KÜNYE
T.C. İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2025
- Esas no
- 2025/377 Esas
- Karar no
- 2025/412
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 30/12/2024
Karar Metni
1.203 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sahibi olduğu ... portalı faaliyete geçtiği 2008 yılından bugüne düğün sektöründe faaliyet gösteren müşterilerine yıllık hizmet bedeli karşılığı internet üzerinden tanıtım ve reklam hizmeti vermekte olduğunu, işbu reklam ve tanıtım hizmeti, ... internet portalında reklam ve tanıtımının yapılmasını isteyen firma için bir sayfa oluşturularak gerçekleştirildiğini, ... ünvanlı işletmesinin reklam ve ilanını müvekkili şirket portalında yayınlamak isteyen davalı arasında 25.11.2022 tarihli 12 Ay Taaahhütlü Üyelik sözleşmesi imzalandığını, davalı ... tarafından 07.12.2023 tarihinde ...
İlçe Tüketici Hakem Heyetine “bedel iadesini içeren sözleşmeden dönme” talebiyle başvuruda bulunulduğunu, başvuru sonucunda Tüketici Hakem Heyeti tarafından başvurunun ticari bir işlem olması sebebiyle görevsiz olduğu gerekçesi ile reddedildiğini, borcun tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü ...
E. Sayılı dosyasında icra takibine geçildiğini, ancak borçluların borcu itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğunu belirterek; itirazının iptali ile takibin devamına, davalıların aleyhine alacağın %20’si olmak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davalı olarak gösterilen tarafların gerek adi ortaklık olsun, gerekse müvekkili şahıs olan müvekkilinin tacir olmadığını, müvekkilinin 2. Sınıf işletme defterine tabi olduğunu, V.U.K.'da belirlenen alım-satım miktarlarının çok altında kazanç ve ödeme yapmakta olduğunu, müvekkili esnaf sınırını aşmadığını, hal böyleyken davacı ile müvekkili arasında imzalanan yetki sözleşmesi TTK md.17 gereğince sadece tacir/kamu tüzel kişileri arasında geçerli olacağından geçerli olmadığını,
müvekkilinin ikamet adresinin İzmir olduğu ve yetkili mahkemelerin İzmir Mahkemeleri olduğunu belirterek; davanın reddine, davacının kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... yönünden ikame edilen dava mahkememizin... Esas sayılı dosyasından tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydı yapılmıştır.
Dava; Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali İstemine İlişkindir.
.... İcra Dairesinin .... sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklı tarafından borçlu aleyhine sözleşmeye, cari hesaba, faturaya dayalı takip yapıldığı, örnek 7 nolu ödeme emrinin borçluya 21.03.2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 26.03.2024 tarihinde borca itiraz ettiği, bunun üzerine davacı tarafından 23.05.2024 tarihinde arabuluculuk müessesine başvuru yapıldığı anlaşılmıştır.
Davada, öncelikle tartışılacak husus, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinin mi, Asliye Ticaret Mahkemesinin mi görevinde olduğudur.
6102 sayılı TTK hükümlerine göre; ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (TTK 11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir (TTK 11/2). Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten gerçek kişiye tacir denir (TTK 12/1).
İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır (TTK 15/1).
5362 nolu Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3. maddesinde Esnaf ve Sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler, olarak tanımlanmıştır.
TTK 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez.21.07.2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 18.06.2007 tarihli 2007/... sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 177. maddesinde belirtilen hadlerden, 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanlarda yarısını, 2. bendeki faaliyetlerde bulunanların bu tutarın tamamını aşanların tacir olacağı belirlenmiş olup 2014 yılı için yıllık brüt hasılata göre 80.000,00 TL,
yıllık alış miktarına göre 150.000,00 TL ve yıllık satış miktarına göre 200.000,00 TL olmak üzere sınırlar belirlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir.
Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir.
Somut olayda; uyuşmazlık kaçak kullanım bedelinden kaynaklanmakta olup, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. O halde, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve asliye ticaret mahkemesinin görevli olması için uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması zorunludur.
Davalının Küçükköy Vergi Dairesinin 16.05.2025 tarihli yazılarında, esnaf işletmesini aşan düzeyde gelir sağlamadığı, ikinci sınıf tacir tacir olduğu, işletme hesabına göre defter tuttğu tespit edildiğinin bildirilmesi nedeniyle tacir sayılamayacağından davaya bakmaya asliye ticaret mahkemesi görevli olmayıp asliye hukuk mahkemesi görevlidir.
Bu durumda görevli olmayan mahkemeye açılan davanın; göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 115/2. maddesi gereğince görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · E-imzalıdır Hakim ... · E-imzalıdır
İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/377, K. 2025/412, 27 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama