KÜNYE
T.C. İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2024
- Esas no
- 2022/283 Esas
- Karar no
- 2024/211
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 15/04/2022
Karar Metni
1.161 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülen Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasında,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle: müvekkilinin fırıncılık sektöründe pide ustası olarak çalışırken, aynı sektörde faaliyet gösteren davalının işletmiş olduğu pidecide, çalışmak için davalı ile anlaştığını, davalı müvekkilinin eski çalıştığı iş yerinin karşısında kaldığından ve aynı sektörde olduklarından önceden tanıştıklarını, müvekkilinin eski iş yerinden ayrıldıktan sonra davalının yanında işe başlayacağı zamanlarda, iş ile alakalı olarak davalı tarafından müvekkiline bir takım belgeler imzatıldığını, müvekkilinin bu işveren nezdinde yaklaşık 11 ay çalıştıktan sonra bir kısım anlaşmazlıklar nedeniyle işten ayrıldığını,
ancak müvekkilinin çalıştığı süre içerisinde davalının telkinleri ile, iş yerine gelen bütün evraklar müvekkiline imza karşılığı teslim aldırdığını, müvekkilinin Psikiyatrik ve Nörolojik tedavi görmekte olduğunu, hali hazırda bu konuda sağlık sorunları olduğunu, müvekkilinin evvelce de bu sebeplerle doktora gittiğini ve ilaçlar kullandığını, davalının müvekkilinin her şeyini elinden alma niyetiyle hareket ettiğini, müvekkili ile davalı arasında herhangi bir alacak verecek ilişkisi olmamasına rağmen davalı müvekkiline iş ile alakalı bir kısım belgeler imzalatırken araya iş bu dava konusu bono'yu da koyarak imzalattığını,
hastalığından (mental rahatsızlığından) ötürü sorunları olan müvekkilinin boş bir senede imza attırdığını, senette sadece imza ve imza yanında yazan müvekkilinin kimlik bilgilerinin yazıldığı alanın müvekkilinin el ürünü olduğunu, diğer alanların davalı ya da davalının belirlemiş olduğu birileri tarafından müvekkilinin yazısına benzetilerek doldurulmaya çalışıldığını, dava konusu senedin üzerinde nakden ibaresi bulunduğunu, müvekkilinin (370.000,00 TL) yüklü bir bedeli hiçbir zaman görmediğini, davalı ile aralarında böyle bir ticaret ve alışveriş olmadığını, esasen bedelsiz ve müvekkilinin bilgisi dışında,
müvekkilinin iradesine muhalif şekilde düzenlendiğini, senedin müvekkilinden habersiz bir şekilde davalı tarafından icra takibe konulduğunu, müvekkilinin senedi imzalamak konusunda tam ehliyetli olması gerektiğini, müvekkilinin ehliyet konusunda da sıkıntıları olduğunu, mental sorunların geçmişten gelen problemlere dayandığını, davalının süreç içerisinde .... İcra Müdürlüğünün 2019/...
Esas sayılı dosyasından senedi icra takibine koyduğunu, davalının müvekkilinin adresini takip talebine '' ... Mah. ...
No: ... / İstanbul'' yazarak ödeme emrinin işyerine gelmesini sağladığını, ödeme emrinin iş yerine geldiğini, müvekkilinin patronunun talimatı ile tebligatı aldığını, ancak aldığı tebligatın kendisi ile ilgisi olduğunu bilmediğini, aynı iş yerinde çalışmaya devam ettiğini, süreç içerisinde takibin kesinleştiğini, müvekkilinin aile konutuna haciz konulduğunu, kıymet taktiri işlemleri için evine gelindiğini, müvekkilinin 15/09/2021 tarihinde e-devlet üzerinden tesadüfen öğrendiğini, müvekkilinin maddi durumu elverişli olmadığından başlangıçta meskeniyet iddiasına ilişkin icra mahkemesinde dava açtığını (...
İcra Hukuk Mahkemesi 2021/ ... Esas), gerekli harçları tamamlayıp iş bu davayı ikame ettiğini belirterek takip konusu belgenin teminat senedi olması nedeniyle .... İcra Müdürlüğünün 2019/...
Esas sayılı İcra takibinin tedbiren durdurulmasını, takip dayanağı senet ve icra takibi yönünden müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini, evvelce ve yargılama sürecinde müvekkilinden tahsil edilen paraların istirdatını, davalının %40 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, dava harç, masraf ve vekalet ücretlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle: davacı tarafça zorunlu arabuluculuğa başvurulmamasının hatalı olduğunu, 6102 sayılı Yasa'nın 5/a maddesinde getirilen düzenlemede dava çeşidine bir ayrım yapılmadığını, ticari alacaklarda arabuluculuk yoluna başvurma zorunluluğu olduğunu, menfi tespit davasının konusunun alacağın tahsiline ilişkin olup zorunlu arabuluculuğa başvurulmaması sebebi ile davanın reddine karar verilmesini gerektiğini, davacı tarafça açılan menfi tespit ve istirdat davasında dile getirilen hususları kabul etmediğini, müvekkili ile davacı arasında ticari veya hukuki ilişki bulunmadığını,
aralarında iş ilişkisi bulunduğu ileri sürerek, davacının bono altındaki imzanın kendisine ait olmadığına yönelik bir iddiası bulunmadığını, HMK. nun 200 -201)maddesi gereğince senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def’i olarak ileri sürülen, senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler senetle ispatlanması gerektiğini, davacı taraf borcun olmadığını ortada geçerli bir yazılı borç senedi varken HMK 200-201 vd maddeleri gereği ancak yazılı delille ispatlanması gerektiğini,
yine senet metnindeki yazıların davacı borçlu keşidecinin eli ürünü olup olmamasının ya da senet metnindeki yazıların farklı kalemlerde yazılmasının senedin geçerliliğine hiçbir etkisi olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesindeki iddialarını ancak yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, ilgili takibin 2019 yılında açıldığını, bu sırada taşınmazın haczi yapıldığını, kıymet takdiri için davalının adına kayıtlı taşınmaza bilirkişilerce gidildiğini ve tebligat bizzat davacı tarafından tebliğ alındığını, resmi tutanağının aksinin davacı tarafça ispatlanması gerektiğini,
davacı tarafça yasal 1 yıllık süre içinde hileye dayalı bir dava açılmadığını süresinden sonra açılan davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafından senede çift imza atıldığını, bu nedenle davacının bonoyu görmediği iddiası ispata muhtaç ve hayatın olağan akışına aykırı bir olduğunu, çift imza attığı belgeden haberi olmadığını iddia etmesinin mümkün olmadığını, borçlu davacının bir yerinden tutturup borçlu olduğum parayı ödenmekten kurtulurum mantığı ile sanki kendisini borçlu değilmişçesine iş bu davayı açması sebebiyle asıl alacağın % 20 ından aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine,
yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit davası istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “Görevin belirlenmesi ve niteliği” kenar başlıklı 1. maddesinde; “Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.” hükmü mevcut olup HMK’nın 114. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre mahkemenin görevli olması dava şartıdır. HMK’nın 115. maddesine göre ise dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı ve davalı arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı, 6100 sayılı HMK'nın 375/1-ı ve 380. maddeleri gereğince; taraflar arasındaki ilişkinin iş akdinden kaynaklandığı, görevli mahkemenin, 25/10/2017 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu gereği, İş Mahkemeleri olduğu, görev itirazının yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re'sen nazara alınarak yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebileceği, TTK 4. Ve 5.maddesi gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5. Maddesi gereğince davanın İstanbul İş Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/283, K. 2024/211, 16 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama