KÜNYE
T.C. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3 Aralık 2025
- Esas no
- 2018/34 Esas
- Karar no
- 2025/928
- Dava
- Tazminat (Şirket Yöneticisinin Sorumluluğu ve Haksız rekabetten kaynaklanan
- Dava tarihi
- 11/01/2018
Karar Metni
6.189 kelime·31 dk okuma·8 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan asıl ve birleşen Tazminat davalarının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
ASIL DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... Limited Şirketi'nin (=...) 27.07.2007 tarihinde ..., ... ve davalılardan ... tarafından kurulduğunu, müvekkili şirketin “.... Şirketi” olan ticaret unvanının, 10.11.2009 tarihinde “...
Limited Şirketi” şeklinde değiştirildiğini, halihazırda müvekkili şirketin paylarının 466,66 oranındaki bölümünün ...'e, 433,33 oranındaki bölümünün ise davalılardan ...'a ait olduğunu, davacı şirketin kurulduğu tarihten 17.10.2017 tarihli olağanüstü ortaklar kurulu toplantısına değin davalılardan ...'ın müvekkili şirketin finansal işlemlerini tek başına yürüten müdürler kurulu başkanı sıfatını haiz olduğunu, toplantı tarihine kadar görev yaptığını, şirketin diğer ortakları olan ... ile ...'nun, ...'ın gerçekleştirmiş olduğu pek çok işlemden söz konusu işlemlerin tamamlanmasının ardından haberdar olduklarını,
davalılardan ...'ın müvekkili şirketin diğer ortak ve müdürlerinin bilgi ve onayını almaksızın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (-TK) limited şirket müdürünün şirketle rekabet etme yasağına aykırı davrandığını, müvekkili şirketle rekabet, ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabet içerisinde olan davalılardan ... Anonim Şirketi'ni (“...) kurduğunu, daha sonra davalılardan ...'in, müvekkili şirketin rakiplerinden olan davalılardan ... Anonim Şirketi (...) ile birlikte ...
Şirketi'ni (...) kurduğunu, davalılardan ...'ın müvekkili şirketin müdürler kurulu başkanı olması sebebiyle elde ettiği ticari sır niteliğindeki bilgileri, haksız rekabet teşkil edecek şekilde ... ve ... için kullandığını, bu sebeple haksız kazanç elde edildiğini ve müvekkili şirketin zarara uğratıldığını, davalılardan ...'ın müvekkili şirketin bünyesinde finans işlerini tek başına yürüten müdürler kurulu başkanlığı görevini ifa ettiği dönemde;
müvekkili şirket ile haksız rekabet içerisinde bulunan ve ticari unvanına tecavüz eden ... ve ...şirketlerini kurduğunu, müvekkili şirket ile rekabet içerisinde bulunan ...'in tek yetkili temsilciliği görevini üstlendiğini, diğer taraftan müvekkili şirketin piyasadaki rakibi konumunda bulunan ...ile tek yetkili temsilcisi olduğu ...'in 450'şer oranda hissedarı olduğunu ve yine müvekkili şirket ile rekabet içerisinde bulunan ...'nın da tek başına temsil ve ilzama yetkili temsilciliği görevini ifa ettiğini, Davalılardan ...'ın aynı zamanda müvekkili şirketin %33,3 oranında ortağı olduğunu,
TK 613 ve 626 hükümleri uyarınca şirkete bağlılık yükümlülüğü altında olduğunu, davalılardan ...'ın müvekkili şirkete ait ticari sır niteliğindeki bilgileri müvekkili şirket ile rekabet içerisinde bulunan diğer davalılar ile paylaştığını, bu sebeple ...'ın şirket ortağı ve yöneticisi olarak bağlılık yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinin sabit olduğunu, diğer taraftan, davalılardan ...'ın müvekkili şirketin müdürler kurulu başkanı imzasını taşıyan ve müvekkili şirkete ait uzantılı e-posta adresinden müvekkili şirketin müşterilerine e-mail gönderdiğini,
... ve ...'nın menfaatine olacak şekilde müvekkili şirketin müşterilerini yanıltan e-posta yazışmalarında bulunduğunu, bu sayede müvekkili şirketin piyasada sahip olduğu itibardan haksız olarak faydalanıldığını, müvekkili şirketle rekabet içerisinde bulunan diğer davalılarla müvekkili şirket arasında bağlı şirket/şirketler grubu ilişkisi olduğu yönünde kötü niyetli bir kanaat oluşturulduğunu, nitekim 18.09.2017 tarihinde davalılardan ... ile müvekkili şirketin müşterisi ...'un temsilcisi ... ile gerçekleştirilen yazışmanın incelenmesi neticesinde bu durumun açıkça anlaşılacağını,
yine ...'ın müvekkili şirketin halihazırda bir projesinde faaliyet gösterdiği (“...) bir müşterisini yanıltma saikiyle haksız menfaat elde etmeye çalıştığını, bu yolla müvekkili şirketin zarara uğratıldığını, davalılardan ...'ın, müvekkili şirketteki pozisyonu sebebiyle müvekkili şirket bakımından ticari sır niteliğinde olan ihale tekliflerine ilişkin bilgileri kullandığını ve müvekkili şirkete ait müdürler kurulu başkanı imzasını taşıyan e-posta adresinden göndermiş olduğu tekliflerle,
diğer davalılardan ... ile müvekkili şirket arasında bağlı şirket/şirketler grubu ilişkisi olduğu yönünde haksız bir kanaat uyandırdığını ve teklifin müvekkili şirket ve/veya bağlı iştiraki tarafından verildiği yönünde bir algı yaratmaya çalıştığını, müvekkili şirketin teklif departmanına davalı tarafından kendi yazılı talimatı ile teklif verdirdiğini, verilen teklifin bir projeye ilişkin olduğunu, müvekkili şirketine olan rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırı olarak projeye ilişkin teklif çalışmalarından bahsettiği 11.10.2017 tarihli e-posta yazışmasının incelenmesi neticesinde de durumun rahatlıkla anlaşılacağını,
nitekim davalılardan ...'ın talimatı ile müvekkili şirketin teklif departmanı e- posta yazışmasının konusu olan ihale için 17.847.417,36.- Türk Lirası (ZTL) teklif verildiğini, aynı ihale için müvekkili şirket ile rekabet içerisinde bulunan diğer davalı şirketlerden ...'nın temsil ve ilzama yetkili temsilcisi olarak 13.450.000,00.- TL teklif verildiğini, davalı ...'ın, müvekkili şirketi teklif vermeye zorladığı tutar ile ihale sürecinin daha en başında oyun dışı kaldığını, ayrıca davalı ...'ın, yukarıda alıntılanan e-posta yazışması ile sabit olduğu üzere,
müvekkili şirketin çalışanlarını müvekkil şirket ile rekabet içerisinde bulunan ve kurucusu olduğu davalı şirketin menfaatine olacak şekilde çalıştırmış olduğunu, bu kapsamda çalışma sürelerine tekabül eden ücret tutarlarının bilirkişi marifeti ile hesaplanarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, davalılardan ... ve ... tarafından müvekkili şirketin ticari unvanı ile iltibas teşkil edecek bir ticari unvan kullanıldığını, piyasada davalı şirketler ile müvekkili şirket arasında bağlı şirket/şirketler grubu ilişkisi olduğu yönünde asılsız bir algı uyandırıldığını,
bu durumun müvekkili şirketin ticaret unvanına tecavüz teşkil ettiğini, davalılardan ...'in ticaret unvanı tetkik edildiğinde, müvekkili şirketin ticaret unvanının çekirdek unsuru olan “...” ibaresinin aynen yer aldığının görülebileceğini, müvekkili şirket ile davalılardan ... arasında bağlı şirket/şirketler grubu ilişkisinin bulunduğu yönünde asılsız bir algı yaratıldığını, bu yolla müvekkil şirketin on yılı aşkın süredir piyasadaki faaliyetleri sebebiyle kazanmış olduğu itibardan haksız ve kötü niyetli olarak faydalanılmaya çalışıldığını,
davalılardan ...'in kurucusu ve tek yetkili temsilcisinin müvekkili şirket ortağı ve eski müdürler kurulu başkanı davalı ... olduğu dikkate alındığında, bu benzerliğin kötü niyetli olduğunu, davalılardan ... ve ...tarafından kurulan ve davalılardan ...'ın tek başına temsil ve ilzama yetkili olduğu ... şirketinin kuruluşu esnasında ... ile ...'nın hali hazırda yönetim kurulu başkan yardımcısı olan ... ve ... ile 14.09.2017 tarihinde gerçekleştirdiği « e-posta yazışmasında aynen; “<..
