KÜNYE
T.C. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 20 Ocak 2025
- Esas no
- 2023/731 Esas
- Karar no
- 2025/25
- Dava
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 08/11/2023
Karar Metni
1.280 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Müvekkilinin davalıya yemek hizmeti verdiğini, davalıya yemek hizmetinin teslim edildiğini ve bu hususta 14.07.2023 ve 31.07.2023 tarihli faturaların kesildiğini, davalının bu faturalara itiraz etmediğini ancak fatura bedellerin ödemediğini, bu nedenle davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalının borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, faturalardan da anlaşılacağı üzere borcun varlığının ortada olduğunu iddia ederek; davanın kabulünü, itirazın iptali ile takibin devamını, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davalı davaya cevap vermeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 128. maddesi uyarınca tüm iddiaları inkar etmiş sayılmıştır.
... İcra Müdürlüğünün 2023/... Esas Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 46.111,50-TL fatura alacağının ödenmesi amacıyla 14.08.2023 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 18.08.2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 22.08.2023 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesi düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.
Mali Müşavir Bilirkişinin 10.09.2024 Tarihli Raporunda Özetle; "Davacı ...’ın 2023 yılında I. sınıf tacir olmayıp bilanço usulüne göre
defter tutmadığı, davacının II. sınıf tacir olduğu, işbu nedenle işletme defteri tuttuğu,
davacı tarafça incelemeye ibraz edilen 2023 yasal defterlerinin tasdikle ilgili
yükümlülüklerinin yasal süresinde yerine getirildiği, ticari defterlerin kendi lehine delil
niteliğinin bulunduğu,
davacının incelenen ticari defterlerinde, işletme esasına göre davacının defter beyan
sisteminde şirket bazında cari hesap ekstresi / muavin dökümünün mevcut olmaması nedeni
ile davalı ile olan hesap hareketleri işbu rapor içeriğinde yer almadığı, davacı tarafın
incelenen işletme defterinde icra takibine konu 2 adet faturanın yer aldığı, icra takibine konu
2. Ad. Faturanın toplamının 46.111,50-TL olduğu, davalı ticari defterine göre davalı şirketin davacı firmaya 14.861,40-TL borçlu olduğu, bu
bakiyenin 10.05.2023 tarihli faturadan kaynaklandığı, davacının ticari defterlerinde ödeme
kaydı olmamasından ve icra takibine ... numaralı fatura alacağı
23.622,00-TL, ... numaralı fatura alacağı 22.489,50-TL faturaları
konu etmesinden dolayı davalı tarafın borç bakiyesi bu raporda incelenmediği, örüşmeme konusu faturaların E-Arşiv faturası olduğu, İcra takibine ve huzurdaki
davaya konu 2 adet E-Arşiv faturanın davalı kayıtlarında yer almadığı görülerek yapılan
inceleme ile Vergi Usul Kanunu’nun 230-231 md.leri çerçevesinde usulüne uygun
düzenlendiği, ancak faturanın teslimi hususunda; E-Fatura kullanıcısı olan
mükelleflere düzenlenen E-Arşiv faturalarının Vergi Usul Kanunu 509 ve 443 sayılı
tebliğleri uyarınca; alıcının farklı talebi olmadığı sürece, E-Arşiv faturanın
muhataplarına kağıt ortamda ve imza karşılığı teslim edilmesi gerektiği, bununla
birlikte davacı tarafından ibraz edilen E-Arşiv faturalarında faturanın teslim edildiğine
dair imza ve ispat vesikasının bulunmadığı, davacı ...'’ın İşletme Hesabı Defteri Tuttuğu, Bilanço Usulü Defter
tutmakla Yükümlü olmadığı, 2022-2023 yılındaki satışlarının Ticari işletme ile esnaf
işletmesi arasındaki sınırı (aşmadığı, Davacının Tacir sayılamayacağı,
dava dosyasında mevcut Örtüşmeme konusu faturaların GİB tarafından Davalı şirkete ait
Ba Formunda bildirildiği, iş bu raporda tespit edilen davacının davalıya düzenlediği faturalar kapsamında hizmetin
verildiği ve verilmediğinin kabulüne göre ihtimalli hesaplama yapıldığı,
1. İhtimal; davacı tarafından
davalıya düzenlenen davacı yasal defter kayıtlarında yer alan, ancak; davalı tarafın
yasal defter kayıtlarında yer almayan icra takibine konu 2 adet fatura karşılığı dosya
münderecatında yer alan faturaların karşılığı hizmet verildiğinin kabulü takdirinde
Esası itirazın iptali yönünden; Takdiri Tamamen Sayın Mahkemeye ait olmak üzere,
davacının davalıdan 46.111,50-TL alacağının olduğu, 2. İhtimal Takdiri Tamamen Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; davacı tarafından
davalıya düzenlenen davacı yasal defter kayıtlarında yer alan, ancak; davalı tarafın
yasal defter kayıtlarında yer almayan icra takibine konu 2 adet fatura karşılığı dosya
münderecatında 2 Ad. Fatura karşılığı hizmet verildiğinin kabul edilmemesi takdirinde
Esası itirazın iptali yönünden; davacının davalıdan alacağının mevcut olmadığı,
davacı tarafından icra takibinde işlemiş faiz talep edilmediği tespit edilmiş olup, işbu nedenle işlemiş faiz hesabı yapılmadığı," görüş ve kanaatine varılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, fatura alacağına ilişkin başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Yasanın 114/1-c. maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup, 115. madde gereğince mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
Bilindiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, Uyuşmazlığın, hizmet sözleşmesine dayalı 2 adet fatura alacağı kapsamında davacının başlattığı ilamsız takipte davalının itirazı sonucu takibin durması ve Mahkememizde açılan İtirazın İptali davası ile inkar tazminatına hükmedilmesi itirazın iptali talebi hususlarından kaynaklandığı, Mahkememizce
... Başkanlığı, ... Başkanlığı, ... Müdürlüğü, ...
Vergi Dairesi Başkanlığı'na yazılan müzekkere cevaplarının incelenmesinde davacı ...'ın tacir kaydının bulunmadığı, aksine esnaf kaydının bulunduğu, alınan bilirkişi raporuna göre de gelirinin esnaf işletmesi düzeyini aşmadığı, bu yönde iddianın da bulunmadığı, dosyanın bu hali ile TTK 4. maddesinde tarif edilen her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olma şartını sağlamadığı, uyuşmazlığın nispi ticari dava olarak kabulünün mümkün olmadığı gibi yemek hizmetine dayalı alacak isteminin mutlak ticari dava niteliği de taşımadığı,
görev hususunun re'sen her aşamada gözetilebileceği, eldeki mutlak veya nispi ticari dava niteliği taşımayan uyuşmazlığa bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla davanın görev şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... Hakim ... · e-imza e-imza
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/731, K. 2025/25, 20 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama