KÜNYE
T.C. İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2024
- Esas no
- 2023/711 Esas
- Karar no
- 2024/460
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 06/11/2023
Karar Metni
808 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin şekle bağlı olarak düzenlenmesi gereken bir sözleşme olduğunu ancak taraflar arasında adi yazılı şekilde düzenlendiğini, söz konusu sözleşmenin geçersiz olduğunu, buna bağlı kambiyo senedinde yer alan alacağın da bedelsiz hale geldiğini, şekle aykırılığın yanı sıra söz konusu sözleşmenin düzenlenmesi sırasında müvekkilinin aldatıldığını, davalının kötüniyetli olarak müvekkiline bir bono imza ettirdiğini, ....
İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine takip başlatıldığını, işbu takipten dolayı esasında borcu olmamasına rağmen söz konusu borç sebebi ile müvekkilinin tüm mal varlığına haciz konulduğunu beyanla menfi tespit taleplerinin kabulü ile müvekkilinin .... İcra Dairesi'nin ...
Esas sayılı dosyasından ve takibe dayanak bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, takip dosyasında alacaklı tarafından tahsil edilen alacağın istirdadına, takibin tüm sonuçları ile birlikte iptaline ve %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ise; zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davanın süresinde açılmadığını, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı tarafça müvekkiline olan borçtan dolayı kambiyo senedi düzenlendiğini, davacı tarafın borçlu olduğunun sabit olduğunu, kambiyo senedinin şekil şartlarının geçerli olduğunu ve herhangi bir usulsüzlüğün bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
GEREKÇE
Dava; Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi kapsamında verildiği iddia edilen bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespitine yönelik olarak açılmış menfi tespit davasıdır.
Taraflar arasında adi yazılı olarak Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi ile noter huzurunda Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi imzalandığı dosya kapsamı ile sabittir.
Çözümlenmesi gereken hususlar; sözleşmenin şekle aykırı olup olmadığı, bononun teminat bonosu olup olmadığı, hile ve gabin koşullarının oluşup oluşmadığı ve bononun bedelsiz kalıp kalmadığıdır.
Her ne kadar sözleşmenin şekle aykırı olarak düzenlendiği iddia edilmiş ise de; .... Noterliği'nin 28/06/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı sözleşmesi ile şekle uygun olarak da sözleşme yapıldığından bu iddiaya değer verilmemiştir.
Yine her ne kadar noter huzurunda imzalanan sözleşmede teminat koşulunun yer almadığı, teminat koşulunun adi yazılı sözleşmede kararlaştırıldığı, harici sözleşmenin de şekle aykırı olması nedeniyle bononun sonuç doğurmayacağı iddia edilmiş ise de; adi yazılı sözleşmenin içeriğinden tarafların hisse devrini değil ve fakat hisse devrinden sonraki sürece ilişkin anlaşma yaptıklarının anlaşıldığı, sözleşmenin başlığının "Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi" olmasının da durumu değiştirmeyeceği, kaldı ki amaçlanan sözleşmenin daha sonra noter huzurunda da imzalandığı, bu nedenle şekle aykırılığın ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde şekle aykırılık iddiası yerinde görülmemiştir.
Sözleşmenin hile ve aşırı yararlanma nedeniyle geçersiz olduğu iddiası yönünden; davacının davalıya karşı .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı davasını 21/11/2019 tarihinde açtığı, bu nedenle 1 yıllık hak düşürücü sürenin en geç bu tarihte işlemeye başlayacağının kabulünün gerektiği göz önüne alınarak hile ve gabin koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır.
Bedelsizlik iddiası yönünden; takibe konu bononun davalı elinde sözleşmenin teminatı olarak bulunduğu uyuşmazlık dışıdır. Ne var ki bononun bedelsiz kalabilmesi için harici olarak düzenlenen sözleşmenin 4. maddesindeki borçların davacı tarafından ödenmiş olması gerekir. Davacı tarafından böyle bir iddiada bulunulmadığı gibi bazı cevabi yazılarda ödemelerin davalı tarafından yapıldığı belirtildiğinden davacının bu iddiası da kabul görmemiştir.
Bununla beraber sözleşmenin 4. maddesi uyarınca davacıya 31/12/2017 tarihine dek süre tanındığı, ancak icra takibinin 07/11/2016 tarihinde başlatıldığı dikkate alındığında (dava tarihi itibarıyla muacceliyet koşulunun sağlandığı gözetilerek) davacının işlemiş faizden sorumlu olmayacağı anlaşılmış ve TTK'nın 725/d maddesi uyarınca davacının komisyon bedelinden de sorumlu olması nedeniyle fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiştir.
Son olarak; icra takibinin kötüniyetli olarak başlatıldığına dair delil bulunmadığından kötüniyet tazminatı isteminin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/711, K. 2024/460, 26 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama