KÜNYE
T.C. İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi Birleşen İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 9 Mayıs 2019
- Esas no
- 2015/413 Esas
- Karar no
- 2019/365
- Dava
- Alacak
- Dava tarihi
- 15/10/2010
- Esas no
- 2014/1907
- Karar no
- 2017/513
- Birleşen dava
- Alacak
- Birleşen dava tarihi
- 14/01/2014
Karar Metni
1.573 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı asıl ve birleşen davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
a-Asıl dava yönünden yapılan inceleme sonrasında;
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ile davalı şirket arasında yapılmış konusu "... İnşaatları" olan 11/08/1989 tarihli eser sözleşmesi gereği, müvekkilinin üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini ancak, hakediş alacağının ödenmediğini, bu kez davalının tasfiye edilmesi istemi üzerine kalan işler için taraflar arasında 01/04/2002 tarihli tasfiye protokolü imzalandığını, davalıya yapılan ihtara rağmen kesin hesap alacağının ödenmediğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle şimdilik 50.000 TL hakediş alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, talebini 25/07/2011 tarihli ıslah dilekçesi ile 1.703.888 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında yapılan eser sözleşmesi gereği, davacı tarafça yapılan işe göre ödemelerin tamamlandığını, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, ticari defter ve kayıtlara göre müvekkilinin, davacıdan alacaklı olduğunu, kaldı ki davada zamanaşımının gerçekleştiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuş, yargılama sırasında verdiği dilekçesinde, davacı adına harç ve vergi olarak ödenen 3.488.964,54 TL bedelden takas/mahsup talebinde bulunmuştur.
Mahkememizce yapılan yargılama sonrasında 19/09/2013 tarih, ... Esas, ... karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karar davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 17/09/2014 tarih, 2013/6383 Esas, 2014/5254 Karar sayılı kararıyla; "1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Taraflar arasında düzenlenen 11.08.1989 tarihli sözleşmenin ek maddesinde “01.06.1989 tarih ve 224 sayılı zeyilname ile müteahhit ... A.Ş.'ye iskân harçlarının da müteahhide ait olacağı bildirilmiş olmakla, bu harç dahi sözleşmenin 1-12 maddesine göre müteahhide ait olup müteahhit iskân ile ilgili kendisine düşen bilcümle vecibeleri yerine getirecektir.” hükmüne yer verilmiştir.
Sözleşmenin 1. 12. maddesinde ise, bu sözleşmenin akdine ve taahhüdün ifasına ait her türlü vergi, resim ve harçlarla, İş Kanunu gereğince tesis edilmiş ve edilecek Sosyal Sigorta Primleri ve sair giderler müteahhide aittir denilmiştir.
Davalı vekili yargılama aşamasında verdiği dilekçelerinde bu maddelere dayanarak davacı adına harç ve vergi olarak 3.488.964,54 TL ödediklerini bildirmiş, önce bu konudaki talep ve dava haklarını saklı tutmuş ise de daha sonra takas/mahsup talebinde bulunmuştur. Mahsup bir itiraz olup yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemenin de görevi gereği bu itirazı dikkate alması gerekir (HGK.
05.07.1967 gün ve 234/320 15. HD. 25.06.2007 gün ve 2007/853 E.-2007/4314 K. sayılı kararları).
Hükme dayanak bilirkişi raporunda bu hususta bir inceleme yapılmadığı gibi davalının rapora karşı yaptığı itirazlar da cevaplandırılmış değildir. Bu haliyle mahkemece yeterli inceleme yapıldığından sözedilemez.
O halde yapılması gereken iş, bilirkişilerden ek rapor alınarak davalının az yukarıda sözü edilen hükümler uyarınca davacı namına yaptığı vergi, resim, harç gibi harcamalarına ilişkin belgelerini inceletmek, davacı alacağından mahsubu gereken ödemeleri var ise bunların mahsubuyla sonucuna uygun hüküm kurmaktan ibarettir. Davalının faize ilişkin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece 25.07.2006 hakediş tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir.
Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Yasası'nın 101/1. maddesi hükmünce, muaccel bir alacağın borçlusu, alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur. Davacı, 04.10.2010 tarihli ihtarnamesiyle alacağın ödenmesini istediğinden ihtarnamenin tebliğ tarihi araştırılarak davalının temerrüde düştüğü tarih saptanmalı, bu tarihten itibaren faize hükmedilmelidir.
Faizin hakediş tarihinden başlatılması usul ve yasaya aykırı olmuştur." neden ve gerekçesiyle mahkememiz kararı bozulmuş, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin de reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce bozma ilamına uyulmuş, yargılamaya devam olunmuştur.
Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklı yüklenilen iş bedelinin, iş sahibinden tahsili istemine ilişkindir.
Asıl dava yönünden hükmüne uyulmasına karar verilen bozma ilamında işaret edildiği üzere davalının, davacı adına yaptığı vergi, resim, harç gibi harcamalarına ilişkin belgelerin incelenerek, davacı alacağından mahsubu gereken ödemeler var ise tespiti yönünden bilirkişi kurulundan ek rapor alınmasına karar verilmiş, bu yönden bilirkişiler YMM ..., inşaat mühendisi ... ve sözleşme uzmanı Prof. Dr.... tarafından düzenlenen 18/01/2016 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunun dosya arasında olduğu, taraf vekillerinin beyan ve itirazı üzerine bilirkişi kurulundan denetime elverişli rapor alınmasına karar verilmiş, adı geçen bilikişi kurulu tarafından düzenlenen 19/01/2019 tarihli ek raporun dosya arasında olduğu görülmüştür.
En son alınan bilirkişi kurulu ek raporunda özetle; taraflar arasındaki eser sözleşmesi gereği, davacı tarafından işin %71,51 seviyesinde tamamlandığı, taraflarca sözleşmenin anlaşarak sonlandığı, işin kalan %29,49'luk kısmının başka firmaya tamamlatıldığı,
davalı tarafça, davacı adına yapılan ödemelerden davacının, fiilen yapılan ve hakediş ve kesin hesapta bulunan imalatları seviyesinde tamamlanan inşaat oranında sorumlu olacağı, Yargıtay ilamı doğrultusunda mahsuplaşma yapılabilmesi için davacının kesin hesap alacağını hak etmiş olduğu tarih 2001 yılına, davacı ödemelerinin ötelenmesi gerektiği, bu nedenle karne katsayıları baz alınarak bu öteleme yapılmış mahsuplaşma miktarının (2001 yılı itibariyle) 186.481 TL olduğu, davacı tasfiye kesin hesap alacağı olan 1.660.754 TL'den, davalının mahsuplaşma icmali sonrası davacı yüklenicinin alacağının 1.474.273 TL olduğu bildirilmiştir.
Alınan bilirkişi kurulu 19/01/2019 tarihli ek raporu gerekçeli, denetlenebilir, hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında işaret edilen eksikliği giderecek yeterlilikte, itirazları cevaplar nitelikte ve uyuşmazlığı çözmeye yeterli görüldüğünden, mahkememizce de benimsenmiş ve hükme esas alınmıştır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, bozma sonrası en son alınan bilirkişi kurulu ek raporu, toplanıp değerlendirilen tüm delillere göre; taraflar arasındaki eser sözleşmesi gereği, davacı tarafça yapımı üstlenilen işin %71,51 oranında tamamlandığı, taraflarca karşılıklı anlaşılmak suretiyle işin sonlandığı, bu durumda hükmüne uyulmasına karar verilen bozma ilamında işaret edildiği üzere sözleşme gereği davalı tarafça, davacı adına yapılan (vergi, resim ve harçlarla vs giderler) ödemelerden davacının, tamamlanan iş oranında sorumlu olduğu,
davalının takas/mahsup talebi nedeniyle davacı alacağından bu oranda davacı adına yapılan ödemenin mahsubunun gerektiği anlaşılmaktadır.
Buna ilişkin alınan ve benimsenen bilirkişi kurulu ek raporunda; davalı tarafça davacı adına yapılan ödemelerin 2001 yılı itibariyle 186.481 TL olarak hesaplandığı ve davacının tasfiye kesin hesap alacağı olan 1.660.754 TL'den, davacı adına yapılan ödemelerin (186.481 TL) takas mahsubu sonucu davacının davalıdan 1.474.273 TL alacaklı olduğu, bakiye istemin yerinde olmadığı; davadan önce davalının temerrüde düşürüldüğüne ilişkin bir belgenin dosyaya sunulmadığı anlaşıldığından asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
b-Yargıtay bozma ilamı sonrası yapılan yargılama sırasında yukarıda numarası yazılı mahkememiz asıl davası ile birleşen İstanbul Anadolu... Asliye Ticaret Mahkemesinin... E sayılı davası yönünden yapılan yargılama sonrasında;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında yapılmış eser sözleşmesi gereği davalının, yapımını üstlendiği bir kısım işlere ait ruhsat harçlarını ödemediğini ve işleri yarım bıraktığını, bunun üzerine eserdeki eksikliklerin başka müteahhite tamamlatıldığını, bu nedenle davalı tarafça tamamlanan bölümlerin tespiti ile davalıya yansıtılacak ruhsat harçlarının miktarının hesaplanması ve buna göre davalıdan tahsili gerektiğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle şimdilik 10.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkilinden alacağı bulunmadığını, taraflar arasında yapılan tasfiye kesin hakedişinde davacının alacak iddiası ile ilgili bir ihtirazı kaydı olmadığını, kaldı ki alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının, birleşen ana davada takas mahsup talebinde bulunduğunu ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
Birleşen dava yönünden yapılan inceleme sonrasında; birleşen davacının ileri sürdüğü alacak talepleri, asıl davada takas ve mahsuba konu edilerek davacı alacağından düşürüldüğü, dolayısıyla birleşen davaya konu davacının alacak talepleri asıl davada takas ve mahsup edildiğinden dolayı talep edilemeyeceği anlaşıldığından birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davaya ilişkin aşağıdaki kararı vermek gerekmiştir.
İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2015/413, K. 2019/365, 9 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama