlu markalar 1997 yılından itibaren büyük emekler harcanarak ve büyük yatırımlar yapılarak,

yoğun ve yaygın kullanım ve tanıtım çalışmaları sonucu, eğitim ve öğretim hizmetleri ve ürünleri bakımından tanınmış marka haline getirilmiş olduğunu, müvekkili şirketin de ... esas unsurlu markaları devraldıktan sonra eğitim öğretim hizmeti alanında aynı şekilde kullanmaya devam etmiş olduğunu, bu nedenle 1997 yılından bu yana gerçekleşen kullanımların da müvekkilin kullanımlarına ekleneceğini, müvekkil şirketin, markaları ve kullanımlarını ... alan adlı internet sitesinde ve diğer sosyal medya hesaplarında da tanıtmakta olduğunu,

dava dilekçesine sunulan deliller incelendiğinde 2000'li yılların başından itibaren müvekkile ait .... ve ... ibarelerinin tüm basılı evraklarında ve tabelalarında kullanıldığının görüleceğini, örneğin 2001 tarihli ... ekinde verilen deneme kitapçığında bilim adamları şekil unsurunun kullanıldığını ve yine 2000' li yıllardan günümüze kadar medya takip şirketi tarafından yapılan medya taramalarında, 1997' den bu yana okul yıllıkları, dergiler ve faturalarda müvekkillerin sürekli bu ibareleri kullandıklarını ve kamuya duyurduklarını,

ayrıca tüm fatura ve basılı kağıtlarında söz konusu ibareleri markasal olarak kullanmakla iş mahsulü haline getirdiklerinin açıkça görülmekte olduğunu, müvekkilinin ”...” ibaresini içeren markalarının gerek kendisine ait gerekse Türkiye’ nin çok sayıda il ve ilçesinde lisans verdiği okul ve kurslarda tescilli ticaret unvanı, işletme adı ve tescilli marka olarak yoğun ve yaygın şekilde kullanmakta ve tanıtmakta olduğunu, iş ve tanıtım evrakında sürekli ve kesintisiz biçimde gerçekleşen kullanım sonucu kendisinin oluşturduğu “...” ibareli tanıtım işareti üzerinde korunması gereken bir hukuki durum kazanmış olduğunu,

müvekkilinin “...” ibare ve biçimli markaları, 1997 yılından beri eğitim ve öğretim hizmetlerinde, tüm Türkiye’ ye ulaşacak biçimde, fiziki ve dijital ortamlarda kesintisiz olarak fiilen kullanılmak, tanıtılmak, çok geniş bir coğrafi çevreye hitap edecek şekilde ve üst düzey kalitede hizmet sunmak suretiyle ilgili sektörde bulunanlar tarafından çok iyi bilinen ve beğenilen itibarlı marka haline gelmiş ve tanınmışlık vasfını kazanmış olduğunu, 2010 yılında Kültür Üniversitesi tarafından, 2015 yılında Nişantaşı Üniversitesi tarafından ve 2020 yılında ...

Üniversitesi tarafından yapılan "Marka Bilinirlik Araştırma Raporları" da müvekkilinin markalarının tanınmışlığını ispatlar nitelikte olduğunu, tanınmış markalar ayırt ediciliği yüksek seviyede olan markalar olduğundan müvekkilinin markasının sadece ... ibaresi bakımından dahi ayırt edicilik kazanmış olduğunu ,.. markasının Türkiye genelinde tanınmışlık kazandığını “...” ibareli markanın gerçek hak sahibi olduğunu, ....

Sınıf ürün ve hizmetleri içeren markaların sahibi olduğunu, davalının da haksız biçimde dilekçede belirtilen 27 adet marka markayı adına tescil ettirmiş olduğunu, müvekkilinin markalarıyla davalı markalarında, asıl ve ayırt edici unsurların her birinin aynı şekilde görünmekte ve kavramsal olarak aynı algıyı yaratmakta olduğunu, müvekkilinin markalarıyla davalının markalarının, münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktıkları izlenim aynı olduğunu, öncelik hakkına sahip olan tescilli müvekkilinin markaları ile davalının markaları arasında karışıklığa sebebiyet verebilecek derecede görsel,

işitsel ve anlamsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzerliğin açık olduğunu, müvekkilinin uzun süreli kullanımla kendisine bağladığı, somut ve soyut olarak ayırt edicilik vasfı yüksek bulunan ve hatta tanınmışlığı bulunan, önceye dayalı ve gerçek hak sahipliği kazandığı,

markaların benzediği ve karıştırılma ihtimalinin olduğunu, hükümsüzlüğünü talep ettikleri davalı markalarının, müvekkilinin "...", "...", "...", ..." "..." ibare ve biçimli sektörde herkes tarafından bilinen ve tanınmışlık vasfı kazanan tescilli markalarından doğan haklarını da ihlal etmekte olduğunu, davalının bu eylemiyle müvekkilinin tanınmış markasının fiilen kullanıldığı ürün ve hizmetler için uyandırdığı ani çağrışımın tehlike altına girmiş olduğunu, davalının eylemleriyle müvekkilinin markasının kimliğinin ve halkın zihnindeki yerinin dağılması suretiyle "...." durumunun mevcut olduğunu,

müvekkilinin markasının ayırt edici karakterinin olumsuz biçimde etkilenmekte olduğunu, davalı yanın eylemlerinin, müvekkilin markasının tanınmışlığına zarar verdiğini, müvekkilinin marka tescilinden doğan haklarını ihlal edeceği açık olduğundan, hükümsüzlüğünü talep ettikleri davalı markalarının 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/3, 6/5, ve 25. maddesi hükümleri uyarınca ayrıca kötüniyetli tescili de gözetilerek ;

davalıya ait ... başvuru numaralı " ... ", ... başvuru numaralı " ... ", ... başvuru numaralı "... ", ... başvuru numaralı " ... " ... başvuru numaralı " ...",... başvuru numaralı " ... ", ...başvuru numaralı "... ", ... başvuru numaralı " ... ", ... başvuru numaralı " ... ", ...başvuru numaralı " ... ", ... başvuru numaralı " ... ", ... başvuru numaralı " ...", ... başvuru numaralı " ...", ...başvuru numaralı " ... ", .... başvuru numaralı " ...", ...başvuru numaralı " ...", ... başvuru numaralı " ... ", ....başvuru numaralı " ..." , ... başvuru numaralı " ... ", ... başvuru numaralı " ... " .... başvuru numaralı " ... ",

... başvuru numaralı " ... ", ...başvuru numaralı " ... ", ... başvuru numaralı " ... ", ... başvuru numaralı " ... " , ... başvuru numaralı " ..." ... başvuru numaralı " ..." ibareli ... sınıf ürün ve hizmetleri içeren markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davalı adına tescilli ... başvuru numaralı " ... ", ... başvuru numaralı " ...", ... başvuru numaralı " ... ", ... başvuru numaralı " ..." ...başvuru numaralı " ...",... başvuru numaralı " ... ", ... başvuru numaralı " ... ", ...başvuru numaralı " ... ", .... başvuru numaralı " ... ", ... başvuru numaralı " ... ", ... başvuru numaralı " .... ", ... başvuru numaralı " ... ",

...başvuru numaralı " ....", ... başvuru numaralı "... ", ... başvuru numaralı " ...", ... başvuru numaralı " ...", ... başvuru numaralı "... ", ... başvuru numaralı " ..." , ... başvuru numaralı " ... ", ... başvuru numaralı " ... " ...başvuru numaralı " ... ", ... başvuru numaralı " ... ", ... başvuru numaralı " ...", ... başvuru numaralı "...", ... başvuru numaralı " ... " ,... başvuru numaralı " ... " ... başvuru numaralı "..." ibareli markaların hükümsüzlüğüne ve karar kesinleştiğinde tirajı en yüksek üç gazeteden birinde yayınlanmasına,

tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

SAVUNMA

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, " ..." ifadesinin tek başına bir marka teşkil etmeyeceği gibi genel olarak kullanılan bir kavram olduğunu, davacı tarafın mahkemeye sunduğu markalara bakıldığında da tek başına "..."kavramının kullanımında marka hakkı sahibi olmadığını, davacı tarafın sunmuş olduğu marka lisanslarına bakıldığında logolarla beraber ..., ..., .., ..., ...okulları şeklindeki markaların kullanım hakkının davacı tarafa ait olduğunu, "..." kavramının tek başına bir marka olmadığını, mutlaka bu kavramın başına veya sonuna ayırt edici bir ifade veya sembol eklenilerek kullanılmakta olduğunu,

müvekkilin başvuru yaptığı ve sahip olduğu markaların iptalini veya hükümsüzlüğünü gerektirecek hukuki bir sebep bulunmadığını, müvekkilinin hak sahibi olduğu markaların davacı tarafın markalarıyla karıştırılmasının da mümkün olmadığını, davacı tarafın halk tarafından "..." olarak tanınmayıp "..." olarak tanındığını, davacı tarafın tanınırlığının ve bilinirliğinin "..." isminden kaynaklı olduğunu, "..." kavramının eğitim sektöründe kullanılan öğretim programının genel adı olduğunu, Milli Eğitim Bakanlığı' na bağlı devlet liselerinde ( ..) ve üniversite bölümlerinde ( .... ...Fakültesi) "..." ifadesinin kullanılan genel bir ifade olduğunu,

...öğretim Programında esas alınan genel amaçlar ve temel ilkelerin " fizik, kimya, biyoloji, astronomi, yer ve çevre bilimleri hakkında temel bilgiler kazandırma", " ...uygulamaları hakkında temel bilgiler kazandırma", " doğanın keşfedilmesi sürecinde, bilimsel süreç becerileri ve bilimsel araştırma yaklaşımını benimseme", " insan-çevre arasındaki ilişkinin anlaşılması sürecinde, bilimsel süreç becerileri ve bilimsel araştırma yaklaşımını benimseme", " doğanın keşfedilmesi ve insan-çevre arasındaki ilişkinin anlaşılması karşılaşılan sorunlara çözüm üretme", " birey, çevre ve toplum arasındaki karşılıklı etkileşimi fark etme", " toplum,

ekonomi ve doğal kaynaklara ilişkin sürdürülebilir kalkınma bilincini geliştirme", " günlük yaşam sorunlarına ilişkin sorumluluk alınmasını sağlama", " sorunları çözmede ...", " ...", " ...", " ..", " ...", " bilginin geçtiği süreçleri anlama", " ...", " ...", " doğada ve yakın çevresindeki tutum geliştirme", " ...", "...", " ...", " ...", " karar verme becerileri geliştirme" ve " evrensel ahlak değerleri, millî ve kültürel değerler ile bilimsel etik ilkelerinin benimsenme" şeklinde belirlenmiş olduğunu, dolayısıyla "..." ibaresinin sadece bir kişinin kullanımına özgü olmayıp evrensel bir kavram olduğunu,

davacı tarafın da tek başına "..." markasının lisansını alamamış olduğunu, SMK'nın 4. ve 5. maddelerine göre de "..." kavramının tek başına marka olarak tescil edilmesinin mümkün olmadığını, hem SMK hem de Türk Marka ve Patent Kurumunun buna izin vermemekte olduğunu, davacının tek başına "... kavramının hak sahibi olmadığını, "..." kavramının önüne veya sonuna başka bir isim yada sembol eklenmiş olduğunu, ayrıca davacının ticaret ünvanı da tek başına "..." olmadığını, "..." şeklindeki unvanı kullanmış olduğunu,

genel bir kullanım olan "..." ibaresinin kullanılmasıyla da müvekkilinin rekabet hukukuna aykırı eylemlerde bulunduğunun söylenemez olduğunu, müvekkilin marka lisanslarındaki "..., ..., ..., ... , ..., ..." ibarelerinin kullanımının da davacının sahip olduğu marka haklarıyla hiçbir şekilde benzer olmadığını ve karıştırılma ihtimalinin de olmadığını, Yargıtay uygulamaları da dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE

Dava konusu uyuşmazlık; davalıya ait ... sınıfta tescilli, 25.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... ", 25.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... ", 25.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... ", 25.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ...", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... ", 25.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ...", 25.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... ",

29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ...", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ...", 07.10.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... ", 14.01.2021 tescil tarihli ... başvuru numaralı " ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ...başvuru numaralı " ... " 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ...",

29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı ".. ", 29.09.2020 başvuru tarihli ...başvuru numaralı " ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı "..." , 29.09.2020 başvuru tarihli .... başvuru numaralı " ... " 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... " ibareli markaların hükümsüzlüğüne ilişkin olarak açılmıştır.

Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.

Türk Patent ve Marka Kurumundan davacıya ait marka tescil belgeleri celp edilmiştir.

Davacının ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...ve... nolu marka tescil belgeleri celp edilmiştir.

HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Bilirkişiler ..., ...,... tarafından düzenlenen 06.03.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalı markalarının davacı markalarında yer alan esas unsur niteliğindeki ... ibaresini aynen içermesi ve yine mal/ hizmet ayniyeti nedeniyle karıştırılma ihtimalinin ve iltibasın mevcut bulunduğu ve anılan nedenle davalı markalarının hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davalının markalarının hükümsüzlük koşullarının davacının markalarının tanınmışlığı nedeniyle de oluştuğu, davacı ayrıca davalının kötüniyetli olması nedeniyle de davalının markalarının hükümsüz kılınması talebinde bulunmuş olup, kötüniyetin hukuki takdiri ve kötüniyet nedeniyle de markaların hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğunu bildirmişlerdir.

Rapora itiraz edilmesi üzerine yeni bir heyet oluşturulmuştur.

Bilirkişiler ..., ..., ... tarafından düzenlenen 03.09.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle.

Davacıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “...” internet web sitesinin güncelolarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alanadının 28.08.1998 tarihinde kayıt olunduğu ve internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde genel olarak “...” adıyla “Eğitim - Öğretim” sektörlerine dair faaliyetler ile ilgili internetsitesi olarak kullanıldığı,

Davacıya ait olan ilgili internet web sitesinin “...” adresinde davacı tarafından beyan etmiş olduğu gibi uzun yıllardan bu yana yoğun bir şekilde kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına dünyanın en önde gelen web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin 2000 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve 2000 yılından bu yana davacı tarafından “...” adıyla “Eğitim - Öğretim” sektörlerine dair faaliyetler ile ilgili aralıksız ve yoğun bir şekilde internet sitesi olarak kullanıldığı tespit edildiği,...,

1926 yılında 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'na dayanarak Milli Eğitim programına dahil edilmiştir. ....tek başına patentli bir marka olmadığı için eğitim ve öğretim açısından etkili olamaz.

Ancak, ... önüne veya arkasına uygun bir kelime getirildiğinde, eğitim ve öğretim açısından daha etkili olabileceği kanaatine varıldığını, Davacı markalarının tanınmış marka olup olmadığı hususunda dosyaya sunulan belgele incelendiğinde, markaların tesciline ve kullanım sürelerine ilişkin belgeler, markanın kullanımına dair faturalar, markaya ilişkin çeşitli haberler, reklamlar,

marka bilirlik araştırma raporu gibi verileri ve yukarıda yer verilen bilişim incelemesi neticesinde davacının “...” ibare ve biçimi Markalarının tanınmış marka olduğu,Davalı markalarının davacı markaları ile karşılaştırması sonucunda markanın bütün olarak tüketicide bıraktığı izlenim esas alınarak karıştırılma ihtimali bulunduğu,Davalı markaları incelendiğinde markanın benzerliği kapsamında varılan sonuç neticesindedavalının tescil aşamasında aynı sektörde davacının markasını bilmemesinin mümkün olmadığı davacı markasıyla karıştırma ihtimali doğurabilecek markaları tercih ederek markanın değerinden haksız yararlanma amacının bulunabileceği

ve bu gerekçeyle davacının kötüniyetli tescile dayanılabileceği,Davalı tarafın marka kullanımlarının TTK 55/1/a/4 hükmüne göre haksız rekabet teşkil ettiği yönünde görüş bildirdikleri anlaşılmıştır.

Davacı şirketin, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaraıllı, ... numaralı,... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ...numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı markaları ile davalı tarafın ... başvuru numaralı "...", ...başvuru numaralı "...", ... başvuru numaralı "...", ... başvuru numaralı "..." ... başvuru numaralı "...",... başvuru numaralı "...", ...başvuru numaralı "...", ... başvuru numaralı "...", ... başvuru numaralı "...", ...başvuru numaralı "...",...başvuru numaralı "...",... başvuru numaralı "...", ... başvuru numaralı "...",

... başvuru numaralı "...",... başvuru numaralı "...", ... başvuru numaralı "...", ... başvuru numaralı "...", ... başvuru numaralı "...", ...başvuru numaralı "...", ... başvuru numaralı "..." ... başvuru numaralı "...", ... başvuru numaralı "...", ... başvuru numaralı "...", ... başvuru numaralı "...", ...başvuru numaralı "...", ... başvuru numaralı "...", ... başvuru numaralı "..." biçimli markaları dosya kapsamında incelendiğinde öncelikle ilgili markaların 41. Sınıfta tescilli oldukları anlaşılmaktadır.

Bir markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan unsur esas unsur olup, esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunan unsur ise yardımcı unsur olarak adlandırılmaktadır. Bir markanın tamamlayıcı bir unsurolmaksızın sadece esas unsurdan da meydana gelmiş olması mümkündür. Markalar arasında benzerlik olup olmadığı belirlenirken markalardaki esas unsurların tespit edilmesi gereklidir.

Esas unsur; ayırt edici nitelikte, özgün ve karakteristik olmalıdır. Esas unsur münferit kelime, yazı, resim, şekil, renk veya bunların oluşturduğu bir kompozisyondan oluşabilir. Karma bir işarette, kulağa hitabın daha önemli olması sebebiyle yazı daha hâkim bir unsur ise de, bu keyfiyet diğerlerinin esas unsur niteliğini kaybetmesine yol açmaz. Esas unsur, yardımcı unsurlara nazaran daha belirgin ve fark edilebilir olmalıdır.

Marka sadece kelimelerden değil de sayı , harf veya şekillerin meydana getirdiği bir kompozisyondan oluşuyorsa, sadece kelimelerin birbirinden ayırt edici olması yeterli değildir. Markanın bütün olarak bıraktığı izlenim itibariyle diğerlerinden ayırt edici nitelikte olması gerekmektedir. Bu nedenle, markanın içinde yer alan unsurlardan sadece birisine bakılarak ve diğer unsurlar ihmal edilerek ayırt ediciliğin varlığına veya yokluğuna hükmedilemez.

Yardımcı unsur ise ayırt edici nitelik taşımayan, kamuya ait olmaları nedeniyle ilgili herkes tarafından kullanılabilen unsurlar olarak kabul edilmektedir.

Bilirkişilerin raporlarında da isabet ile tespit edildiği üzere, davacı markaları incelendiğinde, davacı markalarının bir kısmında kırmızı tik işareti ve “...” ibaresinin yer aldığı, bir kısmında ayrıca bilim insanlarının resimlerinin olduğu ibarenin de bulunduğu tespit edilmiştir. Bu durumda kırmızı tik işareti , ... ibaresinin ve ayrıca bilim insanlarının resminin olduğu markalarda bu resmin de markanın esas unsurunu teşkil ettiği anlaşılmaktadır.

Davacının markalarında ... ibarelerinin ortak olduğu, bu ibarenin ya yukarıda ya önde yazılı olduğu, ön planda olduğu, mavi olarak yazıldığı, bilim adamları görseli ve/veya kırmızı tik işaretinin bulunabildiği, eğitim ciddi kurumların işidir şeklindeki sloganın altta küçük olarak yazıldığı, bu sloganın, okul, dershane,... gibi ibarelerin davacının tescilli olduğu ...

Sınıfta eğitim öğretim hizmetleri bakımından tanımlayıcı nitelikte olduğu, ... ibaresinin de ... ibaresinin kısaltmasından oluştuğu ve tanımlayıcı olduğu, Okul, merkez, eğitim kurumları, dershane gibi ibarelerin de ... Eğitim ve öğretim sınıfı bakımından tanımlayıcı ve tali unsur olduğu görülmektedir.

Dolayısıyla davacının markalarındaki ... ibaresinin esas unsur olarak yer aldığı, bilim adamlarının yer adlığı görsellerde bu şeklin de... ibaresi ile birlikte eşdeğer düzeyde markada esas unsur olarak yer aldığı, şeklin ...ibaresini tüketici nezdinde refleks olarak kuvvetli bir şekilde akla getirdiği görülmektedir. Davacı ayrıca delil tespiti yaptırdığı adreslerde davalı yanın davacı markası ile karışıklık yaratacak şekilde bu markaları piyasaya sürdüğünü bildirmiştir.

Bilirkişi raporlarında da tespit yapılan yerlerdeki kullanımların haksız rekabete neden olduğu belirtilmiştir.

Davalının arnavutköy bayrampaşa esenler kağıthane ... şeklinde olup yani davalı markalarının ... ibaresi ve şehir/semt isimlerinden oluştuğu görülmektedir. Semt/ilçe (... vs.) ya da ilçe/şehir (... vs.) ibarelerine ... ibaresinin eklenmesi ile oluşturulan markaların ise şekil içermediği, düz siyah -beyaz renkte kelime markası oldukları, şehir, ilçe ya da semt adlarından oluştukları davalının hükümsüzlük talep edilen marka tescil belgelerinden görülmektedir.

Söz konusu ibarelerde şehir veya semt isimlerinin markalarda zayıf ve tali unsur olarak yer aldıkları, tüketici nezdinde davacı markalarının esas unsuru olan ... ibaresinin markalarda ortak olduğu, aynen içerildiği, yer isimlerinin markalarda ayırt edici nitelikte bir karakter katmaya yeterli gelmediği, tam aksine seri marka izlenimi oluşturabilecek düzeyde şehir/ilçe/semt gibi yer isimlerinden oluşturulan bu yerlerin ...

Sınıftaki eğitim ve öğretim hizmetleri bakımından, davacıya ait okul, dershane vd. eğitim kurumlarının birer şubesi izlenimi ve çağrışımını kolaylıkla tüketici algısında meydana getirebileceği görülmektedir.

Bu davalı markaları bakımından da davacı markası ile bu markaların esas unsurlarının ortak olarak yer aldığı, bu açıdan markaların görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olduğu, yine ilk bilirkişi raporunda yer alan tabloda da görüldüğü üzere mal/hizmet sınıflarının da aynı olduğu görülmektedir.

Karıştırma ihtimali olup olmadığının belirlemesinde kural olarak orta düzeydeki tüketicinin ilk bakışta veya hizmeti karıştırması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınmaktadır.

Benzerlik ve karıştırılmanın varlığı hususunda hedef kitle halktır. Bu nedenle karıştırılma ihtimali halk bakımından değerlendirilmelidir. İlgililerin veya işin uzmanlarının ya da dikkatli kişilerin söz konusu markaları birbirine karıştırmamaları yahut karıştırmayacak olmaları karıştırma tehlikesini ortadan kaldırmayacaktır. Bu konuda ortalama tüketicilerin tamamında değil, bir kısmında dahi karıştırma ihtimalinin varlığı yeterli kabul edilmektedir (Bu konuda bkz. HGK, 07.06.2006 T., 2006/11-338).

Ayrıca işaret ile tescilli marka arasında halk nazarında “ilişkilendirilme” olduğu ihtimali de “karıştırılma ihtimali” olarak benimsenmiştir.

Davalı markasında yalnızca şehir ismi ve “...”ibaresi kullanılan davalı markalarının ayırt edici nitelik taşımadığı ve bu haliyle davacı markaları ile karıştırılma ihtimali bulunduğu; davacı markalarının tanınmış marka niteliğinde olması nedeniyle ,davalının gerçekleştirdiği tescillerin davacının markalarının bir serisi gibi algılanmasının kaçırılmaz olduğu, öte yandan davacı markasının bilirkişi raporları ile de belirlendiği gibi tanınmış marka olmasının davacı markaların itibarının zedelenme olasılığının ve markanın sulandırılma riskini de yarattığı hususu da son alınan rapor kapsamı ile de sübuta ermiştir.

TANINMIŞ MARKA İDDİASININ İNCELENMESİ

Tanınmışlık ile değerlendirme bilirkişi incelemesi kadar sunulacak delillere göre nihai olarak mahkemece takdir edilecek bir olgudur.

Taraf olduğumuz tanınmış markalarla ilgili uluslararası anlaşmalarda ve mülga 556 sayılı KHK’de ve 6769 sayılı yasada da tanınmış markanın tanımı ve kriterleri gösterilmemiş, bu husus mahkeme içtihatları ve öğreti ile uygulamaya bırakılmıştır.

Yargıtay birçok kararında "bir kişi veya teşebbüse sıkı sıkıya bağlı, garanti, kalite, kuvvetli reklam ve yaygın dağıtım içeren, müşteri, akraba, dost ve düşman ayırımı yapılmaksızın, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışımdır" şeklinde bir tanımlama getirmiş ve bu tanıma nazaran da markanın promosyon sonucunda kazanılan herkesçe veya ilgili kesimce bilinme, emtia söylendiğinde o markanın akla gelmesi,

ait olduğu sektörde iyi bilinme ve geniş bir dağıtım ağına sahip olma gibi kıstaslara göre markanın tanınmış marka olup olmadığının tesbiti cihetine gidilebileceğini belirtmiştir. Tanınmış marka konusunda uluslararası boyuttaki çalışmalar ise Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (wipo) bünyesinde yürütülmektedir.

Bu kuruluş uzmanlar komitesince benimsenen ... nolu tavsiye kararında bir markanın tanınmış olup olmadığının tesbitinde, markanın kullanım süresi, yaygınlığı, kapsamı ve coğrafi alan genişliği, ekonomik değeri, reklam, temsil, promosyon, fuarlara katılım ve fuar düzenleme, kataloglar hazırlama gibi tanıtım faaliyetleri, bu çalışmaların kapsamı, süresi ve mali bütçesi, işletmenin büyüklüğü, cirosu,marka hakkının hangi etkinlikte ve verimlilikte korunduğu,

tanınmışlığa yönelik mahkeme ve diğer yetkili makamların kararları gibi olguların göz önünde bulundurulması kararlaştırılmıştır.Yargıtay 11.HD nin 19.4.2002 tarih ve ...esas-... karar sayılı ilamında bir markanın birden çok ülkede tescilli olmasını tanınmış marka olarak kabul açısından yeterli görmekteyken son uygulamalarda bu hususun markanın tanınmışlığı açısından bir gösterge olabileceği ancak tek başına tanınmış marka olgusu için markanın birçok tescilinin olmasının yeterli olmayacağına işaret edilmiştir.

Trips’de ise açıkça tanınmışlığın ilgili sektörde tanınmışlık olarak anlaşılması gerektiği belirtilmiştir.

Yine doktrinde Trips deki düzenlemeye benzer görüş ... tarafından ileri sürülmüş ve markanın tanınmışlığından söz edebilmek için bir ülkede yaşayanların tamamı tarafından söz konusu markanın bilinmesinin zorunlu olmadığı, marka sahibinin hedef kitlesinin esas alınması gerektiğine işaret edilmiştir.Markanın tacirler yada o malın alıcıları değil, bu mal ile ilgili olmayanlar tarafından da bilinmesi halinde tanınmış markadan bahsedileceği, tanımış markanın maruf marka karşısında daha kapsamlı,ekonomik yönden daha önemli bir kavram olarak karşımıza çıkacağı,

bir markanın tanınmış olduğunu söyleyebilmek için markanın konulduğu mamülün birden bire düşünülmeden ve bir hatıranın yardımı ile hatırlanmadan,refleks halinde düşünülmesi gerektiği, genellikle tüketicinin zihninde bir fikir uyandıran markanın tanınmışlık derecesine ulaştığı da doktrinde Hamdi Yasaman tarafından ifade edilmiştir.

Gürzumar ise, tanınmış markanın en önemli özelliğinin, tescilli bulundukları mal kategorisinden bağımsızlaşarak ve başlı başına birer kalite sembolü olarak, reklam aracı haline gelen ve geniş kitleler karşısında sahip oldukları etkilerini, tamamen farklı mal kategorileri üzerinde de gösterebileceği markalar olarak tanımlamıştır.

Arkan ise tanınmış markadan bahsedebilmek için, reklam gücü yüksek, kalite sembolü haline gelmiş bir markanın, sadece o markayı taşıyan mal ya da hizmetlerle ilgili çevre içinde değil bu çevre dışında, o mal ya da hizmetle ilgisi olmayan kişilerce de bilinmesi gerektiğini belirtmiştir.

Bilindiği üzere Tanınmış marka korunmasında en önemli konunun tanınmışlığın belirlenmesinde izlenilecek yöntem olduğu, her ne kadar hukuki bağlayıcılığı olmasa da WIPO Kriterlerinin baz alınarak tanınmışlık araştırılması yapılması gerektiği bir markanın koruma istenen ülke dışında yabancı ülkelerde tanınmış olmasının, koruma istenen ülkede de tanınmış olduğuna hükmedilmesi için yeterli olmayacağının açık olduğu, her davada tanınmışlık olgusunun o davanın somut özelliklerine göre değerlendirilmesi gerektiği bilinmektedir. Dolayısıyla her somut olayda tarafların dosyaya sunduğu belgeler, beyanlar ve ihtilafın niteliği,ürünün sunulduğu sektör ve çevre gözetilerek bahsi geçen kriterlerin Mahkemece yada atanan bilirkişice o dosyaya özgü sunulan deliller ile tartışılması gereklidir.

İlk bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere bir markanın yalnızca tanınmış olması o markanın farklı mal ve hizmetler yönünden otomatik tescil engeli oluşturacağı sonucunu doğurmaz. Her somut olayda, markanın tanınmışlığından haksız bir yarar sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi hususlarının değerlendirilmesi gerekmektedir.

Somut dava dosyasında ; davalının da d iş dosyasındaki itiraz dilekçesinde belirttiği üzere, Davacının ... ibareli markalarında ... ibaresinin esasen ilgili çevrede tanımlayıcı bir ibare olduğu, ancak bu ibarenin artık tek başına ... olarak dahi sosyal medya, gazete haberlerinde yer aldığı, akla refleks olarak ... dershane, okul ve eğitim kurumlarını getirdiği, tüketicinin bunu artık sayısal bilimlerin genel adı olarak değil bir ticari marka olarak algıladığı görülmekte olup, bu statü ise davacının yoğun, yaygın kullanımı neticesinde kazanılmıştır.

Davacının ... ve/veya tik ibaresini taşıyan ya da bilim adamları görselini havi markalarının tanınmış olduğu, Davalının markalarının, davacının markasının yüksek bilinirliğinden haksız yararlanmak amacıyla ayrıca ... ibaresinin doğası gereği tanımlayıcı bir ibare olmasına rağmen, davacı yanca yıllardır süregelen yoğun ve yayın kullanım, yatırımlar ve emekler, hukuki mücadeleler ile tüketici nezdinde yüksek ayırt edicilik kazandığı,

bu hukuki mücadele olmaksızın yeniden eski anlamına kolaylıkla geri dönebileceği ve tanınmışlık niteliğini hızla kaybedebileceği de göz önünde alındığında ... ibaresinin ayırt edici niteliğinin hassas olduğu ve kolaylıkla sulandırılabileceği, yakın geleceğe dönük böyle bir riskin kolaylıkla algılandığı ve markanın kullanım neticesi kazandığı tanınmışlık ve ayırt edici gücünün zedelenebileceği bu nedenle ayırt edici karakterinin zedelenmesi nedeniyle de davalının markalarının hükümsüzlük koşullarının tanınmışlık nedeniyle de oluştuğu sonucuna varılmıştır.

KÖTÜNİYETLİ TESCİL İDDİASI KAPSAMINDA HÜKÜMSÜZLÜK İNCELENMESİ

Yargıtay 11.HD’nin 20.11.2018 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamı, 1.03.2021 T. ve ... E. - ... K.. 03.03.2021 T. ve ... E. - ...

K. Sayılı yerleşik ilamlarına göre; daha ziyade markanın ticari faaliyetlerde ayırt edici işaret olarak kullanılması amacıyla değil, başkalarının ticaretine engel olmak, daha önce verilmiş bir mahkeme kararının etkisini azaltmak ya da veya kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak markayı kendi adına tescil ettirmek, sözleşme hükmüne aykırı olarak markayı adına tescil ettirmek gibi hususlar genel kötü niyet sebepleri olarak görülmektedir.

Ayrıca tanınmış markanın aynısını veya benzerini tescil ettirmek dahi tek başına kötü niyetli marka tescili olarak yorumlanmamaktadır. Zira kanun koyucu, tanınmış markanın aynısı veya benzerini tescil ettirmeye mülga KHK'nın 8/4 (6769 s. SMK'nın 6/5 m) maddesinde ayrı bir sonuç bağlamıştır. Kötü niyetin tezahürü değişik şekil ve koşullarda olabilir.

Bu anlamda marka tescilini kullanarak başkalarının ticaretine engel olmak, bu amaçla şantaj yapmak ve para koparmak, markayı satmayı teklif etmek gibi eylemler olabilir. Kötü niyetin varlığını ispat bunu iddia eden davacı tarafa aittir.

Dolayısıyla yerleşik uygulamada işaret edildiği üzere sırf işaretsel benzerlikten yola çıkılarak, davalı tescilinin kötü niyetle yapıldığı olgusuna ulaşmak mümkün olmadığı, ihtimaller üzerinden hareketle davalının ileride davacının ticaretine engel olabileceğinin kabulü doğru olmadığı gibi, tek başına kötü niyet emaresi olarak görülemeyeceği bilinmektedir.

Avrupa Adalet Divanı bu konuda, “kendisinden önce bir başkasının diğer üye bir devlette aynı veya karışıklığa yol açacak kadar benzer bir markanın tescilli olduğunu bilip bilmediği, bilmesinin gerekip gerekmediği, bu kimsenin, bir başkasına ait markanın kullanılmasına engel olma amacı taşıyıp taşımadığı ve önceki markanın sahip olduğu hukuki korumanın ölçüsünün ne olduğu, önceki markanın kullanımının ne kadar eski olduğu, tescil konusu ürünleri pazarlamaktan alıkoyma, piyasaya girmesini engelleme amacı olup olmadığı ” hususlarının ve tescil başvuru tarihi itibariyle “markanın sahip olduğu ün”ün göz önünde bulundurulmasını içtihat etmiştir (2009 tarihli CJBU, C-529/07 sayılı CHOCOLADEFABRIKEN LINDT& SPRÜNGLI-FRANZ HAUSWITH kararı için bkz.: ÇOLAK, S.901, dn. 2239).

Markanın tanınmış olması halinde, çoğunlukla kötüniyetin varlığının asıl olduğunu savunan görüşler vardır. (Poroy/Yasaman, 2006, 349).Özellikle aynı mal veya hizmetlere yönelik tescil başvurularında, aynı sektördeki işletmecinin tanınmış markanın varlığından haberdar olması gerektiği kabul edilir.

Kötüniyet her somut olayda sunulu delillere göre nihai olarak mahkemece takdir edilmelidir.

Toplanan deliller, birbirleriyle uyumlu içinde sektör bilirkişilerin de bulunduğu alanında uzman her iki heyet raporlarında da davalı adına tescilli markaların davacı markaları ile( Davacı şirketin, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaraıllı,... numaralı, ... numaralı, ...numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı,... numaralı, ...numaralı,... numaralı, ... numaralı markaları ile) iltibasa neden olduğu,davacı markasının tanınmış marka olduğu, markanın bütün olarak tüketicide bıraktığı izlenim esas alınarak karıştırılma ihtimali bulunduğu,

davalının tescil aşamasında aynı sektörde davacının markasını bilmemesinin mümkün olmadığı davacı markasıyla karıştırma ihtimali doğurabilecek markaları tercih ederek markanın değerinden haksız yararlanma amacıyla tescil talebinde bulunduğu, Davalı tarafın marka kullanımlarının TTK 55/1/a/4 hükmüne göre haksız rekabet teşkil etmesi nedeniyle davacı markasının haklı ününden faydalanma amacıyla ve kötüniyetli olarak tescilleri gerçekleştirdiği,

birden çok marka tescili ile davacının şubesi seri markası gibi algılanmak istediği gözetildiğinde davalı adına tescilli tüm markaların kötüniyetli tescili de gözetilerek ayrı ayrı hükümsüzlüğüne , İlan talebi feri nitelikte bir talep olduğundan ve davacı yan hükmün ilanını talep etmişse de; yerleşik uygulamada marka hükümsüzlüğü davalarında ilan istemleri kabul edilmediğinden hükmün ilanı isteminin reddine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

1-DAVANIN ESASA DAİR TÜM HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMLERİ YÖNÜNDEN KABULÜNE,

A-Davalıya ait 25.09.2020 başvuru tarihli ...başvuru numaralı " ...", 25.09.2020 başvuru tarihli ...başvuru numaralı " ...", 25.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ...", 25.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli .. başvuru numaralı " ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ...başvuru numaralı " ...", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... ", 25.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ...", 25.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ...",

29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " güngören ...", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı "... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ...", 07.10.2020 başvuru tarihli ...başvuru numaralı " ... " , 14.01.2021 tescil tarihli ... başvuru numaralı " ...", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... " 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... ",

29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ...", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... " , 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... " 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ..." ibareli markaların ... Sınıfta var olan tescillerinin 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6, 25 Maddelerine ayrı ayrı HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE,

B-Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine,( 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca )

C-İlan talebi feri nitelikte bir talep olduğundan ve davacı yan hükmün ilanını talep etmişse de; yerleşik uygulamada marka hükümsüzlüğü davalarında ilan istemleri kabul edilmediğinden HÜKMÜN İLANI İSTEMİNİN REDDİNE,

2-615,40 TL ilam harcının 179,90 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 435,50 TL eksik harcın davalıdan tahsiline,

3-Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 40.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 179,90 TL başvuru harcı 179,90 TL peşin harç, 614,00 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 21.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 22.153,70 yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Davalı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,

6-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,

Dair karar davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 21/01/2025

Katip ... Hakim ... · e-imza e-imza

İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/64, K. 2025/13, 21 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Savunma
  5. Delillerin Tartışılması Ve Gerekçe
  6. Tanınmış Marka İddiasının İncelenmesi
  7. Kötüniyetli Tescil İddiası Kapsamında Hükümsüzlük İncelenmesi
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2023/64
Karar No
2025/13
Tarih
21 Ocak 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/65 K.2025/38
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2023/67 K.2025/64
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi E.2023/67 K.2025/21
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2023/68 K.2025/25
  • İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/70 K.2025/9
  • İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/70 K.2025/30

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.