Firmanın isminin ilk etapta ayrı ayrı yazılması uygun olur (...), bu müşterilerde daha güven oluşturur.
Faaliyet alanları ve nace aynı olmasında fayda var...” şeklinde ifadelerde bulunulduğunu, davalılardan ...'ın şirketin tescili sırasında ticaret unvanı, faaliyet alanları ve nace kodlarının müvekkili şirket ile benzer olması hususunda özellikle hassasiyet gösterdiğini, bu sayede müşteriler nezdinde güven kazanmayı hedeflediğini, ticaret unvanının taciri tanıtmaya ve onu diğer tacirlerden ayırt etmeye yaradığını, yukarıda alıntılanan e-posta yazışması içeriğinden anlaşılabileceği gibi ...nın, faaliyet alanları ve nace kodlarının müvekkili şirket ile benzer şekilde tescil etmekteki saikinin iltibasa yol açarak müşteri kazanmak olduğunu,
TK'da iltibasın haksız rekabete yol açacağının düzenlendiğini, davalıların iltibas yaratmak suretiyle müvekkili şirketin on yılı aşkın süredir piyasadaki faaliyetleri sebebiyle sahip olduğu itibara haksız ve kötü niyetli şekilde ortak olma niyetiyle hareket ettiklerini ve haksız kazanç elde etmek suretiyle müvekkili şirketi zarara uğratma gayesinde olduklarını, diğer taraftan müvekkili şirketin ticaret unvanına haksız şekilde tecavüz edildiğini,TK 52'nin dikkate alınması gerektiğini, anılan hüküm uyarınca müvekkili şirketin ticaret unvanının davalılar ... ve ... tarafından iltibas yaratacak şekilde kullanıldığını,
bu sebeple müvekkili şirketin tecavüzün tespitini, yasaklanmasını, ticaret unvanının değiştirilmesini veya terkinini ve tecavüz nedeniyle oluşan maddi durumun ortadan kaldırılması ile maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı bulunduğunu, Mahkeme tarafından bu aşamada davalı şirketler hakkında ticaret unvanına tecavüz iddiası ile dava ikame edildiğinin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde (STTSG) ve Türkiye genelinde yayınlanan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde yayınlattırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, Yerleşik Yargıtay içtihatları ve doktrinde dile getirilen görüşler doğrultusunda,
davalıların müvekkili şirket aleyhine dürüstlük kurallarına ve iş etiğine aykırı davranışlarının müvekkili şirket bakımından kabul edilemeyeceğini, haksız rekabet hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekeceğini, Mahkemenin davalıların dürüstlük kurallarına aykırı fiilleri neticesinde müvekkili şirketin uğradığı maddi ve manevi zararların tazminine karar vermesini, davalılardan ... tarafından müvekkili şirketin müdürler kurulu başkanlığı görevini icra ettiği sırada uhdesinde bulunan belgelerin asıllarının sunulmaması dolayısıyla ihalelere girilemediğini,
davalılardan ...'ın yetkilisi olduğu ...ve ...'in katılacağı ihalelerde kullanılma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğunu, bu husus değerlendirildiğinde dahi tek başına davalıların kötü niyetli olduklarını ve haksız kazanç elde etme çabasında olduklarını gösterdiğini, davalılardan ...'nın adresinin ... ile aynı adres olmasının ve davalılardan ...'ın her iki şirkette de müdür sıfatını haiz olması sebebiyle kolaylıkla ve kötü niyetli olarak müvekkili şirketin personelinden hizmet aldığını, bu şekilde de müvekkili şirketin zarara uğramasına sebep olduğunu, ...'in işlerini yapmakla görevli personelin bu şekilde başka işlerde çalıştırıldığını,
bu süre zarfında ... için çalışmasını sürdüremediğini, böylelikle ... ve ... arasında bir bağ olduğu imajının güçlendirildiğini, müvekkili şirketin anılan eylemler dolayısıyla maddi ve manevi olarak zarara uğradığının sabit olduğunu belirterek, haklı davalarının kabulüne, müvekkili şirketin ticaret unvanına yapılan tecavüzün tespitine, müvekkili şirketin ticaret unvanına yapılan tecavüzün sonlandırılmasına, tespit edilen tecavüzün Türkiye genelinde yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde ilanına, müvekkili şirketin ticaret unvanına yapılan tecavüz nedeniyle ortaya çıkan maddi durumun ortadan kaldırılmasına,
müvekkili şirketin ticaret unvanına kasten yapılan tecavüz nedeniyle davalılardan ... ve ...'nın bu sebeple elde etmesi mümkün görülen menfaatin tespit edilerek karşılığının müvekkili şirket lehine tazminat olarak hükmedilmesine,
müvekkili şirketin unvanına yapılan tecavüz nedeniyle itibarında meydana gelen zedelenmeye karşılık olarak 100.000,00.- TL manevi tazminatın davalılardan ... ve ...'dan tahsiline, müvekkili şirketin ticari sırlarının davalılar tarafından kötüniyetle kullanılması sebebiyle müvekkili şirketin maruz kaldığı kar kaybı dahil fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla mevcut durumda tespit edilebilen şimdilik 1.000,00.- TL tutarındaki zararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 107 hükmü uyarınca davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline,
davalılardan ...'ın müvekkili şirketin müdürler kurulu başkanı ve hissedarı olduğu dönemde rekabet etmeme ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı eylemleri nedeniyle fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla mevcut durumda tespit edilebilen şimdilik 1.000,00.- TL miktarındaki zararın HMK 107 uyarınca davalıdan tahsiline ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle;Ticaret unvanının ticaret sicili nezdinde tescil edilerek oluştuğunu, usulüne göre tescil edilmiş ticaret unvanının kullanımının sahibine ait olduğunu, tescilli ticaret unvanının sahibi tarafından kullanılmasının hukuka aykırı bir durum teşkil etmediğini, tescilli ticaret unvanının kullanılmasının bir başkasının ticaret unvanından doğan haklarına tecavüz teşkil etmediğini, bu bakımdan dava dilekçelerinde yer alan ticaret unvanına yapılan tecavüz iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,
davacı şirketin dosyadaki diğer davalılardan olan ...'e yönelik iddiaları ile müvekkili şirkete yönelttiği iddiaların karışıklığa yol açtığını, müvekkili şirketin unvanının davacı şirketin unvanı ile benzeşir yanı bulunmadığını, müvekkili şirketin davacı şirketin unvanından fayda sağlamak şeklinde oluşturulduğu şeklinde bir durumun bulunmadığını, müvekkili şirkete ait unvanın pay sahipleri olan diğer davalılar ... ve ... unvanlarında yer alan ilk sözcüklerden oluştuğunu, bunun da yegane amacının müvekkili şirketin ortaklarının bir araya gelerek ortaya koydukları bir oluşumun ürünü olduğu izlenimini vermek olduğunu,
bu sebeplerle davacının müvekkili şirkete yönelik iddia ve taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun ve gerekçesiz olduğunu, diğer davalılardan olan talep ve onlara yönelik iddialar ile karıştırılmış bulunduğunu, davacı şirketin müvekkili şirketin kendisine ait ticari sırları kullandığını ve bu durumun kendisini zarara uğrattığını iddia ettiğini, bununla birlikte davacı şirketin hangi ticari sırrının ne şekilde kullanıldığını ve bunun sonucunda ne gibi bir zararının olduğunu ortaya koyamadığını, davacı şirketin diğer davalılardan ... hakkındaki iddialarının müvekkili şirket açısından da geçerli olduğu yanılgısına düştüğünü,
müvekkilinin ayrı bir tüzel kişilik olduğunu ve müvekkilinin diğer davalıların eylemleri ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, müvekkili şirketin dava tarihi itibariyle hiçbir ticari aktivitesinin ve faaliyetinin bulunmadığını, hiçbir faaliyeti bulunmayan bir şirketin davacı şirket ile haksız ya da haklı şekilde rekabet etmesinin de mümkün olmadığını, davacının iddia ve taleplerinin haklılığını ortaya koymak adına dosyaya sunmuş olduğu Yargıtay kararlarının da iddia edilen maddi vakıalarla örtüşmediğini, davacı şirketin kendi personelinin müvekkili şirket tarafından kendi işleri için istihdam edildiğini iddia ettiğini,
ancak böyle bir iddianın gerçek olmasının fiilen mümkün olmadığını, faaliyeti olmayan bir şirketin başka bir tüzel kişiliğe ait çalışanları istihdam etmesinin mümkün bulunmadığını, davacı şirketin tıpkı diğerleri gibi bu iddiasını da destekler hiçbir delilinin mevcut olmadığını, tıpkı diğerleri gibi, anılan iddianın da davalılardan ...'ın eylemlerine dayandığını ve müvekkili şirkete isnat edildiğini, davacı şirketin iddialarının kargaşa içerdiğini, davacı şirketin müvekkili ile diğer davalıları karıştırdığını, esasında davacı şirketin anılan tutumunun bilinçli olduğunu ve Sayın Mahkeme'yi yanıltmaya yönelik bulunduğunu,
davacı şirketin davalı sayısını fazla tutarak var olmayan maddi vakıaların kurgusal şekilde var olduğu izlenimi yaratmaya çalıştığını, müvekkili şirketin davacıya karşı rekabet etmeme yükümlülüğü bulunmadığını, müvekkili şirketin davacı şirketin ne müdürü ne de ortağı olduğunu, yine davacı şirkete karşı yükümlülük altında bulunan bir taraf da olmadığını, davacı şirketin diğer davalılardan ... hakkındaki iddialarının müvekkili şirket açısından da geçerli olduğunu ileri sürdüğünü ve bunlara hukuki sonuçlar bağladığını, dava dilekçesinde davalılardan ...'ın e-posta yazışmalarının rekabet yasağına aykırılık teşkil ettiğini ileri sürdüğünü,
ancak bu yazışmaların şirket içi yazışma niteliğinde olmadığını, içerik olarak incelendiğinde rekabet yasağına aykırılık teşkil etmediğini, öte yandan davacı şirketin iddiaları kapsamında zararının hangi eylem, iş ya da ne şekilde gerçekleştiğini ve tutarını belirtmediğini, davacı şirketin kötü niyetle ve haksız şekilde dava açtığını belirterek davanın reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline, davacı hakkında HMK 329/2'nin tatbikine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ...'ın davacı şirket yetkilisi ... ve şirketin eski ortaklarından ... ile birlikte ...'i 27.07.2007 tarihinde kurduğunu, ortakların üçünün de müdür sıfatını haiz olduğunu ve eşit paylara sahip olduklarını, müvekkilinin müdürler kurulu başkanlığı yaparken diğer ortakların aralarında anlaşarak yaşa dışı usulsüz işlemler yaptıklarını, mal kaçırdıklarını ve şirketin içini boşalttıklarını, müvekkili tarafından bunlara itiraz edilmesi üzerine diğer ortakların karar alarak müdürler kurulu başkanlığını ve imza yetkisini 12.10.2017 tarihli kararla kaldırdıklarını,
sonrasında hukuka aykırı şekilde bilgi ve belgelere erişimini engellediklerini, davalı aleyhine müdürlük yetkisinin kaldırılmasına ilişkin ... 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası ile yokluk ve butlan davası açıldığını, İKK. limited şirketi üzerinden bir şirkete sahte faturalarla yaklaşık 1.750.000.- USD (ZAmerikan Doları) para aktarıldığını, karşılığında hiçbir mal ve hizmet satın alınmadığını, müvekkili tarafından ilişiği bulunan kişiler hakkında ...
9. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ... E. sayılı dosyası ile uğranılan zararın şirkete ödenmesine yönelik sorumluluk davası ikame edildiğini, davalı tarafça ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ...E. sayılı dosya ile şirketin haklı nedenle feshi ve çıkma talepli dava açıldığını, bu davanın ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...
E. sayılı dosyası ile birleştirildiğini, usulsüz olarak düzenlenen 15.12.2017 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında sermaye artırımına gidildiğini, bahsi geçen kararın ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ...
E. sayılı dosyası ile görülen dava ile iptalinin istenildiğini ve Mahkeme tarafından verilen kararla sermaye artırımına ilişkin kararın yürürlüğürünün tedbiren durdurulduğunu, davalının davacı şirket ...'den, 3.000.000.- USD'nin çok üzerinde alacağının bulunduğunu, şimdilik 950.000.- USD'lik kısmının istendiğini ancak davacı şirket tarafından ödeme yapılmadığı için müvekkili tarafından icra takibi başlatıldığını, takibe yapılan itiraz üzerine ..
9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... EB. sayılı dosyası ile itirazın iptali davası ikame edildiğini, dava dışı ... tarafından şirketin içinin boşaltılmaya yönelik 22.12.2017 tarihinde ...'e ait yaklaşık 20.000.000.- TL değerindeki üç adet gayrimenkulün ...'na bedelsiz olarak devredildiğini, karşılığında muhasebe kayıtları ile oynanarak ...'nun şirketten olan 7.000.000.- TL alacağına karşılık işlem tesis edildiğini, bunun üzerine muvaaza nedeniyle ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E. sayılı dasyası ile tapu kaydı iptali ve tescil davası açıldığını, satılan taşınmazlar üzerine tedbir konulduğunu, şirket kasasında bulunan 1.750.000.- USD tutarında fatura kesilmesi gerekirken anılan faturanın kesilmediğini ve tekrar geldiği yere gönderildiğini, ...'a kaçırılarak uhdeye geçirildiğini, buna istinaden ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... E. sayılı dosyası ile sorumluluk davası açıldığını, mahkemece bu dosya ile ...9.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasının birleştirildiğini, davalı ile diğer ilgililer hakkında ...
Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde ... ve ... no'lu dosyaları ile sahtecilik, dolandırıcılık, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK) 359 hükmü gereğince vergi kaçakçılığından soruşturma yürütüldüğünü, davacı şirket ve yetkilisi hakkında müvekkili tarafından yukarıdaki davaların açıldığını, anılan davaların açılmasını takiben davacı şirketin yetkilisinin açılan davalara cevap vermediğini ve müvekkili hakkında tamamen haksız ve mesnetsiz olarak huzurdaki davayı ikame ettiğini, davalı ... yönünden husumet itirazında bulunulduğunu, ticaret sicili kayıtlarının gözetilmesi durumunda müvekkilinin kendi şahsı adına ticari faaliyette bulunmadığını,
husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, tescilli ticaret unvanının sahibi tarafından kullanılmasının hukuka aykırılık teşkil etmediğini, davacı şirketin ticaret unvanına yapılan tecavüz iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, manevi tazminat olarak talep edilen tutarın fahiş olduğunu, neye göre talep edildiğinin belli olmadığını, kabulü mümkün olmayan iddianın ispatının da söz konusu olmadığını, bu sebeple reddinin gerektiğini, davacı şirketin ticari sırlarının kullanılması nedeniyle tazminat talebinde bulunduğunu,
bununla birlikte somut uyuşmazlık bağlamında haksız ve hukuka aykırı bir durumdan söz edilemeyeceğini, müvekkilinin davacı şirket ile aynı şirketler topluluğuna dahil olduğu izlenimi oluşturmak gibi bir niyetinin bulunmadığını, dava dilekçesinde bazı evrakların, iş bitirme belgelerinin asıllarının, bazı dava dosyalarının müvekkilinde olduğunun iddia edildiğini, anılan iddiaların gerçeği yansıtmadığını, yine diğer davalılardan ...'nın çalışanlarının müvekkili tarafından çalıştırıldığı iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, davalı ...'ın 25.08.2017 tarihinde davacı şirket nezdindeki müdürlük yetkisinin hukuka aykırı olarak kaldırıldığını,
1.5 aylık süre içerisinde nasıl ve ne şekilde ticari sırları kullandığını ve rekabet ettiğinin somut olarak ortaya konulamadığını, bu süre içerisinde şirket yetkilisinin davacı şirketin içini boşaltmayayönelik olarak yaptığı usulsüzlükler ve vergi kaçakçılığının gündeme geldiğini, müvekkilinin sürekli dava ikame etmekle meşgul olduğunu ve hiçbir iş yapmaya imkan bulamadığını, dava dilekçesinde müvekkilinin e-posta yazışmalarının rekabet yasağına aykırılık teşkil ettiğinin ileri sürüldüğünü, bununla birlikte söz konusu e-postaların içeriklerinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, müşteriyi yanıltmaya yönelik bir davranış olmadığını,
zarara yol açmadığını, tarih itibariyle de müvekkilinin davacı şirketten uzaklaştırıldığı döneme denk geldiğini, müvekkili tarafından hiçbir yere teklif verilmediğini, dava dilekçesinde davacı şirketin müvekkili ... tarafından büyük miktarda gelir kaybına ve zarara uğratıldığının ileri sürüldüğünü, ancak bu zararın ne olduğunun ifade edilmediğini, davacı tarafça şimdilik 1.000.- TL zarar olduğu tespit edildiğini, ancak bu zararın neye göre ve nasıl tespit edildiğinin de bilinmediğini, davacı şirketin zararına yol açacak olacak teklif verildiği hususunun gerçeği yansıtmadığını, verilen tekliflerin davacı şirket adına verildiğini,
davacı şirketin aksini somut delillerle ispat etmesi gerektiğini, diğer şirket yetkilisi ...'in davacı şirket ile aynı adreste ve aynı iştigal konusunda ... unvanlı bir şirket kurduğunu, davacı şirketin sadece müvekkilinin bu adreste aynı iştigal konusu olan bir şirket kurmuş gibi mahkemeyi yanılttığını, davacı şirket yetkilisi ...'in kurmuş olduğu ...'ın rekabet etme yasağına aykırı hareket ettiğini, hatta davacı şirketin ihalelere teklif vermesini dahi engellediğini, ...'in kurduğu Res Yatırım'ın işleri için davacı şirketin personelini kullandığını, mail yazışmalarının ve talimat yazışmasının ekte olduğunu,
davacı şirketin huzurdaki davayı müvekkiline karşı açılacak davalara önleyici bir dava olarak ikame ettiğini dile getirerek, mesnetsiz davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı şirkete tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle;dava dilekçesinde davacı şirket tarafından müvekkili şirkete karşı husumet yöneltildiğini, dava dilekçesinde yer alan iddialar ile müvekkili şirket arasında herhangi bir rabıtanın bulunmadığını, dava dilekçesinde yer alan iddiaların davacı şirket tarafından diğer davalılar ..., ... ve ...'ya karşı yöneltildiğini, söz konusu iddiaların müvekkili şirketle ilgisini ortaya koyan herhangi bir delilin mevcut olmadığını, davalı şirketin diğer davalılardan ... ve ...'in kurucusu olduğunu, bu durumun davalı sıfatını kazanmasına dayanak oluşturmadığını, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini talep ettiğini belirterek, davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı şirkete tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... davalı şirket yetkilisi ... ve şirket eski ortaklarından ...ile birlikte ... Müh. Taah. Tic. Şti. Firmasını 27/07/2007 tarihinde kurduklarını, ortaklardan her üçünün de şirket müdürü ve 1/3 olmak üzere eşit pay sahibi olup müvekkilinin müdürler kurulu başkanlığını yapmakta iken ... ve ...'in kendi aralarında anlaşarak yasa dışı usulsüz işlemler yapma şirketin içini boşaltma ve mal kaçırma yoluna gittiğini,
müvekkilince buna itiraz edilmesi üzerine öncelikli olarak kendi aralarında usulsüz bir karar almak suretiyle önce müvekkilinin müdürler kurulu başkanlığı ve imza yetkilini 12/10/2017 tarihli ortaklar kurulu adı altında bir kararla genel kurul yapmadan kaldırıldığını akabinde hukuka aykırı bir şeklide şirket bilgi ve belgelere erişimi engellendiğini, şirket müdürü yetkisinin kaldırılmasına ilişkin ... 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...
E. Sayılı dosyası ile yokluk ve butlan davası açıldığını alınan kararların yok hükmünde olduğuna mahkemece karar verildiğini, akabinde davalı ... ve... tarafından tekrar aynı karar alındığını bunun üzerine yeniden dava açıldığını bilirkişi raporunun lehine geldiğini ve dosyanın karar aşamasında olduğunu, davalılarından ... haksız rekabet ve rekabet yasağına aykırı eylemlerinin bir tarafa müvekkili ... hakkında rekabet yasağına aykırılık ve haksız rekabet gerekçesiyle ..
10. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyası ile aynı konu ihtiva eden dava açıldığını, her iki dava da ... adına ve yararına açılmış ve davalıların ise şirket ortakları ve onların adına kayıtlı olan şirketler olduğunu bu yönü ile hukuki ve fiili irtibat sözkonusu olup birleştirme talepleri mevcut olduğunu belirterek açıklanan nedenler ile ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...E.
Sayılı dosyası ile birleştirilmesine, yargılama gider ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili 01/03/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davalı ...'in Türk Ticaret Kanunu'nun 396.
Maddesinde düzenlenen rekabet yasağına aykırı davrandığı iddialarının tamamen hukuki mesnetten yoksun odluğunu, müvekkili ...'in ilgili yasal mevzuata aykırı herhangi bir evlerinin mevcut olmadığını, davacının ...'in içini boşalttığı ve zarara uğratıldığına ilişkin iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili tarafından ...'i zarara uğratacak hiçbir işlem ve eylem gerçekleştirilmediğini, davacının müvekkili ... firmasına ait ticari sır niteliğindeki bilgileri kullanarak, ...
Şirketi tarafından alınacak ihale ve projelere engel olduğu, bu yönüyle ... şirketini kasıtlı olarak kar kaybı ve şirketi telafisi mümkün olmayan Zarara uğrattığı iddialarının tamamen haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, Müvekkili ...'ın yetkilerini kaldırarak ... şirketinin yeni proje ve iş almasını, ihaleye girmesine engel olduğu, bu yönde mailler attığı, akabinde kendi kurduğu veya önceden kurulan ve kendisinin tek yetkili olduğu başkaca şirketleri aynı adrese taşıyarak,
... şirketinin alması gereken ve alacağı iş ve projeleri bu şirketlere almak sureti ile ... şirketini zarara uğrattığı iddialarının husumet kaynaklı haksız ve mesnetsiz iddialar olduğunu, iddia olunan zararlara davacının bizzat kendisinin kusurlu hareketlerinin sebep olması nedeniyle, davacının FETÖ / PDY üyeliği hakkında hüküm tesis edilmesi sebebiyle ... tarafından davacının müdürlük görevinin sona erdirilmesine karar verildiğini, davacının, müvekkili ...'in ... şirket çalışanlarını kendisine ait şirketlerde çalıştırdığına ilişkin iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, zira ..., ...,
... isimli şahısların ...'in sigortalı personelleri olduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının hukuka aykırı biçimde elde ettiği gerçekliği şüpheli olan bir mail bağlantısını ileri sürerek bu kişilerin müvekkilinin diğer şirketleri için çalıştığı iddiasının gerçeklikten uzak ve mesnetsiz olduğunu, netice itibariyle, davacının müvekkilinin haksız rekabet ederek ...'i zarara uğrattığı iddiaları husumet kaynaklı, gerçeklikten uzak ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili ...'in ...'i zarara uğratmadığını, bilakis davasının ...'e zarar vermesine engel olmaya çalıştığını, davacının iddialarının tamamıyla varsayımsal olduğunu,
zararın meydana geldiğine dair hiçbir somut delil de sunulmadığını, bu nedenle davacının taleplerinin tümden reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek her halükarda haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
TANIK BEYANLARI
Mahkememizin 23/01/2019 tarihli celsesinde dinlenen davacı tanığı ...;" ben halen ....Ltd.Şti'de çalışıyorum, davalı ... 15 Ekim 2017 tarihine kadar davacı şirketin yetkilisiydi, Ağustos 2017 tarihinde ... tarafından 2 nolu davalı ... .Tİc.AŞ kuruldu, yaklaşık bundan 1 ay kadar sonrada da 4 nolu davalı ... Tic.AŞ ile 2 nolu davalı ... Tic.AŞ tarafından bunların ortaklığında 3 nolu davalı ...
Tic.AŞ kuruldu, ben şirkette çalıştığım için yeni kurulacak şirketlerle ilgili zaman zaman evraklarla ilgili hazırlıklar yaptım, daha sonrada 15/10/2017 tarihinde davacı şirket yönetimi değiştiğinde 1 nolu davalı ...'ın görev yaptığı dönemde davacı şirkette çalışan bir kısım çalışanların ... Tic.AŞ ve ...
Müh.Taah.Tic.AŞ uzantısı ile davacı şirket iş yaptığı bazı şirketlere mail attığı tespit edilmiş, ben daha sonra bu mailleri sonradan gördüm, benim bilgim bundan ibarettir dedi. Davalı ... vekilinin talebi üzerine soruldu; ...'in ... isminde başka bir şirketi vardır, ancak faaliyet alanı bizim şirket alanımız ile ilgili değildir, gayrifaal bir şirketi vardır dedi.
Davalı şirketler vekilinin talebi üzerinde soruldu; yine söz konusu mailler davacı şirket yetkilisi değiştikten sonra şirket bilgisayarları üzerinde şirket maillerin uzantısı olarak tespit edilmiştir."şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLER VE GEREKÇE
Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, vergi kayıtları, ... 37. Ağır Ceza Mahkemesinin ...Esas sayılı dosya, ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin...Esas sayılı dosya, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... CBS Sorusturma Dosyası, ... 34. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Ceza Dava Dosyası, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasına ait Gerekçeli Karar UYAP suretleri, ... 1. Bölge Müdürlüğü... Müdürlüğün'den bir takım sözleşmeler ve yazılar, ... Anonim Şirketi'nin, ... Şirketi'nin ticaret sicil kayıtları, ... Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünden dijital arşiv dosyasında mimari projesi bulunan parsellere ait CD'ler ile parsellere ait imar işlem dosyalarının bulunduğu CD dosyamız içerisine alınmıştır.
