KÜNYE
T.C. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2018
- Esas no
- 2017/131 Esas
- Karar no
- 2018/936
- Dava
- İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklı
- Dava tarihi
- 09/02/2017
Karar Metni
850 kelime·4 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülen İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili, müvekkili banka ile davalılardan borçlu şirket arasındaki GKS kapsamında ödenmeyen bakiye borcun tahsili için başlatılan takibe davalı borçluların haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiklerini, davalılardan ... ile ...'ın sözleşmeye müteselsil kefil sıfatıyla imza attıklarını, dolayısıyla onların da borçtan sorumlu olduğunu beyanla nakdi ve gayri nakdi alacak kalemlerinin tahsili için itirazın iptali ile takibin devamına asgari yüzde yirmi icra inkar tazminatına hükmün basını talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalılar davaya cevap vermemiş olup, icra dosyasına itiraz dilekçesinde yetkili icra dairelerinin bakırköy icra daireleri olduğunu, banka ile hesap mutabakatına varmadıklarını borçlu olmadıklarını belirterek itiraz etmişlerdir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuksal niteliği itibariyle, taraflar arasında varlığı çekişmesiz GKS kapsamında ödenmemiş nakdi ve gayrinakdi kredi borcunun tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra Dairesi'nin yetkisi, iptali davalarında özel dava şartı olup öncelikle hadise biçiminde bu meselenin halledilmesi gerekmiştir. Her ne kadar süresinde yapılmış itiraz dilekçesinde borçlu vekilince müvekkillerinin ikametgah ve faaliyet adreslerinin Bakırköy'de olduğundan bahisle yetki itirazında bulunulmuş ise de, imzaları inkar edilmemiş varlığı çekişmesiz 08/10/2015 tarihli sözleşme metninin 6.2 maddesinde tarafları bağlayıcı nitelikte İstanbul mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, kredinin ticari nitelikte olması, öte yandan kefillerin tacir sıfatını haiz olması nazara alındığında bu yetki şartı tarafları bağlayıcı niteliktedir. Dolayısıyla, yetki itirazı yersizdir.
Diğer bir mesele ise harç meselesi olup, gayrinakdi kredi alacağı talebi gözetilerek dava açılırken bu kaleme dair ayrıca maktu harcın da yatırılmamış olduğu gözetilerek tamamlanması için davacı banka vekiline süre verilmiş olup harca ilişkin usuli eksiklik süresinde ikmal edilmiştir
Davaya konu 2000.000,00 TL tutarlı GKS davalı kefiller tarafından kefalet limiti dahilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı, öte yandan kefillerin celp edilen nüfus kaydına göre karı koca oldukları anlaşıldığından eş rızasına ilişkin şekil ve usulü şartın da tamam olduğu anlaşılmıştır.
Hesap kat ihtarnamesinin 07/12/2016 tarihinde kat edildiği tebliğden itibaren bir gün içerisinde nakdi ve gayrinakdi bakiye borcun depo edilmesi gerektiğinin noter kanalıyla ihbar edildiği, ihtarnamenin davalı borçlu şirkete 09/12/2016 tarihinde tebliğ edildiği, ancak davalı kefillere tebliğ edilemediği anlaşılmıştır. Kefillere tebligat yapılamamış ise de tarafları bağlayıcı sözleşmenin amir hükmü uyarınca adres değişikliğini bildirmedikleri ve kaldı ki asıl borçlunun temerrütünden de sorumlu oldukları gözetilerek kefiller yönünden de temerrüt tarihinin mehilin dolduğu 11/12/2016 tarihi olduğu sonucuna varılmıştır.
Çek sorumluluk bedellerinden kefillerin sorumlu olmaları için sözleşmede açıkça hüküm bulunması gerekir. Davaya konu genel kredi sözleşmesinde çek sorumluluk bedellerinin kefillerden depo edilmesinin talep edileceği yönünde açık hüküm bulunmaktadır. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, 2016/660 Esas, 2016/9283 Karar sayılı 24/05/2016 tarihli içtihadı) Zira, sözleşmenin 3.5.1. maddesinde kefillerden kefalet limiti ile sınırlı olmak üzere müteselsil kefaletin, anapara ve akdi faizini, mer'i teminat mektupları, çek kredisi gibi tüm gayri nakdi kredilerin depo edilmesinin talep edilebileceği düzenlenmiştir. Buna göre gayri nakdi depo taleplerinde de usulsüzlük görülmemiştir.
Nakdi alacak yönünden de bilirkişi raporunda hesabın kat edildiği tarihten temerrüt tarihine kadar asıl alacağı akdi faiz işletilerek ana para ile akdi faizin toplanarak, bu miktara temerrüt tarihinden de temerrüt faizi işletilerek alacağın hesaplanmasında bir usulsüzlük görülmemiştir. Sonuç olarak bilirkişi raporu hukuka uygun ve denetime elverişli olarak bankacılık mevzuatı hükümlerine göre doğru bir şekilde düzenlendiği yapılan kontrolde anlaşılmakla, hükme esas alınmış olup aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/131, K. 2018/936, 26 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama