Davalının konu ile ilgili faturalarını incelemek üzere 2020 ve ilgili dönem defterleri incelenmek istenmiş, davalı ... çatı cephe sist.inş.ith.ihr. san.ve tic.İtd.şti.'nin şirket yetkilisi ... ile [TELEFON] numaralı telefonla görüşülmüş,defterlerinin devam eden 22 davadan birinde olduğunu ama hangisi olduğunu bilemediğinden davaların bitmesini beklememi belirtmiş olduğundan gerekli inceleme yapılamamıştır." şeklinde görüş bildirilmiştir.
Mahkememizce talimat raporu da dikkate alınarak davacının defterlerinin incelenerek birleştirici rapor tanzimi için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından sunulan 04/02/2024 tarihli raporda özetle;"T.C. .... İcra Müdürlüğü 2021 / ... Esas sayılı dosyasında 03.11.2021 harçlandırma tarihinde davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine İlamsız Takipte Ödeme Emri yolu ile takip başlatıldığı, Davacı/alacaklı şirketin takip talebinde; 34.151,01 TL (asıl alacak istenen yıllık reeskont avans)
5.397,50 TL (geçmiş gün faizi istenen yıllık reeskont avans) 39.548,51 TL Toplam alacağını, alacağın tahsili tarihine kadar avans faizi, masraf ve vekalet ücreti ile tahsilini T. Borçlar Kanunu’nun 100. maddesi uyarınca talep ettiği,
Takip talebinin sebebi olarak 39.548,51 TL ve 14.11.2020 tarihli sözleşmeye göre ödenmesi gereken fuar katılım ücretinin gösterildiği, ilgili sözleşmenin icra dosyasına sunulduğu, İşbu sözleşme kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete 23.11.2020 tarih ve ... no.lu ve 34.151,01 TL bedelli faturanın, fatura içeriği açıklamanın “...
Fuarı Katılım Bedeli, Katılımcı Sigorta Katkı Payı, Onlıne Hizmet Bedeli, Stand Elektrik Enerjisi, Hat Bağlama ve Hizmet Bedeli, Damga Vergisi” açıklaması ile düzenlendiği, Fatura bedeli olan 34.151,01 TL tutarın 14.11.2020 tarihli ... Expo (...) Fuar Katılım Sözleşmesinde yazılı olan tutar olduğu, Davacı şirketin sunulan belgelere göre icra ve dava tarihi itibari ile davalı şirketten 34.151,01 TL alacaklı olduğu, ancak elektronik ortamda tespit yapma imkanı olmadığı,
18.08.2022 tarihli dava esas değerinin 39.548,51 TL olarak takip öncesi işlemiş faiz ile birlikte belirlendiği, bu durumda takip öncesi talep edilen işlemiş faizin denetlenmesi gerektiği, ödeme emrinde işlemiş faiz oranı ve tarih aralığının açıklanmadığı, avans faiz oranının talep edildiği, varsayım ile hesap yapıldığında,
1.seçenek;
Takip öncesi 5.397,50 TL işlemiş faiz denetlendiğinde; sözleşmeye göre çek ile yapılacak ödemenin 31 Aralık 2020 tarihinde ödenmesi gerektiği, 31.12.2020 ile 03.11.2021 tarih aralığındaki gün sayısının 337 gün olduğu, 31.12.2020-03.11.2021 tarih aralığında geçerli avans faiz oranının % 16,75 olduğu,
34.151,01 TL X 337 X 16,75/36500= 5.281,48 TL takip öncesi faiz olacağı, bu durumda dava esas değerinin 34.151,01 TL + 5.281,48 TL=39.432,49 TL olabileceği,
2.seçenek;
Takip öncesi 5.397,50 TL işlemiş faiz denetlendiğinde; sözleşme tarihi olan 14.11.2020 ile icra takip tarihi olan 03.11.2021 tarih aralığı için takip öncesi faiz hesaplandığında;
14.11.2020-18.12.2020 tarih aralığındaki 35 gün için avans faiz oranı % 10
19.12.2020-03.11.2021 tarih aralığındaki 319 gün için avans faiz oranı % 16,75 34.151,01 TL X 35 X 10,00 / 36500= 327,48 TL
34.151,01 TL X 319 X 16,75 /36500= 4.999,38 TL
327,48 TL + 4.999,38 TL=5.326,86 TL takip öncesi işlemiş faiz olacağı, bu durumda dava esas değerinin 34.151,01 TL + 5.326,86 TL=39.477,87 TL olabileceği," şeklinde görüş bildirilmiştir.
İki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır.
Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur.
Çünkü tarafın ticari defterleri Yasa'da belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir.
Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir.
Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır.
Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir.
Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.
Bu kapsamda somut olaya bakıldığında; yukarıda açıklandığı üzere davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının sahibi lehine delil olma vasfına haiz olmadığı, davalı tarafça ise, talimat mahkemesince defter ve kayıtların ibraz edilmesi hususunda ibraz etmemenin hukuki sonuçlarının içerir ihtaratlı kesin süreye rağmen ticari defter ve kayıtların ibraz edilmediği anlaşılmıştır.
Hukukumuzda kesin deliller sınırlı olup, bunlar; ikrar (HMK madde 188), senet (HMK madde 193), yemin (HMK madde 228) ve kesin hükümdür (HMK madde 303).
Türk Medeni Kanunu'nun 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan herbiri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. HMK'nın 190.maddesinde de; ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu vurgulanmıştır.
Somut olay bakımından ispat külfeti kendisine ait olan davacı vekili tarafından dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmış olması sebebiyle yemin delil hatırlatması yapılmış ve yemin delil hakkının kullanılıp kullanılmayacağı, kullanılacak ise yemin metninin sunulması hususunda 2 haftalık kesin süre verilmiş, ihtaratlı ara kararı içerir duruşma zaptı davacı vekiline tebliğ edilmiş olup, davacı vekili tarafından herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Dolayısı ile yemin delil hakkının kullanılmamış olması ile birlikte ispat yükümlülüğü yerine getirilmediğinden ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 675,39 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 247,79-TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına,
4-Karar kesinleşinceye kadar yapılacak giderlerin davacının yatırmış olduğu gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye avansın davacıya iadesine,
5-1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/12/2024