Davalı-birleşen dosya davacısı ... vekili ihtiyati haciz talebinde bulunmuş Mahkememizin 21/02/2024 tarihli ara kararı ile aldırılan bilirkişi raporlarında bu aşamaya kadar farklı farklı kanaatler bildirildiğinden, bu aşamaya kadar İİK 257. ve devamı maddelerinde belirtildiği gibi bir alacağın doğduğu hala tartışma konusu olduğundan ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiş, davalı - birleşen dosya davacısı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuş, İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesinin ...Esas, ... Karar, 16/05/2024 tarihli ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya Mali Müşavir ve Hukukçu bilirkişilerden oluşan heyete tevdi edilmiş, düzenlenen 27/01/2020 tarihli raporda; dosyada yer alan ticaret sicili kayıtları ve e-mail yazışmaları bütüncül incelendiğinde; davalılardan ...'ın davacı şirket nezdinde hem ortak hem de müdürler kurulu başkanı görevini ifa ederken rekabet yasağına aykırı hareket ettiğinin sabit olduğu, bu durumun aynı zamanda Yargıtay uygulaması ışığında haksız rekabet de teşkil ettiği, bununla birlikte davalılardan ...'ın tek ortak ve münferit temsil ve ilzama yetkili olduğu ...'in ticari defter ve dayanağı belgeleri incelemeye ibraz etmediği,
anılan eylemler dolayısıyla zarar tespiti yapılabilmesi için davalılardan ...'in anılan belgeler üzerinde inceleme yapılması gerektiği, dosyadaki mevcut bilgi ve belgeler ile incelemeye ibraz edilen ticari defterler çerçevesinde bu yönde kesin bir hesap ve değerlendirme yapılabilmesinin mümkün olmadığı, diğer davalı şirketler tarafından incelemeye ibraz edilen defterler üzerinde yapılan incelemelerde ... ve ...'nin herhangi bir satış faaliyetinin bulunmadığı ve tasfiye sürecine girdiklerinin görüldüğü,
bahsi geçen şirketlerin anılan durumu dolayısıyla rekabet yasağının ihlali ve haksız rekabet tahtında zararın oluştuğundan söz edilemeyeceği, davalılardan ... ve ...'nın davacı ...'e ait ticaret unvanını iltibas teşkil edecek şekilde kullandığı, davalılardan ...'nın gayri faal durumda olduğu dikkate alındığında zarar yokluğu gerekçesiyle tazminatın gündeme gelemeyeceği, davalı ...'in ticari defter ve dayanak belgelerinin incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle de herhangi bir zarar hesabının yapılamadığı,
üretim ve iş sırlarının hukuka aykırı olarak ifşası açısından davacı şirket tarafından haksız rekabetin ve zararın varlığının kabul edilebileceği, bununla birlikte, davalı ... tarafından ticari defter ve dayanak belgelerinin incelemeye ibraz edilmemesi dolayısıyla zarar hesabı yapılamadığı, diğer davalılar ..., ... ve ... açısından TK 56'daki diğer tedbirlerin uygulama alanı bulabileceği belirtilmiştir.
Dosya yeniden bilirkişilere tevdi edilmiş, düzenlenen 28/06/2021 tarihli ek raporda; kök raporda yapılan tespit doğrultusunda tüm eylemler bir bütün olarak değerlendirilerek hukuka aykırılık, kusur ve zararın iç içe geçtiğinden söz edilebileceği, ek rapor kapsamında yapılan mali incelemede herhangi bir zarar tespitinde bulunulamadığı,
bununla birlikte haksız rekabetten kaynaklı zararın varlığı kabul edilecek olursa, zarar miktarının TBK 50/2 hükmü doğrultusunda Mahkeme tarafından takdir edilebileceği, bununla birlikte davacı şirketin ortağı ve müdürü olan dava dışı ...'in fiilen aynı iştigal sahasında faaliyette bulunan şirketler kurmak ve bu şirketlerde hâkim ortak veya yönetim kurulu üyesi/müdür sıfatıyla görev almak suretiyle rekabet yasağını ihlal ederek haksız rekabette bulunduğu sabit hale gelecek olursa,
davacı şirketin maruz kaldığı başka kusurlu ve hukuka aykırı eylemlerin “nedensellik bağı”nın kesilmesine yol açabileceğinin ve bu sebeple artık tazminat talebinin kabul edilebilir olmayacağının Mahkeme'nin takdirinde olduğu, yapılan mali inceleme sonucunda davalı şirketlerin gayri faal durumda olmakla aynı zamanda zarar ettiği, davacı şirketin sahte fatura ve düşük değerleme sonucu yapılan satışlara rağmen oluşan yüksek maliyetler dolayısıyla zarara uğradığı ve davalı şirketlerin kurulmasını takiben davacı şirketin satışlarının %140 arttığı göz önünde bulundurularak,
mali tespitte belirtilen bu vakıaların davalıların ticari sırların ifşası ve iltibas şeklindeki eylemleri ile davacı şirket zararı arasındaki “nedensellik bağını ortadan kaldırabileceğinin Mahkeme'nin takdirinde olduğu belirtilmiştir.
Bir önceki heyete Taşınmaz Değerleme Uzmanı ve Finans Uzmanı bilirkişide eklenerek asıl dosya yönünden ek rapor birleşen dosya yönünden kök rapor hazırlanması için dosya bilirkişilere tevdi edilmiş, düzenlenen 13/12/2022 tarihli raporda.
Asıl Dava Yönünden; ek raporda yer alan değerlendirmelerimiz doğrultusunda, davacı şirketin ortağı ve müdürü olan ...'in fiilen aynı iştigal sahasında faaliyette bulunan şirketler kurmak ve bu şirketlerde hâkim ortak veya yönetim kurulu üyesi/müdür sıfatıyla görev almak suretiyle rekabet yasağını ihlal ederek haksız rekabette bulunduğu sabit hale gelecek olursa, davacı şirketin maruz kaldığı başka kusurlu ve hukuka aykırı eylemlerin “nedensellik bağı”nın kesilmesine yol açabileceğinin ve bu sebeple artık tazminat talebinin kabul edilebilir olmayacağı,
Birleşen Dava Yönünden Birleşen davada davalı ...'in fiilen aynı iştigal sahasında faaliyette bulunan ...
Şirketinin hâkim ortak veya yönetim kurulu üyesi/müdür sıfatıyla görev almak suretiyle rekabet yasağını ihlal ederek haksız rekabette bulunduğu, rapor kapsamında tespit edilen şirket gelirlerinin brüt rakamlar olması sebebiyle sektörel değerlendirme sonucunda tazminat rakamlarının elde edilebileceği, ... ile ... arasında 25 yıl yap işlet devret modeli ticari amaçlı sözleşme akdedilmiş olup, bu ticari alanlı fonksiyonlar için 2 yıl yapım ve 2 yıl ruhsat süresi de verildiği görülmüş olup, kira geliri ve gider değerlemesi yapılan taşınmazın kar ve zarar hesaplaması için;
proje için inşaat maliyeti ile beraber kiralama süresince olacak tadilat, bakım, onarım, işletme ve yönetim giderleri kalemlerinin hesaplamaya dahil edilmesi gerektiği, ancak uzmanlık alanımıza girmediğinden hesaplanamamış olup, takdiri Mahkemeye ait olmak üzere, alanında uzman İnşaat Mühendisi veya Mimar bilirkişi olması 25 yıllık kira geliri ve gideri arasındaki farkın 2.548.096.272,54 TL olabileceği hesap edildiği belirtilmiştir.
Davalı birleşen dosya davacı vekili tarafından adli yardım talebinde bulunulmuş Mahkememizin 02/03/2022 tarihli celse ara kararı uyarınca buna ilişkin belgeleri süresinde dosyaya sunmadığı gibi zaten bugüne kadar yargılama masraflarını yatırdığını, bugünden sonra da bilirkişi ücreti dışında başkaca bir masrafın bulunmadığı anlaşıldığından adli yardım talebinin reddine karar verilmiştir.
Dosya bilirkişi heyetine İnşaat Mühendisi ve Mimar Bilirkişi eklenmek suretiyle bir önceki bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 09/11/2023 tarihli raporda. Davalı ...'in fiilen aynı iştigal sahasında faaliyette bulunan ...
Şirketinin hâkim ortak veya yönetim kurulu üyesi/müdür sıfatıyla görev almak suretiyle rekabet yasağını ihlal ederek haksız rekabette bulunduğu yönünde kök ve ek raporlarda yer alan değerlendirmelerinin bu aşamada değiştirmeleri gerektirecek yeni bir husus taraflarca itirazları kapsamında dosyaya sunulmadığı, bu sebeple söz konusu görüşümüzü muhafaza ettiğimiz ve rapor kapsamında tespit edilen şirket gelirlerinin tazminat kapsamında talep edilebileceği, talebi: ... ile yapılan sözleşmede ödenecek kira bedeli yıllık Yİ-ÜFE oranı ile artırılacağı imza altına alındığı için faiz oranı da TEFE/TÜFE oranında hesaplandığı,
Talep 2: Yönetim gider hesapları tüm kalemler için hesaplanmış olup bunun içinde reklam giderleri, danışmanlık vb. giderleri de dâhil olduğu, projenin, yap işlet devret modeli ile 25 yıllık tahmin kira getirisi ve giderleinin farkının hesaplanması. Projenin, Yap İşlet Devret Modeli İle 25 Yıllık Tahmin Kira Getirisi ve Giderinin Farkının Hesaplanması.
(25 yıllık kira geliri, işletmenin toplam gideri arasındaki fark hesaplandığında ve inşaat maliyeti de düşüldüğünde): 2.203.801.108,07TL(İkimilyar ikiyüzüçmilyon sekizyüzbirbin yüzsekiz türklirası yedikuruş) olabileceğinin hesap ve takdir edildiği belirtilmiştir.
Dosya Finans Uzmanı, Nitelikli Hesaplama Uzmanı (Borçlar Hukuku), Gayrimenkul Değerleme Uzmanı, İnşaat Mühendisi , Nitelikli Hesaplama Uzmanı (Ticaret Hukuku) ve Kamu İhalelerinde Uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 25/04/2025 tarihli raporda; raporda açıklanan gerekçelerle birleşen davada davacı/...'ın, davalılardan, iddia ve talep ettiği gibi, haksız rekabetten kaynaklanan tazminat alacağına hak kazanamadığı kanaatine varılmakta olup, takdiri tamamen Mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
TALEP ARTIRIM
Asıl dava davacısı vekili 30/10/2025 tarihli dilekçesi ile; dava dilekçesindeki 1.000,00 TL olan maddi tazminat taleplerini, HMK m. 107 uyarınca, bilirkişi raporunda belirlenen 1.345.000,- TL'ye artırılarak davalı ...'dan tahsiline, hükmedilecek tazminata dava tarihinden itibaren en yüksek ticari temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl dava; davalı şirketler tarafından davacı şirketin ticaret unvanına yapıldığı iddia olunan tecavüzün önlenmesi, ilanı, davacı şirketin unvanına yapılan tecavüz sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemi, davalı ...'ın müdürlerin haksız rekabet yasağına aykırı davranışı sebebiyle oluşan zararın davalı şahıstan tazminine ilişkindir.
Birleşen dava; davalı şirket yetkilisi ...'in diğer davalı ile birlikte haksız rekabet oluşturan eylemleri nedeniyle davacı ve davalının birlikte hissedar olduğu birleşen dosyadaki dava dışı ... Müh. Taah. Tic. Şirketinin uğradığı zararın dava dışı şirkete ödenmesi, diğer davalı şirketin de davalı ... tarafından satın alınarak davaya konu dava dışı ... Ltd Şti'den müşterilerini ayartma iddiası sebebiyle uğranılan zararın tazmini amaçlı tazminat davasıdır.
Bilindiği üzere HMK 119/1. Maddesine göre davacı dava dilekçesinde, 129/1. Maddesine göre de davalı cevap dilekçesinde vakıaların açık özetini ve hangi vakıayı hangi delil ile ispat edeceklerini dilekçelerinde belirtmek zorundadırlar.
Ayrıca 121/. maddeye ve 25. maddede yazılı taraflarca getirme ilkesine göre, taraf elinde bulunan delili bizzat mahkemeye sunmalı, elinde olmayan delilin de nereden celp edileceğini dava ve cevap dilekçesinde belirtmelidir; tarafın dile getirmediği bir vakıayı hakim kendiliğinden nazara alamaz. Yine 26. Maddedeki taleple bağlılık ilkesi gereği, tarafların taleplerinden başka bir husus hükme bağlanamaz.
Her ne kadar 31. maddede hakimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş ise de, bu ödev, sayılan ilkeleri devre dışı bırakır mahiyette taraflara yol göstermek, davada hangi delilleri göstermeleri gerektiğini bildirmek ve davayı nasıl yürüteceklerini göstermek şeklinde yorumlanamaz. Bunun ötesinde 141. ve 145. maddelerine göre taraflar, dilekçeler teatisinden sonra yeni vakıalar ileri süremezler, yeni delil gösteremezler.
Bu bağlamda, asıl ve birleşen davalarda, tarafların anlattığı vakıalar ve gösterdiği deliller dışında, sonradan ileri sürdükleri vakıa, talep ve delilleri dikkate alınmamıştır.
Somut olayda asıl davada, davalılardan ...'ın hem davacı şirkette ortak ve yetkili ve hem de diğer davalı şirketleri kurup yönettiği, davalı şirketlerin ünvanlarının ve faaliyetlerinin davacı ile benzer mahiyette olduğu ve bu surette, haksız rekabet yaparak sureti ile davacıyı zarara uğrattığı iddia edilmiştir.
Her şeyden evvel, iddia edilen eylemler dava açıldığı tarih itibari ile dahi temadi ettiği, yani davalının ortaklık ve yöneticilik vasfı ile davalı tüzel kişilerin mevcudiyeti devam ettiği için zamanaşımının işlemeye bağladığından bahsedilemez; bu sebeple zamanaşımı defi yerinde görülmemiştir.
Davalılardan ... AŞ'nin ticaret sicil kayıtları ile şirket kayıtlarında yapılan incelemede, davalı ...'ın bir ortaklık ya da yöneticiliği görülmediğinden, ayrıca unvanda da karışıklığa yol açabilecek benzerlik görülmediğinden bu şirket yönünden davanın tümden reddine karar vermek gerekmiştir.
Diğer davalı şirketlerde ise davalı ...'ın kurucu, ortak ve yönetici olduğu ticaret sicil kayıtları ve ticari defter ve kayıtlardan anlaşılmıştır. Şu halde, davalı ...'ın davacıda ortak ve yetkili olduğu dönemde diğer davalı şirketlerle aynı anda kurucu ve yönetici olduğu anlaşılmış olup, ayrıca davacı şirketin unvanında yer alan ... kelimesinin de kurduğu davalı şirketlerde kullanıldığı anlaşıldığından, TTK 55 ve devamı maddeleri ile 396. Maddesine göre haksız rekabet eylemini irtikap ettiği sabit görülmüştür. O halde davalı ... ve diğer davalı şirketler yönünden haksız rekabetin varlığının kabulü gerekmiştir.
Bununla beraber, bilindiği üzere haksız rekabet aynı zamanda bir haksız fiil olmakla beraber, haksız fiilden kaynaklı zarar tazmini istenebilmesi için, yukarıda madde madde sayılan ilkeler çerçevesinde, zarara uğradığını iddia eden, zararı ve miktarını ispat ile mükelleftir. Dosyada birden fazla heyetten farklı farklı kök ve ek raporlar alınmış ise de, gerek tarafların dosyaya getirmekle mükellef olduğu deliller üzerinde ve gerekse, mahkemenin resen celp etmesi gereken ticari defter ve kayıtlar üzerinden herhangi bir zarar tespiti yapılamamıştır. Şu halde asıl davada davacı bir zarar ya da mahrum kalınan kar ispat edemediğinden haksız rekabet sebebiyle tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Yine bir haksız fiilin tek başına mevcudiyeti manevi tazminatı müstelzim olmayıp, ayrıca haksız fiilden dolayı tüzel kişinin itibarına halel geldiği, rencide edildiği ve kişilik haklarına saldırı meydana geldiği gibi olguların da ispatlanması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta, asıl davacı nezdinde bu kabil somut bir netice meydana geldiği ispat edilemediğinden manevi tazminat talebinin de reddi gerekmiştir.
Anayasa Mahkemesi kararı gereği manevi tazminatın tümden reddi sebebiyle vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
Birleşen davada da davacı, davalı ...'in diğer davalı şirkette ortak ve yönetici olduğunu ileri sürerek her iki davalının haksız rekabeti sebebiyle tazminat talebinde bulunmuştur.
Yine bu davada da, dava açıldığı tarih itibari ile davalının yöneticiliği ve davalı şirket tüzel kişiliği temadi ettiğinden zamanaşımının başladığından bahsedilemez. Bu sebeple zamanaşımı defi yerinde görülmemiştir.
Bununla beraber, davalı ... AŞ'nin ticaret sicil kayıtları ile defterlerinin incelenmesinde, bu şirketin davalı ... tarafından kurulmadığı, şirketin 2004 yılında kurulduğu, lehine hüküm istenen ... LTD ŞTİ'nin ise bu şirketten üç sene sonra kurulduğu, davalı ...'in ise bu şirkete 26.03.2018 tarihinde (asıl dava açıldıktan sonra) ortak ve müdür olduğu anlaşılmıştır.
Şu durumda, davalı ...'in davalı ...'ta müdür olmakla, aynı konuda faaliyette bulunan ... şirketine karşı TTK 55 ve 396. maddelerine göre haksız rekabet fiili irtikap ettiğinin kabulü gerekmiştir.
Öte yandan, az yukarıda da izah edildiği üzere, davalı ... şirketinin kuruluşu 2004 yılı olup, davalı ... kurucu değildir. ...'ın haksız rekabet olarak iddia edilen ... nezdindeki faaliyetleri ise, ...'in bu şirkete ortaklığından yaklaşık 9 sene önce başlamış sözleşme ilişkilerinden kaynaklanmaktadır. Yani ... ... ile ...'in ortaklığından çok önce yapım işlerine başlamış ve yıllara sari bir şekilde önceki sözleşmelerin devamı ifa edilmiştir. O halde, ... ile olan münasebet ...'in ortaklığı ile beraber veya ondan sonra neşet eden bir süreç olmadığından, ...'ın ...'e karşı bir haksız rekabeti olduğunu kabul etmek mümkün olmamıştır.
Öte yandan, ...'in ...'a müdür olmakla ...'e karşı haksız rekabet yaptığı kabul edilmesine rağmen, bu davalının bir zarardan sorumlu tutulması da mümkün olmamıştır. Zira birleşen davada, davacının yoğun olarak dile getirdiği ... ile ... arasındaki yapım işleri, önceye dayalı sözleşmelerin ifası mahiyetinde olup, ...'ın bu kazanımlarının ... aleyhine bir zarar olarak kabulü mümkün olmamıştır. Bunun dışında açıkça bir zarar isnat ve ispatı da olmadığından, birleşen davadaki zarar taleplerinin de reddine karar vermek gerekmiştir.,
Asıl davada ... Şirketi hariç, diğer davalılar yönünden haksız rekabet vakıa olarak kabul edildiğinden, bu davalıların 45.000,00 TL vekalet ücretinden sorumlu tutulması ve davacıya verilmesi, asıl davada sadece ...'dan talep artırım dilekçesi ile tazminat istendiğinden ve red ile sonuçlandığından, ayrıca maddi tazminat talebi tamamen red ile sonuçlandığından ... lehine 45.000,00 TL asgari vekalet ücreti, dava ilk açıldığından 2.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan istenmesi sebebiyle asıl davada kendisini vekil ile temsil ettiren ... ŞİRKETİ ve ... ANONİM ŞİRKETİ lehine 2.000,00 TL ile sınırlı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmiştir.
Birleşen davada ...'in haksız rekabet yaptığı sabit görüldüğünden, 45.000,00 TL vekalet ücretinin bu davalıdan alınması ve davacıya verilmesi, diğer davalı ... Yönünden tamamen red ile sonuçlandığından 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesi gerekmiştir.
Açıklanan gerekçelerle, asıl ve birleşen davalar yönünden aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
Başkan · ¸e-imzalıdır · Üye · ¸e-imzalıdır · Üye · ¸e-imzalıdır · Katip · ¸e-imzalıdır
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/34, K. 2025/928, 3 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama