İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2018/827 K.2021/38

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Esas2018/827Karar2021/38Tarih27 Ocak 2021Okuma10 dk · 2.013 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi

Karar tarihi
27 Ocak 2021
Esas no
2018/827 Esas
Karar no
2021/38
Dava
İtirazın İptali
Dava tarihi
11/09/2018
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.013 kelime·10 dk okuma·4 bölüm

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TALEP

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili ...

Ticaret ve Sanayi Ltd.'nin yayıncılık sektöründe internet üzerinden tüzel kişilere kitap dağıtımı faaliyeti yapmak suretiyle hizmet verdiğini ve bu şekilde gelir elde ettiğini, davalı ile müvekkili şirket arasında bu faaliyet kapsamında kurulan ticari ilişkiye bağlı olarak b0069r elektronik satış sözleşmesi ve cari hesap ilişkisi bulunduğunu, söz konusu cari hesap ilişkisi çerçevesinde, müvekkili şirketin davalıdan alacağını tahsil etmesi üzerine,

icra takibi başlatıldığını ve ödeme emri tebliğ edildiğini, ancak davalı tarafından icra müdürlüğünün yetkisine ve borca itiraz edilmesi sebebiyle davaya konu icra takibinin durdurulduğunu, davalının yetki itirazının yerinde olmadığını, davalının itirazının iptalini, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketle aralarında bir elektronik satış sözleşmesinin bulunmadığını, böyle bir sözleşmenin mahkemeye sunulmuş ise dahi kesinlikle söz konusu sözleşmedeki imzanın sahte olduğunu, davacı şirketle hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığını, kendilerine hiçbir borcunun bulunmadığını, yetki itirazlarının kabulünü, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde zaman aşımı definin kabulünü, yargılama sonunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE

Dava; mal satımına konu cari hesap alacak talebi ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

İtirazın iptali istemine konu ... İcra Müdürlüğü'nün 2018/... esas sayılı takip dosyası celp edilmiştir.

Takibe ve cari hesap alacak istemine dayanak faturaların ibraz edildiği görülmüş olup irsaliyeli faturalarda teslim alan imzalarının bulunmadığı saptanmıştır.

Davalının tacir vasfını haiz olup olmadığı noktasında Ticaret Sicil Müdürlüğü ile Vergi Müdürlüklerine ait dosyada mübrez yazı cevapları tetkik edilmiş olup davalının 2012 yılından 31/12/2016 tarihine kadar ticari işletme kaydının mevcut olduğu ve davaya konu alacak isteminin anılı dönemleri kapsadığı görülmekle mahkememizin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.

Davalı tarafça takibe itirazında İcra Müdürlüğü'nün yetkisine ve cevap dilekçesinde mahkememizin yetkisine itiraz edilmiş ise de tatbiki gereken HMK'nın 10. ve TBK'nın 89. maddeleri uyarınca para borçları yönünden ifa yerinin alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri olması bağlamında davacının ikametgahı mahkemelerinin yetkili olması kapsamında somut olayda davacının yerleşim yeri itibariyle İstanbul İcra Müdürlüğü'nün ve mahkememizin yetkili olduğu anlaşılmakla, davalı yanın yetki itirazının yerinde olmadığı kanaatine varılmakla yargılamaya devam olunmuştur.

Davalı tarafından cevap dilekçesi kapsamında her ne kadar zamanaşımı defi ileri sürülmüş ise de TBK'nın 146. maddesi gereğince sözleşme ilişkisinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi 10 yıl olup, somut olayda henüz 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla; anılı savunmanın yerinde olmadığı kanaati ile yargılamaya devam edilmiştir.

Mahkememizce görevlendirilen mali müşavir bilirkişi ... marifetiyle hazırlanan 12/10/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ''...Dava dosyası incelendiğinde davacı tarafça dava konusu alacak dayanağı olarak sunulan sözleşmenin elektronik sözleşme şeklinde düzenlendiği belirtilmiş ise de söz konusu sözleşmede davalının isim ve imzasının (E-İmza) bulunmadığını, söz konusu sözleşmenin elektronik ortamda geçerli olup olmayacağı hususunun teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle bir değerlendirme yapılamadığını, davacı tarafça incelemeye ibraz edilen.

2015 yılı yasal defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığını, ...

Vergi dairesi tarafından dosyaya gönderilen yazı ve ekleri incelendiğinde davalının 18.02.2016 tarihinde daireleri yetki alanına nakil olduğu belirtilmiş ve 2016 yılında verilen KDV ve Muhtasar beyannameleri ilgili bilgileri içeren belgeyi ekte sunduğunu, ancak dava konusu alacak dayanağı fatura tarihlerinin 2015 Aralık ayı olması hasebiyle ve 2015 Aralık BA Formlarının dosyaya gönderilmemesi nedeniyle vergi dairesi tarafından dosyaya gönderilen bilgi ve belgeler üzerinde dava konusu olayalar yönünden herhangi bir tespit yapılamadığını, 2016, 2017 ve 2018 yılları yasal defterlerinin E-Deftere tabi olduğu,

E-Deftere tabi yevmiye ve kebir defterlerinin E-Beratlarının yasal süresinde yaptırıldığını, tasdike tabi envanter defterlerinin ise açılış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığını, davalı tarafça incelemeye ibraz edilen.

2015 ve 2016 yılları yasal defterlerinin açılış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığı ancak kapanış tasdiklerinin ise yaptırılmadığını, davacı yasal defter kayıtları incelendiğinde davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan toplam 16.432,15 TL alacaklı olduğu yönde bakiyesinin bulunduğunu, davalı yasal defter kayıtları incelendiğinde ise davacı tarafça davalıya kesilen faturaların davalının yasal defter kayıtlarında yer almadığını, davalının davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını,

davacı tarafça davalıya kesilen dava konusu alacak dayanağı irsaliyeli faturaların davacı tarafça davalıya tebliğ/teslim edilip edilmediği hususunda yapılan incelemelerde; irsaliyeli faturaların teslim alan kısımlarının boş olduğunu, davalı tarafça fatura ve muhteviyatı malların alındığına dair herhangi bir ibareye rastlanılmadığını, açıklamalar neticesinde davacı tarafça davalıya kesilen dava konusu alacak dayanağı irsaliyeli faturalar ve muhteviyatının davacı tarafça davalıya tebliğ/teslim edilip edilmediği hususu ispata muhtaç kaldığından dava konusu alacak tutarının bu aşamada hesaplanamadığını...'' mütalaa ettiği görülmüştür.

Huzurdaki davanın tarafları arasında karşılıklı imzalarını içerir yazılı bir sözleşme mevcut olmamakla birlikte davacının elektronik satış sözleşmesi ve faturaya dayalı kitap satımından kaynaklı cari hesap alacak isteminde bulunduğu, davalı tarafın ise sözleşme ilişkisini kabul etmediği, bununla birlikte ticari ilişki gerçekleşse dahi borcunun bulunmadığını savunduğu, davacı tarafça ibraz edilen cari hesap alacak istemine dayanak irsaliyeli faturalar üzerinde teslim alan imzalarının mevcut olmadığı saptanmış olup uyuşmazlığın; fatura içeriklerinin kesinleşip kesinleşmediği ve fatura konusu malların davalıya teslim edilip edilmediği, neticeten davacının faturaya dayalı olarak bakiye cari hesap alacak isteminde haklı olup olmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; ''Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır.

(Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın m. 23/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır.

Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.

İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.

Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6762 sayılı TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir.

Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur.

Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir.

Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır.

İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır.

Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya. Sh 111 vd.)

Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür.

Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.

Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.

Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması;

borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi,

şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.''

Anılı kanuni düzenlemeler ve içtihatlar ışığında somut olaya bakıldığında; cari hesap alacak istemine dayanak irsaliyeli faturalar üzerinde teslim alan imzalarının mevcut olmadığı, anılı faturaların davalı ticari defterlerinde de kayıtlı olmadığının tespit edildiği gibi fatura bedellerinin BA bildirim miktarlarının altında olması kapsamında vergi kayıtları itibari ile de inceleme yapılamadığı saptanmış olup bu hali ile takibe dayanak cari hesap alacak istemine konu faturalarda kayıtlı malların davalıya satılıp teslim edildiğini,

fatura içeriklerinin kesinleştiğini davacı tarafın ispata elverişli yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte davacı yanın imzasız irsaliyeli faturalar ve kendi ticari defterleri dışında ispata elverişli yazılı delil ibraz etmediği tespit edilmiştir.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2014/12574 esas, 2014/16692 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere fatura içeriği malların teslim edildiğinin ispat külfeti davacıya ait olup tek başına fatura düzenlenmesi de alacağı kanıtlamaya yeterli olmayıp faturanın tebliğ edilip itiraza uğramadığı hususunun da ayrıca ispatlanması gerekmektedir.

Huzurdaki davada ise davacı tarafın yalnızca tarafından düzenlenen fatura/ticari defter ibraz etmekle ispat külfetini yerine getiremediği, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmadığı ancak bilirkişi raporunun tebliği aşamasından sonra yemin deliline başvurulduğu görülmüş ise de tatbiki gereken 6100 sayılı HMK’nın 227/1. maddesine göre, davacının yemin teklifinde bulunabilmesi için dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanması gerekmekte olup aksi hâlde yemin deliline cevaz verilemeyeceği anlaşılmıştır.

(Emsal ilam: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/15-2062 esas, 2019/402 karar sayılı ilamı.) Anılan düzenleme, 6100 sayılı HMK’nın 119/1-f maddesi ile 194. maddeleri uyarınca tarafın dava dilekçesinde, dayandığı delilleri bildirmesi ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterilmesi gerektiği yönündeki düzenlemelerin de bir gereği olup somut olaya bakıldığında, davacı vekilinin dava dilekçesindeki delilleri arasında açıkça yemin deliline dayanmadığından yasal süreler geçtikten sonra karşı tarafa yemin teklif etme hakkının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Tüm bu gerekçeler ışığında; sübut bulmayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi açıklandığı üzere;

1-Davanın REDDİNE,

2-Davacı tarafından yatırılan 198,47-TL harçtan 59,30-TL'in mahsubu ile bakiye 139,17-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

3-Davalı, kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 4.080,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

4-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333. maddesi ile Yönetmeliğin 207. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle; hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak yazı işleri müdürü tarafından iadesine,

Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 27/01/2021

Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır

İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/827, K. 2021/38, 27 Ocak 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Talep
  5. Cevap
  6. Deliller Ve Gerekçe
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/827
Karar No
2021/38
Tarih
27 Ocak 2021

İlgili Kararlar

  • Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2018/827 K.2021/16
  • İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2018/828 K.2021/11
  • Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2018/829 K.2021/51
  • İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2018/829 K.2021/51
  • İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2018/830 K.2021/12
  • Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2018/830 K.2021/2

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.