KÜNYE
T.C. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi Asıl Ve Birleşen ... Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1162 Esas, 2017/50 Karar Sayılı Dosyası
- Esas No
- 2017/991
- Karar No
- 2020/275
- Karar tarihi
- 9 Mart 2020
- Esas no
- 2016/1131
- Karar no
- 2020/230
- Asıl ve birleşen dava
- Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan Rücu İstemi
- Asıl dava tarihi
- 30/11/2016
- Birleşen dava t
- 08/12/2016
- Karar tarihi
- 26/02/2020
Karar Metni
744 kelime·4 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülen rücuen alacak davasının yapılan yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili asıl ve birleşen davalarda, müvekkilinin davalı ile akdetmiş olduğu hizmet alım sözleşmesi kapsamında davalının işçilerinin kıdem tazminatlarının ödendiğini, sözleşme gereği davalının sorumlu olduğu tazminatların mağduriyetlerin önlenmesi için kendileri tarafından ödenen 36.127,97 TL'nin asıl davada, 22.269,78-TL'nin ise birleşen davada ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faizleri ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili, sözleşme ve teknik şartnamede tarafların hizmet alım sözleşmesine konu iş ve işyerinde çalıştırdıkları personelin iş sözleşmesinin feshi durumunda sorumluluklarının kapsamı konusunda bir düzenleme olmadığını, şartnamenin davacı asıl işverenin kanun karşısındaki sorumluluğunu bertaraf etmediğini, İş Kanunu ile işverenden belirli bir işin bir bölümünde ya da eklentilerinde iş alan ve işçileri münhasıran o iş yerinde ve eklentilerinde çalıştıran diğer bir işverenin kendi işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili iş kanunundan ve iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden asıl iş veren ile birlikte sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuksal niteliği itibariyle; taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi uyarınca müteselsil sorumluluk esasına göre davalıya ait işçilerin ödenen alacaklarının, iç ilişki uyarınca TBK'nın 167. maddesi gereğince rücuen tahsile ilişkin alacak davasıdır.
Davacı asıl işveren davalı ile arasında 30/01/2014 tarihli "2014/2015 yılı Genel Temizlik ve Salon Yemek Servis Hizmeti Alımına Ait Sözleşme" uyarınca davacı nezdinde davalı taşeron işçilerinin çalıştıkları döneme tekabül eden işçilik alacaklarının ödendiği ihtilaf konusu değildir. Davacı ile davalı, işçilere karşı 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre işçilik alacaklarından müteselsilen borçlu konumundadırlar.
Kural olarak TBK'nın 167/1. maddesi gereğince müteselsil borçlular aksi kararlaştırılmadıkça iç ilişkide ifa edilen bedelden eşit paylarla sorumludurlar. Yani payından fazla ödeme yapan taraf, aşan kısım açısından diğer müteselsil borçluya rücu imkanına sahiptir.
Ne var ki, taraflar arasında yukarıda zikredilen sözleşmenin eki niteliğinde olan ve davalı tarafından imzalanarak benimsenmiş "Genel Temizlik ve Salon Yemek Servis Hizmet Alımı İşine Ait Teknik Şartname" 9.9. maddesinde, "yüklenici tarafından ödenecek kıdem tazminatının, yükleniciye rücu edilmesi kaydı ile işçinin mağduriyetini önlemek için kuruluşumuzdaki hizmet süresine ilişkin kısmı kuruluşumuzca karşılanır" hükmü düzenlenmiştir.
Yani, TBK'daki genel düzenlemenin aksi kararlaştırılarak, davacı nezdinde davalı işçilerinin çalıştığı süreye tekabül eden kıdem tazminatlarının tamamı ileride davalıya rücu edilmek kaydıyla davacı tarafından ödeneceği öngörülmüştür. Dolayısıyla, ödenen kıdem tazminatlarının eşit pay oranında değil, tamamının davalıdan rücuen istenebileceği sabittir.
Bu doğrultuda mahkememizce aldırılan 01/12/2019 tarihli Hesap Bilirkişisi ... tarafından tanzim olunan rapordaki tespitler ile davacı tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemeleri örtüşmekte olup, asıl ve birleşen davalarda talep edilen rücuya tabi tutarların yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak, tespit edilen alacaklara TBK'nın 168/1 maddesi gereğince halefiyet (ödeme) tarihlerinden itibaren faiz işletilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesisi cihetine gidilmiştir.
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/991, K. 2020/275, 9 Mart 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama