KÜNYE
T.C. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 10 Şubat 2021
- Esas no
- 2016/666 Esas
- Karar no
- 2021/88
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 20/06/2016
Karar Metni
631 kelime·3 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülen menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
İDDİA
Davacı vekili, müvekkili hakkında .... İcra Müdürlüğü'nün 2016/... esas sayılı dosyasında kambiyo takibi açılmışsa da çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını belirterek takibin durdurulmasını ve müvekkilinin borçlu olmadığına karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili, davacının imza inkarı ile borçtan kurtulamayacağını, dava konusu çeklerin benimsenip benimsenmediğinin tespiti adına iki şirketin ticari defter kayıtlarının incelenmesini gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuksal niteliği itibariyle, davalının başlatmış olduğu çeke dayalı kambiyo takibi kapsamında imza inkarı nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacının takip konusu çeke ilişkin imza inkarı karşısında çekin tanzim tarihi itibariyle davacı şirketin yetkili temsilcilerinin imza örnekleri aldırılarak yine çekin keşide tarihi öncesine ilişkin resmi kurumlar nezdinde atılmış ıslak imza örnekleri de temin edilerek ATK ... İhtisas Dairesi'nden rapor tanzimi yoluna gidilmiştir.
Kurumun 26/11/2019 günlü raporu uyarınca çekin ön yüzündeki keşideci imzasının davacı şirket yetkisi temsilcisi İsmail Hazar'ın eli ürünü olduğunun anlaşılamadığı tespit edilmiştir. Buna göre, sahte imzaya ilişkin Adli Tıp Grafolojik incelemelerinde kuvvetli ihtimal dahi olsa, ihtimale dayalı sonuç bildiren ya da imzanın tam olarak kime ait olduğu anlaşılamayan raporlar karşı tarafı bağlamaz, aleyhine değerlendirilemez.
(Yargıtay 19. HD 2018/1294 Esas, 2019/4362 Karar, 16/09/2019 günlü kararı) Bir başka söyleyişle, bu tarz muallak raporlar sonucu şüpheden karşı taraf (somut olayda davacı-alacaklı) yararlanır ve imzanın ona ait olmadığı yönünde sonuç meydana gelir. Belgedeki imzanın davacı temsilcisinin eli ürünü olduğu konusunda ispat külfeti, TMK 6. maddesi gereğince bu belgeden lehine hak çıkaran davalı yan üzerindedir.
Dolayısıyla kambiyo hukuku yönünden davacının söz konusu çekten dolayı sorumlu olmadığı sabit hale gelmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinin 2. kısmında söz konusu çekteki imzası sahte çıksa dahi davacı ile dava dışı lehtar şirket kayıtlarında bulunduğunu, böylelikle esasında fiilen çekin benimsendiğini ileri sürmüştür. Bu konuda inceleme yaptırılmasını talep etmiştir. Ancak mahkememizce inceleme günü belirlenmesine rağmen davalı tarafından bilirkişi giderinin yatırılmadığı anlaşılmıştır. Delil ikamesi için avans ödeyecek taraf mahkemeden delil ikamesi talebinde bulunan taraftır.
Bunun ispat yükünün hangi tarafa düştüğü ya da delil ikamesinin hangi tarafın menfaatine olduğuyla bir ilgisi yoktur. (Yargıtay 3. HD 2016/20364 E. 2018/7306 K. 28/06/2018) Bu inceleme talebi davalı taraf ileri sürdüğüne göre ayrıca ispat külfetinin davacı üzerinde olduğu düşünüldüğünde verilen kesin süreye rağmen masrafın yatırılmaması halinde cevap dilekçesinde ileri sürülen bu savunmanın ispat edilemediğinin kabulü gerekir.
Böylelikle dava ve takip konusu çekten ötürü davacının davalı hamile karşı borçlu olmadığı hususu sübuta ermiş olup aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/666, K. 2021/88, 10 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama