KÜNYE
T.C. İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2024
- Esas no
- 2023/163 Esas
- Karar no
- 2024/387
- Dava
- Tazminat
- Dava tarihi
- 07/03/2023
Karar Metni
1.159 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülen Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkiline ait ... Plaka No’lu aracın, ...
Plaka No’lu aracın sebep olduğu 02/04/2022 tarihli kaza nedeniyle hasarlandığını, SBM kayıtlarına göre müvekkiline ait aracın kazada %0, ... plakalı aracın %100 kusurlu olduğunun bildirildiğini, müvekkil Sigorta Şirketine yazılı başvuru yapılmış ise de sigorta şirketinin süresi içerisinde herhangi bir dönüş yapmadığını, kaza sonucu müvekkilinin aracında meydana gelen hasar bakımından uğradığı zarar miktarı tam olarak belirlenemediğini, kaza sonucunda uğranılan zarara ilişkin alacak değerinin tam ve kesin olarak belirlenememesi sebebiyle bu hususta yapılacak tespit sonucu artırılmak üzere Hasar bedeli tazminini talep ettiğini,
müvekkilinin uğradığı zarar miktarının uzman bilirkişilerce yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu tam ve kesin olarak belirlenebileceğini, kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsünün dikkatsiz davranarak müvekkilinin aracına vurduğunu, davalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu belirterek; müvekkiline ait araçta meydana gelen 100,00-TL Hasar Tazminatı bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek olan bankaların uyguladığı en yüksek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesinde ve özetle. 02.04.2022 tarihli trafik kazasına ilişkin 100,00-TL Hasar bedeli alacağımız için fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla HMK 107 gereğince dava ikame edildiğini, bilirkişi raporunda müvekkilinin kusursuz olduğu tespit edildiği; hasar Bedelinin 25.070,00 TL olarak belirlendiğini;
hasar tazminatını 24.970,00 TL artırma zaruriyetinin hasıl olduğunu, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla açmış oldukları toplamda 100,00 TL tutarındaki taleplerini, bilirkişi raporu doğrultusunda hasar bedelini 24.970,00 TL artırarak davanın 25.070,00 TL üzerinden, devam etmesini bildirdiğini, buna mukabil talep artırım harcının yatırıldığını gösterir harç makbuzunun işbu dosya kapsamında bulunduğunu,
her ne kadar dava dilekçesinde yasal faiz oranı olarak talep etmiş olsalar da görülen lüzum üzerine kaza tarihinden itibaren işleyecek olan faiz oranını bedel artırımı ile mevduata uygulanacak olan en yüksek faiz oranı olarak talep ettiklerini belirterek;
talep artırım talebinin kabulüne, toplamda 100,00 TL tutarındaki talebimizi, bilirkişi raporu doğrultusunda hasar bedelimizi 24.970,00 TL artırarak davamızın 25.070,00 TL üzerinden kabulü ve yargılama giderlerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak tarafımıza ödenmesini, 25.070,00 TL bedele kaza tarihinden itibaren mevduata uygulanacak olan en yüksek faiz oranı işletilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı taraflar tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle.
Davanın görevsiz mahkemede açılmış olduğunu, zira bir davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde açılabilmesi için tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili husustan doğan bir hukuk davası olması gerektiğini, davacı tarafın aracının ticari değil, hususi bir araç olduğunu, bu kapsamda görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi değil, Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, işbu dava maddi hasar bedelinin tazminine ilişkin bir dava olduğunu, araçta oluşan hasar bedelinin belirlenebilir bir bedel olduğunu, davacının da ekspertiz raporu aldığını,
müvekkili sigorta şirketine yapmış olduğu başvuru dilekçesinde KDV dahil 25.070,81 TL'lik hasar meydana geldiğini iddia ettiğini, buna rağmen işbu davayı belirsiz alacak davası olarak açtığını, bu sebeple davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasında HMK107.
Madde uyarınca hukuki bir yararın olmadığını, hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının müvekkili sigorta şirketine başvuruda bulunurken birlikte verilmesi gereken belgelerin mevcut olduğunu, bu belgelerden birinin eksik olması halinde başvuru yapılmış olsa dahi geçersiz bir başvuru sayılacağını, davacının müvekkkili şirkete başvururken hasarlı araca ait olay yeri veyahut onarım görüntülerini başvurusuna eklememiş ve taraflarına iletmemiş olduğunu, dolayısıyla kanuni bir zorunluluk olan sigorta şirketine başvuru zorunluluğu,
başvuru dilekçesiyle birlikte teslim edilmesi gereken evrakların eksikliği sebebiyle geçersiz sayılarak yerine getirilmediğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun yalnızca poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, mevcut poliçede limitin 86.000,00 TL olduğunu, müvekkili şirketten poliçe limitini aşan veya sigortalısının kusuru ile paralel olmayan bir bedelin istenemeyeceğini, müvekkili şirket sigortalısının kusuru oranında gerçek hasar bedelini ödeyerek borcunu ifa etmiş sayılacağını, sigorta bir zenginleşme aracı olmayıp sigorta şirketinin,
sigortalı aracın sebep olduğu kadar riziko sebebiyle üçüncü kişilere ait mal veya bedeni zarardan ötürü poliçede gösterilen limit meblağın tamamını değil üçüncü kişilerin maruz kaldığı gerçek zarar miktarını araştırıp ödeme yapılması gerektiğini, müvekkili şirket üzerine düşen mali sorumlulukları poliçe kapsamında olmamasına karşılık ekspere 07.07.2022 tarihinde 305,56 TL ödemek suretiyle yerine getirdiğini, toplamda müvekkili şirketin yapmış olduğu ödemenin 305,56 TL tutarında olduğunu ve poliçeden kalan bakiye 85.694,44 TL olduğunu,
müvekkili şirketin üzerine düşen sorumluluğunu ifa etmesine rağmen işbu haksız ve mesnetsiz dava ikamet edilmesinin sebebi haksız kazanç sağlamak olduğunu, kusurun gerçeğe en yakın şekilde tespit edilebilmesi bakımından hem Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi'nin hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti'nden seçilecek uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, bahse konu merciilerden oluşacak bir heyet tarafından ifade tutanakları, ceza dosyası, olay yeri görüntüleri, kaza görüntüleri, kazayı anlatan kroki,
kazanın meydana geldiği bölge vb. belgeler incelenip birlikte değerlendirilerek kusur tespitinin yapılmasının hukuki bir zorunluluk olduğunu, zira böyle bir değerlendirme yapılmadan kusur belirlenmesinin gerçeği yansıtmaktan uzak kalacağını ve hukuki hakların zedelenmesine sebebiyet vereceğini, Karayolları Genel Müdürlüğü'nden kaynaklı yol kusuru, teknik arıza, trafik işaret ve lambalarının arızalı olup olmadığını veya gerektiği gibi çalışıp çalışmadığını, yolun yapısı veya trafik görüşünü engelleyecek tehlikeli bir hususun olup olmadığı gibi değerlendirmelerin de bu hesaplamada dikkate alınması gerektiğini belirterek;
görevsizlik itirazımızın kabul edilerek görevli mahkemeye gönderilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise yetki itirazımız kabul edilerek yetkili mahkemeye gönderilmesini, aksi kanaatte ise usule yönelik cevaplarımız dikkate alınarak usulden reddini, yine aksi kanaatte ise esasa yönelik cevaplarımız dikkate alınarak esastan reddini, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
İlgili yerlere müzekkereler yazılmış, cevabı yazılar dosya arasına alınmıştır.
GEREKÇE
Mahkememiz 03/07/2023 tarihli makine mühendisi ...'in alınmış olan raporunda "Meydana gelen maddi hasarlı dava konusu trafik kazasında: ... plaka sayılı aracın sürücüsü ...'in %100 oranında asli ve tam kusurlu bulunduğu, ... plaka sayılı aracın sürücüsü ...’nın kusursuz bulunduğu, ... plakalı 2012 model ... tdi marka ve tipindeki araçta meydana gelen hasar bedeli tutarının kdv dahil 25.070,81TL.sı olabileceği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiş olup, alınan rapor hüküm kurmaya elverişli bulunmuştur.
İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/163, K. 2024/387, 2 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama