KÜNYE
T.C. İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 8 Nisan 2025
- Esas no
- 2025/122 Esas
- Karar no
- 2025/279
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 07/03/2022
Karar Metni
1.046 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar aleyhine icra takibi 22/11/2021 tarihinde asıl alacak bakımından toplam 600.000,00-TL üzerinden başlatılmış ise de huzurdaki davayı kısmi olarak 82.000,00 TL üzerinden açtıklarını, davadaki taleplerinin müvekkilin fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere davalıların icra takibine itirazının şimdilik 82.000,00 TL üzerinden kaldırılması olduğunu, müvekkil ile davalı şirket arasında ticari iş ilişkisi kurulduğunu, müvekkil firmaca davalı firmaya muhtelif tarihli faturalar karşılığında cari hesap alacağı bulunduğunu, davalı firmanın faturalara ilişkin cari hesap borç ödemesini yapmadığını,
bu sebeple müvekkil şirket adına .... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin 02/12/2021 tarihinde müvekkil firmaya ait hesaba 600.000,00-TL'lik kısmi ödeme gerçekleştirdiğini, yine aynı borçlu firma 30/11/2021 tarihinde herhangi bir borcu olmadığından bahisle icra takibine haksız ve yersiz olarak itirazda bulunduğunu, ...Arabuluculuk Bürosu 2021/... nolu dosyası ile başvurulduğunu ancak arabuluculuk sürecinde de firma vekili ile yapılan toplantılar neticesinde de anlaşma sağlanamadığını,
davalının döviz kurlarındaki değişkenliklerden dolayı ekonomik olarak zarar etmeye başlayan davalı şirketin mevcut durumunda meydana gelecek bir değişim halinde müvekkilin hakkının elde etmesi önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden işbu zararların önüne geçilmesi açısından mahkememizce tespit edilecek bankalardaki hesaplarına, davalı şirket adına kayıtlı tüm gayrimenkullere ve varsa motorlu araçlarının araştırılarak bulunması halinde motorlu araçlarına devirlerinin engellenmesi amacıyla ihtiyati tedbir konulmasını,
borçlunun itirazının iptali ile takibin devamı ve borçlunun haksız itirazı sonucu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Davacı vekil tarafından sunulan dava dilekçesi ve delil listesinin HMK'nın emredici hükümlerine gereceğince usulüne uygun olmadığını, davacı vekilinin davaya konu olayı ve taleplerini ispatlayan yeterli belge ve delil sunmadığını, davacının özgür iradesiyle benimsediği satılan malın bedelinin vadeli olarak ödenmesi hususuna dayalı olarak tarafların anlaştığını, sözleşmeye göre ay içinde satılan ürünlerin ödemesi,
satıldığı ayın son günü vade kabul edilmekte ve bu tarihten ilgili sözleşmeye göre kaç gün sonra ödeme vadesi kararlaştırılmış ise o vadede sadece satılan malın ödemesi yapılmadığını, davacı tarafça düzenlenen faturaların vadelendirmeye esas teşkil etmeyeceği, vade ve ödenecek tutarın ise sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde uygulanacağı taraflar arasındaki sözleşme ile tartışma dışı olduğunu, davacı, taraflar arasında sözleşmeler yokmuşçasına, .... İcra Dairesinin ...
E, sayılı dosyası ile alacağından bahisle icra takibine geçerek, davalı müvekkil şirkete ödeme emri gönderdiğini, Davalı müvekkil şirketin, taraflar arasındaki sözleşmeye göre, tahakkuk etmiş borcu bulunmadığından borca itiraz edildiğini, taraflar sözleşmenin ilgili maddelerine göre davalı müvekkil şirketin, satış devir hızları arzulanan seviyeye ulaşmayan, üretimden kaldırıldığı için devamı ve satışı olmayan ürünleri veya mevsimsel ürünleri, nakliye bedelleri de SATICI' ya ait olmak üzere iade etme ve bedellerini SATICI’ nın piyasada geçerli olan son satış fiyatı üzerinden geri fatura etme hakkına sahip olduğu,
SATICI’ nın bu hususu kabul ve taahhüt ettiği kararlaştırılmış bulunmadığını, uzun yıllardır davalıya mal tedariki yapan davacının imzaladığı sözleşmeyi bilmediği, uygulanmasından haberdar olmadığı ve kendisine zorla imzalattırıldığı gibi algısı hem basiretli tacir olma yükümlülüğüne hem de ticaretin olağan akışına aykırı olduğunu, davacı alacaklının ihtiyati tedbir talebi bulunmakla birlikte, alacağın cari hesaba dayanması,
taraflar arasında cari hesap mutabakatı yapıldığını gösterir herhangi bir belge ibraz edilmemesi ve alacağın varlığı hususunda yaklaşık ispat ölçüsünde ispat edilemediğinden ve taleplerin yargılamayı gerektirmesinden dolayı ve malların haciz tehdidi altında olduğuna dair somut delil sunulmadığı dikkate alındığında ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiğini, ihtiyati tedbir talebinin reddine, davacının davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 08.04.2025 tarihli duruşmasında davacı vekilinin karşı tarafla sulh olduklarını, davanın konusuz kaldığını ve dosyaya ilişkin masrafların ve vekalet ücreti taleplerinin devam ettiğini bildirir beyan vermiş olduğu görüldü.
Mahkememizin iş bu dosyanın yine mahkememize ait 2022/.... Sayılı dosya ile birleştirildiği ancak iş bu dosyanın tefrik edilerek yeni esas aldığı ve bu esas üzerinden yargılamanın yürütülmesine karar verilmiştir.
Dava: Ticari Satımdan Kaynaklanan İtirazın İptali İstemine İlişkindir.
.... İcra Müdürlüğünün .... sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklı tarafından borçlu aleyhine ilamsız takip yapıldığı, örnek 7 nolu ödeme emrinin borçluya 27.11.2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 30.11.2021 tarihinde borca itiraz ettiği, bunun üzerine davacı tarafından 01.12.2021 tarihinde arabuluculuk müessesine başvuru yapıldığı anlaşılmıştır.
6098 Sayılı TBK'nun 100. maddesi. "Borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir." Bir başka anlatımla TBK'nun 100. maddesi gereğince ödemelerin öncelikle asıl alacaktan düşülebilmesi için, borçlunun faiz ve masrafları ödemede gecikmemiş olması zorunludur. Buna göre, borçlu, faiz ve masrafları ödemedikçe kısmi ödemeler ana paradan mahsup edilemez.
Anılan maddenin uygulanması için takip talebinde bu yönde ayrıca talepte bulunulması gerekli olmayıp, istek olmasa da memurlukça bu husus re'sen dikkate alınmalıdır (Hukuk Genel Kurulu'nun 09/10/2002 tarih ve 2002/12-709 Esas - 2002/781 Karar sayılı kararı). İcra dosyası incelendiğinde davalı taraf gecikmeye düşmemiş olarak gözükmekte olup, ana para borcunu ödemiştir. Ödenen bedel gecikme yaşanmadığı için ana para borcundan düşülecektir.
Ancak ana para borcu tamamen ödenmişse de, icra takibi başladığı için icra vekalet ücreti, tahsil harcı, masraflar vs. varlığını sürdürmeye devam edecektir. Bu nedenle alacaklının dava açmakta haklı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dava konusuz kaldığına ilişkin beyanlar ışığında konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davacının dava açmakta haklı olduğu anlaşılmakla lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Belirtilen açıklamalar ışığında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · E-imzalıdır Hakim ... · E-imzalıdır
İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/122, K. 2025/279, 8 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama