KÜNYE
T.C. İstanbul
- Mercii
- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2018
- 14. asliye ticaret mahkemesi esas no
- 2015/1177 Esas
- Karar no
- 2018/1009
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 02/12/2015
Karar Metni
732 kelime·4 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülen İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili davalı firma ile müvekkili şirket arasında akdedilen 5 yıl süreli 03/04/2012 tarihli otopark bayilik sözleşmesine binaen müvekkili tarafından 11/08/2014 tarihli ihtarname ile haklı nedenlerle feshedildiğini, davalı firmanın bakiye asıl alacak, vade farkı, KDV borcunun bulunduğunu, diğer davalının ise hipotek veren 3.şahıs olduğunu, bu şahsa da ihtarname gönderildiğini, ancak takibi haksız yere itiraz ettiklerini belirterek bakiye cari hesap borcunun tahsili için başlatılan hipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe itirazın iptaline ve asgari %20 inkar tazminatına hükmonulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalılar vekilleri, mahkemenin yetkili olmadığını, benzin istasyonunun bulunduğu yerde duble yol inşaatının başladığını, bu yüzden istasyonun çalışmasının ve satışlarının tamamen durması nedeniyle gaz alımını bıraktıklarını, bu durumun müvekkil şirketin insiyatifi dışında mücbir sebeple gerçekleştiğini, istasyon önündeki yol çalışmalarının fazlalaştığı 20/12/2012 tarihine kadar muntazam bir şekilde alımlar yapıldığını, yol çalışması tamamlanınca alımlara devam edileceğini, ayrıca ödeme emri ekinde hiçbir belge sunulmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuksal niteliği itibariyle, bayilik sözleşmesinin feshi nedeniyle peştemaliye bedeli, vade farkı ve KDV'nin tahsili için başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflarca 03/04/2012 tarihinde otogaz bayilik sözleşmesi akdedildiği, davacı tarafından 11/08/2014 tarihinde noter kanadıyla sözleşmeyi feshettiği, ihtarnamenin 18/08/2014 tarihinde karşı tarafa tebliğ edildiği görülmektedir. Takibe dayanak teşkil eden alacak gaz bedelleri, vade farkı ile vade farkının KDV'si kalemlerinden teşekkül etmektedir.
Davacının fesih ihtarnamesi ve sebepleri dikkate alındığında davalı tarafın alım yapmayı bıraktığı, LPG bedelini ödemeyerek temerrüre düştüğü, sözleşmeyi ihlal ettiği, davacı tarafın da haklı nedenlerle sözleşmeyi sonlandırdığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 44 ve 46.maddeleri uyarınca davacı defter ve kayıtları kesin delil niteliğinde olup davacı defterinin incelenmesinde alım yapılmadığı sabittir.
Davalı taraf yol yapım çalışmaları nedeniyle istasyon faaliyetinin durduğunu savunmuş ise de, gelen yazı cevapları uyarınca sözleşme tarihinden önce yol çalışmaları başlamış olup, davalılar bu yol çalışmalarının artmasının ön görülemeyecek şekilde faaliyetinin durma noktasına geldiğini ispat edememektedir. Davalılar 2012 yılından beri alım yapmadığı gibi sonradan keşide ettikleri ihtarnameler de iyi niyetli değildir. Davacı 11/08/2014’te ihtarname gönderdikten sonra 10. ve 8. aylarda davalılar cevabi ihtarname göndermişlerdir. Bayinin bu yöndeki savunmaları haksız görülmüştür. Raporda İnkişaf bedelinin kıstelyvm hesabına göre yapılması doğrudur, zira sözleşmede fesih halinde ödenen katkı bedelinin tamamen iade edileceğine dair düzenleme bulunmamaktadır.
Her ne kadar davacı vekili vade farkı ve vade farkının KDV'sini istemiş ise de, vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında süregelen bir teamül ya da sözleşmede vade farkı talep edilebileceğine ilişkin açık bir hüküm bulunması zorunludur. Bunun haricinde vade farkı talebi mümkün değildir. Dolayısı ile vade farkı ile KDV alacağı kaleminin reddi gerekmiştir.
Öte yandan bakiye süreye tekabül eden intifa hakkı alacağının bilinebilir,öngörülebilir, likit alacak olmasına göre davacı yararına ayrıca inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir. (Yargıtay 19. HD, 2016/13861 Esas, 2017/7875 Karar, 11/12/2017 Tarih)
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2015/1177, K. 2018/1009, 17 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama