KÜNYE
T.C. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 11 Mart 2020
- Esas no
- 2014/992
- Karar no
- 2020/297
- Dava
- İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 17/09/2014
Karar Metni
1.534 kelime·8 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülen itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili, davalı işveren ile müvekkili taşeron arasında imzalanmış 13/12/2011 tarihli sözleşme kapsamında ... Projesi kapsamında ... markalı malzemeyle yerden ısıtma siteminin kurulması işinin üstlenildiğini, müvekkilinin gerekli malzemeyi yurt dışından temin ettikten sonra imalatı yaparak hakedişi düzenleyip müteahite teslim edene kadar önemli bir vakit geçtikten sonra davalının keyfi olarak onay yaptığını, faturalara bir süre itiraz ettikten sonra vadeleri keyfi olarak belirleyerek çek ödemesi yaptığını, belirterek bakiye hakediş alacağının tahsili için başlatılan takiplere vaki olmuş itirazların iptali ile asgari %20 inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili, davacının üzerine düşen edimleri yerine getirmeksizin icra takibi başlattığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuksal niteliği itibariyle, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takiplerine vaki olmuş itirazların İİK'nın 67/1. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
İlgili dönemde davacı nezdinde ustabaşı olarak çalışan tanık ..., iş tamamlandıktan sonra yetkililerce işin eksik ya da gerektiği gibi yapılmadığı şeklinde kendilerine herhangi bir bildirim yapılmadığını beyan etmiştir.
Dava dışı ana iş verenin ilgili dönemde proje müdürü olan davalı tanığı ... ise, davacı ... firmasının işi tamamlamadığını, işten ayrıldıktan sonra davalı şirket sahibi arkadaşı olduğundan aradaki işleyişten haricen de haberdar olmakla, yaklaşık 7-8 ay sonra işin tamamlandığını, iş bitişi sırasında taşeronların ana işverene mekanik işleyiş ile ilgili bir takım bilgiler vermesi yani kayıtlı döküman-proje sunması gerekirken bunların sunulamadığını bildiğini belirtmiştir.
Davalı firmada forman olarak çalışan tanıklardan Mustafa Üstün de, işin zamanında teslim edilmediğini beyan etmiştir. Diğer tanık ... ise, eksik işler ile ilgili bilgisinin olmadığını belirmiştir. Tarafların tanıkları işin bitimi ve teslimi, buna bağlı olarak edimin eksiksiz olarak yerine getirilip getirilmediği konularında çelişkili beyanlarda ve soyut beyanlarda bulunmuş olup, uyuşmazlığın çözümünde aydınlatıcı görülmemiştir.
Yapılan muhasebesel incelemede de taraf defteri arasında tam bir uyum bulunmadığı anlaşılmaktadır. Defterler arasındaki uyumsuzluğun, davacı tarafından tanzim olunan 6 adet faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklanmaktadır. Yine davalı tarafından tanzim edilen faturanın ise davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı görülmüştür.
Taraflar arasındaki 13/12/2011 tarihli sözleşme kapsamında davacı tarafından antorman projesi kapsamında yerden ısıtma sisteminin ısı kaybı hesaplarının yapılması, projelerinin çizimi, montajı ve çalışır halde eksiksiz teslimi üstlenilmiştir. Yanlar arasında bu ilişkiye binaen tanzim olunan 16 adet hakedişten 13'ü taraflarca imzalanmıştır. Söz konusu imzalar taraflarca inkar edilmemiştir.
Bu 13 hakediş sonunda imalat miktarı 170.346,80 euro + 188.250,92 TL olup, tarafların kabulündeki hak edişlere göre ödeme durumu da 145.745,30 euro + 174.475,70 TL'dir. Her ne kadar 14, 15, 15i nolu hak edişler imzalı değilse de, dava dışı asıl işveren Ant. Yapı San ve Tic. A.Ş. tarafından sunulu 14/11/2014 günlü cevabi yazı içeriği uyarınca ... Projesinde yerden ısıtma tesisatının 10/10/2013 tarihinde eksiksiz, hatasız ve çalışır vaziyette teslim alındığı belirtilmektedir.
Kaldı ki, icra dosyalarında yapılan kısmi ödemeler hizmetin alındığına da karine teşkil edecektir. Diğer yandan sözleşmede geç teslim durumunda cezai şart ya da herhangi bir mahsup yetkisi de davalıya tanınmış değildir. Dolayısıyla, teslimin geç yapılıp yapılmamasının eldeki davaya etkisinden söz edilemez. Kaldı ki, 13/12/2011 günlü sözleşmede belirli ya da kesin vade de kararlaştırılmış değildir.
Yani, sonuç olarak davacının bakiye hakediş alacağına hak kazanmış olduğunun kabulü zorunludur.
Mahkememizce alınan ek raporlar ile (özellikle 30/01/2020 havale tarihli Hesap Bilirkişisi ... tarafından düzenlenen ek rapor uyarınca) TBK 100'e göre kısmi ödemeler ve kapak hesabı denetime elverişli olarak hesaplattırılmıştır. Neticeten yapılan kısmi ifalar öncelikle fer'ilerden düşülerek bakiye alacaklar tespit edilmiştir. Takipten sonraki kısmi ödemeler yönünden ise dava açılmasında hukuksal yarar bulunmamaktadır.
Davacı vekilince takip talebinde TTK'nın 1530/7. maddesine göre %15 oranında faiz işletilmesini talep edilmişse de, dava taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacakların tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. TTK'nın 1530. maddesi mal tedarik sözleşmesine ilişkin olup olayda uygulama yeri bulunmamaktadır.
(Yargıtay 19. HD 2017/3266 E. 2018/4228 K. 18/09/2018) Bu nedenle, uyuşmazlığın her iki taraf yönünden ticari iş olması nedeniyle 3095 sayılı Faiz Kanunu'nun 2/2. maddesi gereğince avans esasına göre işleyecek faizlere hükmedilmesi gerekir. Eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacak miktarı teknik inceleme sonucu ortaya çıktığından alacağın likit olması söz konusu değildir. Bu nedenle inkar tazminatı istemlerinin de reddi gerekmiştir.
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2014/992, K. 2020/297, 11 Mart 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama