KÜNYE
T.C. İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2025
- Esas no
- 2024/13 Esas
- Karar no
- 2025/634
- Dava
- Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 08/01/2024
Karar Metni
900 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülen Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1991 yılından beri Almanya'da yaşadığını, tatil amaçlı Türkiye'ye geldiği esnada, 02/07/2006 tarihinde kimliği belirsiz kişilerce kendisinin ve eşinin pasaportlarının çalındığını, müvekkilinin ... Amirliği'ne giderek şikayetçi olduğunu ve akabinde Almanya'ya geri döndüğünü, müvekkilinin bir süre sonra yeni kimlik çıkartmak için Köln Başkonsolosluğu'na gittiğinde, kendisi adına ...
Nüfus İdaresince 2007 yılında da bilgisi dışında yeni bir kimlik çıkartıldığını öğrendiğini, çalınan pasaportu ile sahte kimlik çıkartıldığını anlayan müvekkilinin nüfus cüzdanı talep belgesini istetmiş ve evrakı incelediğinde resim ve imzanın kendisine ait olmadığını gördüğünü, Nüfus cüzdanı talep belgesi 20/07/2007 tarihinde ... Mahallesi Muhtarı ... ... tarafından onaylandığını, müvekkilinin ikamet adresi olarak "... Mahallesi ...
Sokak No:21/3 .../İST" adresi gösterildiğini, ancak müvekkilinin bu adreste hiç ikamet etmediğini, müvekkilinin pasaportu kullanılarak bilgisi ve rızası dışında sahte nüfus cüzdanı çıkartıldığını ve müvekkili aleyhine işlemler yapıldığını, müvekkilinin borçlu ...ile bir ilgisi bulunmadığını, kimliği belirsiz kişilerce şirket kurma ve bankalardan kredi çekme işlemlerini müvekkilinin yapmadığını, müvekkilinin kimliği belirsiz kişilerce kendi aleyhine yapılan işlemlerden dolayı senelerce mağdur edildiğini ve hala kredi ve vergi borçları nedeniyle malvarlığına haciz işlemleri yapıldığını,
günümüz itibariyle ana parası çok düşük olan kredi borcundan dolayı müvekkilinin tüm taşınmazlarına haciz konulduğunu ve müvekkilinin tasarruf hakkının elinden alındığını belirterek; müvekkilinin .... Genel İcra Dairesi 2023/... Esas Eski esas .... İcra Dairesi 2019/...
Esas) sayılı dosyasına borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, davalı aleyine, alacakların %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı ... ve Dağıtım San. Ve Tic. Ltd.
Şti.'nin dava dışı bankaya başvurusu üzerine taraflar arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini ve davacı ...'ın şirket yetkilisi olarak işbu sözleşmeyi müşterek ve müteselsil kefil sıratıyla imzaladığını, alacağını müvekkili bankaya temlik eden bankanın, şirketi yerinde inceleme, şirket yetkilisi olarak görünen davacının adına ibraz edilen kimliğinin gerçek olup olmadığının tespit etme gibi bir yükümlüğü ve sorumluluğunun bulunmadığını, banka kendisine ibraz edilen belgelerin sahte olup olmadığını tespit edebilecek yetkinlikte olmadığından,
taraflar arasında serbest irade ile akdedilen sözleşmenin sakat olmasında kusurlu olmadığını, davacının 2008 yılında aleyhinde başlatılan ve kesinleşen icra takibine karşı hiçbir zaman itiraz etmediğini, işbu takipten huzurunuzdaki davanın ikame edildiği 2024 yılında haberdar olmasının mümkün olmadığını belirterek; davacının haksız ve kötü niyetli davasının reddine, davacının kötü niyet tazminat taleplerinin reddine, huzurdaki yargılamada hiçbir kusuru bulunmayan müvekkilinin aleyhinde vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce alınında uzman bilirkişiden görüş raporu alınmış dosya arasına konulmuştur. Dava: Ticari nitelikteki kredi sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir. .... İcra Dairesinin 2023/.... sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklı tarafından borçlu aleyhine ilamsız takip yapıldığı, örnek 7 nolu ödeme emrinin borçluya tebliği üzerine takibin itiraz edilmeksizin kesinleştiği ve bunun üzerine davacı tarafça menfi tespit davsı ikame edildiği anlaşılmıştır.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer.
Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer.
Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/(19)11-925 - 2021/734 sayılı kararı benzer mahiyettedir.) Ancak somut olayda davacı tarafça hukuki ilişki imzanın kendisine ait olmadığı gerekçesiyle reddedildiğinden ispat yükü davalı alacaklıdadır.
Bu doğrultuda bilirkişi incelemesi neticesinde kredi sözleşmelerine atılan imzanın davacının el ürünü olmadığı bildirilmiş ve kat'i bir kanaat bildiren rapor hükme esas alınabilecek yeterlilikte addedilmiştir. İmza inkarına dayalı sahtelik iddiası mutlak def'ilerden olup, herkese karşı ileri sürülebileceğinden davalının iyi niyetli olup olmamasının da bir önemi yoktur. Bu doğrultuda davanın kabulüne ve davalının temlik alan konumunda bulunsa dahi temlik eden ile davacının yüz yüzelik ilişkisi bulunması nedeniyle davacı lehine tazminata hükmedilerek aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/13, K. 2025/634, 16 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama